En düşük emekli maaşını 20 bin liraya çıkaran düzenleme Meclis’ten geçerken, Mersinli emekliler sokağa döküldü. 2002 yılında asgari ücretten fazla olan emekli maaşlarının bugün asgari ücretin çok altında kaldığına dikkat çeken sendika üyeleri, TBMM’de AK Parti ve MHP oylarıyla kabul edilen en düşük emekli aylığının “sefaletin resmileştirilmesi” olduğunu ifade etti.
MERVE KANKAN
En düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarılmasını içeren kanun teklifinin ilk sekiz maddeden oluşan birinci bölümü TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Tam adıyla "Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede (KHK) Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nin 7. maddesi uyarınca 16 bin 881 lira en düşük emekli aylığı 20 bin liraya yükseltildi. Ocak ayı zammı ile SSK ve Bağ-Kur emekli aylıklarında yüzde 12,19 artış gerçekleşmişti. Yeni düzenleme ile en düşük emekli aylığına yüzde 18,4 zam yapılmış oldu. Böylece yaşlılık, malullük ve ölüm aylığı alan emekliler ile hak sahiplerine yapılan en düşük aylık ödeme, ocak ayından geçerli olmak üzere 20 bin lira olacak. Yeni düzenlemeden 4 milyon 917 bin emekli yararlanacak. Ancak onaylanan rakam muhalefet partilerinin ve sendikaların tepkisini çekiyor. Mersin’de emekliler, iktidarın yıllardır uyguladığı ekonomi ve sosyal politika tercihlerinin kendilerini açlık ve yoksulluk sınırının altına ittiğini belirterek tepki gösterdi. 2021 Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şubesi tarafından yapılan açıklamada, TBMM’de AK Parti ve MHP oylarıyla kabul edilen en düşük emekli aylığının “sefaletin resmileştirilmesi” olduğu vurgulandı. Emekliler, sadaka ve geçici yardımlar yerine yıllarca ödedikleri primlerin karşılığını, insan onuruna yaraşır bir yaşamı talep ederek iktidarı sosyal devlet sorumluluğunu yerine getirmeye çağırdı.
“BİR PARMAK BAL” POLİTİKASI BU KEZ TUTMAYACAK
İki gün önce yapılan açıklamada, emeklilerin sesinin iktidar ortağı MHP’de de yankı bulduğunu hatırlatan Kurt, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin emekli aylıklarını “sefalet düzeyinde” olarak nitelemesine dikkat çekti. Ancak bu tespitin ardından somut bir adım atılmamasını eleştiren Kurt, şu sözleri ifade etti: “Emeklinin yoksulluğunu tespit edebilen ama çözüme yönelik bir iradenin olmadığını gördük. Dün akşam da TBMM'de AKP ve MHP oyları ile kabul edilen açlık sınırının üçte ikisi oranındaki 20.000 TL'lik en düşük emekli ücretine razı olmamızı istiyorlar. Bize sefaleti, yardım kuruluşlarını, belediyelerin yardım kolisini layık görenleri protesto ediyoruz. Buradan bir daha ilan ediyoruz. Bu sefalet içinde yaşamı bize dayatanlara karşı mücadelemiz sürecektir. Belli ki iktidar emeklilerden yıllar içerisinde gasbettiklerini iade etmek gibi bir niyet taşımıyor. sanıyorlar ki büyük emekli kitlesinin ağzına seçim kararı aldığımızda bir parmak bal çalarız, gönüllerini kazanır oylarını alırız.Siz o treni kaçırdınız, çünkü yarattığınız sefalet çok büyük. Kendi kendine yeten, alnı ak başı dik onurlu emekliyi barınamaz beslenemez ısınamaz duruma getirdiniz. Emekliler bilgece davranıp bunun hesabını demokratik yollardan sormayı emin olun ki bileceklerdir.”
“İKTİDARIN HEPİMİZE KARŞI KURDUĞU BU CENDEREDEN BİRLEŞTİREREK ÇIKABİLİRİZ.”
Açıklamada emeklilerin büyük çoğunluğunu oluşturan 4/A’lı işçi emeklilerine ilişkin çarpıcı veriler paylaşıldı. Emeklilerin yüzde 72’sini oluşturan bu grubun 2002 Aralık ayında 257 TL olan en düşük aylığının, o dönem 184 TL olan asgari ücretin yüzde 40 üzerinde olduğu hatırlatıldı. Bugün 28 bin 75 TL olan asgari ücretin yüzde 40 fazlasının 39 bin 305 TL’ye denk geldiğini refah payı eklenmeden yapılan bu basit hesabın bile emeklilerin ne kadar geriye itildiğini gösterdiğini söyledi. 2002 yılında 8 çeyrek altına denk gelen emekli aylığının bugün 3,5 çeyrek altına düştüğünü aradaki farkın sermayeye aktarıldığını dile getiren Kurt: CHP'nin asgari ücretin 39 bin liraya, en düşük emekli aylığının da asgari ücrete yükseltilmesi önerisiyle uyumludur. Öneriyi ilk adım olarak ve geçici kaydıyla destekliyoruz. Geçici olmalıdır çünkü, asgari yaşam insan onuruyla bağdaşmaz. Yoksulluğu değil varlığı paylaşmak her emeklinin emekçinin yurttaşın ana sütü gibi hakkıdır. Bu açıklamayı emeklileri yük olarak gören, onları çalışanlarla karşı karşı karşıya getirmeye çalışan çarpık bakış açısına karşı yapıyoruz. Çalışanlar bizlerin kardeşleri yakınları çocukları ve torunlarıdır. Emekli, işçi memur çiftçi esnaf biz aynı taraftayız, toplumun yüzde doksan dokuzuyuz. Sorumluluğumuz sadece emeklilerle sınırlı değil; işsizlerimiz, okula aç giden çocuğumuz, sanayide kötü koşullarda çalışan çırağımız, ne evde ne okulda olan on binlerce gencimiz, mahsülü para etmeyen çiftçimiz de bizim derdimizdir. İktidarın hepimize karşı kurduğu bu cendereden ancak el ele vererek, güçlerimizi birleştirerek çıkabiliriz” dedi.
|