Mersin’in Zemini Güvenli Mi Yoksa Tehlikeli Mi?




Tarih: 12 Mart 2023 Pazar 15:37


Jeoloji Mühendisleri Odası Mersin İl Temsilcisi Erkan Demir, Mersin’le ilgili geçmişten bu yana uyarılarda bulunduklarını vurgulayarak, "Mersin çok çarpık ve hızlı büyüyen bir kent. Ama şehrin yerleşim alanı anlamında kurulduğu bölge, maalesef zemin koşulları açısından çok tehlikeli bir bölge" dedi.

Haber-Emrah Birgül

 

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'ne bağlı Jeoloji Mühendisleri Odası Mersin İl Temsilcisi Erkan Demir, katıldığı bir televizyon programında önemli açıklamalarda bulundu. 'Türkiye bir deprem ülkesi' cümlesinin sık sık gündeme geldiğini belirten Demir, "500-550 arasında deprem üreten bir fay sayısından bahsediyoruz. Oda'mızın yaptığı son çalışma; yine bu 'diri fay' diye tanımladığımız yani 5.5 üzerinde deprem üretebilecek, deprem riski olan fayların dağılımına baktığımız zaman maalesef 24 tane ilimizin merkezinden, 110 ilçemizin merkezinden ve 502'nin üzerinde köyümüzden geçiyor" diye konuştu.

 

"YILLARDIR HER DEFASINDA MECLİS'E BU YASA TEKLİFİ GELİYOR VE KABUL EDİLMİYOR"

"Bu ne anlama geliyor?" diyerek sözlerini sürdüren Demir, "Bugünün mühendislik çalışmalarıyla; bizim bu fay kuşakları üzerinde yani bu 'fay sakınım bantları' dediğimiz alanlar üzerinde inşa edeceğimiz her türlü yapı ya da inşa ettiğimiz her türlü yapı yıkımı bekliyor. Bunu şöyle açıklayabilirim; son depremde biliyorsunuz, yer ciddi anlamda bir değişikliğe uğradı. Yani demiryolları, yollar, tarım arazilerindeki faylanmadan kaynaklı yer değiştirme; üzerindeki her türlü yapıyı yok etti. Yani köprülerimiz, yollarımız, kamu binalarımız, hastanelerimiz; bu fay hatları bizim için öncelik. Neden öncelik? Bununla ilgili yıllardır uğraşıyoruz. Biz meslek odası olarak Türkiye'de birinci noktada bu fay hatları üzerinde 100 bin civarında bir konuttan bahsediyoruz. Bir an önce çıkartılacak bir 'Fay Yasasıyla' bu alanların terk edilmesi, yani yapılaşmaya kesinlikle yasaklanması gibi bir yasa teklifimiz vardı. Maalesef yıllardır her defasında Meclis'e bu yasa teklifi geliyor ve kabul edilmiyor" ifadelerine yer verdi.

 

"SORUN DEPREM DEĞİL, SORUN BİZLERİN İNŞA ETTİĞİ YAPILAR"

Geçmişte yaşanan deneyimlerin taşıdığı öneme değinen Demir, "Evet, 'Türkiye bir deprem ülkesi' ve bu deprem ülkesinde bizim kesinlikle geçmişimizdeki deneyimlerle hareket edip, tüm yapılaşmamızı, tüm mühendislik yapılarımızı, barajlarımızı, hastanelerimizi, kamusal binalarımızı buna göre inşa etmemiz gerekiyor. Maalesef şunu gördük; son depremle birçok hastanemiz bile yıkıldı. Hatay-İskenderun özelinde ya da Maraş özelinde birçok kamu binasının, birçok yeni binanın yerle bir olduğu, yaşamın tamamen sona erdiği bir coğrafyadan bahsediyoruz. Demek ki biz bu süreçten hiçbir şekilde bir ders almamışız. Şöyle bakmak gerekiyor; Türkiye bir deprem ülkesi. Yani 5 yılda bir biz 7 büyüklüğünde bir depremle ister istemez bu coğrafyada yüz yüze geleceğiz. Sorun deprem değil, sorun bizlerin inşa ettiği yapılar" diye konuştu.

 

"BU, SADECE DEPREMLERDEN İBARET DEĞİL"

Afete duyarlı kentler kurulması gerektiğini belirten Demir, "Biz, depremleri yani doğayı anlayıp; doğanın dilini bir şekilde yorumlayıp ona göre kentlerimizi dizayn edersek yani afet duyarlı kentler... Bu sadece depremlerden ibaret değil. Yağmur yağıyor, sel oluyor. İşte kentlerimiz zarar alıyor. Tarım arazilerimiz zarar alıyor. Can kayıpları yaşıyoruz. Her yıl kaya düşmesinden, heyelandan birçok canımızı kaybediyoruz. Dere yataklarına inşa ettiğimiz yapılar yüzünden maalesef yağmur sonrası birçok kentte her yıl bilançolara baktığımız zaman biz sürekli olarak yanlış yer seçimi, yanlış bina inşası ve her doğa olayı bize bir afet olarak geri dönüyor" ifadelerine yer verdi.

 

"TEK YOLU VAR; JEOLOJİK HİZMETLERİN BU SÜREÇLERDE İÇSELLEŞTİRİLMESİ"

"Buradaki temel sorunumuz şu" diyerek açıklamalarını sürdüren Demir, "Biz ne zaman afete duyarlı kentler inşa etmeye başlarsak ki bu kentleri inşa etmemizin tek yolu var; jeolojik hizmetlerin bu süreçlerde içselleştirilmesi. Yani planlama aşamasından yapı inşa ve sonrasına varana kadarki tüm süreçte jeolojik hizmetlerin hayata geçirilmesi gerekiyor" dedi.

 

"MERSİN'DE ÇOK BÜYÜK BİR DEPREM BEKLEMİYORUZ"

Mersin'le ilgili geçmişten bu yana uyarılarda bulunduklarını vurgulayan Demir, "Evet, Mersin çok çarpık ve hızlı büyüyen bir kent. Ama şehrin yerleşim alanı anlamında kurulduğu bölge maalesef zemin koşulları açısından çok tehlikeli bir bölge. Bunu şöyle açıklayabiliriz; evet Mersin'de çok büyük bir deprem beklemiyoruz. Mersin'de 7 üzeri bir deprem zaten söz konusu değil. Ama biz şunu gördük; son depremde biz 300 kilometre mesafeden evlerimizi terk etmek zorunda kaldık. Bu bize bir uyarıydı. Hemen bitişiğimizde, yani depremin odak noktasından 200-250 kilometre mesafede Adana'dan bahsediyoruz. Binalarımız yıkıldı. Bakın çok uzakta değiliz aslında. 7 üzerindeki bir deprem, 300 kilometreden bizi bu kadar sarsarken; 200-250 kilometrede birçok yapıyı yerle bir etti" diye konuştu.

 

"BİLİMDEN UZAK BİR YAPI ANLAYIŞIYLA KURDUĞUNUZ KENTLER YERLE BİR OLACAKTIR"

Sorunun 'inşa edilen binaların uygunluğu' olduğunu sözlerine ekleyen Demir, "Sorun depremin büyük olması ya da depremin bu kadar büyük mesafede yıkıcı olmasıyla ilgili değildi. Sorun bizim inşa ettiğimiz yapıların uygun olmayan yerlere inşa edilmesi ve maalesef mühendislik süreçlerinden tamamen yoksun olması. Bu cümlenin altını çizmek istiyorum. Çünkü maalesef 1950'lerden bu yana 22 tane imar affıyla tüm mühendislik, mimarlık denetim süreçlerinden bağımsız, birilerinin kendi bilgisiyle inşa ettiği yapılarda şu anda hayatımızı idame ettirmeye çalışıyoruz. Çünkü her imar affı aslında birçok kaçak yapıyı ruhsatlı hale getirdi. Burada devleti eleştirmek gerekiyor. Çünkü 1999 depremi aslında bir milat olmalıydı. Yani Türkiye'de bu imar aflarıyla yaşanan sorun aslında 1999 depreminde açığa çıkmıştı. Yani mühendislikten uzak, bilimden uzak bir yapı anlayışıyla kurduğunuz kentler yerle bir olacaktır" ifadelerine yer verdi.  

 

"ZATEN YERLEŞİME KAPALI OLMASI GEREKEN BİR ALANDI"

1999 depreminde büyük hasar gören bölgeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Demir, "Doğal olarak 1999 depremindeki bölge de aslında fay hatlarının geçtiği, biraz önce fay hatlarından bahsettim. Bu bölge zaten yerleşime kapalı olması gereken bir alandı. O fay hatlarına en azından uzak, zemin koşullarına uygun binaların inşa edilmesi gerekiyordu" dedi.

 

"BİZİM DEPREMİ ÖNCEDEN TAHMİN ETMEK TARİHİ VERMEK GİBİ BİR LÜKSÜMÜZ OLAMAZ"

Depremlerle ilgili özellikle sosyal medyada 'tarih ve saat veren kişilerle' ilgili eleştirilerde de bulunan Demir, "Bazı şeyler için 'bilemiyoruz' diyebiliyoruz ama biz şunu diyebiliyoruz; evet, deprem ülkesiyiz. Bölgeyle ilgili tahminlerimiz var. Evet, şuada şu fay var; şu fay şunu üretir, burada bir yıkım olur. Bir depremle ilgili biz hiçbir zaman için 'şu tarihte şu deprem olur' diye bir cümle kullanmadık. Jeoloji bilimiyle ilgili okur-yazarlığı olan hiç kimse böyle bir cümleyi zaten sarf edemez. Bu birazcık falcıların işidir. Hiçbir bilim insanının bugüne kadar böyle bir açıklaması olmadı. Bizim depremi önceden tahmin etmek gibi, tarihi vermek gibi, saatini vermek gibi bir lüksümüz olamaz. Böyle bir şey zaten söz konusu değil, bilimsel değil. Dönüp baktığımız zaman, Türkiye'de fay hatlarıyla ilgili yapılan çalışmalar, yılların birikimi. Türkiye bu konuda geri bir ülke değil" ifadelerine yer verdi.


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2024 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA