BELLEĞİN İZİNDE MERSİN




Tarih: 16 Aralık 2025 Salı 18:24

RAZİYE ERDEN YILDIRIM

Mersin’in kent belleği, kültürel mirası ve kente değer katan üretimleri odağına alan “Mersin’e Dair… Belleğin İzinde V.” panelinde, Şinasi Develi Kent Ödülü’nün geçmiş dönem sahipleri deneyimlerini ve kente dair çalışmalarını paylaştı.

Mersin’in kent belleği, kültürel mirası ve kente değer katan üretimleri odağına alan “Mersin’e Dair… Belleğin İzinde V.” paneli alanında önemli isimleri bir araya getirdi. Elektrik Mühendisleri Odası Konferans Salonu’nda düzenlenen panel, Mersin’in geçmişi ile bugününü buluşturan anlamlı bir etkinlik olarak dikkat çekti.

Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası yan flüt ve gitar eşliğinde sunduğu enstrümantal müzik dinletisi, katılımcılara keyifli anlar yaşattı.

Moderatörlüğünü Başak Keskin’in üstlendiği panelde, Şinasi Develi Kent Ödülü’nün geçmiş dönem ödül sahipleri Turan Ali Çağlar, Aydın Sevim, Nazife Bilgin Hazar, Semihi Vural ve Fazıl Tütüner söz aldı. Konuşmacılar, Mersin’e yönelik çalışmalarını, üretim süreçlerini ve kente sundukları katkıları kendi bakış açılarıyla paylaştı. Panelde yöneltilen sorulara samimi yanıtlar veren ödül sahipleri, kent kültürünün korunması ve aktarılmasının önemine dikkat çekti. Panele, çok sayıda sanatsever katıldı.

TUĞCU: ŞİNASİ DEVELİ MERSİN’İN HAFIZASINA KAZINMIŞ ÖZEL BİR İSİM

Açılış konuşmasını Şinasi Develi Mersin Kent Ödülü’nün altıncı yılında dönem sözcülüğü yapan Ayferi Tuğcu, yaptı. Şinasi Develi Mersin Kent Ödülü'nün anlam ve ruhu üzerine bir konuşma gerçekleştiren Tuğcu, şunları söyledi:

“Mersin’in hafızasına, ömrünü adanmışlıkla; emekle, sabırla ve tutkulu bir bağlılıkla çalışmalar yaparak kazımış özel bir isimdi Şinasi Develi. O, araştırmaları, kitapları ve titiz çalışmalarıyla bu kentin geçmişine ışık tuttu. Mersin’i yalnızca bir coğrafya olarak değil, kökleriyle, hikâyeleriyle ve ruhuyla yaşayan bir kent olarak görmemizi sağladı. Bugünümüzü daha iyi anlamamıza, geleceğimize ise daha bilinçli bakmamıza ve onu sağlam temeller üzerine kurmamıza destek oldu. Bunun için, elinden gelen bütün gayretle, yıllarca birikimlerini aktarmaya devam etti.

İşte bu mirası yaşatmak ve kentimize değer katan çalışmaları taçlandırmak adına doğan Şinasi Develi Mersin Kent Ödülünün hikâyesi aslında Kültürhane’de başladı. Yumuktepe söyleşileri kapsamında, merhum avukat Şinasi Develi’nin anıldığı bir programda, Kültürhane’nin kurucularından Ulaş hocamızın önerisiyle başladı. O günden bugüne Yumuktepe.com çatısı altında, tam 20 yıldır bu yolculuk sürüyor. Bizler de böylesine kıymetli ve vefa dolu bir ödülü bugün kutlamaya devam ediyoruz. Şinasi Develi Mersin Kent Ödülü, 6’ncı yılında; kente duyarlılık gösteren, üreten ve emek veren herkesin katkısıyla daha da büyüdü, daha da güçlendi. Bu ödül yalnızca bir teşekkür değil, aynı zamanda Şinasi Develi’nin emeğine duyulan vefanın, kent bilincine sahip çıkmanın ve yeni nesillere ilham olmanın açık bir davetidir.

Bu vesileyle, 2025–2026 dönemi Şinasi Develi Mersin Kent Ödülü Yürütme Kurulu’nun değerli üyelerini de sizlerle paylaşmak istiyorum: Ali Murat Merzeci, Bengi İspir Özdürger, Başak Keskin, Derya Gözükızıl, Ethem Şinasi Develi, Ruhsar Uçar, Veli Mert ve Fazıl Tütüner.”

Konuşmacılar, moderatör Başak Keskin’in, “kendinizden, çalışmalarınızdan ve Mersin için üretirken sizi motive eden unsurlardan bahseder misiniz? Ayrıca Şinasi Develi Kent Ödülü'nün bu motivasyonunuzu nasıl etkilediğinizi paylaşabilir misiniz?” sorusunu tek tek yanıtladı.

Turan Ali Çağlar:

“Mersin'in Sunturas köyünde 1952 doğdum. Sosyal bilgiler öğretmenliği olarak da emekli oldum. Gençlik yıllarımda Türkü derlemek, Türkü sevdası vardı. Öğretmen okulunda korodaydım zaten.

Koro yürütücüsüydüm. Yörük türkülerini derlemek için çıktım. Taşeli'den, Kozan'dan başlar, Mut'un üzerine kadar oba oba dolaştım, gezdim. Çok kaynak biriktirdim, o zaman şanslıydım, hala Şamanist inancındaydı o insanlar.

Mesela Zehra Nene'yi hatırlarım. Hatice Nene'min arkadaşıydı. Beni 3 gün bırakmadı. Hatıcam'ın kuzusu diyerek yağ pişirirdi ve yörük kızı arardı benimle evlendirmek için. O Zalalı Dede romanıma başlık yaptım.  O insanlar 1980 yılındaki türban çıkarıldığı zamanlar türbanın toplumumuza yaygınlaştırıldığı o furyada onlar da yaralandı, yok oldular. O insanları şimdi bulamazsınız.

Ondan öte de yörüklerin Orta Asya’dan getirdikleri sözlü kültürü vardı, çok zengin.

Maalesef o da televizyonun azizliğine uğradı. Kanal kanal dizi izliyorlar hanımlar artık. O masallar falan kalmadı. Çok şanslıyım ki ben onları biriktirebildim.

O günler biraz modaya uyarak Mersinli İsmail'le, Ferdi Tayfur'la buluşup türküler söylüyorduk. Türkü bestelemeye çalışıyordum ama baktım ki format bana çok uzak. Ben dağların çocuğuyum yapamadım, onlardan ayrıldım. Onlar, İstanbul'a plak şirketlerinin toplandığı yere gittiler.

İnce Mehmet'i yazmakla yazar hayatıma başladım.”

 

Aydın Sevim:

“Şinasi Develi'nin ilk olarak beni motive eden 1987 yılında yazmış olduğu bir zamanlar Mersin olarak ilk kitabını elime aldığımda Allah Allah biz Mersin'de yaşıyoruz ama Mersin'in çok farklı aslında. Birçok şeyi bilmiyoruz. Tabii bu nesilden nesile de geçen bir durum olması gerekir ki Mersin çok çabuk değişiyor.

Nüfus artışı, sürekli değişmesi, Mersin'deki sosyal ve kültürel etkileşimindeki kopukluklar meydana geliyor ve ortak kent bilinci giderek yok oluyor. Tabii büyüdükçe bunun farkına vardım. Şimdi sözel olarak pek fazla kayıt altına alma şansımız yoktu. Ancak biz eskilerden, yaşlılardan, bizden önceki nesilden Mersin'i dinleme şansımız oluyordu.

Ancak Mersin sürekli bir değişim içerisindeydi. Binalar yıkılıyor, şehirler değişiyor, nüfus artıyor. 50'li yılları yaşamış olan Mersin 60'larda farklı, 70'lerde farklılık gösterebiliyordu. Örneğin 50'li yıllarda bir ak kahve hep duyarız. Ak kahve ak kahve ama ak kahve kapanmış. Bizim ancak bunun nasıl bir şansımız var? Büyüklerimizden bunu ancak dinleyebiliyoruz.

60'lı yıllara geldiğimizde işte 60'lı yıllar da bayram kutlamaları olurdu. Yazlık sinemalar olurdu. Okul çocukları biz hepimiz meydanda kutlama yapardık. Şimdiki gibi sadece bir polis çeviriyor. 3-5 kişi işte orada bir kutlama yapıyor ama biz o eski coşkuyu yaşadık. Bir bayram coşkusu vardı. 19 Mayıs'lar öyleydi. Stadyumda kutlamalar yapardık. Bu da 60'lı yılların işte hikâyeleri.70'lere geldiğimizde bakıyoruz. 70'ler artık biraz daha böyle popüler hayata rastlıyoruz. Nasıl söyleyeyim? Festivaller yapılıyor, sanatçılar geliyor. Daha böyle ha siyasete girmiyorum. Tabii sıkıntılı günler yaşıyorduk.

Mersin çok süratli değişiyor. Bir nesil bir önceki nesli tanıma şansını yakalayamıyordu. İşte Şinasi Bey bize bu fırsatı verdi. Eğer o bu notları almamış olsaydı belki de bizim onun bu birikiminden faydalanma imkânımız bu kadar bizi motive etmeyecekti Mersin.

Çünkü bugün Mersin'de 80'lerde, 90'larda doğan birisi Mersin'e göç etmiş. Ama bugün 30-40 40'lı yaşlarda. Şimdi onun için artık 50'ler veyahut da daha eskisi onları çok fazla enteresan etmiyor. Onlar yaşadıkları dönemi anlamak, bilmek durumunda kalıyorlar ki biz de onlarla iletişimde olmak durumundayız. Bunun için de ne yapıyoruz? Günümüz artık medya. Gençlere nasıl ulaşabiliriz?

İşte bu medya, işte Facebook, Instagram gibi, YouTube gibi kanallardan gençlere ulaşma şansını yakalayabiliriz. Çocukluğumdan beri koleksiyon merakım vardı. Koleksiyon merakım beni görsel materyallere yöneltti.

İlk kitabım İşte Kilikya gezginleri, yabancı gezginlerin buradaki seyahatnamelerini derleyerek daha sonra bir iki çalışma daha yaptım ve en sonunda Kent Ödülü olarak da işte Mersin Yer Adları adlı bir çalışmam vardı ve onunla da bu ödüle layık görüldüm.”

 

Nazife Bilgin Hazar:

“1962 Mersin doğumluyum. Evliyim. İki tane oğlum var. İki tane gelinim var. Ben onlara kızlarım diyorum. İki tane torunum var. Ben tabii orta sona kadar hep iki oğlumun derslerine hep yardımcı oldum ve o arada da resimler yapıyordum.

Bir gün çalışmalarımı gören iki oğlum dediler ki; Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi resim bölümüne gitmiyorsun. Ben de; ‘bu yaştan sonra mı?’ dedim. ‘Bunun yaşı olmaz, bizle arkadaş gibisin. Hiç yabancılık da çekmezsin, bir dene” dediler. Olur mu, olmaz mı? derken 2011 yılında Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi resim bölümüne girdim. Bunu gururla söylüyorum, gerçekten hem fakültede hem bölümde en yüksek not ortalamasını yapanlardan biri de bendim. Yani yüzlük sistemde 98.59'la mezun olarak üniversiteyi bitirdim. Ve daha sonra resim bölümünde aynı bölümden yüksek lisansımı da yaptım.

Ve okulu bitirdikten sonra ilk önce sosyal sorumluluk projesi altında yaptığım çalışmalar; kadın sığınma evi, çocuk cezaevi oldu. Mersin Tıp Fakültesi Anestezi Yemek duvarlarını boyadım. Çünkü doktorlar ameliyattan çıkıyorlar, stresli haldeler, duvarlar bembeyaz. Nurselen hocama şey yapmışlar, teklif etmişler. Hani burayı renklendirelim hocam deyince hoca da beni aldı yanına.

Oraya tamamen kendi çalışmamı devirdiler, yerleştirdiler. Çok büyük bir alandı ve o öyle bir çalışma yaptım. Gene bir amaten. O da Nurselen hocaya gelen bir teklifti. Hatta oraya ayçiçekleri, oradaki bir hastanın düşünmüş oraya kendi çalışmamı yani çektiğim ayçiçeklerinin bütün çalışmalarını çok büyük bir duvardı.

Birtakım ödüllerim oldu ama en büyük benim için anlamlı ödül, Mersin'in kuruluşundan bugüne geçmişinin araştırılmasına vesile olan ve bu araştırmaları yerel gazete dergilerde yer alan Mersin'in tarihi ile birçok kitabı yayınlanmış Mersin bağımlılığı sevgisi olan avukat Şinasi Develi ödülünü almak benim için çok büyük bir onur ve gururdur. Bu ödül kendimi daha iyi hissetmeme ve başarımı tutmama yardımcı olmuştur. Kendime güvenim artmıştır. Hani zaten güvenim var ama daha da artmıştır. Ve ayrıca içsel motivasyonumu da destekledi.”

 

Fazıl Tütüner:

“Mersin'in Şinasi Develi Kent Ödülü'nü tasarlayan, başlatan, her yıl seçici kurul değerlendirmelerini yapan, etkinlikleri düzenleyen, Mersin'e özel ilgi, merak, tutku ile bağlanan kent yöneticilerine gönül borcumuz var.  Ödül sunanlar ile ödül alanlar Mersin'in 9 bin 000 yıl öncesinin yerleşmiş Geçimi Yumuktepe'den günümüze ortaya çıkan bilemediğimiz, duymadığımız, okumadığımız birçok özgün değerini, şansını, haklılığını bize anlatacaklardır.

Mersin uygar kökenler ve inançlarla barışık; özgürlükçü ve demokrasi yanlısı yeniliklere, ilerlemeye dünyaya açık bir kenttir. Modern kimliğiyle Mersin her yıl övündüğü ödül alan kişileriyle büyük özveriyle çalışan gönüllüleriyle ışıyacaktır. Sesi daha yükselecektir.

35 yıl önce birçok fakülte ile üniversitesi, araştırma kurumları, sanat merkezleri, uluslararası limanı yoktu. Doğurgankent atılım üstüne atılım yaparak bilim, kültür, sanat kurumları kazandı.

Büyük dünyasal sorunların kuraklık, kıtlık, göç, işsizlik, doğa kirliliği, doğa kıyımı, salgınlar çözümü yolunda da düşünmeye başladı. Ödül alanlar yaratıcı kişiler olduklarını kanıtlıyorlar. Ödül verenler bilimin, sanatın, düşünce zenginliğinin dışında değil, artık beslenenleridir.

Şinasi Develi kent ödülü topluluğu ve birlikte yürüyenler arasında vakfedilmiş ömürler, geçmişin birikimi, geleceğe umut, tüm canlılara sevgi, taş çatlatan sabır vardır.

Kent ödülü motivasyon ve esin kaynağı olarak insanların ve toplumun ilerlemesine katkıda bulunacaktır. Şinasi Develi Kent Ödülünü verenler ve alanlar eski Mersin olarak adlandırılan rüyanın paydaşlarıdır. Yaşanmış ve her gün yeniden hayal edilen, özlenen bir rüyanın hissedarlarıdır.

Çalışmaların başarılı ve uzun soluklu olacağı düzenleyenlerin hızlanan yürek atışlarından belli olmaya başlamıştır. Kent Ödülü çalışmaları şimdilik gölgede olan, üretken, doğurgan, yol açıcı, müstesna insanların da gölgeli alanlardan aydınlık alanlara çıkmalarını hızlandıracaktır.

Önemsiz gözüken bir keşif, icat, inanç, cesaret, karanlık yüzyılların coğrafyalarının içinden yükselen bir ses, bir söyle, bir yazı, bir şeyi dönüştürebilir insanı, toplumu, insanlığı.”

 

Semihi Vural:

“Şinasi Develi, bütün kente adeta armağan gibi 100 yıllık yaşamında Mersin'in ince eleyicisini dokunmuş bir kumaşını sunmuştu. Ben şimdi 83 yaşındayım. Ama Şinasi Develi'yle ilk Mersin'e geldiğim 1976 yılından bugüne 50 yıl geçtiğine göre 78 yılında da rahmetli Reşat Karamehmet'in işlerini yapıyordum. Ben içmimarım İstanbul'da doğdum. Ama 76 yılında eşimle birlikte Mersin'i yerleştim. Çünkü Mersin'de, Mersinlilerin göremediği pek çok şey var…

Burada yarattığımız ve hiçbir kente nasip olmayan gerçekten kendi kendine oluşmuş ve 6 yıldır ödül verebilen, belediyeye bağlı olmaksızın vakıf olmadan bir derneğin tutunmadan kendiliğinden severek isteyerek paylaşarak böyle bir Şinasi Develi ödülünü kentin gerçekten en büyük ödülü haline getiren, ekibin içine beni de kattıkları için çok gurur duyuyorum.

Yaptıklarımın 50 yıl içinde yapmaya çalıştıklarının, yazmaya çalıştıklarının da doğru olduğunun mühim damgasını vurdu adeta. Bu ödülün bana verilmesi. O yüzden tüm arkadaşlarımıza ve tüm konuklarımıza saygılarımı sunuyorum. Teşekkür ediyorum.”

 

 

 


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA