Bir çobanın, bir doktorun, bir vekilin hikayesi! | Hakimiyet Gazetesi

 
 
 

 
Bir çobanın, bir doktorun, bir vekilin hikayesi!


Tarih: 30 Kasım 2022 Çarşamba 18:49

Geçmiş dönem Mersin milletvekillerinden Hüseyin Çamak’ın yaşamı kitap oldu. ’Babam Hüseyin’ adını taşıyan kitabı, Hüseyin Çamak’ın kızı Zeynep Çamak Atış kaleme aldı.

Haber-Emrah Birgül

 

48 yıllık doktorluk serüveninde binlerce insanın yaşamına dokunan ve 'Mersin'in abisi' olarak anılan Hüseyin Çamak, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 26. Dönem CHP Mersin Milletvekili olarak görev yaptı. Çamak'ın çobanlıktan milletvekilliğine uzanan 'ilham dolu' yaşam öyküsü kitaba dönüştü. 'Babam Hüseyin' adını taşıyan ve Cumhuriyet Kitapları etiketiyle yayımlanan kitap, raflardaki yerini aldı. Mersin ve Türkiye siyasetinden de izler taşıyan kitabın Mersin'deki ilk imza günü Pazarcıklılar Derneği'nde yapıldı. Kitabın satışından elde edilen tüm gelir derneğe bağışlandı. Hüseyin Çamak ve kızı Zeynep Çamak Atış'la kitap hakkında konuştuk. Hüseyin Çamak, bir sonraki imza gününü Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nde yapmak istediklerini ve elde edilecek tüm gelirin derneğe bağışlanacağını söyledi.

 

GAZETEYE 'BANA İŞ VERİN' DİYE BİR MEKTUP YAZDI

16 Nisan 1948'de dünyaya geldiği belirtilen Hüseyin Çamak, kitabın ilk sayfalarında, "Annem hep beni karakışta doğurduğunu söylerdi. 16 Nisan yazıyor ama Ocak ayıdır diye tahmin ediyorum" ifadelerine yer verdi. Kahraman Maraş'ın Pazarcık ilçesine bağlı Cennetpınarı Köyü'nden üniversite öğrenimine uzanan süreçte Çamak'ın yazdığı bir mektup hayatını yeniden şekillendirdi. Tıp fakültesinden önce arkeoloji bölümü okuduğunu belirten Çamak, o süreçte Cumhuriyet Gazetesi'nin 'Cumhuriyete Mektuplar' köşesine "Fakir bir çobanın oğlu diyor ki; 'Okumak için; bana bir iş veriniz'" başlıklı bir mektup yazdı. O mektup üzerine Çamak'a Şermin Ulagay'dan bir dönüş geldi. Çamak, Şermin Ulagay'ın yazdığı yanıt mektubunu "Hayatımın dönüm noktası" olarak tanımladı.

 

MEKTUBU OKUYAN 'Ş.U.', ÇAMAK'IN YAŞAMINA YENİDEN YÖN VERDİ

Kitabın önsöz yazısını Şermin Ulagay'ın oğlu Osman Ulagay kaleme aldı. Önsöz yazısı, "'Ölüm dışında her şeyin çaresi var' diyen Dr. Hüseyin'in öyküsü" sözleriyle başladı. Kitabın arka kapak yazısını ise Osman Ulagay'ın eşi Gazeteci Meral Tamer yazdı. Tamer, arka kapak yazısına; "Hiç pes etmeyen, bardağın hep dolu tarafını gören, yüzünden gülümsemesi eksik olmayan, kendisiyle barışık, sakin ama sonuna kadar mücadeleci, 68 kuşağından bir adam. Maraş'ın suyu, elektriği, ilkokulu, yolu bile olmayan bir köyünde yoksul bir ailenin on bir çocuğundan beşincisi olarak dünyaya gelen, sekiz yaşına kadar Türkçe bilmeyen, çocuk yaşta çalışarak daha çocukken büyüyen, şansını kendi yaratan Hüseyin Çamak..." sözleriyle başladı.

 

ÇAMAK'IN YAŞAMI "YARIM YÜZYILLIK GERÇEKLERİ SIK SIK YÜZÜMÜZE ÇARPIYOR"

Tamer, yazının devamında ise şu ifadelere yer verdi; "Cumhuriyet Gazetesi'ne yazdığı mektupla gelen burs sayesinde yaşamının akışını değiştiren, çocukluğunun doktor olma hayalini gerçekleştiren, mesleğine aşık, hastalarını vaka olarak değil insan olarak gören vicdanlı bir doktor. Kimi zaman Alevi, kimi zaman Kürt, kimi zaman solcu olduğu için ayrımcılığa uğruyor, hor görülüyor, dövülüyor, gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Dr. Çamak, kızı Zeynep'in kalemiyle, cem törenlerinden Adalet Yürüyüşü'ne, 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinden 15 Temmuz darbe girişimine çok renkli bir yolculuk yaptırıyor bize. Hem doğup büyüdüğü coğrafya, hem maddi koşullar, hem de mesleği nedeniyle karşılaştığı, Türkiye'nin yarım yüzyıllık gerçeklerini sık sık yüzümüze çarpıyor."

 

'HUĞ'DAN TBMM'YE UZANAN BİR YAŞAM

Alevi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Çamak, çocukluğu 'huğ' adı verilen bir yapıda geçirdi. Bir yanında hayvanların, diğer yanında ise aile fertlerinin yaşadığı dört duvardan oluşan 'huğ'da yaşayıp, bir yandan da çobanlık yaptığı çocukluk yıllarında 'Salman abisi' yanında oldu. 8 yaşından sonra Türkçe'yi ve okuma-yazmayı öğrenen Çamak'ın hayatına dokunan ilk isim ise Ali Çavuş oldu. Köyün tek okur-yazarı olan Ali Çavuş'un hayatına dokunmasıyla öğrenim serüvenini sürdüren Çamak'ın yaşamı önce hekimliğe, ardından milletvekilliğine kadar uzandı. Kitap, hem Çamak'ın yaşamından hem de siyasetten önemli izler taşıdı. Kemal Kılıçdaroğlu'ndan Macit Özcan'a birçok siyasetçinin ismini geçtiği kitabın 249'uncu sayfasında yer alan bir anı dikkat çekti. 2004'teki yerel seçimlerinin işaret edildiği anıda, Hüseyin Çamak'ın "Sayın Yılmaz Büyükerşen, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı için DSP'den aday olmamı istemişti" ifadeleri yer aldı.

 

GAZETELER, ÇAMAK'IN YAŞAMINDA HEP ÖNEMLİ BİR YER EDİNDİ

Hüseyin Çamak'la kitap hakkında sohbet ettik. Gazetelerin yaşamında önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Çamak, "Benim yaşımda Cumhuriyet Gazetesi'nin özel bir yeri var. 1963'te daha ortaokuldayken, Cumhuriyet Gazetesi'ni okumaya başlamıştım ve o zamandan bu yana da hiç kesmedim. Yalnız iki kez, biri 70'li yıllarda, biri de 90'lı yıllarda bir yönetim değişikliği olunca, Cumhuriyet Gazetesi çizgisinden saptırılmaya çalışıldı. Bütün okurları protesto ettiği gibi ben de protesto ederek, Cumhuriyet Gazetesi'ni okumayı bıraktım ve neredeyse tiraj 0'a inince, o yönetimler gazeteyi bırakmak zorunda kaldılar. Eskiler gelince, gazetemize tekrar döndük ve okumaya devam ettik" dedi.

 

O GÜNLERİ ANLATTI: "GAZETEYE BİR MEKTUP YAZDIM"

Cumhuriyet Gazetesi'nin yaşamına yön veren özel bir yeri olduğunu da sözlerine ekleyen Çamak, "1967'de üniversiteyi kazanıp Ankara'ya gittiğimizde cebimizde para yoktu, parasız-pulsuzduk. Ben de gece eğitimi veren bir bölüm seçmiştim, arkeoloji bölümünü. Gündüz de iş bulurum ve çalışırım düşüncesiyle yola çıkmıştım. O zaman 'ne yapabilirim' dedim. 'Biri bana iş versin' diye devlet dairelerine gidiyorum, özel sektöre gidiyorum. Yok. Herkes olduğu gibi beni çeviriyor. Şimdi de aynı durum söz konusu. Aklıma geldi, Cumhuriyet Gazetesi'nin 'okur mektupları köşesi' var, 'buraya bir mektup yazayım' dedim. Yazdım. Bir hafta geçmeden, 7 Aralık 1967'de bir baktım mektubum çıktı ve talepler gelmeye başladı. Kimi para göndermek istiyor, kimi parasal yardım yapmak istiyor. Ama ben bunların hiçbirini kabul etmedim. 'Ben bir iş istiyorum' dedim. Sonra bir ara bütün mektuplardan farklı bir mektup geldi" ifadelerine yer verdi.

 

HÜSEYİN ÇAMAK'IN YAŞAMINDAKİ KIRILMA ANI

O mektubun Şermin Ulagay'dan geldiğini söyleyen Çamak, "Şermin Hanım'ın o mektubu okumasıyla ve bana yazdığı mektupla hayatımın akışı değişti. O an Hüseyin Çamak'ın yaşamının kırılma anıdır. Bana iş talebinde bulundu" dedi. O mektupların şu anda elinde olmadığını sözlerine ekleyen Çamak, "Keşke o ilk mektup elimde olsaydı da kitapta olduğu gibi orijinal haliyle bassaydık. Ama özetle şöyle söylüyor; 'Çocuğum, ben nice öğrenciye burs verdim. Varlıklı bir ailedenim. Ama siz gençler onurunuza çok düşkünsünüz. Bunu gurur meselesi yapmayın. Bu bizim yapmamız gereken bir şey.' Böyle duygu yüklü bir mektuptu. Ben de o zaman cevaben 'O zaman ben tıp okumak istiyorum' demiştim. 'Eğer bu bursunuz gelecek yıl için de geçerliyse, tekrar sınava gireceğim. Tıp'ı kazanırsam' demiştim. Bana gelen cevapta, 'Ben zaten ilaç fabrikasının ortaklarındanım, bizim için daha iyi olur' demişti. Böylece yeniden sınavlara girdik. Hikaye uzun. Böylece bir kesişme anı oldu" diye konuştu.

 

ÇAMAK, SADECE 'BURS' DEĞİL 'SORUMLULUK' DA ALDI

Şermin Ulagay'la kurdukları bağın hep sürdüğünü vurgulayan Çamak, "8 Kasım'da İstanbul'daydım. Yurtdışı gezisine çıkıyordum. Eşimle birlikte yine mezarının başına gittik. Mezarının üstünü temizlettim. Eşimle birlikte saygılarımı sundum. İstanbul'a yolum düştükçe mezarına gitmeyi ihmal etmiyorum" dedi. Tıp fakültesinde öğrenim gördüğü yıllara dönerek sözlerini sürdüren Çamak, "Bu burs almaya başlayınca büyük bir sorumluluk hissettim. Hatta Şermin Hanım beni tam tanımadığı için 'evladım her ders yılı sonunda notlarını bana göndereceksin' dedi. 1, 2 ve 3'üncü sınıfta gönderdim. Bana bir mektup yazdı. 'Tamam evladım, bir daha gönderme, anlaşılmıştır' dedi. Tabi büyük bir sorumluluk altına girdim. O verilen bursun bedeli, karşılığı olarak ve ona layık olmak için herkesten daha çok çalışıyordum. Derslerime kendimi daha çok veriyordum. Bir sorumluluk duygusu aldık ve bu sorumluluk aileye bağlı olarak devam ediyor" ifadelerine yer verdi.

 

ANLATTI... ANLATTI... EN SONUNDA KİTAP OLDU

Kitabın ortaya çıkış sürecini de anlatan Çamak, "Eskiden beri ben bir şeyleri bir yerlerde konuşurken, birileri çıkıp 'bunları niye yazmıyorsun, yazılsa iyi olur' diyordu. Eskiden beri ben günlük de tutuyordum. Ama birkaç kez evim polis tarafından basıldığı için bu günlüklerimin çoğu yok oldu. Elimizde bir tane kalmıştı. Ama kitap bittikten sonra eşim çeyizinin arasında onu buldu. Hatta kızım o günlüğü alıp editörlere götürünce, günlüğe bakıyorlar, 'bu kitabı bir yana bırak, bu notları olduğu gibi basalım' diyorlar. Notları çok ilginç buluyorlar. Kızım da 'hayır, ben onu ayrıca değerlendireceğim' diyor. 'Ben buraya 2 yıllık bir emek verdim diyor'" şeklinde konuştu.

 

MERSİN'İN HÜSEYİN ABİSİ: "BENİM İÇİN ONURLARIN EN BÜYÜĞÜ 'ABİ' DENMESİ"

herkesimin sevdiği bir isim olmasının altında yatan sebepten söz eden Çamak, "Bu insanın yapısından kaynaklı bir şey. Hoşgörülü olmak, sakin olmak, karşıdakini rencide etmemek, üzmemek. Bundan kaynaklanıyor" dedi. Çamak'a "Mersin'de 'herkesin Hüseyin abisi olmak' nasıl bir duygu" diye sorduğumuzda ise "Benim için onurların en büyüğü 'abi' denmesi, 'Mersin'in abisi' diye hitap edilmesi. Demek ki ben bu duyguyu yaratmışım. Herhalde insanlara insan gibi davranmakla, kimseyi kırmamakla, hoşgörülü davranmakla; herhalde bundan ve kendiliğinde olmuştur. Özel bir çaba sarf etmiş değilim. 'Muhakkak abi olacağım' demedim. Herkesin yapması gerekenleri yaptım. Bunu yapmaya çalıştım" yanıtını verdi.

 

ÇAMAK 'BIRAKACAKTIM' DEDİ, KIZI EKLEDİ: "HEKİMLİĞİ BIRAKACAĞINA HİÇ İNANMIYORUM"

Yakın zamanda 'hekimliği bırakma' düşüncesine kapıldığını belirten Çamak, "50 yılı tamamlayıp bırakmayı düşünüyordum. Bazı olaylardan rahatsız olup 3 Kasım'da hekimliği bıraktım. Ama bu gezi dönüşümüz, 'bana sakın bırakma Hüseyin' dedi bir hekim arkadaşımız. 'Hastaların senin tecrübelerine ihtiyacı var. Bir de bırakırsan kendin çökersin, kopma' dedi. Hekimlikte istediğiniz kadar bilgili olun, tecrübeniz yoksa o bilgiyi hastanın durumuyla harmanlayıp ortaya koyamazsınız. Bunu da yaptığıma inanıyorum" diye konuştu. Çamak, şu anda hekimliğe devam ederken; kızı Zeynep Çamak Atış ise "Babamın hekimliği bırakacağına hiç inanmıyorum. Çünkü mesleğine çok aşık. İnsana çok aşık. İnsana şifa dağıtmayı yaşam amacı edinmiş biri" ifadesine yer verdi.

 

"BAŞKA KİMİN YAŞAMINI YAZMAK İSTERDİNİZ" DİYE SORDUK, "ŞENER ŞEN" YANITINI ALDIK

Kitabın yazarı ve Hüseyin Çamak'ın kızı Zeynep Atış Çamak'la da konuştuk. Şu anda 37 yaşında olan Çamak, 11 yaşında Mersin'den ayrıldığını söyledi. İzmir Fransız Saint Joseph Lisesi'nde okuyan abisinin peşinde İzmir'e gittiğini belirten Çamak, "Hep söylerim; ben Mersin'de doğdum ama İzmir'de büyüdüm" dedi. Çocukluğundan bu yana yazmayı ve okumayı çok seven birisi olarak babasının yaşamını kaleme alan Çamak'a "Babanız dışında kimin yaşamını yazmak isterdiniz" diye sorduğumuzda, "Şener Şen" yanıtını aldık. Şu anda dramaturji alanında uygulamalı dersler veren ve eşiyle birlikte kısa film senaryoları üzerinde çalıştığını belirten Çamak, 'Babam Hüseyin' kitabının 2 yıllık yoğun ve yorucu bir tempo sonucu ortaya çıktığını söyledi.

 

ŞERMİN ULAGAY'I "ŞERMİN ANNEM" DİYE ANLATTI

Üniversite döneminde babasına "Ben senin hayatını yazacağım" dediğini belirten Çamak, kitabın yazılışının pandemi sürecine denk geldiğini vurguladı. Zeynep Atış Çamak, kitapta uzun uzun söz edilen ve Hüseyin Çamak'ın da anlattığı Şermin Ulagay'ı sorduğumuzda ise "Ben o günleri dinlemekten ziyade aslında birebir şahit oldum. Çocukluğumu hatırladığım zaman; benim bir anneannem vardı, bir babaannem vardı bir de 'Şermin annem' vardım. İlerleyen süreçte biraz daha aklımız erince hikayesi bize anlatıldı. Ama babamın da annemin de Şermin anneyle vakit geçirdiğimizde bize söylediği şey 'bu bizim annemiz' sözü oldu. Onların İstanbul'daki evlerine ben de çocukluğumda sık sık gidip geldim. Şermin anne Mersin'e gidip gelirdi. Hep bir aile gibi olduk. Sanki İstanbul'da yaşayan benim bir babaannem ya da babaannemin kardeşi vardı" yanıtını aldık.

 

UMUDUNU YİTİRME AŞAMASINDA OLANLARA SESLENDİ: "'BABAM HÜSEYİN'İ OKUMALISINIZ"

Babasının yaşamını 'ilham verici' ve 'zorluk tanımayan bir hayat' olarak gördüğünü sözlerine ekleyen Çamak, Mersin siyasetinin yer aldığı anıları kaleme aldığında ise okurlar gibi kendisinin de o süreçte birçok şey öğrendiğini söyledi.  Babasının 2015'teki genel seçimler sürecinde ön seçimden ilk sırada çıkmasını 'hakkını almak' şeklinde nitelendiren Çamak, babasının bir dönem milletvekilliği yaptığını söyledi. Sonraki süreçte 'tekrar aday ol' şeklinde pozitif ısrarların geldiğini ancak babasının aday olmayı düşünmediğini belirten Zeynep Çamak Atış'a, babası için kamuoyunda 'Mersin'in abisi' denildiğini söyledik. Çamak ise "Aslında kitabın ismini bir ara öyle mi yapsak diye düşündük ancak lokal kalmasını istemediğimiz için vazgeçtik" dedi. Çamak, tam da 'bitti' denilen yerde hayata nasıl bağlanıldığını görmeleri için umudunu yitirme aşamasında olan herkese 'Babam Hüseyin' kitabını okumalarını önerdi.


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
 
  BASIN İLAN
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.net © Copyright 2019-2023 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. Hakimiyet Gazetesi basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA