6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen ve başta Hatay olmak üzere 11 ili etkileyen büyük deprem, binlerce insanın hayatını kökten değiştirdi. Antakya’da depremi birebir yaşayan Mersin’deki Latin Katolik Kilisesi’in sahip çıktığı depremzedeler, yaşadıkları o anları ve sonrasındaki mücadeleyi kelimelere döktü. O tanıklıklardan biri 1965 doğumlu Antakyalı George Deep, diğeri ise sevdiklerini kaybeden Nadya Gülenay oldu.
MERVE KANKAN
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremler Hatay’ı yerle bir ederken, Antakya’da hayatta kalanlar yalnızca binaların değil, bir hayatın çöktüğüne tanıklık etti. “Binanın havalanıp yerine oturduğunu hissettik” diyen 1965 doğumlu Antakyalı George Deep, saniyeler içinde ölümle yüz yüze geldiklerini, günlerce yardımsız ve soğukta kaldıklarını anlatıyor. Sevdiklerini kaybeden Nadya Gülenay ise yaşananları “bir deprem değil, bir kıyamet” sözleriyle tarif ediyor. Yıkımın ardından Mersin’e sığınan depremzedeler, aylarca kiliselerin sağladığı barınma ve dayanışmayla hayata tutunmaya çalıştı. Aradan geçen zamana rağmen travmanın dinmediğini vurgulayan tanıklar, devlet desteğinin sınırlılığına, dayanışmanın ise hâlâ hayati olduğuna dikkat çekiyor. Bu tanıklıklar, 6 Şubat’ın yalnızca bir tarih değil, kapanmayan bir yara olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
“DEPREM BİR ANDA GELDİ, SANİYELERLE YARIŞTIK”
1965 doğumlu Antakyalı George Deep, depreme Antakya’daki evinde, uykuda yakalandığını söyledi. O anları anlatan Deep, ilk sarsıntıyı fark ettiği anda refleksle ayağa kalktığını belirterek şunları söyledi: “Deprem anında bir sarsıntı hissettiğim an kalktım, evdekileri uyandırmak için hamle yaptım. Ama 2 saniye içinde büyük bir gürültü geldi. Deprem çok büyük bir hızla geldi. Evden çıktık ama binadan çıkamadık. Bizim evimiz birinci kattaydı ama bina girişine kadar ulaşabildik daha ileri gidemedik deprem bitene kadar çıkamadık. Koşmaya başladık. Bina sanki havalanıyordu da tekrar yerine oturuyordu. Çok garip bir histi. Fırladığımızı hissediyorduk. Biri ittiriyormuş gibi… Tutunamıyorsun, duramıyorsun.”
“YAN BİNALAR YIKILDI, ÖLÜMÜ HİSSETTİK”
Apartmandan çıkmaya çalışırken çevrede yaşanan yıkımı birebir duyduklarını anlatan George Deep, saniyeler içinde ölümle yüz yüze geldiklerini ifade ederek, “Koşarken yan binanın indiğini duydum. O sırada insan ‘tamam’ diyor, burası da çöktü çökecek, öleceğiz diyorsun. Tavandan sıvalar düşüyor, bina neredeyse hopluyor. Yan binanın yıkıldığını duyuyorsun. Ölümü hissediyorsun. Bugün burada olmam hayatta kalmam binanın tamamen çökmemesi sayesinde” şeklinde konuştu.
“BİRBİRİMİZE BAKIP YAŞIYOR MUYUZ DİYE KONTROL ETTİK”
Binadan çıktıkları anda komşularla göz göze geldiklerini anlatan Deep, yaşanan psikolojiyi şu sözlerle ifade etti: “Binadan çıktığım an komşularla birbirimize bakmaya başladık. Acaba yaşıyor muyuz, kim kalıyor diye… Bu psikoloji çok farklı. Anlatmakla yaşamak çok ayrı. Deprem sonrası Antakya Rum Kilisesi’ne doğru koştuk ama Kilisenin de yıkıldığını gördük. Evimiz vilayetin karşısında olduğu için en son oraya sığınıp sabahı bekledik. Çok soğuktu. Ateş yakıp ısınmaya çalıştık. Sabahın olmasını bekledik. 3 gün boyunca bize tek bir yardım gelmedi. Ayağımda terlik, üstümde bir gömlek, altımda eşofman vardı. Kabanım bile yoktu. Hava inanılmaz soğuktu. Zaten o an o panikle düşünemiyorsun ki ayakkabı giyeyim, üşümeyeyim diye. Üşüme sonrayı düşünme diye bir şey yok o an.”
“EVİMİZİ VE DÜKKANIMIZI KAYBETTİK, KİLİSE YARDIM ETTİ”
Ailesinden can kaybı yaşamadığını ancak maddi olarak her şeyini kaybettiğini söyleyen Deep: “Çok şükür ailemden kayıp yaşamadım ama evimizi, dükkanımızı kaybettik. Antakya Rum Ortodoks Kilisesi’nin hemen yanında çiçekçi dükkanım vardı. Orası da yıkıldı. Sadece üstümdeki kıyafetle kaldım. En yakın yer Mersin’di. Önce buraya gelelim, sonra ne yapacağımıza karar veririz dedik. Ama araç bile bulamadık, sokakta kaldık bir süre. Mersin’e ulaştıklarında kilise pederi bizi karşıladı üç ay boyunca kilise lojmanında kaldık. Daha sonra kiliseye ait bir evi kiralayarak burada kalmaya devam ettim. İyi ki buraya gelmişim iyi ki mersine gelme gibi bir karar vermişim. Deprem sonrası devletten aldığım tek destek kira yardımı oldu. 14 ay boyunca kira yardımı aldım, sonra kesildi. Aldığım tek destek bu oldu.” Dedi. Deprem sonrası psikolojik etkilerin sürdüğünü vurgulayan Deep, kapalı alan korkusu yaşadığını belirtti: “Kapalı alanda kalma korkusu oluştu. Bir süre girmek istemedim. Hâlâ yüksek katlı binalara girmemeyi tercih ediyorum. Oturduğum ev girişte zaten. Yaşamakla anlatmak arasında çok fark var.”
NADYA GÜLENAY: YAŞADIĞIMIZ BİR KIYAMETTİ
6 Şubat depremini Antakya’da yaşayan bir diğer depremzede Nadya Gülenay ise yaşadıklarını kelimelerle anlatmanın imkânsız olduğunu dile getirdi. O gece yaşananların tarif edilemeyecek kadar ağır olduğunu söyleyen Gülenay, duygularını şu sözlerle ifade etti: “Çok kötü bir şeydi. Kelimelerle tarif edemiyorum. Sözler anlamsız kalıyor. Ne desem az kalıyor. Depremde sevdiklerimi ve arkadaşlarımı kaybettim. Hayatta kalmak bile ağır bir yüktü sanki. Bir an o ortamda insan etrafına bakıp yaşadığından utanıyor. Bu iz hayatımdan hiçbir zaman silinmeyecek. Yaşadığımız şey bir deprem değil, bir kıyametti.” Depremin ardından Antakya’da yaşamın tamamen durduğunu, şehirde tutunmanın imkânsız hale geldiğini anlatan Gülenay, hayatta kalanlarla birlikte Mersin’e gelmek zorunda kaldıklarını söyledi. İlk günlerden itibaren barınma, güvenlik ve psikolojik olarak ayakta kalabilmenin büyük bir mücadeleye dönüştüğünü belirten Gülenay, birkaç ay boyunca Mersin’de Latin Katolik Kilisede kaldıklarını ifade etti. Bir süre sonra kendi imkânlarıyla eve çıktıklarını ancak depremden geriye kalan travmanın hâlâ sürdüğünü vurguladı. Yaşadıklarının geride kalmadığını, her anın hafızasında canlı olduğunu belirterek, “Şehirden çıktık ama deprem içimizden hiç çıkmadı. Hayat devam ediyor deniyor ama bizim için her şey o gecede kaldı” sözleriyle yaşanan yıkımın kalıcılığına dikkat çekti.
|