ATANMIŞ GEÇİM DERDİNDE, ATANAMAYAN EKMEĞİNİN PEŞİNDE




Tarih: 24 Kasım 2025 Pazartesi 09:56

RÖPORTAJ: RAZİYE ERDEN YILDIRIM

Yıllar geçti, şehirler değişti ama Kemal Sunal’ın canlandırdığı “Hüsnü Öğretmen”in kaderi değişmedi. Atanamayan öğretmen kardeşler Sevda-Mehmet Gezginci ile Türkiye’de “öğretmenlik gerçeği”ni konuştuk

Küçük bir kasabada öğretmenlik yapan bir adamın, büyük şehre atanmasıyla değişen hayatı… Kemal Sunal’ın canlandırdığı ‘Hüsnü’ karakteri, yalnızca bir filmin konusu değil, bugün binlerce öğretmenin gerçeği aslında.

Hüsnü, ailesini geçindirebilmek için türlü işlere girip çıkarken, diploması bir kenarda, geçim derdi ise yaşamının tam ortasında kalıyordu. Yıllar geçti, şehirler değişti ama öğretmenin kaderi değişmedi.

Bugün karşımızda Hüsnü yok. Bugün ‘binlerce’ öğretmeni temsil eden ‘onlar’ var.

Mehmet Gezginci ve ablası Sevda Gezginci…

*

Gezginci kardeşlerin küçük olanı Mehmet, bilgisayar öğretmeni.

Pandemi öncesi ücretli öğretmenlik yaptı. Maaşı düşük, imkânı yok, umudu ise her yıl biraz daha eksiliyor. Pandemiyle birlikte kapılar tamamen kapanmış ve kendini bir tavuk firmasının Bilgi İşlem Bölümü’nde bulmuş öğretmen Mehmet: “Öğretmendim, şimdi işçiyim.” diyor.

Ablasının hikâyesi de farklı değil. Sevda Gezginci, matematik öğretmeni. Defalarca KPSS’ye girip defalarca hayal kırıklığı yaşayan binlerce diplomalı işsizden biri. Şimdilerde bir tekstil firmasının muhasebe bölümünde çalışıyor. “Soruları değil, sistemi çözemedim.” diyor.

İki kardeş. İki diplomalı öğretmen.

İki sınıf, bir ülke kaybetti onları.

*

Ses kaydını açıyoruz:

Kaç yıldır atanamayan öğretmensiniz?

Mehmet Gezginci: Yaklaşık 5 senedir atamayan öğretmenim.

Sevda Gezgince: 11 yıldır atama bekliyorum.

Sizin için ‘öğretmenler günü’ ne demek? İçinizde kopan fırtınaları öğrenebilir miyiz?

Mehmet Gezginci: Öğretmenler Günü benim için buruk bir gün… Nasıl anlatırım bilmiyorum ama “Öğretmenler Günü” deyince içimde istemsiz bir hüzün oluşuyor. Çünkü böyle bir günde benim olmam gereken yer öğrencilerimin yanı. O yüzden günlerim kırgın ve buruk geçiyor.

Sevda Gezgince: Genel olarak kalıplara sığdırılmış günleri pek sevmem. Fakat öğretmenler Günü’nde bir nebze de olsa içimde bir burukluk oluşuyor. Çok büyük hevesle ve aşkla tamamladığım eğitimimi, edindiğim mesleğimi eyleme geçirememek ister istemez içimde bir boşluk ve burukluk hissi yaratıyor.

Öğretmenler gününde atanamamak nasıl bir duygu?

Mehmet Gezginci: Atanamamak, bende birden fazla duyguyu harekete geçirtiyor. Öğretmenler Günü’nü özel bir gün değil, daha çok eksikliğimin yüzüme çarptığı bir gün gibi yaşıyorum. Hem sinirli, hem üzgün, hem de kendime öfkeliyim.

Sevda Gezgince: Aslında benim gibi birçok arkadaşım var ve hepimiz atanamadık. Bunun nedeni ekonomik sıkıntılar, mali kemer sıkma politikaları vs. O yüzden 24 Kasım, diğer atanamayan öğretmenler gibi benim için de bir hüzün günü.

Bugünü nasıl kutluyorsunuz?

Mehmet Gezginci: Bugünü kutladığım söylenemez sadece ücretli öğretmenlik döneminde öğrencilerimle çekildiğim fotoğraflara bakıyorum.

Sevda Gezgince: Diğer atamayan arkadaşlarımla beraber iyi dileklerle.

Peki, atanmış olsaydınız nasıl kutlardınız?

Mehmet Gezginci: Atanmış olsam öğrencilerimle birlikte kutlardım. Onlarla vakit geçirirdim. Öğrencilerimin içten gülüşü ya da “Öğretmenler Gününüz kutlu olsun” cümlesiyle mutlu olurdum.

Sevda Gezgince: Çok ekstra bir kutlama istemezdim. Çünkü öğretmenler bir ülkenin geleceğini belirler ve bir öğretmenin sadece bir gün değil, 365 gün hatırlanması gerekir.

Öğretmenlerin şartlarının iyileşmesi için yılın bir günü anmak yeterli mi?

Mehmet Gezginci: Öğretmenlik gerçek anlamda kutsal bir meslek, bu sebeple sadece bir günde öğretmenleri anmak yetmeyebilir çünkü öğretmen toplumu aydınlatan en büyük ışıklardan biri. Bu nedenle daha fazla kıymeti bilinen günler olmalı.

Sevda Gezgince: Öğretmen şartlarının iyileşmesi yılın bir gününde sağlanmıyor. Atanmak için çabaladığım yıllarda birçok Twitter etkinliğine katıldım. Ve her 24 Kasım’da atanamayan öğretmenlerle beraber; ‘eğitimin iyileştirilmesi ve öğretimin iyileştirilmesi adına daha iyi çalışmalar olur mu?’ diye çok bekledik. Şu an açıkçası atanma konusu ne durumda bilmiyorum.

Öğretmen, ne iş yapar?

Mehmet Gezginci: Bu soruya çoğu kişi ‘ders anlatır’ deyip geçer ama öyle değil. Öğretmen sadece 40 dakikalık zamanda ders anlatan biri değildir. Öğretmenlik insan yetiştirme sanatıdır. Öğretmen bir toplumu inşa eder. Öğretmenin yetiştireceği bir insan, önce yaşadığı şehri, sonra yaşadığı ülkeyi ve hatta toplumu baştan değiştirebilir.

Sevda Gezgince: Öğretmen bir iş yapmaz, birey yetiştirir. Tıpkı bir ebeveyn gibi çocuğun karakterini, davranışlarını, duygularını ve hayata bakışını şekillendirir.

1988 yıllında Kemal Sunal’ın ‘öğretmen’ filminde, dönemin öğretmenlerini, sıkıntılarını anlatılıyor. O yıldan bu yıla ne değişti ya da değişti mi bir şeyler?

Mehmet Gezginci: Benim de çok sevdiğim bir film, bu arada Kemal Sunal’ı da rahmetle anıyorum. O yıllarda öğretmenler toplumda daha fazla saygınlık görüyordu. Günümüzde ise bu saygınlığın azaldığını düşünüyorum. Yeni nesil öğretmenlerin mesleklerine sahip çıkmakta zorlandığını görüyorum.

Sevda Gezgince: Değişen çok şey var. İzleyenler bilir, Hüsnü hoca çok idealist bir öğretmendi. Köylünün her türlü ihtiyacına yetişmeye çalışırdı. Bu aslında köy enstitülerinin de etkisi ile oluşan o dönemin öğretmen profiliydi. Şu an evet, bir öğretmen olarak atanamamanın verdiği öfke mevcut. Fakat şimdiki öğretmenlerimiz de ben bu idealizmi göremiyorum. Bir de o dönemde öğretmene duyulan saygı ile şu anı kıyaslayınca, ebeveynler küçük birer tanrı yetiştiriyor gibi, çocuklarının her yaptığını onaylıyor. Bu da öğretmene duyulan saygının gitgide azalmasına sebep oluyor. Diğer türlü yine aynı sorunlar devam ediyor. Ekonomik yetersizlik, okullardaki materyal eksikliği, yetmeyen öğretmen maaşları gibi…

Öğretmen olmanıza rağmen atanamadınız. Buna rağmen bir yardım derneğinde iki kardeş gönüllü olarak çalışıyorsunuz. Bu gönüllülük süreci nasıl başladı?

Mehmet Gezginci: Aslında her şey çevremizde gördüğümüz ihtiyaçlarla başladı. Atanamamış olmak bizi hayattan koparmadı, tam tersine daha fazla sorumluluk almamız gerektiğini düşündük. Bir yardım derneğiyle gönüllü olarak tanıştık ve akşamları, özellikle ihtiyaç sahibi ailelere yardımların ulaştırılmasında görev almaya başladık. Bu süreç, mesleğimizi farklı bir şekilde yaşama imkânı sundu bize.

Sevda Gezgince: Mezun olup atanamayınca çok zor bir dönemden geçtik. Beklemek, belirsizlik insanın içini yoruyor. Ama bir noktada şunu fark ettim, biz öğrencilerimize kavuşmayı beklerken, çevremizde yardım bekleyen insanlar var. Şimdi akşamlarımız ihtiyaç sahiplerine destek olmakla geçiyor. Bu süreç, beni ayakta tutan en büyük güç oldu.

MEHMET: İZİN VERİN ÖĞRENCİLERİMİZE KAVUŞALIM

Sorularımıza atanamadığı için bir tavuk firmasının bilgi işlem bölümünde çalışan Bilgisayar Öğretmeni Mehmet Gezginci ile devam ediyoruz.

Bilgisayar öğretmenliğini seçerken nasıl hayalin neydi?

Bilgisayar öğretmenliğini seçmemdeki en büyük motivasyon teknolojiyi sevmemle alakalı, bilim çağındayız o yüzden bu branşın topluma daha fazla etki edeceğini düşünüyordum.

Kendini 10 yıl sonra nerede görüyordun?

Net bir şey söyleyemem ama bildiğim tek şey vardı; bir gün mutlaka mesleğimi yapacağım.

İlk kez “atanamadım” dediğinde içinde en baskın duygu neydi?

Atanmadım kelimesini ilk defa söylediğimde içimde müthiş derecede üzüntü oluşmuştu.

Ücretli öğretmenlik yaptığın dönemde bir günün nasıl geçiyordu? Aldığın maaşla geçinmek mümkün müydü?

Ücretli öğretmenlik yaptığım dönem hayatımın en verimli en güzel dönemiydi. O dönemde sürekli okuldaydım ve öğrencilerimle vakit geçiriyordum, günlerim çok güzel geçiyordu. Aldığım maaş tabii ki yetmiyordu çünkü çok düşük miktarla çalıştırıyorlardı, o yüzden maddi yönden çok zorlanıyordum.

Pandemi süreci senin hayatında hangi kapıları kapattı, hangilerini zorla açtı?

Pandemi süreci herkes gibi benim de hayatımı çok fazla şekillendirdi ve değiştirdi. Ben ücretli öğretmenliği pandemi yüzünden bıraktım, eğer pandemi olmasaydı ücretli öğretmenliğe devam ederek belki motivasyonumu yüksek tutup atanabilirdim ama maalesef pandemi yüzünden okullar kapandı ve ücretli öğretmenliğim son buldu. Daha sonrasında hayatımı devam ettirebilmem için çalışmam gerekiyordu, maalesef mesleğimin dışında işler yapmak zorunda kaldım.

Şu an yaptığın iş ile aldığın eğitim arasında nasıl bir uçurum var? İş arkadaşların mesleğini bildiğinde ne tepki veriyor?

Şu an çalıştığım işle, almış olduğum eğitim birbirinden çok alakasız. O yüzden de çok zorlanıyorum, çevremdekiler ya da çalışma ortamımdaki arkadaşlarım öğretmen olduğumu öğrenince çok şaşırıyorlar ve ister istemez ‘senin ne işin var burada’ diyorlar, ben de onlara ‘kader’ diyorum.

 

Düşük maaş, hayatında en çok neyi erteletti?

Düşük maaş, düşük kazançlı herkes gibi beni de çok fazla etkiliyor ve hayatımda çoğu şeyi ertelememe sebep oluyor, belki de bunların en başında atanamamak geliyor çünkü maddi durumum yüksek olsa ya da yüksek maaşlarda çalışsam kafam biraz daha rahat olacağı için kendimi derslere verip sınavlara daha rahat hazırlanabilirim.

