RAZİYE ERDEN YILDIRIM
Liyakat ilkesinin yok sayıldığını vurgulayan Türkili, “İşi ehline bırakmayı şiar edinmek gerekir iken, liyakati olmayan kişi ve kurumlara iş yaptırmaya kalkmak hangi bilim, felsefe ve inanış ile bağdaşmaktadır?” dedi.
Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 586 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği, mali müşavirlik camiasında büyük tepkiye yol açtı. Tebliğle birlikte, 2026 yılından itibaren basit usulden çıkarılarak gerçek usulde vergilendirilecek esnafların muhasebe ve beyan işlemlerinin meslek odaları tarafından yapılabilmesinin önü açıldı. Bu düzenlemenin, vergi sisteminde eşitlik ilkesine zarar vereceği, kayıt dışılığı artıracağı ve muhasebe mesleğini işlevsizleştireceği gerekçesiyle Mersin Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları (SMMMO) sert bir açıklama yaptı. “Yanlış yetkilendirme kamu zararına yol açar”, “Mali müşavir olmadan mali denetim olmaz”, “Yetkimiz mesleğimizdir, vazgeçmeyiz” yazılı dövizler taşıyan çok sayıda mali müşavir Mersin Maliye Defterdarlığı önünde toplanarak kararı protesto etti.
“KENDİ İÇERİSİNDE BELİRSİZ”
Mali müşavir adına basın açıklamasını Mersin Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları (SMMMO) Başkanı Emin Levent Türkili yaptı. Söz konusu yetkilendirmenin hukuki ve teknik hiçbir dayanağı olmadığını vurgulayan Türkili, şunları söyledi: “Hiçbir hukuki ve teknik gerekçe ile açıklanmayacak ve kendi içerisinde onlarca belirsizlik içeren hukuka aykırı bu yetkilendirmenin nasıl bir amaca hizmet ettiğini anlamak maalesef mümkün değildir. Ülkemizde, mevcut krizden çıkış için ‘kayıt dışılıkla mücadele’ ve ‘bütçe disiplini’ ihtiyacı ortadayken ve bu kapsamda birçok mükellef ağır vergisel ödevlere katlanmak zorunda kalırken, kayıt dışılığı körükleyecek ve vergi sistemimizde gedikler açacak bu nevi uygulamaların kamuoyunda yeterince tartışılmadan ve istişare edilmeden yürürlüğe sokulması, bu mücadeleleri ve çabaları anlamsızlaştırmaktadır.”
“VERGİDE EŞİTLİK VE ADALET İLKESİNE AYKIRI”
Belirli bir mükellef grubuna tanınan bu ayrıcalığın vergide eşitlik ilkesine açıkça aykırı olduğu belirten Türkili, “Muhasebe, finansal raporlama ve beyanname birbirinden ayrılamayacak bütünlüktedir. Muhasebe yapmak, mali tabloları hazırlamak, gerçek ve doğru mali verileri sağlamak, denetlemek, raporlamak ve beyanname vermek, dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de mali müşavirlerin işidir. Mali müşavirlik bütün bu konularda güvence veren, sorumluluk alan ve hesap veren meslektir. Hiçbir teknik bilgisi olmayan ve oy kaygısıyla hareket edebilecek olan esnaf odalarına veya birliklerine muhasebe ve vergi konusunda yetki verilmesi, aslında kapsama yeni alınan bu mükelleflerin mali idare karşısında başıboş ve denetimsiz bırakılması dışında hiçbir anlam ifade etmemektedir. Bu meslek odalarında mali müşavir çalıştırma şartı getirilmesi olayın hukuksuzluğunu ve ciddiyetsizliğini örtmeye yetmemektedir. Bu mükellef grubuna ayrıcalık tanınması vergide eşitlik ve adalet ilkesine aykırıdır. Bu durum, kayıtdışılığın artmasına, vergiye gönüllü uyumun azalmasına, vergi gelirlerinin azalmasına ve ayrı bir disiplin olan muhasebe ve denetim mesleğinin tahrif edilmesine neden olmaktadır. Bu ise; eğitim ve sağlık gibi kamu hizmetlerinin yürütülmesi, emekliye zam yapılması, işçinin asgari ücretine devlet desteği verilmesi gibi konularda bütçede yeterli kaynak bulunamamasının nedenleri arasına girecektir. 2026 Bütçesinin Mecliste tartışıldığı günlerde bu tebliğ tam bir garabet olmuştur. Bu sebeple, anılan düzenlemede hiçbir şekilde kamu yararı yoktur ve ülkesini seven her yurttaşın buna karşı durması gerekmektedir.”
“ESNAFIN UĞRAYACAĞI ZARARIN SORUMLUSU KİM OLACAKTIR?”
Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları (SMMMO) Başkanı Emin Levent Türkili, kamuoyunun ve karar vericilerin yanıtlamasını istediği soruları şöyle yöneltti: “Esnaf odalarının yöneticileri, yanlış tutulan muhasebe kayıtlarından ve gerçeğe aykırı beyannamelerden tıpkı meslek mensuplarımız gibi tüm mal varlıkları ile sorumlu olacak mıdır? Mükelleflerin sahte belge düzenleme ve kullanma fiillerinde bu odaların yöneticilerine iştirak ve vergi suçu raporu yazılacak mıdır? Hiç değilse bu yöneticilerin bir disiplin sorumluluğu olacak mıdır? Gerçek usulde vergilendirilecek bu kadar mükellefin muhasebesi hangi teknik altyapı ve bilgi ile odalar tarafından tutulacaktır? Bu esnafların mevzuatta yer alan yükümlülüklere uyup uymadıkları kim tarafından kontrol edilecektir? Örneğin bir mükellefe vergi idaresinden izaha davet yazısı geldiğinde bu mükellefin müşavirliği Oda tarafından yapılacak mıdır? Doğru yönlendirmeler yapılmadığında esnafın uğrayacağı zararın sorumlusu kim olacaktır? Esnaftan muhasebe ücretini odalar toplayacağına ve bu durumda Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca iktisadi işletme oluştuğuna göre, kuruluş amaçlarına aykırı olarak devasa muhasebe ofislerine döndüreceğiniz bu meslek odalarından kurumlar vergisi beyannamesi istenecek midir? İşi ehline bırakmayı şiar edinmek gerekir iken, liyakati olmayan kişi ve kurumlara iş yaptırmaya kalkmak hangi bilim, felsefe ve inanış ile bağdaşmaktadır? Ve belki de en acı soruyu şöyle sormak gerekmektedir. ‘Kamu İdaremiz, ne zaman her türlü mali politikayı sahada uygulayan muhasebe camiasının hayrına ve lehine bir işe imza atacaktır?’ TÜRMOB, Odalar ve 135 bin kişilik meslek camiası olarak vergi sisteminde onarılmaz hasarlar açacak bu düzenlemelerin yürürlükten kaldırılmasını talep ediyoruz.”
|