Yazmak benim için toplumsal sorumluluk!




Tarih: 13 Ocak 2026 Salı 16:45


Uzun yıllar Mersin’de öğretmenlik ve idarecilik yapan Ahmet Aydoğdu, emeklilik yıllarını edebiyatla taçlandırıyor. Elazığ’ın ücra köylerinden Mersin sokaklarına uzanan gözlemlerini kitaplaştıran tecrübeli eğitimci, “Yazmak benim için ticari değil, toplumsal bir sorumluluk” dedi.

ABDULLAH ÖZTÜRKMEN

 

Emekli öğretmen ve yazar Ahmet Aydoğdu, kaleme aldığı ‘Karıncaların Sessizliği’ ve ‘İki Kere İki Üç Eder’ adlı kitaplarıyla toplumsal sorunlara dikkat çekiyor.Eğitimci kimliğini edebiyatla buluşturan Aydoğdu, yılların birikimini okurlara aktarmayı amaçladığını söylüyor.

 

Hocam, kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Emekli öğretmenim. Mersin Atatürk Lisesi ve Mersin Ortaokulu’nda uzun yıllar eğitimci olarak görev yaptıktan sonra emekli oldum. Aslında meslek projem fen bilgisi öğretmenliği üzerineydi. Ancak lise yıllarından itibaren edebiyata ağırlık veren bir altyapım vardı. Yazarlık içimde ukde kalan bir konuydu ve emekli olduktan sonra bu yönümü daha çok ön plana çıkardım. Aynı zamanda Mersin Şairler ve Yazarlar Derneği (MEŞYAD) üyesiyim ve Dünya Yazarlar Birliği’ne de üyeyim. Aslen Elazığlıyım, yaklaşık 45 yıldır Mersin’de yaşıyorum. Kitap yazma tutkusu benim için lise yıllarına dayanır. Emeklilikle birlikte bu tutkuya daha fazla zaman ayırma fırsatı buldum.

 

“TİCARİ AMAÇ GÜTMÜYORUM”

 

Yazma amacınız nedir? Ticari bir beklentiniz var mı?

Kesinlikle ticari bir amaç gütmüyorum. Zaten böyle bir düşüncem de hiç olmadı. Yazmayı, toplumsal bir sorumluluk olarak görüyorum. Okurlara bir mesaj vermek, içimdeki birikimi aktarmak istedim.Yaklaşık 35-40 yıllık bir eğitimciyim. Liselerde ve ortaokullarda öğretmenlik yaptım, uzun yıllar idarecilik görevinde bulundum. İstedim ki öğrencilerim ve gençler bu birikimden faydalansın; okusunlar, düşünsünler, geleceğe ışık tutsunlar. Topluma küçük de olsa bir katkı sağlamak en büyük hedefim. Hayatta olduğum sürece de bu yönde üretmeye devam edeceğim.Şu an için iki kitabım var. İlki Karıncaların Sessizliği, ikincisi ise İki Kere İki Üç Eder.

 

Kitap isimlerinizin esni kaynağı nedir?

Karıncaların Sessizliği, Elazığ’da ücra bir köyde, 1960–65’li yıllarda geçen bir hikâyedir. Eğitimin ulaşmadığı, ekonomik sorunların çözülemediği, kaderiyle baş başa kalmış köylülerin yaşamını anlatır. Bu insanlar eğitimsizdi ama dünyada olup biten gelişmeleri anlamaya çalışıyorlardı. Uluslararası gelişmelere ilgi duyan, algılamak isteyen fakat imkânlardan yoksun bırakılmış insanlardı. Yıllar sonra o düzeni sorgulayan bir hikâye ortaya çıktı.İki Kere İki Üç Eder ise üzerinde özellikle durduğum bir kitap. Matematiksel olarak elbette iki kere iki dört eder. Ancak ben bu başlığı, toplumsal çelişkileri anlatmak için seçtim. 45 yıldır Mersin’de yaşıyorum. Öğretmenlik hayatımda ve sonrasında toplumda gördüğüm çelişkileri, çürümeyi ve duyarsızlığı anlatmak istedim. Bunu özellikle pedagojik bir bakış açısıyla ele aldım; siyasi bir anlam yüklemek istemedim.

 

“BUNDAN 50-60 YIL ÖNCE BU KADAR DUYARSIZLIK YOKTU”

 

Bu çelişkilere örnek verebilir misiniz?

Bir gün Hastane Caddesi’nde yaşadığım bir olayı hiç unutmam. Bir kişi aracını park edilmemesi gereken bir yere bırakmıştı. Karşıdan elinde poşetle domates, salatalık taşıyan bir köylü vatandaş geliyordu. Araç sahibi geri geri gelirken arkasına bakmadan bu vatandaşa çarptı. Adam yere düştü, sebzeleri dağıldı, korktu.Araçtan inen kişi ise hiçbir şey olmamış gibi “Gözün kör mü, arabayı görmüyor musun?” diyerek üste çıktı. Yani hatalı olmasına rağmen suçu karşı tarafa yüklemeye çalıştı. Dayanamadım, müdahale ettim ve “Suç sizde, park yasağı olan yere park etmişsiniz, üstelik adama çarpmışsınız” dedim. Bana dönüp “Sen kimsin, ne karışıyorsun?” dedi.İşte bu bir toplumsal çelişkidir. Yanlış yapanın kendini haklı görmesi, güçlünün zayıfı suçlaması… İki Kere İki Üç Eder tam da bunu anlatıyor.

 

Peki bu toplumsal duyarsızlığı neye bağlıyorsunuz?

Bunu sadece eğitimsizlikle açıklamak yetersiz kalır. Bundan 50–60 yıl önce bu kadar duyarsızlık yoktu. İnsanlar okuyordu. Okumanın amacı; hizmet etmek, insanı anlamaktı.Bugün toplum iki uçta toplanmış durumda: Ekonomik durumu çok iyi olanlar ve çok kötü olanlar. Arada büyük bir kopukluk var. Eskiden insanlar giyim kuşamına, davranışına daha çok dikkat ederdi. Saygınlık önemliydi. Bugün ise bu değerler hızla aşınıyor.Okullarda bile bu dejenerasyonu görüyoruz. Eskiden bir öğretmen geçtiğinde, öğrenci uzaktan bile saygıyla dururdu. Şimdi öğrenci öğretmenine omuz atarak geçiyor. Bu tablo, toplumun geldiği noktayı çok net gösteriyor.Ben yazmayı bir görev olarak görüyorum. Eğitimci kimliğimle, gördüklerimi ve yaşadıklarımı yazıya dökmeye devam edeceğim. Okuyan, düşünen, sorgulayan bir toplum umuduyla.

 


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA