MERVE KANKAN
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Dünya Bakliyat Günü teması kapsamında Mersin’de düzenlenen özel etkinlikte, bakliyatın tarımsal üretimden sağlıklı beslenmeye, iklim değişikliğiyle mücadeleden ekonomik kalkınmaya kadar uzanan stratejik önemi ele alındı. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, kentin bakliyat sektöründeki küresel rolüne dikkat çekerek, “Mersin’in kalkınması Türkiye’nin kalkınmasıdır” mesajı verdi.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Dünya Bakliyat Günü kapsamında belirlediği “Pulses of the World: From Modesty to Excellence” teması doğrultusunda, bakliyatın tarımsal, ekonomik ve ekolojik önemine dikkat çekmek amacıyla Mersin’de özel bir etkinlik düzenlendi. Mersin Hilton Otel’de gerçekleştirilen Dünya Bakliyat Günü yemeğinde; bakliyat sektörünün önde gelen temsilcileri, ihracatçılar, sanayiciler, meslek odaları ve kamu yöneticileri bir araya geldi. Etkinlik kapsamında, bakliyatın mutfaktaki zenginliğini göstermek amacıyla 13 çeşit meze ve ana yemekten oluşan özel bir bakliyat menüsü konuklara sunuldu. Etkinliğe; Mersin Valisi Atilla Toros, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Hakan Sefa Çakır, Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, AKİB Başkanı Veysel Memiş ve çok sayıda davetli katıldı.
“BAKLAGİLLER, DOĞAL KAYNAKLARIN KORUNMASINA ÖNEMLİ KATKI SUNUYOR”
Etkinlikte konuşan Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, “Binlerce yıllık tarım kültürümüzün en kıymetli miraslarından biri olan bakliyat; tarih boyunca anavatanı olan bu topraklarda üretilmiş, buradan dünyaya yayılmış ve sofralarımızda yer bulmuştur. Kültürel mirasımızın bir parçası, emeğin ve bereketin simgesidir. Neden Bakliyat Üretmeliyiz? Baklagiller; az su ister ve kuraklığa dayanıklıdır. Toprağa azot bağlayarak, toprak verimini artırır ve sağlığını korur. Kimyasal gübre ihtiyacını azaltarak üretim maliyetlerini düşürür. Ürün rotasyonu ve birlikte ekim uygulamalarıyla, üreticilerin tarımsal verimliliğini ve ürün çeşitliliğini artırmalarına yardımcı olur. Fosfor ve mikro besinler yoluyla toprağın yapısını güçlendirir. Toprak biyolojik çeşitliliğini artırır. İklim değişikliği ile mücadelede etkindir. Bir kilogram sığır eti proteini, baklagillerden elde edilen bir kilogram proteine kıyasla 20 kat daha fazla arazi gerektirmektedir. Ve 20 kat daha fazla sera gazı salımına neden olmaktadır. Bir kilogram sığır eti üretmek için 13 bin litre su gerekirken, bir kilogram mercimek üretmek için bin 250 litre suya ihtiyaç vardır. Dolayısıyla baklagiller, doğal kaynakların korunmasına önemli katkı sunmaktadır. Baklagiller; yüksek protein içeriği, lifli yapısı, vitamin ve mineral zenginliği sayesinde sağlıklı beslenmenin temel unsurlarından biridir. Yağ içeriği düşüktür ve kolesterol içermez. Obezite, diyabet, kalp ve damar hastalıkları gibi birçok kronik rahatsızlıkla mücadelede etkilidir. Glütensiz yapısıyla çölyak hastaları için idealdir. Antiviral özellikleri ve prebiyotik etkisiyle bağışıklık sistemini güçlendirir” dedi.
“BAKLİYAT, DAR GELİRLİ AİLELER İÇİN TEMEL BİR BESİNDİR”
Bakliyatın, dar gelirli aileler için temel bir besin olduğunu vurgulayan Özdemir, “ Sağlıklı yaşamı benimseyen bireyler için ise bilinçli bir tercihtir. Uzun raf ömrü ve besin değerini kaybetmeden, kolayca saklanabilmesi sayesinde gıda israfının önlenmesine katkı sağlar. Deyim yerindeyse bakliyat hem insanlık hem de doğa için mucizevi bir ürün grubudur. Ancak özellikle çocuklarımız ve gençlerimiz arasında bakliyat, hâlâ geleneksel veya geçmişe ait bir ürün olarak algılanabilmektedir. Bu noktada FAO’nun (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) 2026 Dünya Bakliyat Günü teması son derece anlamlıdır. Bu yılın küresel sloganı “Pulses of the World: From Modesty to Excellence” olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla bu gösterişsiz, sade, geleneksel ürünler artık mükemmel bir geleceğin anahtarlarından biri hâline gelmiştir. Bu nedenle bakliyatı sadece geçmişin alışkanlığı olarak değil, sağlıklı ve sürdürülebilir bir geleceğin vazgeçilmez unsuru olarak değerlendirmeliyiz. Kanada, ABD ve Avustralya gibi en gelişmiş ülkeler bakliyatı özel ve stratejik bir ürün olarak değerlendirmektedir. Kazakistan, kuzey bölgelerinde mercimek kuşağı üretim alanları oluşturmaktadır. Rusya, son yıllarda yaptığı atılım ile küresel ticaretteki payını artırmaktadır. Bu ülkeler üretim ve ihracatta öne çıkmaktadır. Ancak, hiçbiri ülkemizdeki gibi köklü bir tüketim kültürüne sahip değildir. 1980’li, 1990’lı yıllarda Türkiye; üretimi ile kendine yeten, iç tüketimini karşılayan, ihracat yapan ve dünya pazarlarında rekabet gücü yüksek bir ülkeydi. Bugün ise kendine yetemeyen, dış ticarette net ithalatçı, yaptığı ihracat ise DİR kapsamında ithal ettiği ürünlere dayalı bir konumdadır.
“BAKLİYAT TİCARETİNİN YÜZDE 80’İ MERSİN ÜZERİNDEN YAPILIYOR”
Mersin için bakliyatın önemine de değinen Özdemir, “Ülkemizin bakliyat dış ticaret hacmi 2,7 milyon ton düzeyindedir. Bu hacmin yaklaşık yüzde 80’i Mersin üzerinden yapılmaktadır. Dünyada hiçbir şehirde Mersin’deki kadar güçlü bir bakliyat sektörü kümelenmesi yoktur. Ülkemizde bakliyat ürünlerinin işlenmesine dayalı sanayinin yüzde 70’inden fazlası Mersin’dedir. 40 mercimek işleme tesisinde yıllık 2 milyon ton kapasite vardır. 111 eleme, tasnifleme ve paketleme tesisinde yılda 2 milyon ton nohut, kuru fasulye, yeşil mercimek ve bezelye işlenmektedir. Bu kapasiteyle Mersin, ülkemizin mevcut üretim hacmi olan bir milyon tonun dört katını işleyebilecek güce sahiptir. İlimizde 250’yi aşkın firma bu sektörde faaliyet göstermektedir. Bu tesislerin tamamı en ileri teknolojiyle donatılmıştır. Bugün Mersin’de, dünyanın herhangi bir ülkesinde modern bir hububat veya bakliyat tesisi kurabilecek makine ve ekipman üretim kapasitesi mevcuttur. 1980’li yıllardaki konuma yeniden ulaşmanın yolu, üretimi ve tüketimi istikrarlı biçimde artırmaktan geçmektedir. Ancak mevcut destekleme sisteminde bakliyat, diğer stratejik ürün grupları olan hububat ve yağlı tohumlara kıyasla oldukça dezavantajlıdır. Destek katsayıları, üreticilerimiz için bakliyat ekimini cazip kılmaktan uzaktır. Beklentimiz, bakliyat destekleme katsayılarının bu dezavantajı giderecek şekilde yeniden düzenlenmesidir. Çünkü bakliyat, yalnızca bugünün değil, geleceğin de gıdasıdır” dedi.
BAŞKAN SEÇER: SAĞLIKLI BESLENME İÇİN BAKLİYATI İÇSELLEŞTİRMELİYİZ
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise, bakliyatın hem sağlıklı yaşam hem de ekonomik kalkınma açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çekerek, “Her yıl geleneksel olan bu birliktelikte sizlerle beraber olmaktan mutluluk duyuyorum. Sağlıklı beslenme sağlıklı yaşam için bakliyat tüketeceğiz. Bunu da iyice içselleştirmiş olalım. Benden önceki arkadaşlarımın da belirttiği gibi işin uzmanı onlar; hem ihracatçılar birliği bakliyat grubunu temsilen Sayın Memiş hem Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı olarak Sayın Özdemir bilgileri bizlere aktardılar. Bizim için genel yönetim anlamında söylüyorum; Mersin’in bakliyat sektöründe bu noktalara gelmesini sağlayan, bakliyat işleyicilerinin, bunları paketleyen, pazara arz eden, dünya pazarına sunan ve son 20 yılın gelişen konjonktüründe dünyanın muhtelif devletlerinin Mersin Limanı’nın önemli avantajını kullanarak ürünleri ithal edip burada işleyerek farklı ülkelere katma değer katarak gönderen değerli iş insanlarına, burada yaşamlarını ve faaliyetlerini kolaylaştırmak bizim temel sorumluluğumuzdur. Nihayetinde hepimiz istiyoruz ki Türkiye ekonomisi iyi olsun. Türkiye’nin toplumsal refahı artsın. Türkiye’nin toplumsal refahının artması, birçok sosyal problemin çözümünde reçetedeki ilaçtır, bunu hepimiz biliyoruz. İş dünyasının, Türkiye’nin sosyal yapısında, huzurunda ve dünyada saygın bir ülke olmasında çok önemli katkısı var. Bizim velinimetimiz de, devletimizin velinimeti de milletimizin bize dolaylı ya da doğrudan sağladığı vergilerdir. Ben de kentimizin belediye başkanı olarak, kentimin iş dünyasıyla ilgili sorunları yakından takip ediyor, oluşabilecek sorunlara karşı yatırım, hız ve vizyon konusunda son derece hassas çalışmalar yürütüyorum” ifadelerini kullandı.
“TRAFİK KENTİN EN ÖNEMLİ SORUNUYSA KULAK VERMEK ZORUNDAYIZ”
Mersin’de bakliyat sektörünün kümelendiği alanın daha çok Akdeniz ilçesi ve kentin doğu bölgesi olduğunu kaydeden Başkan Seçer, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ancak yerleşim alanlarımız kuzeyde ve batıda yoğunlaşmış durumda. Doğal olarak her gün tesislerinize gidip gelmeniz zaman alıyor, sabrınızı zorluyor, trafik yoğunlaşıyor. Mersin nüfusundan yüzde 30 daha fazla fiilî bir nüfusa sahibiz. Resmî araç sayısının yüzde 15-20 üzerinde, kayıtlarda görünmeyen araç sayısı mevcut. Bu da trafiği zorlu hâle getiriyor. Biz de bunun önlemini almaya gayret ediyoruz. Hem merkezi yönetime bağlı kurumlarla hem de Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak tedbirler geliştiriyoruz. Vatandaşlarımız kentin en önemli sorunu olarak trafiği dile getiriyorsa, yöneticilerin buna kulak vermesi gerekir. D-400 Karayolu’nda hızlı aksiyon alındı. Revizyon çalışmalarıyla daha geniş ve daha güvenli bir ulaşım hedefleniyor. OSB’ye giden, otoyolu kullanan iş insanlarının daha iyi şartlarda ulaşım sağlaması bizim için önemli. Kendi yetki alanlarımızda, özellikle işletmelerin yoğun olduğu hal bölgesinde ikinci çevreyolu, yol genişletme ve kavşak çalışmalarını sürdürüyoruz. Akdeniz bölgesinin planları yeni tamamlandı; açılacak yeni bulvarlarda da öncelik verdiğimizi bilmenizi isterim. Kentimiz gelişiyor, büyüyor. Canlı organizma gibi; bir sorunu çözerken başka bir sorunla karşılaşırsınız ama onu da çözersiniz. Mersin gelişen, serpilen, büyüyen bir kenttir. Ama her şeyden önemlisi, kentte huzur var mı, birlik ve beraberlik var mı; asıl bunun üzerinde durmak gerekir. Mersin, elinizin tersiyle itilecek bir kent değildir. Ne bir belediye başkanı için ne de Türkiye’yi yönetenler için… Mersin, sorunların yaşandığı ama aynı zamanda tüm güzelliklerin ve dinamizmin olduğu bir kenttir. Mersin bir renk cümbüşüdür. Mersin’in huzuru Türkiye’nin huzurudur. Mersin’in kalkınması Türkiye’nin kalkınmasıdır. Mersin’de oluşacak bir sorun, Türkiye genelinde büyür. Bu bilinçle görevimizi yapıyoruz.”
|