 

Atanamayan öğretmenlerle ilgili yetkililere tek cümle söyleme hakkın olsa ne derdin?

Benim buradan yetkililere, sorumlulara ve üst makamdaki insanlara bu konuyla alakalı söyleyeceğim tek cümle olabilir: İzin verin öğrencilerimize kavuşalım, lütfen!

 

Bu röportajı okuyan genç bir öğretmen adayına ne söylemek istersin?

Lütfen ideallerinden, hedeflerinden vazgeçme ve öğrencilerine kavuşmak için var gücünle çalışmaya devam et. Çünkü ben öyle yapıyorum.

SEVDA: BENİM BURADA NE İŞİM VAR?

Sorularımıza atanamadığı için bir tekstil firmasının muhasebe bölümünde çalışan Matematik Öğretmeni Sevda Gezginci ile devam ediyoruz.  Matematik öğretmeni olma kararını nasıl verdin?

Biraz bilinçsizce, üniversite okuma heyecanı ile. Ama hayatımda aldığım en güzel karar diyebilirim. Çünkü Matematik, benim için sadece bir ders değil; bilimin kapılarını açan ilk anahtarı ve kurucu disiplinidir.

Mezun olduğunda kendini bir okulun koridorlarında mı, yoksa sınıfta mı daha çok hayal ediyordun?

Lise matematik öğretmeniyim. Bu yüzden daha çok araştırma yapan gençler arasında hayal ederdim.

KPSS’ye ilk kez girdiğinde aldığın puanı nerede, nasıl öğrendin? O an ne hissettin? Kaç kez KPSS’ye hazırlandın ve her seferinde motivasyonunu nasıl topladın?

Evde, 4 yıl boyunca aldığım eğitimin karşılığı bu olmamalıydı diye yakınmıştım. Açıkçası alanımla ilgili kitapları gördükçe hâlâ hazırlanasım geliyor. Yani motive kaynağım direk olarak matematikti.

“Pes ettim” dediğin an hangisiydi? Bu süreçte en büyük maddi ve manevi desteği kim verdi?

Sıralamada 900 bininci olduğum ve branşıma verilen atama sayısının 300 bin küsur olduğunu öğrendiğim zamandı. Elbette ailem, onlar da benimle beraber çok fazla üzüldü. Çok isterlerdi bir öğretmen anne babası olmayı. Ama kısmet değilmiş.

Tekstil firmasında işe başladığın ilk gün, içinden ne geçiyordu?

Benim burada ne işim var (Gülüyor). İşverenlerim çok iyi. Ve gerçekten çok iyi şartlarda çalışıyorum. Ama yine de içimdeki o burukluk gitmiyor.

Matematik problemleriyle geçen bir hayattan üretim bantlarının içinde bir hayata geçmek zor muydu?

Oryantasyon süreci hayli zorladı. İşin mutfak kısmından çok masa başı kısmındayım. Yani yine sayılarla aşka devam… Fakat ticaretin insanlara öğrettiği kurallar ile. Öğretmenlik eğitimden öğrendiğim kurallar çok çok farklı. Alışma sürecinde işverenlerim çok destek oldu. Çünkü o dönem bir enkaz vardı. Hiçbir şeyi başaramama hissi. Ve bununla nasıl başa çıkacağını bilmeyen bir Sevda. Ama destekler ile başardım, alıştım.

İnsanlar “Öğretmen değil miydin sen?” dediğinde ne cevap veriyorsun?

Ülkemin daha fazla matematikçiye ihtiyacı yokmuş(!) diyorum.

Yeniden başlama şansın olsa yine öğretmenlik okur muydun?

Öğretmenliği bilmem de matematik okurdum.

Bugün sınıfında olsaydın, öğrencilerine ilk öğreteceğin şey ne olurdu?

Matematik korkulacak bir ders değil. Aksine öğrendikçe seveceksiniz. Ama matematiği öğrenmeniz için öncelik kitap okumanızı arttırmanız gerekiyor.

 


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2025 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA