İS-TE-Mİ-YO-RUZ




Tarih: 13 Ocak 2026 Salı 10:58

RAZİYE ERDEN YILDIRIM

Mersin Büyükşehir Belediyesinin olağan meclis toplantısında Silifke’de yapılması planlanan atık depolama tesisi gündeme geldi. Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut, Mersin Şişecam Madencilik Anonim Şirketi tarafından maden atık depolama tesisi olarak yapılması düşünülen alanın yer seçimine halk sağlığı ve çevresel endişelerle karşı olduklarını söyledi

Mecliste Silifke’nin sesi olan Turgut, atık depolama tesisinin yapılması durumunda yaşanacakları şu sözlerle özetledi: “Tozuma sebebiyle vatandaşlarımız bir kontaminasyona uğrayacak ve kronik obstrüktif akciğer hastalıkları gibi değişik hastalıklara maruz kalacak. Suların da kontamine olma ihtimali var. Dolayısıyla biz de bu atık depolama yerine karşıyız.”

Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 2026 Yılı Ocak Ayı Olağan Toplantısı 1. Birleşimi, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer başkanlığında gerçekleştirildi. Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen Meclis Toplantısı’ndakırsal mahalle statüsü tartışması gündemin ilk sırasına yerleşti. İlçe belediyelerinin karar alıp Büyükşehir’e göndermemesi halinde, kırsalda yaşayan vatandaşların su başta olmak üzere belediye hizmetlerini tam tarifeden almak zorunda kalacağı açıklandı. Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, ilçe belediyelerine cuma gününe kadar süre verdi. Mecliste söz alan belediye başkanları ve meclis üyeleri ise Silifke’de yapılması planlanan atık depolama tesisine ilişkin çevresel ve halk sağlığına yönelik kaygılarını dile getirdi.

Daha sonra belediye başkanları ve meclis üyeleri söz alarak ilçelerine ilişkin sorunları, talepleri ve önerileri dile getirdi. Meclis gündem maddelerini oylamaya sunarak devam etti.

 

“MESKİ DE TAM TARİFEYE GEÇMEK ZORUNDA”

İlçe belediyelerini ve sular idaremizi ilgilendiren hususta açıklama yapan MESKİ Genel Müdürü Ali Rıza Özdemir, şunları söyledi:

“Bilindiği üzere 6360 sayılı kanun 30 Mart 2014 tarihinde yürürlüğe girdi. Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte 467 tane köyümüz 39 beldemiz tüzel kişiliğini kaybetti. Aslında 42 beldeydi ancak bunlar daha önce su ve kanalizasyon hizmetlerini Büyükşehir’e devretmişti. Gözne, Huzurkent, Soğucak belediyeleri, daha sonra 39 belediye buna katıldı. Geldiğimiz süreçte 01 Ocak 2025 tarihinden itibaren bu istisnalar kaldırıldı. Kanunla birlikte içme suyunda köyler 4’te 1, beldelerde 2016 altında düzenlenen bir mevzuatla yüzde 50 ödemeye başladılar. 2020 yılında bu süre 2025’in sonuna kadar uzatıldı. Geldiğimiz noktada bu istisnalar bitmiş oldu. Ancak 2020 tarihinde 5216 sayılı Belediye Kanunu’na bir hüküm eklendi. Burada denildi ki ‘ilçe belediye meclisinin kararı ve teklifi üzerine Büyükşehir Belediyesi’nin 90 gün içerisinde alacağı kararla kırsal mahalleler belirlenebilir. Bu kırsal mahalleler de belirlenirken tamamı alınmayabilir. 10 bin metrekareden az olmamak üzere kırsal mahalleler de kendi içinde bölgesel belirlenebilir. Böyle bir kanun neden var diye bir örnek vermek istiyorum. Örneğin Gülnar Yanışlı yolunun hemen üstü kırsaldır, köy yerleşim alanıdır, zaten kanunda sayılan kriterlere uyar. Ancak hemen güneyinde villaların olduğu bir bölge vardır, burada dışarıdan gelen yazlıkçılar kalır. Yapılaşma şartlarına uymuyor.

İlçe belediyelerimiz kararlarını alırken bunları da dikkate alarak Büyükşehir’e teklifini getirebilir. Büyükşehir zaten bunları inceleyecek. Büyükşehir Belediye Meclisi’nden de geçtikten sonra kırsal mahalle statüsü devam eder. Burada MESKİ Genel Müdürlüğü indirimli tarifesi 4’te 1 oranında devam eder ancak ilçe belediyeleri de buradan emlak vergisi, diğer vergiler, harçlar, ruhsatla ilgili verilen bedellerden vazgeçmek zorundalar. Aksinde 01.01’den itibaren ilçe belediyeleri vergilerini harçlarını almak, MESKİ de tam tarifeye geçmek zorunda.

Diğer belediyeleri de araştırdım görüşmelerim var,  genel anlamda beldeler bu konuda dışarıda tutulmuş. Köylerde bu kritere uyan sosyo ekonomik durumu, şehir merkezine uzaklığı, hizmetlere ulaşabilirliği, yapılaşma durumu, ulaşım hizmetleri dikkate alınarak kırsal mahalle ilan edilebilir deniliyor. Bu bir zorunluluk değil, ne ilçe belediyesi direk kırsal mahalle ilan edebilir ne de Büyükşehir Belediyesi resen edebilir. Burada önemli husus ilçe belediyesinin teklifi Büyükşehir Belediyesi’nin değerlendirmesiyle kırsal mahalle ilan edilebilir. Bu haklar da aynı yöntemle geri alınabilir. İleride burada gelişmişlik söz konusu olduğunda aynı yöntemle geri alınabilir.

Kapanan beldeler zaten şehir özelliği taşıyor. Birçoğu kentimizde incelediğimizde şehre yakın noktalar. Aynı zamanda imar planları, altyapıları olan yerler. Biz öncelikle şehir merkezini okuyoruz meclis kararını da bekleyerek, sonra beldelere geçeceğiz, beldeyken mahallelere dönüşen yerlere, Kızkalesi, Tömük, Arpaçbahşiş  gibi, buralarda normalde yüzde 50 indirim yapıyoruz. Sonrasında eğer meclisimizden bir karar çıkarsa veya çıkmazsa ona göre köylere geçeceğiz. İlk planlamamız şehir merkezi ve beldeler.”

 

“ORTADA BİR YASA VAR, UYGULAMAMIZ LAZIM”

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise yasayı uygulamak zorunda olduklarının altını çizerek, şu ifadelere yer verdi:

“Kırsal mahalle olarak ilçe belediye meclisleri tarafından da kabul edilecek mahalleleri belirleyip onları şu an okumaya geçmediğini biliyorum. Bunlar muhtemelen bu işlemleri burada yaparsak yine 4’te 1 üzerinden tahsil edeceği için şimdi okuma yapmıyoruz. Geçen sene de öyle yaptık, geçen sene de beklettik. Çünkü yine muğlak bir durum vardı. İlgili kurumlardan, bakanlıktan görüş aldık, ‘meclise bir yasa gelecek bir yıl daha uzatılacak, siz eski tarifeden okumaya devam edin yasa arkadan gelecek’ dediler. Sonra yine sorduk, dediler ‘hayır yasa yürürlüğe girecek, yeni bir yasa teklifi yok, uzatma beklentisi yok, onun için yasa neyse siz de uygulayacaksınız’.

Biz bu yasayı doğal olarak uygulamak zorundayız. İlçelerden bu karar gelmezse biz 806 mahallenin tamamında tam fiyat uygulamasına geçmek zorundayız. Örneğin Çamlıyayla’nın Kisecik’i kırsal mahalle statüsüne girebilir, ya da Mut’un merkezin dışında kalan köylerinde ya da diğer taraflar da. Onlar da aslında indirime girmesi gerekirken, yani eski tarife üzerinden devam etmesi gerekirken ilçe meclisinin bu kararı almamasından dolayı tam tarifeye geçerler. Burada insanlar sesini yükseltecek. Doğal olarak da biz şöyle izah edeceğiz; yasa olarak yeni uygulamaya geçmek zorundayız. Ancak ilçe belediyeleri zamanında bu kararları almadığı için size tam tarife uygulamak zorundayız. Bu ilçe belediye başkanlarını sıkıntıya sokar, onu söylemek istiyorum. Doğal olarak da geçen hafta yaptığımız toplantıda Ali Rıza Bey’in sizlerle görüşmesini istedim, izah edin başkanlarımıza diye.

Bizim bu ay içerisinde bu kararı alma zorunluluğumuz var. Cuma günü ikinci birleşimi yapmak zorundayız. Cuma gününe kadar hazır edebilecek ilçeler olağanüstü toplantı yapıp geçirsinler bunu, cuma günü bize getirsinler. Cuma günü de gelse olur gündem dışı maddeler içine alırız. Biz de komisyona sevk edeceğiz çünkü bunu. Pazartesi, salı, çarşamba günü komisyonda yine görüşülür. Şu da var o telaşla hatalı bir karar alacağınızı düşünmeyin, burada düzeltiriz. Neticede buranın onayı önemli. Biz bu ay bitmeden bir olağanüstü toplantı yapacağız, oraya kadar da o çekincelerinizi giderirsiniz, değişiklik isterseniz biz komisyonda yaparız. O şekilde çözüm üretelim, başkanlarımızdan biz bunu istiyoruz. Gerçekten biz de sıkıntıya gireriz, siz değerli başkanlarımız da girer. Neticede böyle bir yasa var, bu hakkı veriyor kırsal mahallede yaşayan vatandaşlarımıza. Onlar bu haktan yararlansın ama meclis kararları alınmadı diye de bu hakları kaybolmasın. Bu hepimizi siyaseten de yoracak tepkilere de neden olur. ‘Ne yapalım ilçe belediyesi göndermedi’ diyemeyiz, çünkü herkesin kafası karışık. Belediyeler Birliği’ne bu konuda gelen bir şey yok, herkes birbirine soruyor. Ama ortada bir yasa var öyle ya da böyle bunu uygulamamız lazım. Ya da meclisten bir karar çıkartıp TBMM’den bakanlığın bunu uzatması gerekiyor. Sizlerden isteğimiz cuma gününe kadar göndermeniz. Olağanüstü meclisi de sırf bunun için yapacağız.”

 

“PROJE ŞEFFAF VE BİLİMSEL BİR ŞEKİLDE DEĞERLENDİRİLMELİ

Mecliste söz alan CHP Meclis Üyesi Gülşah Yıldırım Genç, Silifke’de yapılması planlanan maden atık deposuna dikkat çekti. Genç şunları söyledi:

“Işıklı ve Yeşilovacık mahalleleri sınırları içerisinde planlanan maden atık depolama tesisi projesine ilişkin görüşlerimizi buradan ifade ediyorum. Bu proje havamızı, toprağımızı, suyumuzu kirletme riski taşıyan halk sağlığını doğrudan tehdit eden, tarımı, doğal yaşamı ve bölgenin ekolojik dengesini olumsuz etkileme potansiyeline sahip bir projedir. ÇED olumlu kararı almış olması bu risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Yerel halkın, muhtarların, sivil toplum kuruluşların ve yerel yerel yönetimlerin görüşleri dikkate alınmamıştır. Silifke tarımıyla, deniziyle ve doğal zenginlikleriyle yaşayan bir ilçedir. Bu kentte alınacak her karar yalnızca bugünü değil çocuklarımızın ve gelecek kuşaklarımızın yaşam hakkını doğrudan etkilemektedir. Bugün burada muhtarların, siyasi partilerin, meclis üyelerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve siyasi görüşü ne olursa olsun Silifke’ye sahip çıkan tüm yurttaşlarımızın ortak talebini dile getiriyorum. Bu projenin yeniden şeffaf, katılımcı ve bilimsel bir şekilde değerlendirilmelidir. Bu anlayışla havamıza, suyumuza, toprağımıza, sağlığımıza ve geleceğimize sahip çıkmaya kararlılıkla devam edeceğimizi ifade ediyorum.”

 

“ATIK DEPOLAMA TESİSİNE KARŞIYIZ”

Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut ise CHP Meclis Üyesi Gülşah Yıldırım Genç’in sözlerine katıldığını belirterek, şunları aktardı:

“Cam üretiminde kuvarsit denilen bir kayaç kullanılıyor. Bunun yüzde 75'i cam üretiminde yüzde 25'i de toz olarak atık olarak kalıyor. Bu fabrikalar Tarsus'ta ve bu yüzde 25'lik toz tırlarla yüklenecek ve belki de 200 km'nin üzerinde yol kat ederek Silifke'de Işıklı bölgesinde atık olarak depolanacak. Bu tozların en önemli özelliği tozuma özellikleri. Yani rüzgarda havalanıp uzak yerlere erişebiliyorlar ki burada depolamanın olacağı yere yaklaşık 850 metre 1 km'lik alanda yerleşim alanları başlıyor ki bizim oralar rüzgârın bol olduğu yerler. Dolayısıyla bu tozuma sebebiyle vatandaşlarımız bir kontaminasyona uğrayacaklar ve akciğerle ilgili astım olur, kronik obstrüktif akciğer hastalıkları gibi değişik hastalıklara maruz kalacaklar.

Dolayısıyla biz de bu atık depolama yerine karşıyız. Suların da kontamine olma ihtimali var. Suların ÇED raporunda periyodik olarak kontrol edileceği söyleniyor ama kontrollerde eğer bir bulaşığı saptanmışsa bu daha sonradan tespit edilebilecek bir durum. Dolayısıyla sular da çok güvenli değil. Biz bu atık depolama tesisine karşı olduğumuzu kamuoyuna duyuruyoruz.”

 

“MECLİSİN, ÇEVRE KATLİAMINA DUR DİYECEKLERİNİ DÜŞÜNÜYORUM”

MHP Meclis Üyesi Adnan Saz, Silifke ilçesi Yeşilovacık ve Işıklı Mahallelerinde yapılması planlanan atık depolama alanının yerinin yanlış olduğunu savundu. Saz, “Silifke ilçesi Yeşilovacık ve Işıklı Mahalleleri bölgesinde bir kimyasal atık depolama alanı yapılması düşünülmektedir. Mersin Şişecam Madencilik Anonim Şirketi tarafından maden atık depolama tesisi olarak yapılması düşünülen alanın yer seçimi son derece yanlıştır.

Yeşilovacık, Işıklı Mahalleleri'nin yerleşim alanı içerisinde kalan ve yöre halkının geçimini sağladığı hayvancılık Sebze, meyve üretiminin yoğun yapıldığı ve Türkiye'de ilk turfanda çağla kayısı gibi endemik ürünlerin yetiştirildiği bir yerdir.

Balıkçılığın, Sarıkeçililerin ve yerli yörüklerin hayvancılık yaptıkları bir yer olmasının yanında Mavi Kent, Mesa Evleri, Faraz, Tisan gibi turizmin yoğun olduğu ve 3 adet 5 yıldızlı otelin bulunduğu bir yerin kimyasal atıklara teslim edilmesi doğru bir şey değildir. Meclisimizde bütün parti gruplarının bu çevre katliamına dur diyeceklerini düşünüyorum. Yer altı sularının kimyasal kirliliğe maruz kalmasını kabul etmek mümkün değildir. Orman yangınları dolayısıyla ormanlarımız yok oldu. Akkuyu Nükleer Santrali ile doğamız yok oldu. Balık çiftlikleri ile denizlerimiz kirlendi. Dolayısıyla Mersin ülkemizin en güzel yeri ve güzelliklerinin kaybolmamasına duyarlı olalım. Onun için bütün meclis üyelerimizin bu konuda sahiplenmesini bekliyorum.”

 

“GÜNLÜK 300 TARIM İŞÇİSİ BU YOLU KULLANIYOR”

Gülnar Belediye Başkanı Fatih Önge, tarım işçilerinin kullandığı Aygörmez yolunun asfaltlanmasını talep ederek şunları anlattı:

“Geçen sene de meclisimizde sık sık gündeme geldi. Nisan ve Mayıs ayları bizim Günlar'da coğrafi işaretli ürünümüz olan Gezende eriğimiz ama sadece Gezende de yetişmiyor, erik. Gezende, Köseçobanlı, Ilısu mahallelerimiz olmak üzere burada yetişen ve coğrafi işareti olan erik mevsimi sezonu yaklaşıyor. Üretimin ve tarımsal faaliyetlerin yapılmasında sıklıkla kullanılan Aygörmez yolu geçen seneki haliyle de duruyor. Çok konuşmuştuk, defalarca sizlere arz ettik. 7 km'lik yol. Aygörmez yolunun asfaltlanması konusunda sizlerin kıymetli desteklerinizi bekliyoruz. Günlük 300 tarım işçisi bu yolu kullanıyor. Aynı zamanda bu sene sizlerin de iştirak edeceğiniz Gezende Erik Festivali'nde de yoğun olarak kullanılan bir yol.”

 

 

 

 

 

 

 


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA