PTT Genel Müdürlüğü’nün Mersin’de üç kamu çalışanının ‘Soruşturma’ gerekçesiyle başka illere göndermesine tepki gösteren KESK Haber-Sen 8 No’lu Şube Başkanı Musa Özdemir, “Soruyoruz: Suç isnadı olmayan insanlar neden yerlerinden ediliyor? Soruşturmayla ilgisi olmayan emekçiler neden cezalandırılıyor? Bu bir idari tasarruf değildir. Bu açık bir cezalandırmadır. Bu bir gözdağıdır. Soruşturma sağlıklı yürütülmemiştir. Bu süreçte objektiflik yoktur. Bu süreçte eşitlik yoktur. Sürgün ilkeldir, çağdışıdır, insanlık suçudur. Sürgünleri derhal iptal edin” dedi.
NECDET TAŞ
Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Haber-Sen 8 No’lu Şube, PTT Genel Müdürlüğü’nün Mersin’de üç kamu çalışanının ‘Soruşturma’ gerekçesiyle başka illere göndermesine karşı basın açıklaması yaptı. Mersin Üniversitesi Yenişehir Kampüsü yanındaki Posta İşleme Merkezi önünde konuşan Şube Başkanı Musa Özdemir, uygulamanın hukuksuz ve sendikal ayrımcılık içerdiğini belirterek, “Bu bir idari tasarruf değil, açık bir cezalandırmadır” dedi.
“BU BİR CEZALANDIRMADIR”
Haksızlığa, hukuksuzluğa ve açık bir sendikal ayrımcılığa karşı seslerini yükseltmek için toplandıklarını kaydeden Özdemir, “PTT Genel Müdürlüğü’nün Mersin’de uyguladığı sürgün politikası; hukukla, vicdanla ve kamu yönetimi anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Mersin’de yürütülen sözde “soruşturma” bahane edilerek; dosyanın ne sanığı ne de tanığı olan 3 arkadaşımız haksız ve hukuksuz biçimde sürgüne gönderilmiştir. Soruyoruz: Suç isnadı olmayan insanlar neden yerlerinden ediliyor? Soruşturmayla ilgisi olmayan emekçiler neden cezalandırılıyor? Bu bir idari tasarruf değildir. Bu açık bir cezalandırmadır. Bu bir gözdağıdır. Soruşturma sağlıklı yürütülmemiştir. Bu süreçte objektiflik yoktur. Bu süreçte eşitlik yoktur. Sürgün ilkeldir, çağdışıdır, insanlık suçudur. Yürütülen Soruşturmanın öznesi dahi olmayan arkadaşlarımızın bu soruşturma bahanesiyle sürgün edilmeleri kabul edilebilir bir durum değildir. Bu, masumiyet karinesinin ihlalidir. Bu, hukuk devleti ilkesinin çiğnenmesidir. Sendikal Ayrımcılık Yapılmıştır. Sürgün edilen arkadaşlarımız Haber-Sen ve Güven Haber-Sen üyesidir. Sendikal tercihleri üzerinden cezalandırılmışlardır. Bizler Mersin’deki PTT emekçileri olarak farklı sendikalara üye olsak da, farklı görüşlere sahip olsak da sendikal ayrım yapmadan bir aradayız. Sürgüne gönderilen arkadaşlarımızın yanındayız, ve arkasındayız. Sendikal tercih suç değildir. Sendikal kimlik cezalandırma gerekçesi olamaz. Anayasa sendika hakkını güvence altına almıştır. Hiç kimse sendikal kimliği nedeniyle sürgüne gönderilemez. “Aile yılı”ndan söz edenler bugün çalışanların ailelerini birbirinden koparmaktadır” şeklinde konuştu.
SÜRGÜN, AİLELERİ DE CEZALANDIRMAKTIR.
Sürgünün yalnızca üç kamu çalışanına uygulanmadığını ifade eden Özdemir, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Eşleri ve çocukları da fiilen sürgün edilmiştir. Bu kararlarla; aile bütünlüğü zedelenmiştir, Çocukların eğitim düzeni bozulmuştur, Eşlerin çalışma ve sosyal yaşam hakları etkilenmiştir. Sürgün; yalnızca yer değişikliği değildir. Ekonomik baskıdır, psikolojik yıldırmadır. İnsan onuruna aykırı bir uygulamadır. Kamu emekçileri kamusal hizmetin asli unsurudur. Cezalandırılacak değil, hakları korunacak emekçilerdir. Bu keyfiliğe boyun eğmeyeceğiz Kamu kurumları tarafsız olmak zorundadır. Ancak yaşanan süreç, takdir yetkisinin keyfiliğe dönüştüğünü göstermektedir. Bu anlayış çalışma barışını bozar. Bu anlayış kamu hizmetini zedeler. bu anlayış hukuku aşındırır. Bir kez daha altını kalın harflerle çiziyoruz: PTT Genel Müdürlüğünün yapmış olduğu bu uygulama sürgündür. Bu uygulama sendikal ayrımcılıktır. Bu uygulama hukuksuzdur. Taleplerimiz açıktır. PTT Genel Müdürlüğü’ne sesleniyoruz: Sürgün kararları derhal iptal edilmelidir. Arkadaşlarımız eski görev yerlerine iade edilmelidir. Sendikal ayrımcılık uygulamalarına son verilmelidir. Hukuka ve anayasal güvencelere uygun bir süreç işletilmelidir. Sürgün kararları iptal edilene kadar tüm hukuki ve sendikal haklarımızı sonuna kadar kullanacağız. Hiç kimse örgütlü kamu emekçilerini sürgünle susturamaz. Hiç kimse anayasal haklarımızı fiilen ortadan kaldıramaz. Bizi sürgünle sindiremezsiniz. Baskıyla susturamazsınız. Emeğin onurunu savunmaya devam edeceğiz. Tüm emekçileri ve kamuoyunu bu hukuksuzluğa karşı dayanışmaya çağırıyoruz.”
|