Birleşik Kamu-İş’e bağlı sendikalar, tüm ülkede olduğu gibi Mersin’de de iktidarın ekonomi politikalarını protesto etmek için dün bir günlük iş bırakma eylemi yaptı. Özgür Çocuk Parkı’nda açıklama yapan İl Başkanı Yakup Tekin, “Sorumlusu olmadığımız bu krizin faturasını ödemeyi reddediyoruz. Bu iş bırakma eylemimiz bir uyarıdır. Ekonomik krizin faturasının önümüze koyulmasını, milli gelirden almamız gereken payın gasp edilmesini kabul etmiyoruz” dedi.
MERVE KANKAN
Birleşik Kamu Emekçileri Konfederasyonu’na bağlı sendikalar, iktidarın ekonomi politikalarını protesto etmek amacıyla dün 1 günlük iş bıraktı. İş bırakma eylemi kapsamında Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya gelen emekçiler, "Tükeniyoruz! Açlık sınırında değil, insanca yaşamak istiyoruz" pankartı açtı. Burada bir açıklama yapan Birleşik Kamu-İş Mersin İl Başkanı Yakup Tekin, “Bu krizin sorumlusu biz değiliz, faturasını da ödemeyeceğiz” dedi. Ülkede asgari ücretin genel ücret haline getirildiğini, asgari ücret ve onun sadece biraz üstü maaş alanlar kayıtlı istihdamın yüzde 70’ine ulaştığını ifade eden Tekin: “Yani ülkenin çalışan, üreten yurttaşları, en çok vergiyi verip asgari, yani en az ücreti alır hale geldi” diye konuştu.
“BU GELEN DAHA DA REZİL VE SEFİL GÜNLERİN AYAK SESLERİ”
KAMU-AR’a göre Kasım 2025 itibarıyla açlık sınırı 30 bin 327 lira, yoksulluk sınırı ise 93 bin 697 lira düzeyinde olduğuna vurgu yapan Tekin: “Bu ne demek? Bu kamu emekçilerinin ezici bir çoğunluğunun yoksulluk sınırının çok çok altında yaşadığı ve alım gücünün günden güne erimesi nedeniyle açlık sınırına her gün biraz daha yaklaştığı görülüyor demek. Bu gelen daha da rezil ve sefil günlerin ayak sesleri demek. Birileri kendi yarattığı krizin faturasını utanmadan emekçilere ödetmeye çalışıyor demek. Toplu sözleşme masasında memurun haline kulak vermediler, asgari ücretin belirleneceği masada işçi bile yok, şimdi de halktan alınan vergilerle oluşan bütçeyi, biz emekçileri, halkı görmezden gelerek şekillendiriyorlar. Bu pişkinliğe artık yeter diyoruz! Üst düzey kamu yöneticilerine vicdanlara sığmayan bir seyyanen zam önerdiler. Ağır tepki verdik, her yerde bunun nasıl bir rezillik ve adaletsizlik olduğunu anlattık. Bir iyileştirme yapılacaksa bunun tüm kamu emekçilerini kapsaması gerektiğini, aksi bir durumun kamu çalışma yaşamındaki gelir adaletsizliğini daha da büyüteceğini, bunu asla kabul etmeyeceğimizi söyledik. Sonrasına hemen geri adım attılar. Oysa söz konusu iyileştirmeyi tüm kamu emekçilerine yaymak, bir kez olsun emekten yana tavır göstermek de mümkündü. Şimdi bütçe hazırlanırken de aynı emek düşmanlığını görüyoruz” dedi.
“BÜTÇE’DE HAK YOK, HALK YOK, ZENGİNİN AĞZINA ÇALINAN BALLAR VAR”
Hazırlanan bütçeyi sert ifadelerle eleştiren Tekin, bütçede halkın değil sermayenin korunduğunu belirterek şunları söyledi: “Bütçede hak yok, halk yok, işçi sınıfı yok, matematik yok, vicdan yok… Sermaye var, yandaşların çıkarları var, zenginin ağzına çalınan parmak parmak ballar var. Bütçenin yükü dolaylı vergilerle zaten yoksulluktan beli bükülmüş emekçi ve açlık sınırının bile altına atılmış emeklilerin sırtına bindirilirken kamu kaynakları sermaye gruplarına aktarılıyor. Bütçe, halkın ortak kaynağıdır. Bu kaynaktan en büyük pay emekçiler, emekliler, gençler ve engelliler başta olmak üzere yoksul halkımızın tamamına ayrılmalıdır. Bütçe, ekonomi gemisinin rotasıdır; rotası adil ve bilimsel şekilde belirlenmeyen bu geminin daha da derin ekonomik krizlerin kıyısına vuracağı ne yazık ki gün gibi ortadadır. Biz emekçiler olarak bu olmasın diyoruz. Artık yeter, yaşayamıyoruz diyoruz. Sorumlusu olmadığımız bu krizin faturasını ödemeyi reddediyoruz. İnsanca çalışma şartları ve insanlık onuruna yaraşır ücretler istiyoruz, yoksulluk sınırının üstünde maaş istiyoruz. Bu iş bırakma eylemimiz bir uyarıdır. Kamu emekçisi, gasp edilen hakları teslim edilmedikçe üretimden gelen gücünü kullanmayı da demokratik hakları çerçevesinde mücadele etmeyi de sürdürecektir. Nasıl belirlendiği belli olmayan gerçek dışı enflasyon rakamlarını, ekonomik krizin faturasının önümüze koyulmasını, milli gelirden almamız gereken payın gasp edilmesini kabul etmiyoruz.”
|