RAZİYE ERDEN YILDIRIM
Uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirilen eğitim programında, sosyal medyanın bir yaşam alanına dönüşmesi, “bir şeyleri kaçırma fobisi”, genç kuşakların medya tüketim alışkanlıkları ve yapay zekanın meslekler üzerindeki etkisi anlatıldı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Adana Bölge Müdürlüğü ile Mersin Üniversitesi iş birliğinde, dijital dönüşüm sürecinde ses ve görüntü üretiminin değişen yapısı ile algoritmaların medya üzerindeki etkilerini ele alan “Yapay Zeka Çağında Sesin ve Görüntünün Geleceği ile Algoritma Okuryazarlığı” başlıklı eğitim programı düzenlendi.
Mersin Üniversitesi Gençlik, Bilim, Sanat Uygulama ve Araştırma Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen eğitim programında, MEÜ İletişim Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Recep Ünal ve Doç. Dr. Ahmet Taylan konuşmacı olarak yer aldı. Programda; yapay zeka destekli ses ve görüntü üretim teknolojileri, algoritmaların içerik dolaşımı ve kamuoyu oluşumu üzerindeki etkileri, derin sahte (deepfake) uygulamaları ile bu alandaki etik ve güvenlik riskleri kapsamlı şekilde ele alındı.
Ayrıca eğitimde, katılımcıların algoritma okuryazarlığı konusunda bilinçlendirilmesi, dijital içerikleri eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirebilmeleri ve yapay zeka çağında medyanın dönüşümünü doğru şekilde okuyabilmeleri hedeflendi.
“BİR ŞEYLERİ KAÇIRMA FOBİSİ YAYGINLAŞMAYA BAŞLADI”
Algoritma okuryazarlığı hakkında bilgi veren Doç. Dr. Ahmet Taylan, paylaştığı veriler ile dijital çağın yalnızca teknolojik değil, sosyolojik bir dönüşüm yarattığını da açıkça ortaya koydu. Sosyal medyanın artık bir “platform” olmaktan çıkıp bir yaşam alanına dönüştüğü bu yeni düzende, iletişim biçimlerimizden haber alma alışkanlıklarımıza, siyasal kampanyalardan kamu iletişimine kadar her alan yeniden şekillendirdiğini anlatan Taylan, “Sosyal medya kullanıcı sayısı 60 milyon üzerinde ve 2024'ten 25'e Mersin 1 milyon arttığını görüyoruz. Özellikle limit değişim oranı yine düzenli bir şekilde 2026'da benzer bir şekilde artacağını ön görebiliyoruz. Ve ilginç bir başka bilgi daha, her ay ortalama kaç farklı platformu kullanıyoruz? İstatistik, bir Türk sosyal medya kullanıcısının en az yedi farklı platformda hesabının olduğunu söylüyor. Toplam nüfusumuza bakacak olursak yüzde 70. Burada bir ilginç husus daha belki okunabilir. 18 yaş üstü kullanıcı kitlesi 18 yaş üstü diğer genel kullanıcılara oranlarsa yüzde 92 çıkıyor. Bu oran bize şeyi söylüyor; sosyal medya kullanımını ağırlıklı olarak gençler yapıyor. Dolayısıyla siz gençlere ulaşmak istiyorsanız, reklam yapmak istiyorsanız ya da siyasal reklam kampanyası yapmak istiyorsanız, kamu spotu yapmak istiyorsanız, kurumunuzun faaliyetlerini özellikle gençlere duyurmak istiyorsanız sosyal medya sizin için kaçınılmaz bir mecrası oluyor. Peki, neden sosyal medya kullanıyoruz? En temel neden aslında; eskilerin muhaberat dediği haberleşme amaçlı. Arkadaş ve aile çevrelerinde içinde kalmak için kullanılıyormuş kullanıcıların çoğu. Haber okumak için yüklemiş bir kısmı. Bir kısmı boş zaman doldurmaktan, alışveriş yapmaktan bahsetmiş. Şimdi burada bizim için anlamlı olan kategori belki haber okuma. Bakın haber okuma alışkanlıklarımız değişti demiştik. Haber platformlarına da başvurmuyoruz artık. Doğrudan haber içeriği üreten platformlara değil sosyal medyaya başvuruyoruz, haber içeriği üreten. Bu çok ilginç bir durum. Bir yandan da riskleri de içerisinde barındıran bir durum. Çünkü çok kırılgan bir toplum yapısı haline dönüşüyoruz. Sosyal medyaya içerikleri bu kadar yoğun tüketmek bağlamında bağımlı olmaya başladığımızda. Peki En çok hangi platformları kullanıyoruz? Bu da belki bize dair bir bilgi sunabilir. En çok Instagram kullanıyoruz. Arkasından WhatsApp'ı kullanıyoruz. Arkasından YouTube ve Facebook'u kullanıyoruz. WhatsApp bir haberleşme kanalı. Onu birazcık belki hariç tutacak olursak yine bakın ilk sıradaki ilk iki sıradaki platformlar Instagram ve YouTube bakın yine görsel içerikli. Metin içerikli platformlardan ziyade görüntü, ses, video, fotoğraf paylaşan dijital araçları tüketiyoruz. Bu da yine bize şu ipucunu veriyor. İnsanlara ulaşmak istiyorsanız insanlar yazdığınız uzun uzun metinleri okumayacaklar. Artık gazetecilik, habercilik anlayışı da değişti. Çünkü bizim bak geç gazeteciliği dediğimiz bir gazetecilik anlayışı gelişti, insanlar artık uzun uzun okumuyorlar. Bakıyorlar, geçiyorlar. Ve bunu da özellikle bizim Z kuşağı dediğimiz gençler çok doğal bir şekilde yapıyorlar. Onu bir kendilerinin aslında uzantısını baz ediyorlar. Artık yapay zeka teknolojileri ile beraber büyüyecek ergenliğe adım atacaktır bu kuşaklar ve onlara ulaşmak istiyorsanız artık nereye başvurmanız gerektiğine bize bir ipucu sunuyor bu istatistikler. Tabii ne kadar süre geçiriyoruz burada? Burada bakalım çünkü bu süre önemli. Instagram'da yaklaşık günde 2 saatini harcıyor bu kuşak. Bakın bu inanılmaz bir şey. Yaklaşık yüzde 70'ten fazlası kullandıktan sonra ilk 15 dakika içerisinde mutlaka el akıllı telefonlarına uzanıyor. Ortalama bir kullanıcı her 6 dakikada bir telefonunu kontrol etme ihtiyacı hissediyor. Bir şeyleri kaçırma fobisi hepimizde yaygınlaşmaya başladı.” dedi.
“YAPAY ZEKA BİRÇOK MESLEĞİ ELE GEÇİRECEK”
MEÜ İletişim Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Recep Ünal ise “Yapay Zeka Çağında Sesin ve Görüntünün Geleceği” hakkında bilgi verdi. Ünal, şunları anlattı:
“Gündelik hayatımızda hepiniz muhtemelen ChatGPT, Gemini gibi uygulamaları kullanıyorsunuz değil mi? 'Yapay zeka ve teknoloji önümüzdeki yıllarda bütün iş dünyasını dönüştürecek' diyor. Bunu zaten hepimiz tahmin ediyoruz. Bir rapor yayınlandı. 2030'a kadar, 2030'da en çok yükseliş gösterecek meslekler ve bu yapay zeka ve teknoloji çağında düşüş gösterecek meslekler. İlk sırada çiftçiler, tarım işçileri, köydekiler 2030'da yükselişe geçecek. Diğer bilgileri herkes verebilir. Ama maydanoz ekmek önemli şeyler haline gelecek. Daha sonra tesisatçılar, inşaat işçileri, ustalar var. Biz ev yaptırdık, neler çektik usta bulana kadar. Dolayısıyla bunlar revaçta olacak. Peki, düşüşte olacak olanlara baktığımızda; satış elemanları, kasiyerler, muhasebeciler, işte böyle kayıt işleri yapanlar, grafiker. Yaratıcı işler yapanlar biraz sıkıntıda. Dolayısıyla bu tablo bize geleceği dair bir şeyler söylüyor. Endişe etmemizde yarar var çünkü başka bir tarafa doğru yürüyoruz. 2007 yılında bir belgesel çekilmiş ve yıllar sonra bu viral olmuş. Belgeselde şöyle bir sahne var. Bütün koloni sürü bir tarafa yürürken, bir penguen tam tersine doğru yürüyor. Koloniye sırtını çevirmiş, dağlara doğru yürüyor. Ve günümüz modern insanının o sıkıntılı ruh haline şu an iyi gelmiş. 2026'da viral oldu. İşte nihilist hem güven. İşte modern dünyaya rest çeken. Üretken yapay zeka çağı öyle bir şey ki bu bir anda viral oldu. Avatar filmini hatırlayanlarınız vardır. 2009 yılında vizyona girdi ama aslında James Cameron'ın aklındaydı bu fikir. 90'larda bunu yapmak istedi. Ama neden yapamadı. Teknoloji uygun değildi. Teknoloji için beklemek zorunda kaldı. Fikrini bekletti. Şimdiki nesi diyor ki 5 dakikada yaptım. 10 yıl beklerken şimdi biz 5 dakika içerisinde bunu yapıyoruz. Üstelik o canlı modeller kullandı. Biliyorsunuz değil mi? O reseptörler takıldı. Canlı oyuncular elini kaldırınca mimikler falan. Şimdi bunların hiçbirisine gerek kalmadı. Biz ne yapıyoruz? Böyle görseller hazırlarken kullanıyoruz. Haber tasarlarken, kimi zaman görselleri düzenlerken görsel üretim araçlarını kullanıyoruz. Deniyor ki; bu çağ yaratıcılığın ve verimliliğin yeni çağı, yeni bir çağın şafağındayız. Çok büyük güzellemeler yapılıyor. Çünkü üretim demokratik hale geldi deniliyor. Doğru. Bugün James Cameron yapamadığını bizler yapabiliyoruz. Düşük bütçelerle kısa zamanda. Verimlilik arttı yapay zekayla çok daha kısa zamanda bir sürü iş yapabiliyoruz. Ve eğlence, sanatta devrim deniyor. Yaşamını yitirmiş pek çok sanatçıyı canlandırmak, aramızda dolaştırmak neredeyse bu üretken yapay zeka modelleri ile mümkün hale geldi. Bazıları da şaşırtıcı. Şimdi böyle bir şeyin varlığına çok fazla ihtimal vermezdik yapılabileceğini. Ama şu an çok kısa zaman da herkes tarafından yapılıyor. Çocuklarımız bile yapıyor. Hatta onlar bile demeyeyim. Onlar daha iyi yapıyor bizden. Peki görüntü mü yapay zekâyla birlikte böyle değişen dönüşen? Hayır. Sesi de artık değil mi? Dönüştürebiliyoruz, değiştirebiliyoruz. Ses üretimi de yapay zekâyla evrim geçirdi. İki türlü ses teknolojisi var. Bu zamanda. Bir tanesi sentetik ses. Bir tanesi de ses klonlama. Sentetik ses farklı seslerden öğrenerek makine öğrenimi yoluyla yeni sesler üretmesi. Ses klonlamaysa, var olan bir sesin gerçek bir siyasetçi olabilir, bizler olabiliriz, sanatçı olabilir. Onun sesini alıyor. Çok kısa zamanda böyle bir bir dakikalık veri yetiyor onun için, anlaması için ve istediğiniz sözü söyletebiliyorsunuz. Ve orada bakın pek çok ses var. Daha böyle soft bir ses mi istersiniz? Hızlı mı konuşsun? Yavaş mı konuşsun? Orta mı konuşsun? Böyle hikâyemi anlatsın. Ne isterseniz yapıyor.”
|