Türkiye ekonomisi Mersin’de masaya yatırıldı

Tarih: 12 Kasım 2020 Perşembe 17:47

Türkiye ekonomisinin geldiği son nokta ve çözüm önerileri ile ilgili değerlendirme yapmak üzere Mersin’e gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı Başkanı Faik Öztrak, içinde bulundukları dönemde ekonomi ile ilgili bir buhran yaşandığını söyledi. Öztrak, Türkiye’nin içine düşürüldüğü buhrandan çıkarmak için önce güvene, güven için de yeni kurallara, yeni kurumlara ve yeni kadrolara ihtiyaç olduğunu belirtti.

Haber-Gizem Konucu

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi Masası Başkanı Faik Öztrak ile CHP Ekonomi Masası üyeleri, Türkiye ekonomisinin geldiği son nokta ile ilgili değerlendirme yapmak ve çözüm önerilerini dile getirmek için Yenişehir Atatürk Kültür Merkezi’nde “Ekonomi Masası” adlı panelde bir araya geldi. Toplantıya Fethi Açıkel, Veli Ağbaba, Ahmet Akın, Orhan Sarıbal, Özgür Karabat, Çetin Osman Budak, Mehmet Güzel Mansur panelist olarak yer alırken, CHP Mersin Milletvekilleri, CHP Mersin İl Başkanı Adil Aktay ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ilçe belediye başkanları da katıldı.

 

“ZAYIF BİR EKONOMİ EN BÜYÜK BEKA SORUNUDUR”

Toplantının açılış konuşmasını yapan CHP İl Başkanı Adil Aktay, yapısal sorunların çözülmediği, uzun vadeli stratejik planlama yapılmadığı, çağdaş demokrasi ve hukuk devleti standartlarına sahip olunmadığı için devamlı bir kriz hali yaşandığını söyleyerek konuşmasına başladı. Aktay, “En önemlisi de ekonominin bütün toplumsal kesimlerin ortak akılla ve basiretle davranmaları gereken çok kritik bir alan olarak görünmemesi. Hâlbuki zayıf bir ekonomi en büyük beka sorunudur. Ekonomi deyince, her şeyden önce üretimi, istihdamı, yüksek katma değeri, ihracatı, sosyal barış ve adaleti sağlamak zorundayız. Ekonomik sorunları ancak hukukun üstünlüğüne dayalı, demokratik bir yapı içerisinde ve toplumsal uzlaşma ile çözülebileceğini görmek zorundayız. Mersin bu anlayışın çok yaygın olduğu toplumsal uzlaşma arayışı güçlü bir kenttir. Bu nedenle ekonomik krizi aşmak için yapılması gerekenlerin değerlendirileceği bu toplantının son derece işlevli olacağına inanıyorum” ifadelerini kullanarak sözlerini sonlandırdı.  

 

“MUHALEFETİN GÖREVİ; ALTERNATİFLER YARATMAK, ÇÖZÜM YOLLARI ÜRETMEKTİR”

Demokraside herkesin düşüncelerinin hür şekilde ifade edilme hakkı olduğunu düşündüklerini söyleyerek konuşmasına başlayan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, “Demokrasilerde iktidarlar yönetirler, politikalarını ortaya koyarlar. Muhalefetin görevi özellikle çoğulcu parlamenter sistemde, mecliste oturur olanları sessiz bir şekilde izlemek değildir. Yanlışlıklar karşısında sesini yükseltmek, alternatifler yaratmak, çözüm yolları üretmektir” şeklinde konuştu. Doğru yapılan uygulamalar, doğru yapılan politikalar varsa onların yanında olunması gerektiğini belirten Seçer, “Bugün burada partimizin amacının; Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu siyasal, ekonomik, toplumsal problemlerine ışık tutmak, bunları kendimizce değerlendirmesini yapıp, çözüm önerilerini ortaya koymak. Eğer fikirler çarpışırsa, ortaya çıkan kıvılcım bizim yolumuzu aydınlatır. Mersin çok önemli bir kent. Çok kadim bir kent. Sadece Türkiye’de değil, bana göre hem bölgede, hem dünyada geleceğin yıldızı parlak çok müstesna şehirlerden birisi. Çok dinamik sektörlerimiz var. Mersin’in çok diri bir ekonomisi var. Turizmden, lojistiğe, sanayiye önemli yatırımlar var. Savaşta, pandemide ve diğer olumsuz koşullarda diri bir gıda sektörü var. Pandemide çok sıkıntı yaşayan yerlere oranla Mersin pandemiyi çok az sıkıntı ile yaşadı. Bu bizim için sevindiricidir. Kentimizin her noktasına değer katmak istiyoruz” açıklamalarında bulundu.

 

“ZİYARETLERİMİZE DOĞU AKDENİZ’DEN BAŞLAMAMIZ TESADÜF DEĞİL”
Ekonomi Masası Başkanı Sayın Faik Öztrak, COVİD -19 salgınından önce, ekonominin dalgalanmaya başladığı günden bu yana gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek, Türkiye’de en kapsamlı salgınla ilgili raporu hazırladıklarını ve bu raporu tüm parti genel başkanları ile paylaştıklarını dile getirdi. Çeşitli çözüm önerileri sunduklarını ve bunu hem kamuoyu hem de hükümetle paylaştıklarını dile getiren Öztrak, “Bir kez daha sahada bizim çözüm önerilerimizi, bizim ülke ekonomisine nasıl baktığımız konusundaki önerilerimizi paylaşmak üzere illeri ziyaret ediyoruz. Ziyaretlerimize Doğu Akdeniz’den başlamamız tesadüf değil. Doğu Akdeniz hem ülkemizde hem dünyada en sıcak bölgelerden  biri. Doğu Akdeniz ülkemizin dış politikasından önemli ölçüdeki etkilenen bölgelerimizden biri. Biz de bu çerçevede bazı gelişmeleri daha yakından takip edebilmek için sizinle çözüm önerilerimizi paylaşmak için buradayız” dedi.

 

“ESAS KRİTİK OLAN TEK ADAM PARTİ DEVLETİ REJİMİNE GEÇİŞİMİZDİR”

İçinde bulunduğumuz dönemde ekonomi ile ilgili bir buhran yaşandığını söyleyen Öztrak bu durumla ilgili bir sunum hazırladıklarını dile getirdi. Son 2 yılda tek adam parti rejimine geçildiğini öne süren Öztrak, “Ülkemiz bir buhranda, devlet krizi ekonomik krizle iç içe geçmiş durumda. Tek adam parti rejimine geçtikten sonra pek de rahat nefes alamadık. Tek adam rejimi devleti ve ekonomiyi krize soktu. Aslında ekonomik olarak ayrışmaya başladığımız dönem, 2007’dir. 2007den sonra özellikle cumhurbaşkanını halkın seçmesiyle birlikte iktidarın, mevcut yönetimin bu seçimi almasından sonra bir gevşeme oldu. Oradan itibaren de biz, bize benzeyen ekonomilerden koptuk. Ama esas kritik olan tek adam parti devleti rejimine geçişimizdir” açıklamalarında bulundu.

 

“SİYASETİN GENLERİ BOZULMAYA BAŞLADI”

Öztrak sözlerine şu şekilde devam etti: “2014 yılında 2. defa cumhurbaşkanlığı seçiminde de ‘Ben alışılmış bir cumhurbaşkanı olmayacağım’ sözleriyle gelindi. Sonra 2018 yılında seçimlere giderken ‘verin kardeşim yetkiyi faizle şunla bunla nasıl uğraşılır’ noktasına geldik. Aslında buna benzer bir lafı ‘400 milletvekili verin biz artık bu demokrasiyle bu işi götüremiyoruz değiştirelim’ 2015 seçimlerine giderken de duyduk. 2015 seçimlerinde 400 milletvekili alamadık, ne oldu arkadan bir daha seçime gittik. Siyasetin genleri bozulmaya başladı. 2016’da hain bir darbe girişimiyle askeri darbe girişimiyle karşı karşıya kaldık. Ve bu sürecin sonunda olağanüstü hal şartları altında, adeta bir sivil darbe ortamında anayasa referandumuna gitti. Anayasa referandumunda tek adam parti rejimine geçti. O gün bugündür Türk ekonomisinde çok sıkıntılı bir süreci idrak ediyoruz.”

 

“DEMOKRASİ CİDDİ ŞEKİLDE DARBE ALMAYA BAŞLADI”

Tek adam rejiminin hem parti başkanı hem de cumhurbaşkanı olarak anlaşılması gerektiğini söyleyen Öztrak, bu durumdan en son İsmet İnönü zamanında olduğunu belirtti. Öztrak, “Tek adam rejimi bundan tam 80 yıl önce vardı. O dönemde Celal Bayar bu işin böyle gitmeyeceğini söyledi. İsmet Paşa da böyle bir değişiklik ihtiyacının olduğunu anladı. O çerçevede cumhurbaşkanlığıyla parti genel başkanlığını ayırdı. O zamana kadar iç işleri bakanı aynı zamanda partinin genel sekreteriydi. Bundan tam 80 yıl sonra hem cumhurbaşkanını hem genel parti başkanını aynı kişi yaptık. Ki gelirken tarafsız kalacağına söz vermişti. Bu süreçte ülke bir devlet krizine adım adım gitti. Kuvvetler ayrılığı dediğimiz şey kalmadı” şeklinde konuştu. Yasama, yürütme ve yargının arasında birbirini denetleyen ya da birbirinden ayrı olması konusunun ortadan kalktığını belirterek sözlerine ekleyen Öztrak konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Hukukun üstünlüğü yavaş yavaş bitti. Demokrasi ciddi şekilde darbe almaya başladı. Denge ve denetim mekanizmaları sistemin içinde işlemez oldu” dedi.  Öztrak, devlet krizinin yargının yasamaya müdahale etmesi olduğunu belirterek “Devlet krizi, son istifa mektubunda söylendiği gibi at izinin it üzerine karışmasıdır. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Böyle olunca da can güvencesi yok, mal güvencesi yok. İş adamı yatırım yapamıyor. Çünkü ileri doğru ne gelecek başıma diye güvenemiyor. Acaba benim fabrikamı, malımı, mülkümü elimden alırlar mı diye düşünüyor” ifadelerini kullandı.

 

 

“BU DÖNEMDE MİLLİ GELİRİMİZ AZALMIŞ”
Devlet krizine yol açan başka bir durumun ise dış politikanın giderek bir iç politika malzemesi haline gelmesi olduğunu iddia eden Öztrak, “Kurumlar gerçekten yıprandı. Bürokraside liyakat yerine itaat ve sadakat geldi. Bağımsız özel kurumlar kalmadı. Partili cumhurbaşkanına, partili merkez bankası başkanı ekonomiden sorumlu, sonra da krize doğru gittik. Ama bu krizin ekonomiden sorumlu devlet başkanı eğer bakanın istifa sürecini dahi yönetmekte zorlandı. Hatırlayın ülke buhranda ama 27 saat hazine ve maliye bakanı var mı yok mu bilemedik. Bütün bunların hepsi devlet krizini açık seçik ortaya koyuyor. Ekonomik krizde ise büyüme modelinin tıkandığını görüyorum. Benzer ekonomilerin gerisine düşmeye başladık. Yine milli gelirimiz azaldı. 2013’te milli gelirimiz 1 trilyon dolarak yaklaşmıştı. Bu yıl baktığımızda 2020 yılı için hükümetin programı diyor ki milli gelir 702 milyar dolar olacak. 300 milyar dolar. Bu dönemde milli gelirimiz azalmış. Ve bunun sonucunda da ilk 20 büyük ekonomi liginden 2021 yılında düşmemiz kuvvetle muhtemel. Yerimize Tayvan gelecek. Tayvan’ın nüfusu 24 milyon bizim nüfusumuz 80 milyon. Aslında neden bu duruma geldik diye bakarsak. Taşıma suyuyla değirmen dönmediği için bu noktaya geldik. Reel sektör şirketlerinin net döviz borçlarına baktığımız zaman 2002 yılında 6,5 milyar dolar 2017 yılında 217 milyar dolar” diyerek Türkiye’nin en kırılgan 5 ekonomi arasında olmasının temelinin bu sorunlar olduğunu öne sürdü.

 

 

“EN SON YENİ DEDİĞİMİZDE BU BİZE 120 MİLYAR DOLARA PATLADI”

Öztrak, hazine müsteşarıyken yaptıkları düzenleme hakkında bilgilendirme yaparak, “Döviz geliri olmayan şirketler dövize borçlanamaz. Dövizle borçlanma imkanı getirdik ama eğer döviz geliri yoksa dövizle borçlanamaz. 2009 yılının haziran ayında döviz geliri olmasa da dövizle borçlanabilir şirketler dendi. O tarihten bugüne de şirketlerin döviz borcu aldı başını gitti. Karşılığında döviz yoksa o zaman kur farkı ciddi şekilde sıkıntı yaratıyor” dedi. Türkiye’nin içine düşürüldüğü buhrandan çıkarmak için önce güvene, güven için de yeni kurallara yeni kurumlara ve yeni kadrolara ihtiyaç var diyen Öztrak sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Son 1 haftadır ekonomi kadrolarında önemli değişiklikler oldu. Merkez Bankası Başkanlığına atanan Sayın Naci Ağbal, Hazine ve Maliye Bakanlığına atanan Sayın Lütfi Elvan geçmişte bürokraside beraber çalıştığımız son derece değerli insanlar. Kendilerine buradan başarılar diliyorum ama bir iki hususa da değinmeden geçemeyeceğim. Öncelikle hatırlayın bu ekonomiyi özel sektör şirketi gibi yöneteceğiz dediler. Maliye teftiş kurulunu kapattılar. Devlet planlama teşkilatını kapattılar. Şimdi bir maliye müfettişini ve bir hazine uzmanını ülkenin bu kötü gidişini değiştirmek üzere işbaşına getirdiler. Biz elimizden geldiği kadar bir yasa teklifi meclise geldiği zaman ülkenin yararınaysa bunları arkadaşlarımızla konuşarak destekleyeceğiz. Tabii yeni. En son yeni dediğimizde bu bize 120 milyar dolara patladı. İnşallah bu sefer öyle olmaz diyorum ama endişelerim var. Yardımcı pilotlar yeni ama kaptan pilot eski. Uçak da metal yorgunu. İzleyeceğiz. Hep beraber sonuçları göreceğiz.”

 


Etiket: cumhuriyethalkpartisi, faiköztrak, vahapseçer, adilaktay, ekonomi


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Hakimiyet Gazetesi Mersin | Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.net © Copyright 2021 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. Hakimiyet Gazetesi basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA