UCİM’DEN ACİL EYLEM ÇAĞRISI




Tarih: 12 Şubat 2026 Perşembe 15:23


Epstein dosyasının ortaya çıkardığı küresel istismar ağları sonrası Türkiye’de çocuk koruma sistemi yeniden tartışmaya açıldı. UCİM Genel Başkan Yardımcısı Yücel Ceylan, çocuk istismarının bireysel değil, sistemsel bir sorun olduğunu vurgulayarak ihtisaslaşmış mahkemelerden Çocuk İzlem Merkezlerinin yaygınlaştırılmasına kadar acil adımlar çağrısında bulundu.

Çocuklar sürecin yükünü değil, devletin korumasını taşımalı

 

ABDULLAH ÖZTÜRKMEN

 

JeffreyEpstein dosyasıyla ayyuka çıkan küresel istismar ağları, güç ve sermayenin hukuk üzerindeki baskısını tüm çıplaklığıyla gözler önüne sererken; Türkiye’deki çocuk koruma sisteminin yeterliliği de yeniden tartışma konusu oldu. Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM) Genel Başkan Yardımcısı Yücel Ceylan, çocuk istismarının yalnızca bireysel bir suç değil, denetimsiz kalan güç odaklarından beslenen sistematik bir zafiyet olduğunu vurguluyor. Epstein vakasından çıkarılması gereken dersleri, Türkiye’deki adli süreçlerdeki eksiklikleri ve "güçlü isimlere dokunulmaz" algısının yarattığı travmayı değerlendiren Ceylan, çocuk alanında ihtisaslaşmış mahkemelerden Çocuk İzlem Merkezlerinin yaygınlaştırılmasına kadar acil atılması gereken somut adımları açıklıyor.

“Çocuk istismarı bireysel bir suç değil; sistemsel zafiyetlerden beslenen bir yapıdır” diyen Ceylan, çocuk koruma politikalarının yalnızca adli süreçlerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı. Ceylan’a göre mücadelede ilk kırılması gereken halka ise sessizlik.

 

“SÜRECİ YAKINDAN TAKİP ETMEYE DEVAM EDİYORUZ”

 

-JeffreyEpstein dosyası, çocuk istismarı ve insan ticaretinin küresel ölçekte nasıl örgütlenebildiğini gösteren en çarpıcı örneklerden biri olarak görülüyor. UCİM bu dosya hakkında ne düşünüyor?

Epstein dosyası, çocuk istismarının yalnızca bireysel suçlarla açıklanamayacağını; güç, para ve ilişkiler ağının denetimsiz kaldığında nasıl sistematik riskler oluşturabildiğini gösteren önemli bir örnektir. UCİM olarak bu dosyayı, çocuk koruma mekanizmalarının ulusal sınırların ötesinde ele alınması gerektiğini ortaya koyan bir uyarı olarak değerlendiriyoruz.Dernek olarak kamuoyuna yansıyan bilgiler ve Türkiye bağlantısı iddiaları çerçevesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurularda bulunduk. Yeni ortaya çıkan bilgi ve belgeler ışığında süreci yakından takip etmeye devam ediyoruz. Çocukların korunması yalnızca cezai yaptırımlarla değil, güçlü denetim, şeffaflık ve uluslararası iş birliğiyle mümkündür.

-Epstein vakası sizce bireysel bir suç hikâyesi mi, yoksa arkasında sistematik bir istismar ağı mı var?

Dosyada yer alan tanık anlatımları, bağlantılar ve uzun yıllar boyunca sürdürülebilmiş olması, bunun yalnızca bireysel bir suç hikâyesi olmadığını göstermektedir. Karşımızda sistemsel zafiyetlerden beslenen bir yapı olduğu görülmektedir. Bu tür vakalarda mesele sadece fail değil; suçu görmezden gelen, denetlemeyen ve müdahale etmeyen mekanizmaların da sorgulanmasıdır.

- Bu tür davalarda güç, para ve statünün adaletin önüne geçmesi çocuk istismarını nasıl besliyor?

Güçlü faillerin cezasız kalması istismarcılara cesaret verirken mağdurlar üzerinde susturucu bir etki yaratır. Adaletin eşit işlemediği algısı yalnızca mağdurları değil, toplumun adalet duygusunu da zedeler. Çocukların korunabilmesi için hukukun herkes için eşit şekilde işletildiğine dair güvenin güçlendirilmesi gerekir.

-Epstein dosyası, Türkiye’deki çocuk istismarıyla mücadele açısından bize hangi uyarıları veriyor?

Bu dosya bize “bizde olmaz” yaklaşımının ne kadar tehlikeli olduğunu gösteriyor. Kurumların şeffaflığı, denetim mekanizmalarının etkinliği ve mağdur odaklı adalet anlayışı güçlü değilse her ülke risk altındadır. Çocuk koruma politikaları sürekli gözden geçirilmeli ve güçlendirilmelidir.

 

“SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI ULUSLARARASI ALANDA AKTİF ROL ALMALI”

 

- Türkiye’de çocuk istismarı vakalarında en büyük sorun sizce hukuki boşluklar mı, uygulama eksikliği mi, toplumsal suskunluk mu?

Bu unsurlar birbirini besliyor ancak en kritik eksikliklerden biri çocuk alanında ihtisaslaşmanın yeterince yaygın olmamasıdır. Çocuk alanında uzmanlaşmış mahkemeler, kolluk kuvvetleri, avukatlar ve uzmanların birlikte çalıştığı bir sistem kurulmadan mağdur çocuk odaklı bir adalet sisteminden söz etmek zorlaşır.Yasalar mevcut olsa bile uygulamada çocuk psikolojisini merkeze almayan süreçler mağduriyetleri artırabilmektedir. Bu nedenle adalet sisteminin temel yaklaşımı cezalandırma kadar çocuğu korumaya ve yeniden güçlendirmeye odaklanmalıdır.

- Uluslararası istismar ağlarının Türkiye’yi de kapsayabilecek risk alanları var mı?

Ne yazık ki dijitalleşme, göç hareketleri ve sınırların giderek görünmez hale gelmesi bu riskleri artırmaktadır. Bu nedenle çocuk istismarıyla mücadele artık yalnızca ülkelerin kendi içinde yürüttüğü bir mücadele değildir.Sivil toplum kuruluşları uluslararası alanda aktif rol almalı, bilgi paylaşımı ve iş birliği geliştirmelidir. Küresel bir dünyada çocukları bekleyen tehlikelere karşı tüm dünyanın birlikte ses çıkarması zorunludur.

- Türkiye’de mağdurlar yeterince korunuyor mu?

Koruma mekanizmaları mevcut olmakla birlikte uygulamada önemli eksikler bulunmaktadır. Özellikle tutukluluk olmayan dosyalarda mağdurlar ve aileleri ciddi bir korku ve baskı hissi yaşayabilmektedir. Bu durum çocukların ifade süreçlerini ve iyileşme süreçlerini doğrudan etkiler.Adalet süreci yalnızca hukuki değil, aynı zamanda psikolojik olarak da mağduru koruyan bir yapıya sahip olmalıdır.

- Çocuk istismarı mağdurlarının adalet sürecinde yeniden travmatize edilmemesi için neler yapılmalı?

Öncelikle mağdurların güvenlik kaygılarının ortadan kaldırılması gerekir. Tek seferlik ifade alınması, uzman eşliğinde yürütülen süreçler, doğru ve sürekliliği olan psikolojik destek ve Çocuk İzlem Merkezlerinin yaygınlaştırılması yeniden travmatizasyonun önüne geçilmesi açısından temel unsurlardır.Çocuk sürecin yükünü taşıyan değil, korunması gereken taraftır.

 

“ÇOCUK KORUMA POLİTİKALARI YALNIZCA ADLİ SÜREÇLERLE SINIRLI KALMAMALI”

 

- UCİM bu noktada hangi somut mekanizmaları öneriyor?

Çocuk koruma sisteminin yalnızca kamu kurumlarıyla değil, sivil toplumla birlikte yürütülen bir iş birliği modeliyle güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Çocuk İzlem Merkezlerinin yaygınlaştırılması, çocukla çalışan tüm meslek gruplarına zorunlu eğitim verilmesi, mağdur destek birimlerinin güçlendirilmesi ve erken uyarı mekanizmalarının kurulması öncelikli önerilerimiz arasındadır.

- Türkiye’de medya çocuk istismarı haberlerinde koruyucu mu, yoksa zarar verici mi bir dil kullanıyor?

Medya farkındalık yaratma açısından güçlü bir araçtır. Ancak haber dilinde çocuğun üstün yararını gözeten bir yaklaşım benimsenmelidir. Çocuklara “yalnız değilsin”, “yardım isteyebilirsin” mesajı veren ifadeler kullanılmalı, ihbar yolları açık ve doğru şekilde anlatılmalıdır.

- “Güçlü isimlere dokunulmaz” algısı çocukları nasıl savunmasız bırakıyor?

Bu algı, mağdurlarda korunmayacakları düşüncesini doğurur ve istismarın görünmez kalmasına neden olur. Hiçbir kişinin, makamın ya da statünün çocuk haklarının üzerinde olmadığını topluma göstermek zorundayız.

- UCİM’e göre çocuk istismarıyla mücadelede ilk kırılması gereken halka nedir?

Sessizliktir. UCİM olarak “Çocuklar konuşacak, UCİM yanlarında olacak” diyoruz. Çocukların konuşabildiği ve güvende hissettiği bir sistemi kurmak zorundayız. Çocukların sesinin duyulduğu bir toplumda istismar gizli kalamaz.

- Türkiye’de acilen hayata geçirilmesi gereken yasal ve kurumsal düzenlemeler nelerdir?

Çocuk alanında ihtisaslaşmış mahkemelerin yaygınlaştırılması, çocukla çalışan kolluk birimlerinin özel eğitimlerden geçirilmesi, mağdur destek sistemlerinin güçlendirilmesi ve cezasızlık algısını ortadan kaldıracak uygulamaların hayata geçirilmesi gerekmektedir.Ayrıca çocuk koruma politikaları yalnızca adli süreçlerle sınırlı kalmamalı; eğitim, sosyal hizmet ve psikolojik destek mekanizmalarını kapsayan bütüncül bir devlet politikası haline getirilmelidir.

- Ailelere ve karar alıcılara vermek istediğiniz en net mesaj nedir?

Çocukların güvenliği ertelenebilir bir gündem değildir. Karar alıcıların birinci gündemi çocukların korunması olmalıdır.Aileler ise çocuklarıyla güçlü bir bağ kurmalı, onları dinlemeli ve riskleri erken fark edebilmelidir.

- “Bir çocuk istismarı vakasıyla karşılaşıldığında toplum olarak ne yapmalıyız?”

İlk yapılması gereken susmamaktır. Şüphe durumunda ilgili kurumlara bildirim yapılmalı, çocuk yalnız bırakılmamalıdır.Bir çocuğun korunması yalnızca ailenin ya da devletin değil, tüm toplumun sorumluluğudur. Çünkü bir çocuğu korumak, geleceği korumaktır.


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA