Çocukları tehdit eden virüs; bocavirüs!




Tarih: 20 Ocak 2026 Salı 14:49

RAZİYE ERDEN YILDIRIM

Kış aylarının gelmesiyle birlikte çocuklarda solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşanırken, son günlerde adı sıkça duyulmaya başlanan Bocavirüs aileleri tedirgin etti. Uzm. Dr. Nasır Nesanır, “Bocavirüs ise daha çok 6 ay ve 5 yaş arasındaki çocuklarda saptanır. Klinik seyri genellikle daha hafiftir ve sıklıkla başka solunum virüsleriyle birlikte bulunur. En önemli ayırt edici özelliği, bocavirüsün genetik materyalinin solunum yollarında uzun süre kalabilmesidir” dedi.

Kış mevsiminin etkisini artırmasıyla birlikte solunum yolu enfeksiyonlarında da ciddi bir artış yaşandı. Yaz aylarının sonuna doğru yükselişe geçen koronavirüs vakaları, aralık ayı itibarıyla yerini mutasyonlu grip türü olarak bilinen H3N2’ye bıraktı. Acil servislerde en sık karşılaşılan vakalar arasında yer alan bu virüsün ardından, Bocavirüs de yeniden gündeme geldi. Özellikle küçük çocukları hedef alan Bocavirüs’üne karşı uyarıda bulunan uzmanlar; ateş, öksürük, burun akıntısı ve hızlı nefes alıp verme gibi belirtilerle ortaya çıkan bu virüsün, zamanında önlem alınmadığında ağır zatürreye ve hayati risklere yol açabileceğine dikkat çekti.  Konu ile ilgili görüşlerini aldığımız Türk Tabipleri Birliği (TTB) Halk Sağlığı Kolu Başkanı Uzm. Dr. Nasır Nesanır şunları söyledi: “Solunum yolu enfeksiyonları, özellikle çocukluk çağında, her yıl sağlık sistemleri üzerinde ciddi bir yük oluşturmaktadır. Son yıllarda yaygınlaşan çoklu (multiplex) PCR testleri, etkenlerin daha sık saptanmasını sağlasa da bu durum her zaman klinik netlik anlamına gelmemektedir. En sık karışan iki etken ise Respiratuvar Sinsityal Virüs (RSV) ve Bocavirüstür. Oysa bu iki virüs, hem hastalık ağırlığı hem de halk sağlığı öncelikleri açısından aynı yerde durmamaktadır.”

“ANİ BAŞLAR VE KISA SÜREDE AĞIRLAŞABİLİR”

Bocavirüs’ün 6 ay ve 5 yaş aralığında görüldüğünü ifade eden Dr. Nesanır, şunları aktardı:

“RSV, özellikle ilk bir yaş altındaki bebeklerde, akut bronşiolitin en önemli nedenidir. Hastalık çoğu zaman ani başlar ve kısa sürede ağırlaşabilir. Hışıltı, solunum sıkıntısı, oksijen düşüklüğü ve küçük bebeklerde apne görülebilir. RSV, her yıl belirli mevsimlerde çocuk servisleri ve yoğun bakımlar üzerinde ciddi bir yatış yükü oluşturur. Bocavirüs ise daha çok 6 ay ve 5 yaş arasındaki çocuklarda saptanır. Klinik seyri genellikle daha hafiftir ve sıklıkla başka solunum virüsleriyle birlikte bulunur. En önemli ayırt edici özelliği, bocavirüsün genetik materyalinin solunum yollarında uzun süre kalabilmesidir. Bu nedenle PCR testinde saptanması, her zaman o anki hastalığın nedeni olduğu anlamına gelmez. Bu noktada temel ilke açıktır: RSV pozitifliği çoğu zaman klinik tabloyla uyumludur; bocavirüs pozitifliği ise mutlaka klinikle birlikte değerlendirilmelidir. RSV ile birlikte bocavirüs saptandığında, hastalığın ağırlığını belirleyen çoğu zaman RSV’dir; bocavirüs bu tabloda çoğunlukla eşlikçi konumdadır.”

“AŞISI YA DA ANTİVİRAL TEDAVİ BULUNMAMAKTADIR”

Bocavirüs’e özgül bir aşı ya da antiviral tedavi bulunmadığını kaydeden Dr. Nasır Nesanır, “RSV, belirgin mevsimsel artışlar gösterir. Sonbahar sonu ve kış aylarında hastane başvuruları ve yatışlar keskin biçimde artar. Bu durum, sağlık hizmetlerinin planlanması açısından öngörülebilir ancak zorlayıcı bir yük yaratır. Bocavirüs ise yıl boyunca saptanabilir; keskin salgınlardan çok sessiz ve yaygın bir dolaşım gösterir. Toplumda sık görülmesine karşın, RSV kadar ağır bir sağlık yükü oluşturmaz. RSV bugün yalnızca bireysel bir enfeksiyon değil, küresel bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü RSV’yi sürveyans sistemlerine dahil etmiş; son yıllarda geliştirilen anne aşıları ve uzun etkili koruyucu antikorlar, özellikle bebeklerde hastane yatışlarını azaltmayı hedeflemiştir. Ancak RSV’ye bağlı ağır hastalık ve ölümler, daha çok yoksul bölgelerde, yoğun bakım olanaklarının sınırlı olduğu ülkelerde görülmektedir. Bu durum, enfeksiyon hastalıklarının yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda toplumsal ve yapısal bir mesele olduğunu göstermektedir. Bocavirüs için ise özgül bir aşı ya da antiviral tedavi bulunmamaktadır. Korunma, temel enfeksiyon kontrol önlemleriyle sınırlıdır. Günümüzde önemli bir sorun, laboratuvar sonuçlarının klinik değerlendirmeden bağımsız ele alınmasıdır. Özellikle bocavirüs gibi uzun süre pozitif kalabilen etkenlerde, yalnızca test sonucuna dayanarak karar vermek gereksiz tedavilere, yanlış risk algılarına ve sağlık kaynaklarının yanlış kullanımına yol açabilmektedir. Hastayı yöneten şey test sonucu değil, klinik tablodur.” dedi.

“HER VİRÜS SAPTANDIĞINDA ANTİBİYOTİK GEREKMEZ”

Vatandaşı kalabalık yerlerden uzak durması konusunda uyaran Uzm. Dr. Nasır Nesanır, dikkat edilmesi gerekenleri şöyle anlattı: “RSV, özellikle küçük bebeklerde ağır seyredebilir; solunum sıkıntısı, morarma, beslenememe durumlarında gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Bocavirüs çoğu zaman hafif seyirli bir enfeksiyondur ve kendi kendine düzelir. Her virüs saptandığında antibiyotik gerekmez; antibiyotikler virüslere karşı etkili değildir. El yıkama, solunum hijyeni ve hasta çocukların kalabalık ortamlardan uzak tutulması en etkili korunma yollarıdır. Bebekler, yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar solunum yolu enfeksiyonlarına karşı daha kırılgandır; bu grupların korunması toplumsal bir sorumluluktur. RSV ve bocavirüs, aynı testte yan yana görülebilir; ancak aynı klinik ve halk sağlığı anlamına gelmez. RSV, ağır hastalık yükü ve eşitsizliklerle ilişkisi nedeniyle açık bir halk sağlığı önceliğidir. Bocavirüs ise çoğu zaman dikkatli yorumlanması gereken, klinik bağlama bağımlı bir etkendir.”


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA