“MÜHİM OLAN İDEALE SADAKAT”




Tarih: 21 Ocak 2026 Çarşamba 10:14

RAZİYE ERDEN YILDIRIM

Genç kemancı Ada Yalın Yücel ile yurt dışındaki eğitim sürecini, konserlerini ve sanata bakışını konuştuk

Çocukluğu, gençliği kemanın tellerinde geçmiş bir isim…

Ada Yalın Yücel.

Genç yaşına rağmen hem Türkiye’de hem yurt dışında birçok konsere imza atmış.
Usta müzisyenlerle aynı sahneyi paylaşmış.
Ama tüm bunları anlatırken zerre gösteriş yok.

Pırıl pırıl, naif, İçten…

Şu sıralar en çok özlediğimiz tablolardan biri aslında.

Duruşu, konuşmasıyla tam bir beyefendi.
Sesi sakin, cümleleri ölçülü.
Dinlerken insanın içi ferahlıyor.

Hakimiyet gazetesinde buluştuk.
Ada anlattı, ben dinledim.
Kaleme sarılmak için sabırsızlandım.

Şu anda Almanya’da eğitimine devam ediyor.
Yurt dışını herkes görmeli” diyor.
Ardından hemen ekliyor:
Sonra mutlaka geri dönmeliler.”

Çünkü Ada’ya göre bu ülkenin kültüre de sanata da gençlere de çok ihtiyacı var.

Vefalı, duyarlı, geleceğini sadece kendisi için değil, ülkesi için de düşünen bir genç.

Ada Yalın Yücel…
Sadece iyi bir kemancı değil,
iyi yetişmiş, donanımlı bir genç..

Ada ile röportajımızın detayları…

Öncelikle seni tanıyalım. Kimdir Ada Yalın Yücel?

Merhaba, 2005 yılında Mersin’de doğdum, kemanla tanışmamız  2012 yılında gerçekleşti. O günden günümüze hâlâ eğitimimi sürdürüyor, konserler veriyorum. Şu anda Almanya'da yaşıyorum, sıklıkla konserler için Türkiye'ye gidip geliyorum. 

Ailenin müzikle ilişkinde etkisi oldu mu?

Babam konservatuvarın opera bölümünde İtalyanca, annem ise kültür dersleri veriyor. Müzisyen değiller ama sanatın içindeler. En büyük şansım, onların müzisyen arkadaşlarından oluşan çok zengin bir çevrede büyümem oldu. Özellikle babamın sanatın her dalıyla iç içe olması küçük yaşlardan kulak aşinalığımı sağladı. Evde sıklıkla opera dinlerdik. Sanat üzerindeki bu birikimlerine rağmen ben mesleğe atıldıktan sonra onlar tarafından herhangi bir baskı hayatımın hiç bir kısmında söz konusu olmadı. Ne yapmak istiyorsam onu yapmam konusunda hep destek oldular.

Pandemi süreci seni nasıl etkiledi?

Pandemi hepimiz için zor bir dönemdi. Evde kaldığım üç yıl boyunca müzikten uzaklaşıp geri döndüğüm bir süreç oldu. Müzik içtimai bir meslek. Paylaşılan, istişare edilen ve üzerine mükâleme edilmesi gereken bir lisan. Bu sosyal çevreden mahrum bırakılınca, gelgitli bir süreç oluştu. “Bırakmak istiyorum” dediğim dönem oldu diyebilirim. Ancak bu noktada kıymetli Selman Ada başta olmak üzere çevremdeki herkes bana destek oldu. Pandemi bitene kadar kendilerinden çok şey öğrendim ve çok kıymetli dostluklar kurduk.

Ödüller senin için ne ifade ediyor?

Ödül hiçbir zaman bir hedef değil; emek ve gayenin bir neticesi. Sonuçlardan ziyade süreçlere odaklanmayı daha doğru buluyorum. Benim için en büyük ödül, sahnede yaptığım işten mutlu olmak. Eğer sahneden mutlu ayrılıyorsam, bu her şeyden daha kıymetli.

Sahneye çıkarken heyecanlanıyor musun?

Heyecan oluyor tabii ama bunu sahne korkusuyla karıştırmamak gerekir. Daha ziyade, hazırlanılmış bir işi seyirciyle paylaşıyor olmanın mutluluğu. Tabii sahnede her zaman sanıldığı  kadar hür olunmuyor, müziğin istediğini gerçekleştirmek için mutlak konsantrasyon, hakimiyet gerekiyor. Özellikle meslektaşlarımla beraber müzik yapıyorsak onlara karşı bir sorumluğum oluyor. Ama en büyük sorumluluk her daim müziğe karşı... Her konser yeni bir tecrübe, hatalar da bu sürecin bir parçası. Mühim olan ideale sadakati muhafaza etmek...

Mersin’de konser verdin mi?

Evet. Yenişehir Kültür Merkezi, Nevid Kodallı Salonu, Ahmet Adnan Saygun Salonu başta olmak üzere Mersin’de birçok salonda konser verdim. 2023'te Mersin Opera ve Balesi ile Mendelssohn’un Keman Konçertosu'nu seslendirdim.

Keman dışında başka bir enstrüman çalıyor musun?

Piyano çalıyorum. Zaten her müzisyenin biraz piyano çalması gerekir. Armoni'yi ve çok sesliliği anlamak için şart. Avrupa'da bu işin kıymeti iyi biliniyor. Örneğin, lisans eğitimimin piyano sınavında, solo eserlerin yanı sıra bir sopranoya Schubert'in Liedlerinde eşlik ettim. Soprano partisini söyleyen arkadaşım, unutamayacağı keyifli dakikalar yaşadı diyebilirim. (Gülüşmeler)

Keman çalarken ne hissediyorsun?

Her eser ayrı bir hikâye, “Şu an keman çalıyorum” diye düşünmem. Eserin hikâyesini yaşatmak gerekiyor. Hiçbir şeyi yoktan var edemeyiz, besteciler için bile durum bu şekildedir. Ancak farkındalık yaratabiliriz, zaten olan bir şeyin ilk kez farkına varabiliriz. Sanatın özü de bu. Aslında halihazırda var olan olguya dahil oluyoruz, belli bir süre için icra ediyoruz.

Arkadaş çevren bu süreci nasıl karşılıyor?

Çevremdeki birçok arkadaşım müzisyen. Doğal olarak çok sosyal bir ortamdayız. Müzik yapmayan arkadaşlarım da var ve onlar da yıllardır bu sürece alışkınlar. Konserlerime geldiklerinde beni ayrıca mutlu ediyorlar.

Mersin’de sanat ve klasik müzik yeterince ilgi görüyor mu?

Hayır, sadece Mersin’de değil, dünyanın hiçbir yerinde sanat hak ettiği değeri görmüyor. Sanatla ilgili “Bilmezsem, gidemem” gibi bir algı var. Çoğu zaman bu işin doğası gereği, resimde de olduğu gibi, özellikle içinde bulunduğumuz bu çağdaş akımda, baktığımız, dinlediğimiz şeyleri anlamlandırmak zorlaştı, soyutlaştı. Belli bir sanat kültürüne, birikimine duyulan ihtiyaç fazlalaştı. Tabii insan, doğası gereği anlamlandırmak, makul bir zemine oturtmak istiyor. Ancak sanat zaten bizim algımızın ve kapasitemizin kalıplarına sığacak bir kavram değil. Ancak biz bu olgunun kalıplarını biraz olsun imgeleyebiliriz. Bu bağlamda bilmek şart değil; içinde olmak lazım. Mersin’in kültürel potansiyeli çok yüksek, nice sanatseverler, sanatçılar var. Umarım daha da gelişir...

Gençlere ne tavsiye edersin?

Sanatla iç içe olsunlar. Müzik, resim, tiyatro, edebiyat… İlla çok iyi olmaları gerekmiyor ama takip etmek şart. Çılgınca tükettiğimiz bir dönemi yaşıyoruz, her şey çok hızlı eskiyor. Üreten kişi azaldı, çok kıymetli hale geldi. Ortaya koyulan işlerin bilincinde olmak lazım. Ülkece sanatın müzik, resim, opera ve çok geniş dallarında fevkalade kıymetli işler başarıyoruz. Biraz bunun farkında olmak lazım. Algımız sıklıkla bunun tersi yönünde ne yazık ki. Umutsuzca sorgulamaktansa araştırıp idrak edilmeli; güncel olunmalı.

Müzikle ilgilenen gençler kendilerini nasıl geliştirebilir?

