Asgari ücretli gençlere sorduk: Kendin için ne yaptın?




Tarih: 27 Ocak 2026 Salı 18:10


Bu iki soruyu sokağa sorduk. Sokaktan gelen cevap net: Hayır. Röportaj verenler, asgari ücretin daha ayın başında kiraya gittiğini, faturalar ve market masraflarıyla birlikte maaşın ilk haftalarda tükendiğini söylüyor. Ay sonunu görmenin değil, ayın ortasını çıkarabilmenin bile başarı sayıldığını dile getiriyor. Kendileri için bir şey yapmanın, bir ayakkabı almanın, dışarı çıkmanın ya da bir tatil planı kurmanın hayatlarından tamamen çıktığını ifade ediyor sokaktaki yurttaş.

Asgari ücretli gençlere sorduk: Kendin için ne yaptın?

Asgari ücretle bir ay geçinmek sizce mümkün mü?

En son ne zaman kendiniz için bir şey aldınız, veya yaptınız?

Gençler, “iş beğenmiyor” söylemine karşı, 20’li yaşlarının başında olmalarına rağmen neredeyse her sektörde çalıştıklarını; garsonluk, kuryelik, turizm ve otelcilik dâhil denemedik iş kalmadığını anlatıyor. Buna rağmen okuyan da okumayan da asgari ücrete ya da bir tık üstüne mahkûm kaldığını, umut ve gelecek duygusunun kalmadığını söylüyor. Ev almak, araba sahibi olmak, birikim yapmak onlar için hayal bile değil. Yurt dışında hurda sayılan araçların burada yüz binlerce liradan başladığını vurguluyorlar.

Röportaja ses verenler, ev arkadaşıyla yaşamanın bir tercih değil zorunluluk hâline geldiğini, nerede yaşayacaklarına ve hayatlarını nasıl kuracaklarına ekonomik şartların karar verdiğini dile getiriyor. Birikim yapamadıklarını, hayal kuramadıklarını, sürekli ertelenen bir hayat yaşadıklarını söylüyorlar. Ortak cümleleri ise aynı: Çalışıyorlar ama yaşamıyorlar; bu ülkede asgari ücret, hayatta kalmaya bile zor yetiyor.

“HEM EMEĞİMİZ SÖMÜRÜLÜYOR HEM UMUDUMUZ ÇALINIYOR 26 YAŞINDA HAYATTAN UMUDUNU KESMİŞ BİR KÖLEYİM”

MERT ÜLGER

Net söylüyorum: Geçinilmiyor, hayatta kalmaya çalışılıyor. O da şansın varsa. Maaş yatıyor, bir bakıyorsun daha ilk haftadan buhar olmuş. Kira zaten tek başına maaşı yutuyor. Faturalar geliyor, “Hangisini ödesem” diye düşünüyorsun. Market desen ayrı bir psikolojik savaş; eskiden dolan poşetin şimdi yarısı bile dolmuyor.

Millet “kıs, idare et” diyor. Daha neyi kısacağız? Et yok, tatil yok, dışarı çıkmak yok. Bir kahve içmek arkadaşlarla hesap işi olmuş. İnsan çalışıyor ama çalıştığının karşılığını alamıyor. Sabah erkenden kalk, akşam perişan eve dön… Elde ne var? Yorgunluk, stres, borç. Bir de utanmadan “asgari ücret yeterli” diyenler var. Gençler iş beğenmiyor diyenler var hem emeğimiz sömürülüyor hem umudumuz çalınıyor daha 26 yaşında hayattan umudunu kesmiş bir köleyim sanki karın tokluğuna boyun eğen. Kira ver, fatura öde, bir de üstüne “gelecek hayali kur”. Mümkün mü? Değil. Bu para yaşamak için değil, susmak için veriliyor resmen. Sorun milletin harcamayı bilmemesi değil. Sorun, emeğin bu kadar değersizleştirilmesi. İnsan sadece karnını doyurmak için çalışmaz. Sosyal hayatı olacak, nefes alacak, yarını düşünecek.

“İNSAN SOSYAL HAYATTAN DEĞİL, HAYATTAN ÇEKİLİYOR YAVAŞ YAVAŞ”

AHMET TÜTÜNCÜLER

Vallahi bu soruya cevap vermek bile insanın sinirini bozuyor. Geçinmek mi? Biz geçinmiyoruz kardeşim, sürükleniyoruz. Aybaşı maaş yatıyor, ayın ortası yok. Son haftayı zaten saymıyorsun bile, çünkü elde bir şey kalmıyor. Sabah kalkıyorsun, işe gidiyorsun, kafan dolu. Geleceğin yok. Akşam geliyorsun, cebin boş kafa dağıtacak paran bile yok cebinde bir kahve içmek lüks olur mu ya 26 yaşındayım ben. Aynaya bakıyorsun, kendini tanıyamıyorsun. Gençlik gitmiş, umut gitmiş. Sürekli aynı soru kafada dönüyor: ‘Ben bu kadar çalışıyorum da niye hâlâ yerimde sayıyorum?’

“ÇALIŞIYORSUN AMA YAŞAMIYORSUN. YAŞIYORSUN AMA İNSAN GİBİ DEĞİL”

Millet şükret diyor. Neye şükredeyim abi? Borca mı, strese mi, uykusuzluğa mı? Markete girerken hesap yapıyoruz, çıkarken utanıyoruz. Bir arkadaş “çay içelim” dese, kafadan hesap başlıyor. İnsan sosyal hayattan değil, hayattan çekiliyor yavaş yavaş. Kimse ruh halini sormuyor. Herkes “dayan” diyor. İnsan kaç kere dayanır? Sürekli sıkışmışsın, nefes alamıyorsun. Gelecek desen sisli. Ev desen hayal. Bir noktadan sonra insanın kafası karışıyor. Yoruluyorsun ama anlatacak hâlin bile kalmıyor. Asgari ücret bu ülkede maaş falan değil. Bu resmen insanı hayata küstürme ücreti. Çalışıyorsun ama yaşamıyorsun. Yaşıyorsun ama insan gibi değil. Sonra diyorlar ‘niye herkes gergin, niye herkes patlamaya hazır?’ Çünkü bu düzen insanı duvara dayıyor. Duvara dayanan insan da sessiz kalmıyor.

ATAKAN ÇİÇEK

“EV ARKADAŞI BİREYSEL BİR TERCİH DEĞİL; TAMAMEN EKONOMİK BİR ZORUNLULUK”

Açıkçası geçinmekten ne anladığımıza bağlı. Sadece hayatta kalmaksa belki mümkün ama yaşamak pek değil. Çünkü bugün bir ev kirası asgari ücretin çoğu zaman tamamını geçiyor. Tek başına yaşamak zaten hayal. Ev arkadaşı bulmadan, masrafları bölmeden ayakta kalmak mümkün değil. Bu da bireysel bir tercih değil; tamamen ekonomik bir zorunluluk. Nerede yaşayacağımıza, kiminle yaşayacağımıza bile kendi isteğimizle karar veremiyoruz. Faturalar, market, ulaşım derken maaş daha ayın ortasında eriyor. ‘Bu ay hangisinden kısabiliriz?’ hesabı yapılıyor. Ay sonu gelmeden borç düşünmeye başlanıyor. En son kendiniz için ne yaptınız ya da ne aldınız sorusu ise biraz zor. Çünkü “kendim için” kavramı hayatımızdan yavaş yavaş çıkıyor. En son kendim için ne yaptığımı hatırlamıyorum. Yeni bir kıyafet, bir tatil planı, bir hobi… Bunlar artık lüks gibi geliyor. Ayı zor getiriyoruz. Ekstra bir şey yapmak neredeyse imkânsız. Dışarı çıkmak, arkadaşlarla bir plan yapmak bile önceden hesap kitap gerektiriyor. Gelecek için birikim yapmak zaten konuşulmuyor bile. Umutlu olmak istiyoruz ama şartlar buna çok izin vermiyor. Hayaller kurmaktan çok, “bu ayı da atlatalım” demeyi öğreniyoruz. Sürekli ertelenen bir hayat.

“MAAŞ AYAKTA DURMAYA YETİYOR, YÜRÜMEYE DEĞİL”

MUSTAFA EFE ERDEN

28 binle Mersin'de bir genç mi? Kira 12-15 bin arası 'merhaba' diyor, faturalar 'hoş geldin' diyor, market 'günaydın açlık' diyor. Geriye kalan parayla da hayallerimi süslüyorum. En büyük lüksüm artık ev arkadaşı bulmak oldu o bile CV istiyor resmen. Yetmiyor mu diyorsunuz? Yetiyor, ayakta durmaya yetiyor, yürümeye değil! Gençlerin kendine yatırım yapması, birikim yapması neredeyse imkânsız.

En son kendiniz için ne yaptınız? derseniz, açıkçası uzun zamandır kendim için büyük bir şey yapabildiğimi söyleyemem. Daha çok ay sonunu getirmeye, aileme yük olmamaya çalışıyorum. Kendi hayallerimizi erteliyoruz. Türkiye’de genç olmak şu an biraz idare etmek, biraz da sabretmek demek.

 

“YURT DIŞINDA HURDA DİYE KENARA ATILAN ARAÇLAR ÜLKEMİZDE 700 BİN LİRADAN BAŞLIYOR”

BUKET BARUT

Geçinmek mi? Çok zor, hatta geçinemiyoruz bile. Asgari ücretle yaşamaktan söz ediliyor ama bu yaşamak değil; sadece hayatta kalmaya çalışıyoruz. Stresimizi atmak için tatil yapmayı bırakın, çoğu zaman nefes alamıyoruz. Ay sonunu görmek bir başarı sayılıyor. Kiranın, faturaların, mutfağın altında eziliyoruz. Maaş daha elimize geçmeden nereye gideceği belli. Kendim için en son ne yaptım diye soruyorsunuz… Açıkçası hatırlamıyorum. Rahat bir ayakkabı almak bile lüks oldu. Bir ayakkabı alabilmek için neredeyse yemeden içmeden beş gün çalışmam gerekiyor. İleriye dair hiçbir şey göremiyoruz. Birikim yapmak hayal, ev almak imkânsız, araba desen zaten ulaşılmaz. Burada alamadığımız arabalar için yıllarımızı vermemiz gerekiyor; yurt dışında hurda diye kenara atılan araçlar burada 700 bin liradan başlıyor.

“EMEĞİN DE, EĞİTİMİN DE, İNSANIN DA KIYMETİ YOK”

Yurt dışına kendi paramızla bir tatil yapsak, neredeyse daha ucuza geliyor ama ona bile gücümüz yetmiyor. Her şeyin en kalitesizini en pahalıya almak zorunda kalıyoruz. Buna yaşamak denmez. Boşuna okuduk, boşuna emek verdik. Üniversite okumak yerine o yıllarda birikim yapsaydım belki bugün daha rahat ederdim diye düşünüyorum. Burada emeğin de, eğitimin de, insanın da kıymeti yok. Gelecek planı yapamıyoruz, hayal kuramıyoruz. Sadece nefes alıyoruz… o da burnumuzdan geliyor.

“ASGARİ ÜCRETLİ ARTIK HAYAL ETMİYOR”

EMİR ALTINKAYA

Ben çalışıyorum ama neden hep borçluyum?” Bir ev kirası asgari ücretin yarısını, bazen tamamını aşmışken; elektrik, doğalgaz, su artık lüks kalemler hâline gelmişken; et, süt, peynir sofraya misafir olarak bile zor uğrarken bu soruya verilecek mantıklı bir cevap yok. Çünkü sorun çalışmamak değil, çalışmanın karşılığını alamamaktır. Asgari ücretli artık tatili hayal etmez. Yeni kıyafet hayal etmez. Kendine ait bir gelecek hayal etmez. Sadece “bu ay nasıl atlatırım” diye düşünür. Bu ülkede asgari ücretle yaşayan bir anne, çocuğuna “istersen alırız” cümlesini kuramaz. Bir baba, evladının gözlerinin içine bakarken hesabını cebinde değil, kalbinde yapar. Gençler ise okur, mezun olur ve asgari ücrete razı olmak zorunda kalır. Çünkü başka seçenekleri yoktur.

“21 YAŞINDA ÖLÜMÜ BEKLER GİBİ YAŞAMAK”

YİĞİT KADİR ALAKUŞ

Gençler iş beğenmiyor diyorlar ya… Ben 21 yaşındayım. Etrafıma bakıyorum: üniversite okuyan arkadaşlarımı görüyorum, mezun olanları görüyorum, ablamı görüyorum. Herkesin hali ortada. Haberler ortada. O yüzden artık üniversite okumak bile istemiyorum. Çünkü ne yaparsam yapayım bir şeyin değişmeyeceğini biliyorum. Okusan da okumasan da sonuç aynı: asgari ücrete ya da bir tık üstüne mahkûmsun. Umut yok, ışık yok. Bize sürekli ‘iş beğenmiyorsunuz’ diyorlar ama ben neredeyse her sektörü denedim. Garsonluk yaptım, kuryelik yaptım, turizmde çalıştım, otelde çalıştım. 21 yaşında olmama rağmen girmediğim iş, denemediğim sektör kalmadı. Sonuç ne? Hiçbir şey. Emek var, yorgunluk var ama karşılığı yok.

Yaşıtlarım yurt dışında bu dertleri yaşamıyor. Orada gençler sadece okul tatillerinde çalışarak arabasını alabiliyor, hayatını kurabiliyor. Ben yurt dışında olsam belki şu an altıma arabamı almıştım; hatta bunu dert etmem bile gerekmezdi. Burada ise tam zamanlı çalışsan bile hayal kuramıyorsun. Biz gençliğimizi yaşamıyoruz. Sosyal hayat, gelecek planı, hayal kurmak… Hiçbiri yok. Yaşamıyoruz biz, sadece hayatta kalmaya çalışıyoruz. Mecburen doğduğumuz bir ülkede, karın tokluğuna çalışıp günü kurtarmaya uğraşıyoruz. Bu bir hayat değil. Bu, ölümü bekler gibi yaşamak.


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA