İdari hâkimlik sınavlarında üç kez ülke derecesi yapmasına rağmen mülakatlarda elenen Emre Pişkin’e ilişkin açıklama yapan Hukukçu aktivist Ferda Aras, “Bilgiyle kazanılan başarılar keyfî mülakatlarla yok sayılıyor; bu durum yalnızca bir adayın değil, kolektif vicdanın elenmesidir” dedi.
Türkiye’de idari hâkimlik sınavlarında yaşanan mülakat uygulamaları kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, Hukukçu aktivist Ferda Aras, üç kez ülke derecesi yapmasına rağmen mülakatlarda elenen Emre Pişkin hakkında yazılı bir basın açıklaması yaptı. Aras, açıklamasının Emre Pişkin’e yapılan açık ve ağır haksızlık vicdanları yaralıyor dedi. Aras, yoksul bir ailede büyüyen ve tüm imkânsızlıklara rağmen idari hâkimlik sınavlarında Türkiye sekizinciliği ile iki kez birincilik elde eden Pişkin’in, mülakatlarda “kılık kıyafeti uygun değil” gibi gerekçelerle elenmesinin hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını vurguladı.
“BİLGİYLE KAZANILAN DERECELER, KEYFÎ MÜLAKATLARLA YOK SAYILDI”
Açıklamada, başarı ve emeğin mülakat adı altında etkisizleştirildiğine dikkat çeken Aras, şu değerlendirmelerde bulundu: “Emre Pişkin, bilgiyle, emekle ve fedakârlıkla kazanılmış derecelere rağmen, liyakat dışı ve keyfî değerlendirmelerle sistemin dışına itilmiştir. Bu durum, bireysel bir mağduriyet değil, sistematik bir sorunun açık göstergesidir.” Mülakatlarda hukuk alanıyla ilgisi olmayan sorular yöneltilmesini ve bu sürecin ciddiyetten uzak biçimde yürütülmesini de eleştiren Aras, “Tarafsızlık ve eşitlik ilkeleri bu tabloda açıkça ihlal edilmiştir” dedi.
“BURADA LİYAKAT DEĞİL, İTAAT ÖLÇÜLÜYOR”
Mülakat sisteminin mevcut haliyle adaletsizliği kurumsallaştırdığını belirten Aras, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Burada ölçülen bilgi değildir. Burada aranan liyakat değildir. Ölçülen itaat, aranan biattir.” Bu olayın yalnızca Emre Pişkin’e yönelik bir haksızlık olmadığını, toplumsal vicdanı doğrudan ilgilendiren etik bir meseleye dönüştüğünü vurgulayan Aras, etik sorumluluk ve kolektif vicdan kavramlarına dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu: “Adalet, yalnızca ihlal edildiğinde değil; o ihlale sessiz kalındığında da zedelenir. Etik sorumluluk, bireyin yalnızca yaptıklarıyla sınırlı değildir; görüp de karşı çıkmadığı haksızlıklar da bu sorumluluğun parçasıdır. Toplumlar adaleti bir günde kaybetmez; adaletsizliği olağanlaştırarak kaybeder. Kolektif vicdan, sessizlikle değil, itirazla ayakta kalır. Bugün görmezden gelinen her haksızlık, yarın herkes için daha ağır bir adaletsizlik düzeninin zeminini hazırlar. Bugün bir mülakatta elenen yalnızca Emre Pişkin değildir. Bugün elenen bir aday değil; kolektif vicdan, ahlâk ve bizi biz yapan değerlerimizdir. Bugün elenen, adalet duygusudur. Bu haksızlık karşısında susulursa, yarın elenecek olan doğrudan hukuk devletinin kendisi olacaktır.” (Haber Merkezi)
|