Çok çalışmak şart. Sabır, disiplin ve yetenek gerekiyor. İdeal çok önemli, şartlar hedeften saptırmamalı. İmkânı olanlar yurt dışını mutlaka görmeli ama geri dönmek kaydıyla. Bir tek müziği değil, dünyadaki bütün sanat ortamının takibinde olmak, ufku genişletmek lazım.

Keman zor bir enstrüman mı?

Evet, zor. Aslında iyi yapılan her iş zor. Kemandan düzgün ses çıkarmak bile yıllar alıyor. Repertuar bakımından çok zengin bir alet.

Gelecek hedeflerin neler?

Uzun vadeli hedefler koymayı sevmiyorum. Kısa vadede çok yoğun bir konser programım var, ona odaklanıyorum. Almanya’da eğitimime devam ediyorum. Lisans sonrası master yapmayı planlıyorum.

Eğitim sürecini kısaca anlatır mısın?

Eğitimime Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda başladım. Kıymetli LilyTchumburidze ile çalıştım, üzerimde emeği çok büyük. Lisenin son iki yılında İtalya’nın Cremona şehrindeki StaufferAkademisi'nde  SalvatoreAccardo ile çalıştım. Lise ve özellikle lisenin son dönemi bu şekilde geçti diyebilirim. Son 2-2,5 yılımı ağırlıklı olarak İtalya’da geçirdim; sürekli gidip geldim. Daha sonra Almanya’ya taşındım. Şu anda Mannheim Müzik ve Sahne Sanatları Yüksek Okulu'nda lisans eğitimime devam ediyorum. 

Büyük bir hayalin var mı? Kalabalık bir salonda konser vermek gibi…

Yani müziği tabii ki daha çok kişiyle paylaşmak güzel. Müzikten anlayan bir seyirciye, kaliteli müzisyenlerle iyi müzik sunmak çok tatmin edici. Sahne akustiğinin kalitesi de büyük önem taşıyor. Çalma fırsatı bulduğum beni çok etkileyen salonlardan bazıları Amsterdam Concertgebouw, Hamburg Elbphilarmonie, Berlin Konzerthaus oldu. Merak ettiğim konser salonlarından bazıları ise Paris Opera Binası, Sydney Opera Binası ve Dubai Opera Binası diyebilirim.

ENKA Sanat sürecin nasıl başladı?

2024’te ENKA Sanat'ın açtığı Lale Tara Sanat Bursu sınavını kazandım. Çok ciddi bir kurum. Son derece saygın bir jüriye sahip. Böylesine değerli müzisyenlerden oluşan bir jürinin karşısında çalma fırsatı bulmak benim için büyük bir deneyim oldu.Yolumun ENKA ile kesişmesi, çok büyük bir şans. Bugün sahip olduğum eğitimi destekleriyle sürdürebiliyor olmak ve aynı zamanda bu kuruma ait hissetmek beni son derece mutlu ediyor. Bunun yanı sıra ENKA’nın çok değerli bir yönetim ekibi var; sağ olsunlar her konuda sürekli destek oluyorlar. Orada her şeyin muntazam bir şekilde ilerlediğini bilmek insana büyük bir güven duygusu veriyor. Elbette bu durum aynı zamanda bana ciddi bir sorumluluk getiriyor. Sahneye çıktığımda yalnızca kendimi değil, aynı zamanda ENKA’yı da temsil ettiğimin farkındayım. Bu hem çok büyük bir sorumluluk hem de benim için çok büyük bir gurur. Son olarak ve belki de en önemlisi, Lale Tara Hanım’ın bize verdiği destek gerçekten çok kıymetli. Açıkça söylemek gerekirse, onun desteği olmasaydı benim için bugün konuştuğumuz pek çok şey mümkün olmazdı. Şu anda bursiyerler olarak altı kişiyiz; ben ikinci kuşaktayım, ardından üçüncü kuşak kabul edildi. Bu yaz dördüncü kuşağın da katılmasını umuyorum. Hem kendi adıma hem de meslektaşlarım adına, Lale Tara Hanım’a ve emeği geçen herkese içtenlikle teşekkür ediyorum. Bu katkıyı anmadan geçmek mümkün değil.

TUGFO'ya iki sene başkemancı olarak katıldın, solist olarak çaldın. Bu süreci anlatır mısın?

Tabii ki, Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası (TUGFO) Türkiye'nin en değerli projelerinden biri. Çok değerli orkestra şefi sevgili Cem Mansur'un yönetimindeki bu orkestra, belirli bir yaşa kadar Türk müzisyenleri bünyesinde topluyor ve oradan gerçek birer orkestracı olarak çıkmalarını gaye ediniyor. İstanbul'daki Sabancı Üniversitesi'nde yaklaşık üç hafta süren bir kamptan sonra yurt içi ve yurt dışı turneleri başlıyor. Gençlere dünyanın en önemli sahnelerinde çalma imkanı veriliyor. Ben 2024-2025 yıllarında orkestraya dahil oldum. Çok değerli dostluklar, tecrübeler edindim. Amsterdam Concertgebouw, Berlin Konzerthaus,  Hamburg Elbphilarmonie, Prag SmetanaHall başta olmak üzere bir çok sahnede konserler verdik. Başkemancılık görevini 2024 yılında  üstlendim. 2025 yılını kıymetli arkadaşım ve meslektaşım Ada Tezel ile beraber tamamladık. 2024 yılında İtalya'da, 2025 yılında da İstanbul'da solist olarak çaldım. Cem hoca ülkemiz için çok kıymetli işler yapıyor. Tam 20 senedir dünyanın en iyi orkestralarında edindiği tecrübelerini gençlerle paylaşıyor, nesillere aktarıyor. Bu derece mühim bir oluşumun ülkemiz ve tüm dünyada daha çok duyulması, dinlenmesi dileğiyle...

2026 konser programında neler var?

Programım oldukça yoğun. 26 Mart’ta, Bursa Devlet Senfoni Orkestrası ile kıymetli şef RustamRahmedov yönetiminde Mendelssohn'un Keman Konçertosu'nu seslendireceğiz. Bu, RustamRahmedov'la  birlikte çalacağımız ikinci Mendelssohn Konçertosu olacak. İlkini 2023 yılında Mersin Devlet Opera ve Balesi’nde gerçekleştirmiştik. Bundan üç gün sonra, 29 Mart’ta, Hakan Şensoy yönetimindeki İstanbul Oda Orkestrası ile Süreyya Operası’nda bir konserim olacak.Ardından 5 Nisan’da, Ankara’da Resim ve Heykel Müzesi’nde, 8 Nisan'da ise İstanbul Avusturya Konsolosluğu Kültür Ofisi'nde çok kıymetli sanatçılarla oda müziği konserleri gerçekleştireceğiz. Bu konserlerde kıymetli dostlarım çellist Ebubekir Ferhat Güneri ve Zeynep Kanber ile birlikte bir trio olarak sahnede olacağız. Programda Arensky'nin Piyano Trio'su, Ege Gür'ün "Öteler" isimli Trio'su ve Rachmaninoff’un "Trio Elégiaque" eserleri yer alacak.30 Nisan’da ise, benim için belki de en özel projelerden biri gerçekleşecek. Çok uzun zamandır planladığımız bu projede, yakın dostum ve çok kıymetli besteci Ege Gür'ün benim için yazdığı "Takma Gözde Cam" isimli keman konçertosunun dünya prömiyerini yapacağız. Bu prömiyerin, Gedik Filarmoni Orkestrası eşliğinde ve çok kıymetli Maestro Cem Mansur yönetiminde, yine Süreyya Operası’nda gerçekleşecek olması benim için ayrı bir mutluluk. Programım 15 Mayıs’ta Adana’da devam ediyor. Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası ile Dian Chibanov yönetiminde Tchaikovsky'nin Keman Konçertosu'nu seslendireceğiz. Şu an için kesinleşmiş olan konser takvimim bu şekilde. Planda olan ve üzerinde çalıştığımız birçok proje de çok yakında paylaşılmaya hazır olacak.

Mersin’de keman sanatçısı Laçin Akyol’un trafik kazasında hayatını kaybetmesi sizi nasıl etkiledi?

Korkunç bir olay... Ailesi, öğretmenleri, arkadaşları ve onu tanıyan herkes için çok büyük bir trajedi... Süreç çok kötü ilerledi. Hepimiz için son derece yıpratıcıydı. Laçin’le de çok yakındık. Mersin’de okuyan neredeyse tüm müzisyen arkadaşlarım Laçin’i tanıyordu. Çok iyi niyetli bir insandı, aynı zamanda çok iyi bir müzisyendi. Böyle bir kayıp karşısında insan ne söyleyeceğini bilemiyor. Onu çok özlüyoruz. Işıklar içinde uyusun.

 


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA