Kuraklığa meydan okuyan lezzet




Tarih: 28 Ocak 2026 Çarşamba 16:26


Tarsus’ta dikenli inciri tamamen doğal dondurmalara dönüştüren İncirita’nın kurucusu Ezgi Güngör, “Dikenli incir, kuraklığa dayanıklı, su ihtiyacı düşük ve besin değeri oldukça yüksek bir bitki. İklim değişikliğiyle birlikte tarımda artık bu tür ürünlere yönelmek zorundayız” dedi.

ABDULLAH ÖZTÜRKMEN

 

İklim değişikliği, artan kuraklık ve sağlıklı gıdaya yönelik yükselen talep, tarım ve gıda sektöründe yeni arayışları beraberinde getiriyor. Bu dönüşümün yerelden doğan güçlü örneklerinden biri ise Tarsus’ta hayata geçirilen İncirita markası. Kuraklığa dayanıklı dikenli inciri, katkısız ve şeker ilavesiz dondurmalara dönüştüren kadın girişimci Ezgi Güngör, hem sürdürülebilir üretim modeliyle hem de temiz içerik anlayışıyla dikkat çekiyor.

Güngör, İncirita’nın hikâyesini ve hedeflerini gazetemize anlattı.

 

“BÖLGENİN TARIMSAL DOKUSUNU ÇOK İYİ BİLİYORUM”

 

İncirita’nın arkasındaki hikâye nedir?

-Tarsus’ta yaşayan ve bu bölgenin tarımsal dokusunu yakından tanıyan biriyim. Uzun zamandır hem sağlıklı beslenme hem de sürdürülebilir tarım üzerine düşünüyorum. Dikenli incir bu topraklarda yetişen ama yeterince değerlendirilmeyen çok özel bir ürün. Bu bitkinin doğaya uyumlu yapısı beni çok etkiledi. “Neden bunu katma değerli bir ürüne dönüştürmeyelim?” sorusuyla yola çıktım. İncirita böyle doğdu.

Dikenli inciri merkeze almanız bilinçli bir tercih miydi?

-Kesinlikle bilinçli bir tercih. Dikenli incir, kuraklığa dayanıklı, su ihtiyacı düşük ve besin değeri oldukça yüksek bir bitki. İklim değişikliğiyle birlikte tarımda artık bu tür ürünlere yönelmek zorundayız. Dikenli inciri sadece taze meyve olarak değil, işlenmiş ve markalaşmış bir ürün haline getirmenin hem çevresel hem ekonomik açıdan çok değerli olduğunu düşünüyorum.

İncirita’yı diğer dondurma markalarından ayıran en temel fark nedir?

-Bizim için en önemli konu temiz içerik. Ürünlerimizde ilave şeker, katkı maddesi, aroma ya da koruyucu kesinlikle yok. Tamamı %100 keçi sütü ile üretiliyor. Meyvenin kendi tadı neyse onu yansıtıyoruz. Endüstriyel üretimden uzak, güvenilir ve doğal bir dondurma sunuyoruz. Bu da tüketicinin en çok dikkat ettiği nokta.

Keçi sütü kullanmanızın özel bir nedeni var mı?

-Evet, çok önemli nedenleri var. Keçi sütü sindirimi daha kolay, alerjen riski daha düşük ve besin değeri açısından oldukça zengin. Aynı zamanda dondurmaya hafif bir yapı kazandırıyor. İnsanlar dondurma yediklerinde ağırlık hissetmek istemiyor. Keçi sütü sayesinde hem ferah hem de sağlıklı bir ürün ortaya çıkıyor.

 

ÇOK OLUMLU DÖNÜŞLER ALIYORUZ

 

Ürün çeşitliliğinizden bahseder misiniz?

-Markanın çıkış noktası dikenli incir dondurması ama bununla sınırlı değiliz. Tahinli, portakallı, limonlu ve farklı doğal içeriklerle hazırladığımız çeşitlerimiz var. Hepsinin ortak noktası doğal olması. Yeni ürün geliştirirken de “Bu ürün gerçekten temiz mi, gerçekten ihtiyaç mı?” sorusunu kendimize soruyoruz.

Tüketicilerden nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

-Oldukça olumlu. Özellikle “ilk kez dondurma yedikten sonra pişmanlık hissetmediklerini” söyleyen çok kişi oluyor. Şeker ilavesiz olması ve hafif yapısı dikkat çekiyor. Çocukları için güvenle tercih eden aileler de var. Bu geri dönüşler bizim doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.

-Kadın girişimci olarak bu süreçte karşılaştığınız zorluklar neler oldu?

Gıda ve tarım sektörü hâlâ erkek egemen bir alan. Bir kadın olarak hem üretimde hem tedarikte hem de ticari ilişkilerde kendinizi daha fazla anlatmak zorunda kalıyorsunuz. Ancak ben bunu bir dezavantaj değil, motivasyon kaynağı olarak gördüm. Kadınların bu alanlarda da çok güçlü işler yapabileceğini göstermek istedim.

İncirita’nın yerel kalkınmaya katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Yerel üretim benim için çok önemli. Tarsus’un tarımsal değerlerini markalaştırmak, bu bölgeye ekonomik katkı sağlamak anlamına geliyor. Yerelden doğan bir ürünün nitelikli şekilde tüketiciyle buluşması, hem üreticiye hem bölgeye değer kazandırıyor. İncirita bu anlamda bir örnek olsun istiyoruz.

 

“PRENSİPLERİMİZİ KORUYARAK İLERLEMEK EN BÜYÜK HEDEFİMİZ”

 

Sürdürülebilirlik sizin için ne ifade ediyor?

-Sürdürülebilirlik sadece çevreyle ilgili değil; üreticinin, tüketicinin ve doğanın birlikte kazanması demek. Kuraklığa dayanıklı ürünleri değerlendirmek, temiz içerikli üretim yapmak ve bunu uzun vadeli düşünmek zorundayız. Biz bugünü değil, geleceği de hesaba katarak üretim yapıyoruz.

Sağlıklı beslenme konusunda tüketicilere ne söylemek istersiniz?

-Sağlıklı beslenme, lezzetten vazgeçmek değildir. İçeriğini bildiğiniz, güvenilir ürünleri tercih etmek büyük bir fark yaratır. Etiket okumak, ne tükettiğimizi sorgulamak çok önemli. İncirita’da biz bu güveni vermek için varız.

İleriye dönük hedefleriniz neler?

-İncirita’yı daha fazla insanla buluşturmak istiyoruz ama büyürken asla doğallıktan ödün vermeyeceğiz. Üretim prensiplerimizi koruyarak ilerlemek en büyük hedefimiz. Yerel bir marka olarak ulusal ölçekte bilinir olmak elbette hayalimiz.

Son olarak kadınlara ve genç girişimcilere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

-Kendi toprağınıza, yaşadığınız bölgeye ve doğaya güvenin. Büyük fikirler her zaman büyük şehirlerden çıkmaz. Doğru ürünü, doğru yaklaşımla değerlendirdiğinizde çok güçlü işler ortaya koyabilirsiniz. Kadınların üretimde daha görünür olması hepimiz için çok değerli.


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA