AYŞE ‘KADIN’ EZBER BOZDU




Tarih: 22 Aralık 2025 Pazartesi 10:26

RÖPORTAJ: RAZİYE ERDEN YILDIRIM

Çocukları için verdiği mücadelede abisinin desteğini arkasına alan Ayşe Baban, köyün kahvecisi oldu. Köy kahvehanesini işleten Baban, önyargılara direndi; emeği, sabrı ve cesaretiyle köyde yıllar süren ezberleri bozdu

“Bahçe işine gidiyorum” diye çıktı evden.

Bir anda kendini köy kahvehanesinde buldu.

Farkında bile değildi…
Ama köylü çoktan fark etmişti onu.
Bakışlar sert, tepki yüksekti.

Adı: Ayşe Baban.

Aslında tek derdi vardı:
Evlatlarına bakabilmek.

Ev sahibi “Evden çık” demiş.
Merkez mahallelerde alıştığımız o acımasız tavır… Kabullendik.
Hukukla çözmeye çalışıyoruz artık.

Ama burası köy. Hani yardımlaşma, hani kardeşlik?

Dayanamadım sordum:
Yahu burası köy… İdare edemediler mi seni?”

Sessiz kaldı.
Ama ezilmedi.
Ev sahibine senin evine mi kaldım?” demiş.

Kayınbabasının evinin üstüne bir kat çıkmışlar.
Çaresizlikten değil, mücadeleden doğmuş bir karar.

Bahçe işine gidip gelirken çocukların ihmal edilmesine abisinin yüreği el vermemiş.
Kahvehanede yanımda çalış” demiş.

Kardeşi Ayşe’yi yanına, köylüyü karşısına almış abisi…
Başta utanmış Ayşe, malum tepkiler ortada…
Tezgâhın başından çıkamamış.
Başı önde, sessiz sessiz bulaşık yıkamış.

Sonra?
Sonra alışmış.

Bir bakmışsınız elinde çay tepsisi…
Masa masa dolaşıyor.

İlk günler:
Kadının kahvede ne işi var?” diyenler…

Bugün, göremeyince soranlar var:
Ayşe nerede?

Yenilikler de getirmiş. Çayın yanına sıkma börek de yapmaya başlamış.

Köy de değişmiş, Ayşe’yle birlikte.

Kadınlar da başlamış kahvehaneye gelmeye…

Ayşe bir cümle ekliyor, sesi titremeden:
Eşim şehir dışındaydı ama arkamda dimdik durdu. Bana güvendi. Bu yolda en büyük destekçim oydu.”

İşte tam da bu yüzden söylüyorum:
-Harikasın Ayşe.

Köyde de güçlü kadın olunur, kentte de.

Sen bunun en canlı kanıtısın.
Birçok kadının susmadan yürüyebileceğinin ispatısın.
Birçok kadının umudusun.

Bu hikâyeyi başkasından duydum, yerimde duramadım. Kalktım, Değirmençay (Erçel) Köyü’nün yolunu tuttum ve Ayşe Baban’ın hayatını, ilk kez kendi ağzından dinledim. Ayşe Baban ile yaptığımız keyifli ama bir o kadar da cesur röportajdan kâğıda düşenler…

Öncelikle sizi tanıyalım…

45 yaşındayım. Evliyim ve iki çocuğum var. Köyde doğdum, büyüdüm.

Kadın olarak köy kahvesinde çalışmak zor iş, siz daha zoru başarıp işletmesini yapıyorsunuz. Kimden çıktı bu fikir?

Çocukları anneme bırakıp bahçe işine gitmek zorunda kalıyordum. Annem vefat edince çocukları bırakacak yer yoktu. Abim durumumu görünce; ‘gel kahvede çalış, benim yanımda bulaşık yıkarsın’ dedi. Ben de; ‘abi gelemem. İşte kahvehanede utanırım, çekinirim.’ dedim. Çünkü köy yerinde iyi karşılamazlardı. Hatta kadın olduğumuz için daha önce kahveye bakamıyorduk. Abim ısrar edince, biraz da çaresizlikten ve iki evladım olduğu için, kahvehanede çalışmaya başladım.

Kaç yıldır kahvehanede çalışıyorsun?

Abimin yanında iki yıl çalıştım. İlk başlarda bulaşık yıkamaya geliyordum. Bir hafta utandım ocaktan çıkamadım. Sıkılıyordum, çekiniyordum. Ama artık 5 yıldır ben işletiyorum.

Köylüler nasıl tepki verdi?

Başta istemediler tabii… ‘İşte, kadından kahveci mi olur? Kadının kahvede ne işi var? Niye kahveye kadın gelmiş?’ diye söyleniyorlardı. Ben de çekiniyordum zaten çalışamıyordum.

Abiniz köylüleri hiçbir zaman dinlememiş o zaman…

Evet dinlemedi. Ben de devam ettim. İki yıl yanında çalıştıktan sonra abim; ‘sen bu işi öğrendin, yaparsın burayı sana devredeceğim’ dedi. ‘Abi, yapamam o sorumluluk beni aşar’ dedim. ‘Yaparsın yaparsın’ dedi ve bana devretti, sonra köy kahvehanesini kendi adıma açtım. Artık kahveci oldum 5 yıldır işletiyorum.

E, artık köylüler de kabullendi, alıştılar size o zaman…

Alıştılar, şimdi de benim yokluğumu kaldıramıyorlar. Bir gün gelmezsem ‘Ayşe nerede’ diye beni soruyorlar.

Peki, dışarıdan köye misafir olarak gelenler nasıl karşılıyor? Kahvehanede bir kadın işletmeci görünce şaşırıyorlar mı?

Mesela buraya turlarla misafirler geliyor. Kalabalık bisiklet grupları, tur otobüsleri, doğa yürüyüşü için gelenler oluyor. İlk başta şaşırıyorlar, daha sonra tekrar geldiklerinde; ‘Sanki kahve değil de evimiz gibi… Burası çok samimi, sıcak bir yer’ diyorlar. 

Yenilikler de getirmişsiniz. Çay, kahve ve oraletin dışında satışa sunduğunuz başka ürünler de var…

Bizim köyümüzde fırın yok, manav yok, yemek yiyebileceğiniz bir yer yok. Ben de kendimi burada şöyle konumlandırıyorum; buranın kahvecisi de fırıncısı da manavı da benim. Köyümüze bir misafir geldiğinde ya da biri aç kaldığında beni buluyor. Çayın yanında sadece içecek değil; sıkma yapıyorum, börek yapıyorum, ne isterlerse elimden geldiğince hazırlamaya çalışıyorum. Burası hem bir kahvehane hem de adeta küçük bir lokanta gibi oldu. Askerlerimiz, jandarmalarımız, öğretmenlerimiz geliyor; belediye ekipleri ve diğer misafirlerimiz de uğruyor. Elimden geldiğince herkese hizmet etmeye çalışıyorum.

Kadınların aslında kahvehanede istenmemesinin en büyük nedenlerinden biri kimi erkeklerin kontrolsüzce argo konuşmasından kaynaklı. Hepsi bir arada olunca da argo sözler havada uçuşuyordur. Siz bununla nasıl baş ettiniz?

Evet, bazen küfürler havada uçuşuyor. ‘Ayşe var, biraz dikkat edelim’ diyorlar ama sonuçta köy halkı, konuşma alışkanlıkları bu şekilde daha sonra varlığımı unutuyorlar. Bazen benim orada olduğumu fark etmiyorlar. Mesela kendi aralarında ‘Hava sıcak mı?’ diye soruyorlar, direkt küfürle cevap veriyorlar; ‘hava sıcak! demiyor yani. Kültürlerinden hâlâ vazgeçmiş değiller. Oyun oynarken de benim duymadığımı sandıkları küfürleri duyuyorum. Ama bunlara çok takılmıyorum. ‘Ekmeğimdeyim, işimdeyim’ deyip yoluma devam ediyorum. Alışmak zorunda kaldım.

Alışılıyor mu bu duruma?

Alışıyorsun… Bir gün mesela bir kadın komutan geldi. Uzaktan izledi, sonra yanıma gelip,

‘Ayşe Hanım sizi tebrik ediyorum’ dedi. ‘Bu kadar erkeğin içinde nasıl çalışıyorsunuz, ne yapıyorsunuz?’ diye sordu. Bir de merak ettiği bir şey vardı; ‘Sizin yanınızda küfür edebiliyorlar mı?’ dedi. Ben de dedim ki: Komutanım, burada küfür, ekmek su gibi… Köyün alışılmış kültürü bu. Bir de burada çok kibar, çok nazik bir dil beklemek zor. Köy halkı sonuçta… ‘Kahvecim çay ver lan’, ‘Kahvecim şunu yap’ diye seslenirler.

Size de mi böyle hitap ediyorlar?

Evet, bana da. Ben bir kadınım ama ‘lan’ diye hitap ediyorlar. Düşününce insanın zoruna gidiyor ama kimse bunu bilinçli olarak yapmıyor. Kadın olarak görmüyorlar demeyeyim ama artık alışılmışım. Ben de o kültürün bir parçası olmuşum.

Bu sizi kırmıyor mu?

Başta kırıyordu ama zamanla alışıyorsun. ‘Ekmeğim burada, işim burada’ diyorsun ve yoluna devam ediyorsun.

Sizinle az da olsa aşina olduğumuz kahvehane kültürü değişti mi?

Değişti. Mesela kadınlar artık ben varım diye daha rahat gelebiliyor. Otobüsü beklerken durakta değil, benim yanımda bekliyorlar. Eskiden kahvehaneye giremiyorlardı. ‘İyi ki sen varsın, biz de gelebiliyoruz’ diyorlar. Tek hedefim, buranın sadece erkeklere ait bir yer gibi değil, kadınların da rahatça gelip oturabileceği, dinlenip çay içebileceği bir mekân olması. En büyük hedeflerimden biri bu.

O zaman kadınlar sizin burada olmanızdan mutlu diyebilir miyiz? Erkekler mutlu olmasa da…

Tabii ki. Kadınlar, ‘Ayşe var’ diye çekinmeden geliyorlar.

İşler nasıl peki?

Yazın okul kapanınca göç edenler, yaylaya gelenler, yazlıkçılar oluyor. Yaz aylarında daha hareketliyiz, işlerimiz yoğunlaşıyor. Kışın ise doğal olarak biraz azalıyor.

Köylüleri konuştuk, eşiniz şehir dışında çalışıyordu kahvehanede çalışma fikrini nasıl karşıladı?

Eşim en büyük destekçim. Beni kıskanmış, kısıtlamış olsa çalışamam. Burada herkesle konuşmak zorundayım.  Yoksa en ufak bir sorun çıktığında bu durum eve de yansıyabilirdi; ‘Niye onunla konuştun, niye böyle yaptın?’ gibi. Ama hiç sorun etmedi. Abim vardı, eşim de dışarıda çalışıyordu. Eşim, ‘Ayşe, ben yanındayım. Sen devam et. Kim ne derse desin kulak asma, bir gün derler iki gün derler üç gün derler; sonra herkes alışır, kabul eder’ dedi. Şu an gerçekten herkes kabul etti. Şimdi herkesin gözü beni arıyor. Görmediklerinde ‘Ya sen niye gelmedin? Sen gelince burası evimiz gibi oluyor. Çayımız, yiyeceğimiz var’ diyorlar. Erkeklere göre daha kibar, daha anlayışlı davrandığım için sürekli benim olmamı istiyorlar. Mesela yaş almış amcaları yemeklerinden ilaçlarına kadar düşünüyorum. Onlar da ‘İyi ki varsın, iyi ki buradasın kızım’ diyor. Bir nevi kızları, kardeşleri oldum. Aile gibi olduk zaten hepsi komşularım, tanıdığımız insanlar. Artık eşim de yanımda beraber işletiyoruz.

Bir gününüz nasıl geçiyor?

Güne çok erken başlıyorum. Sabah ezanında kalkıp çayı ocağa koymuş oluyorum. Bu işi yapacaksan yılmadan, bıkmadan, usanmadan çalışman gerekiyor. Kahvehane işletmek ciddi bir tempo istiyor. Neredeyse günün tamamı burada geçiyor; haftanın yedi günü, günün yirmi dört saati gibi… Ben ezandan önce güne başlamış oluyorum. Gece genellikle saat 12’ye kadar buradayım. Çocuk küçük olduğu için bazen biraz daha erken gidiyorum. Yaz sezonunda ise işler yoğunlaştığı için erken çıkıyorum eşim gece 12’ye kadar kalıyor. İzin günümüz yok. 365 gün çalışıyoruz.

Son olarak, buradan kadınlara söylemek istediğin bir şey var mı?

Çevre baskısı yüzünden çalışmaktan korkan çok kadın var. Bu noktaya kolay gelmedim, benim için de zor oldu. Ama şunu söylemek istiyorum: Kim ne derse desin, insan ekmeğinin peşindeyse, dürüstçe çalışıyorsa yoluna devam etmeli. Zamanla herkes alışıyor, kabul ediyor. Kadın isterse her yerde var olabilir. Yeter ki kendine inansın, vazgeçmesin.


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA