Türkiye Kamu-Sen Mersin İl Temsilciliği, memur ve emekli maaşlarının enflasyon karşısında eridiğine dikkat çekerek ek zam ve refah payı talebinde bulundu. Mersin Defterdarlığı önünde konuşan İl Temsilcisi Ozan Giran,
Türkiye Kamu-Sen’den maaş tepkisi
“ENFLASYON FARKI ZAM DEĞİLDİR"
Türkiye Kamu-Sen Mersin İl Temsilciliği, memur ve emekli maaşlarının enflasyon karşısında eridiğine dikkat çekerek ek zam ve refah payı talebinde bulundu. Mersin Defterdarlığı önünde konuşan İl Temsilcisi Ozan Giran, "Memur maaşları yoksulluk sınırının, emekli maaşları ise açlık sınırının altında. Enflasyon farkı zam değildir, sıfır zamla karşı karşıyayız" diyerek gelir vergisinin yüzde 15’te sabitlenmesini ve ilave ek ödemelerin emekli maaşlarına yansıtılmasını istedi.
MERVE KANKAN
Türkiye Kamu-Sen Mersin İl Temsilciliği, kamu çalışanları ve emeklilerin giderek derinleşen ekonomik kayıplarına dikkat çekmek amacıyla Mersin Defterdarlığı önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada konuşan Türkiye Kamu-Sen Mersin İl Temsilcisi Ozan Giran, yüksek enflasyona rağmen maaş artışlarının yetersiz kaldığını, enflasyon farkının “zam” olarak sunulmasının gerçeği yansıtmadığını vurgulayarak iktidarın ücret ve vergi politikalarını eleştirdi. Girgan, insanca yaşam, adil ücret, vergide adalet ve güvenceli istihdam taleplerini yineleyerek, çalışan ve emeklileri yoksulluk girdabından kurtaracak sosyal ve adil ekonomi politikalarının derhal hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Basın açıklamasında konuşan Giran “Resmî verilere göre 2025 yılı enflasyonu yüzde 30,89 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşın memur maaşlarına yapılan artış yıl içinde yüzde 22,5 seviyesinde kalmıştır. Sonuç açıktır: Enflasyon yükselmiş, maaşlar erimiştir. Ne yazık ki bu tablo, memur ve emekliler açısından artık istisnai değil, alışılagelmiş bir durum olmuştur. Nitekim 2024 yılında da maaşlar enflasyonun 15,37 puan gerisinde kalmış; 2025 yılında ise toplamda 18,53 puanlık bir kayıp yaşanmış, bu kayıp ancak sonradan verilen enflasyon farkı ile telafi edilmeye çalışılmıştır. Buradan bir kere daha açıkça ifade ediyoruz: Enflasyon farkı, zam değildir. Enflasyon farkı, maaşları yalnızca gerçekleşen enflasyona eşitleyen bir telafi ödemesidir. Zam ise maaşın alım gücünü artırması beklenen bir düzenlemedir. Ortaya çıkan tablo, kamu çalışanları ve emekliler için açık bir ekonomik çıkmazdır. Tutmayan hedeflerin bedeli, kamu görevlilerine ve emeklilere ödetilemez. Bu gidişata acilen müdahale edilmesi zorunludur.” İfadelerini kullandı.
MEMUR MAAŞLARI YOKSULLUK SINIRININ, EMEKLİ MAAŞLARI İSE AÇLIK SINIRININ ALTINDA
Memurların 2026 yılının ilk maaşını bugün alacaklarını belirten Giran, “Bordrolarında 2025 yılına göre oransal olarak enflasyon farkıyla birlikte yüzde 18,6; taban aylığa brüt bin TL ve unvan bazında tazminat artışı içeren bir maaş zammıyla karşılaşacaklar. Bütün bu artışlarla birlikte en düşük dereceli bekar memurun maaşı yüzde 22,4 artacak ve 47 bin 500 TL’den 58 bin 200 TL’ye yükselecek. Ortalama memur maaşı ise yüzde 22 oranında artacak ve yaklaşık 52 bin 500 TL’den 64 bin 100 TL’ye yükselecek. Yani en düşük memura 10 bin 700; ortalama bir memura ise 11 bin 600 TL artış gelecek. Bu rakamlarla memurlarımızın 6 ay geçinmesi beklenecek. Ancak bu rakamlar, kamu çalışanlarının gerçek hayat koşullarını karşılamaktan uzaktır. Bugün memur maaşları yoksulluk sınırının, emekli maaşları ise açlık sınırının altında kalmıştır. Yoksulluk sınırı 100 bin lira civarında, ortalama maaş 64 bin lira. Bu parayla bir memur ay sonunu nasıl getirecek? Bu rakamlar içimizi karartıyor, umutlarımızı köreltiyor. Bu tablo mutlaka değiştirilmelidir. Bu tablo ancak ve ancak memur ve emekli maaşlarına ek zam yapılarak, maaşlara refah payı eklenerek tersine çevrilebilir.” Dedi.
ÖDENEN VERGİ MİKTARI YAPILAN ZAMMI AŞTI
Gelir vergisi dilimlerinin, memur maaş artışlarının gerisinde kalması nedeniyle, ödenen vergi miktarı yapılan zammı aşar hâle geldiğini ifade eden Giran, “Bu çerçevede, gelir vergisi dilimlerinin ekonomik gerçeklere uygun biçimde yükseltilmesi ve ücretliler açısından gelir vergisi oranının yüzde 15 seviyesinde sabitlenmesi gerekmektedir. Vergi yükünün dar ve sabit gelirlilerin omuzlarına yıkıldığı, enflasyon hedeflerinin tutmadığı bir tabloda, maaşların da bu seviyelerde tutulması kabul edilemez. Çalışanları sürekli fakirleşen millet, gelişemez, ilerleyemez. Bu maaş politikasıyla kamu memur ve emekliliğe karşı sürekli borçlanmaktadır. Milletten hangi oranda alıyorsanız, çalışanınıza emeklinize de o oranda zam verin. Verilen sözlere uygun olarak İlave ek ödemenin ve tüm ödemelerin emekli aylığına yansıtılmasını sağlayın. İçinde adalet olmayan verginin, hakkaniyete dayanmayan maaş sisteminin refah getirmesi mümkün değildir. Memuru, emeklisi mutlu olmayan ülkenin mutlu olması mümkün değildir. Refah payı olmayan maaş artışına zam denmez. Biz enflasyon kadar zammı kabul etmiyoruz. Zaten alım gücü sürekli düşerken, bizden daha fazla fedakârlık beklemeyin. Memur, emekli hakkı olmayanı istemiyor. Başkasının kaynağını bize aktarın demiyor. Milli gelire yaptığı katkının, alın terinin, emeğinin hakkını istiyor. Türkiye Kamu-Sen olarak memur ve emekli maaşlarına ek bir artış yapılarak durumlarının iyileştirilmesini, üzerine refah payı eklenerek gerçek anlamda bir zamma kavuşturulmasını talep ediyoruz. Ek zam ve refah payının kalıcı bir biçimde düzenlenmesini istiyoruz. Gelir vergisinin adil bir biçimde belirlenmesini, herkesin kazancı ile orantılı bir vergilendirmeye tabi tutulmasını bekliyoruz. Bunun için de memurların gelir vergisi dilimi yüzde 15’te sabitlensin diyoruz” İfadelerini kullandı.
|