Saatlerin ruhu ona emanet




Tarih: 11 Ocak 2026 Pazar 13:02


Teknolojinin hızlandığı, her şeyin dijitalleştiği bir çağda, zamanın kalbini hâlâ mekanik bir zembereğin ritminde dinleyen ustalar var. Onlardan biri de Hikmet Kutlu. 1953 yılında Siirt’te dünyaya gelen Kutlu, henüz çocuk yaşlarda adım attığı saat tamirciliği mesleğini tam 52 yıldır aralıksız sürdürüyor. Bugün artık çırak bulunamayan, unutulmaya yüz tutmuş bu mesleğin yaşayan tanıklarından biri olarak, hem zamanla hem de değişen hayatla ilgili çok şey anlatıyor.

MERVE KANKAN

1953 Siirt doğumlu saat ustası Hikmet Kutlu, ilkokuldan sonra başladığı mesleğini Mersin’de aynı sokakta tam 52 yıl boyunca sürdürdü. Nacar’dan Omega’ya uzanan ustalığıyla mekanik saatlerin ruhunu yaşatan Kutlu, kaybolmaya yüz tutan bir zanaatın ve Mersin’in belleğine kazınmış bir emeğin hikâyesini paylaşıyor.

“11 YAŞINDA BU MESLEĞE BAŞLADIM”

Okuldan mezun olur olmaz çalışma hayatına atıldığını söyleyen Hikmet Kutlu mesleğe başlama hikâyesini şöyle anlatıyor: “1953 yılında Siirt’te dünyaya geldim. 1964 yılında ilkokulu bitirdiğimde henüz 11 yaşındaydım. Okuldan mezun olur olmaz çalışma hayatına atıldım. Arkadaş tavsiyesiyle bu işe girdim. Askere gidene kadar, yani 1971 yılına kadar usta yanında çıraklık yaptım. Askerden döndükten sonra da yaklaşık üç sene daha ustamın yanında çalıştım. Ustamın adı Eyüp Çelik idi aynı zamanda öğretmendi. Sadece mesleki bilgi değil, hayat tecrübesi de aktardı bana. Üç senenin sonunda kendi dükkanımı açmalıyım dedim kendi dükkânımı açmam konusunda bana baya yardımcı oldu. Allah rahmet eylesin.” dedi.

“ARTIK ÇIRAK SORAN BİLE YOK”

Meslek hayatının neredeyse yarım asır boyunca aynı sokakta geçtiğini belirten Kutlu, “Dükkânım tam 52 yıl boyunca Öğretmenevi’nin karşısındaydı. Son dokuz aydır ise buradayım hemen karşı sokağında sürdürmeye devam ediyorum” ifadelerini kullandı. Mesleğin en büyük sorununun, artık yeni kuşakların bu işe ilgi göstermemesi olduğunu vurgulayan Kutlu: “Çıraklık kültürünün neredeyse tamamen ortadan kalktı. Şu an çırak soran dahi yok. 2000’li yıllara kadar dedesi, babası, amcası alır gelirdi çocuğu. ‘Boş durmasın, okul açılıncaya kadar yanınızda kalsın’ derlerdi. O olay da bitti. Çırak yetişmiyor ki talebin azalması, ekonomik zorlukları da beraberinde getiriyor. Şu an iş yok. Çoğu zaman dükkânda oturup vakit geçiriyorum. İş olmayınca olası çırak gelse bile sigortası, maaşı karşılanabilecek duruma gelmiyor maalesef.” Saat tamirciliğinin altın yılları 2005’e kadar sürdü, Sonrasında teknoloji ile birlikte her şey değişti. Telefonlar, akıllı saatler çıktıktan sonra bu meslek tamamen unutuldu. Silinip giderse yazık olur.” Dedi. 

NACAR’DAN OMEGA’YA UZANAN BİR USTALIK

Hikmet Kutlu’nun ilk tamir ettiği saat bir Nacar. Ardından Hislon, Singer, Longines, Omega gibi dönemin önemli markaları gelmiş. Kutlu, “İlk tamir ettiğim saat Nacar’dı. Daha sonra Hislon, Singer, Longines, Omega… Bugün ise dükkâna gelen saatlerin çoğu elektronik ve pilli. Şimdi hep elektronik saatler geliyor. Mekanik pek kalmadı ama meslekte uzun yıllar geçirmiş olmama rağmen teknolojik saatlere hiçbir zaman tam olarak ısınamadım. Elektronik saatler de sök tak olarak bir bir buçuk saat sürüyor mekanik saatte ama mekanik saatin verdiği zevki vermiyor. Mekanik tercihim. Elektroniğe pek ısınamadım. Mekanik saatlerin inceliği ve ruhu, ona göre elektronikle kıyaslanamayacak kadar özel. Dükkâna gelen saatlerin büyük bir kısmı maddi değil, manevi değeri yüksek olan saatler. İnsanlar genelde babadan, dededen kalma saatleri getiriyor. Hatırası olan saatler. Bence bir saati değerli kılan fiyatı değil, hikâyesi. Yaşanmışlıklar fiyatla ölçülemez” dedi. Kutlu, “Bir Saatin Kalbi Nerede Atar?” sorusuna da şöyle yanıt verdi;  “İçinde zemberek vardır. O zemberek saati hayata geçirir. Bir de balance dediğimiz parça var. O sallandıkça hareketten dolayı doluyor. Balance araba tekeri gibi döner, çok şık bir parçadır. Çok hoşuma gider.”

BİR SAATİN DEĞERİ FİYATINDA DEĞİL, YAŞANMIŞLIĞINDADIR

Dükkânda dikkat çeken parçalardan biri de 1930’lardan kalma Rus saatleri. Kutlu, “Bunlar devlet demiryollarından emekli olanlara verilirdi. Trende çalışanlar, o hayalinizdeki yaşlı dedeler… Yeleklerinin cebine koyarlardı. Oldukça ağırdır, şimdiki saatlere göre. Bu saatler, sadece zamanı değil, bir dönemin emeğini ve yaşam biçimini de taşıyor. Bir saatin değeri fiyatında değil, yaşanmışlığındadır. Meslek tamamen unutuldu. Silinip giderse yazık olur.” Diyerek saatlerin kültürel önemine dikkat çekti.


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA