Mersin’in kültürel ve toplumsal hafızasını kayıt altına almak amacıyla yürütülen “Mersin Sözlü Tarih Çalışmaları” kamuoyuna tanıtıldı
ABDULLAH ÖZTÜRKMEN
Dr. Mustafa Erim Kent Tarihi Müzesi Tarih Grubu’nun uzun soluklu çalışmaları sonucunda hazırlanan eser, düzenlenen kitap tanıtım ve söyleşi programıyla basın ve davetlilerle buluştu. Dr. Mustafa Erim ile Dr. Murat Özyıldırım’ın kaleme aldığı kitap, Mersin’in geçmişine tanıklık eden isimlerin hatıralarını ve sözlü anlatımlarını bir araya getiriyor. Tanıtım programına Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürü Hakan Doğanay, Adalet ve Kalkınma Partisi Mersin İl Başkanı Adem Aldemir, İSK Başkanı Ali Gök, Diyarbakır Vakfı Mersin İl Başkanı Ferudun Gündüz, sözlü tarihçi Selami Gedik, akademisyenler, bürokratlar, kitaba katkı sunan ailelerin yakınları ve çok sayıda davetli katıldı.Programda konuşan ve kendisini sözlü tarihçi olarak tanımlayan Selami Gedik, Mersin’in sözlü tarihinin bir an önce kayıt altına alınmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Gedik, kent hafızasının korunmasının gelecek kuşaklara bırakılacak en değerli miraslardan biri olduğunu ifade ederek, tamamlanmak üzere olan “Uray Caddesi” adlı çalışmasına ilişkin de bilgiler paylaştı.
“ŞEHİRLERİN RUHU VARDIR”
Kitabın yazarlarından Dr. Mustafa Erim ise yaptığı değerlendirmede, “Hatıralardaki Mersin Sözlü Tarih Çalışmaları”nın, kentin kültürel ve toplumsal hafızasını gün yüzüne çıkarmayı amaçladığını söyledi. Çalışma kapsamında Mersin’in geçmişine dair izlerin, tanıklıkların ve hatıraların kayıt altına alınacağını belirten Erim, şehirlerin yalnızca fiziki yapılardan ibaret olmadığını vurguladı.Erim, insanların tarihinin yaşadıkları şehirlerle doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekerek, kentlerin kültürel etkileşimler, farklı dinler, etnik yapılar ve mezheplerle şekillenen çok katmanlı bir hafızaya sahip olduğunu ifade etti. Medeniyetlerin zaman içinde değişime uğrasa da kurdukları kültürel miras sayesinde varlıklarını sürdürdüğü, bu süreçte mimari yapıların ve şehirlerin önemli rol oynadığı dile getirdi.Erim, şehir ve medeniyet arasındaki ilişkinin tarih boyunca karşılıklı etkileşim içinde geliştiği belirtilirken, şehirlerin zarar görmesinin yalnızca fiziki değil, kültürel ve manevi kayıplara da yol açtığını ifade etti. “Şehirlerin ruhu vardır” vurgusuyla, coğrafi konum ve mekânların kent kimliğinin oluşumunda belirleyici olduğunu sözlerine ekledi.
|