TOROSLAR DEĞİŞECEK, TOROSLAR DÖNÜŞECEK




Tarih: 23 Şubat 2026 Pazartesi 10:20

RÖPORTAJ RAZİYE ERDEN YILDIRIM

Toroslar Belediye Başkanı Abdurrrahman Yıldız makamda oturmuyor, sahadan çıkmıyor. Belediyenin borç yükünü azaltan Yıldız; köy köy, mahalle mahalle vatandaşa kulak veriyor; dört kelimelik cümleyi dilinden düşürmüyor.

Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız’ı ilk günlerde sert üslubuyla tanıdık. Zaman zaman esip gürleyen bir profil çizdi. Ancak bu sertliğin vatandaşa değil, Toroslar’ın tek kuruşunu dahi heba etmemek için gösterilen bir hassasiyetten kaynaklandığı zamanla daha net anlaşıldı. Kamuoyuna yansıyan görüntü buydu niyet ise bambaşkaydı. Bugün ise daha sakin, daha mutlu bir tablo var. Belediyenin borç yükünü azaltmış bir başkan olarak köy köy, mahalle mahalle geziyor, vatandaşı dinliyor. Hal böyle olunca vatandaş da memnuniyetini gizlemiyor. Fırsat buldukça mahalleleri ziyaret eden Başkan Yıldız, mihenk taşı olan muhtarlarla bir araya geliyor, onların elini sıkıyor, bölgenin durumunu yerinde analiz ediyor. Ardından vatandaşın arasına karışıyor, dertlere ortak oluyor, talepleri birinci ağızdan dinliyor.

Uzun süredir meclis toplantılarını takip ettiğimiz ve Toroslar’a fark katma çabasıyla dikkat çeken Başkan Yıldız ile projelerini, köy ziyaretlerini ve Toroslar’a dair hedeflerini konuştuk.

“İLÇEMİZDE ÇOK FAZLA BAĞIMLI İNSAN VAR”

Bağımlılık toplumsal yara haline geldi. Siz bu konuya Meclis oturumda dikkat çekerek Toroslar’a Bağımlılıkla Mücadele Merkezi kuracağınızı söylediniz. Detaylandırır mısınız?

Birincisi bağımlılık meselesi hakikaten sosyolojik, ekonomik olarak değerlendirilip tartışılması gereken bir mesele. Mecliste söylediğimiz iş, işin sonucuna dönük kısım. Bağımlı olmuş ve bundan kurtulmayı düşünen insanlara yardımcı olmak için bir merkez kuruyoruz. Ama bir yandan da bizim Kadın Aile Müdürlüğümüzün 'En iyi narkotik polisi annedir' kampanyası var.

Bağımlılığı engelleyebilecek çalışmalar yapıyoruz ama yeterli olduğunu düşünmüyorum çünkü bağımlılık hakikaten çok kapsamlı bir mesele. İşsizlik, yoksulluk konunun bir boyutu, çocukların okul hayatının düzenli gitmemesi bununla ilgili bir sürü sorunun sonucu aslında bağımlılık. Bunların çözümüne dönük politik önerileri de aslında politik üst yapının yapması gerekiyor. Ülkedeki ekonomik hayatın, spor yaşamının düzeltilmesi, insanların sosyolojik olarak doğru alanlarda, doğru şekilde, doğru yerde yaşıyor olmaları, okullarına bu anlamda doğru gidip, geliyor olabilmeleri vesaire. Bunların hepsi aslında bir üst politikanın düşünülmesi ve programlanması gereken şeyler. Dediğim gibi biraz da işin sonuçlarıyla maalesef uğraşmak zorunda kalıyoruz. Çünkü ilçemizde çok fazla bağımlı insan var. Bunların bir kısım sonuçlarını da görüyoruz. Evini yakan insanları görüyoruz. Ailesiyle sürekli sorun yaşayan insanları görüyoruz. Aileler bize geliyor anlatıyor. Biz işin dediğim gibi bağımlılıkla mücadele diye kastettiğimiz, belediye olarak yapmaya çalıştığımız bağımlı olmuş artık bu illette yakalanmış ama bundan kurtulmak isteyen insanların kurtulması konusunda yardımcı olmak. Bununla ilgili bir Turgut Türkalp Mahallesi'nde merkez kuruyoruz. Şu anda arkadaşlarımız oranın çalışmalarını yapıyor. Yurt dışından makine yani Türkiye'de distribütör olan bir makine getiriyor arkadaşlarımız. Ama dediğim gibi esas mesele bağımlı olmadan önce insanların buna hiç ulaşmamalarını sağlamak, sosyolojik ortamı hazırlamak. Bir de bu bağımlılık diye tarif edilen yasaklı maddelerin ülkeye girişini ve üretimini engellemek lazım. Gazetelerde görüyorum, son zamanlarda Mersin'de çok sayıda operasyon yapıldı. Emniyetimizin, hakikaten ciddi başarılı etkinlikleri de oldu. Bunun devam ettirilmesi lazım. Bu işlerin artık böyle sokak ortalarında rahatça insanların gezip tozarak dağıttıkları, sattıkları bir illet olmaktan çıkartılması lazım.

“BEN BU TOPLUMUN BİR PARÇASIYIM”

Alışılmışın dışına çıktınız. Seçim yaklaşırken değil, göreve geldiğinizden bu yana köy köy gezip üreticinin derdini dinliyorsunuz. Köylü sizden en çok ne talep ediyor?

Siyasetçi, Türkiye'de maalesef yanlış konumlanmış durumda. Siyasetçiler, ofislerine, meclislerine kapanmış insanlar gibi algılanıyor. Maalesef böyle de yaşıyorlardı. Toplumdan bir biçimde hızla uzaklaşıyorlar. Dolayısıyla toplumda da siyasetçiye karşı ciddi bir tepki oluşuyor. Maalesef siyaset kurumunun toplum nezdindeki itibarı çok da yüksek değil. İnsanlar neredeyse artık siyaset kurumunun sorun çözebilen bir kabiliyetin olmadığını düşünmeye başladı. Zaten Türkiye'deki bir kısım böyle saçma sapan ilişkiler de siyasetten umut kesildiği için oluşmaya başlıyor. Garip yapılar oluşuyor. Bir kısım mafyatik yapı oluşuyor, bir kısım tarikat yapı oluşuyor... Bunların tamamı aslında siyaset kurumundan ve siyasetçilerden umudu kesen insanların kendilerine başka bir yerde çözüm aramalarından kaynaklı başlayan işler. Şimdi mizaç olarak da, yaşam biçimi olarak da daima toplumun içerisinde olan birisiyim. Şunu hiçbir zaman unutmadım; ‘ben bu toplumun bir parçasıyım’. Belediye başkanlığım tamamlandığında da, toplumun bir parçası olmaya devam edeceğim. Dolayısıyla sosyal ilişkilerim, beşeri ilişkilerim dün nasılsa bugün de öyle devam ediyor. Bunu devam ettirmeyi de düşünüyorum. Toroslar İlçesi'nin her metrekaresini geziyorum. Fırsat buldukça bütün mahallelerde, kahvelerde beni görebilirsiniz. Özellikle hafta sonları köyleri, mahalleleri gezerim. Geçen sene başlattık bunu. Bu sene yine devam ettirdik. Seneye de öbür sene de devam ettireceğiz. İnsanların bizden ortak talebi şu; Toroslar'ın daha doğrusu kırsal mahallelerinde yaşayan insanların önemli bir kısmı hala üretim yapmak konusunda ısrarcı. Bir şeyler üreteyim istiyor. Bütün imkansızlıklara, engellemelere, girdi fiyatlarının pahalılığı, sattıkları ürünlerin ucuzluğuna rağmen hala üretim etmek isteyen ve bu konuda ısrar eden insanlarımız var. Biz köylünün günlük yaşamlarını kolaylaştırabilecek, üretim alanlarına kolay gidip gelebilecekleri işler yapmaya çalışıyoruz. Bizden temelde talep edilen şey aslında üç aşağı beş yukarı merkez mahallelerde olan da şeyler. Uzunca bir zamanda ihmal edilmiş olan yollar, kaldırımlar gibi... Kırsal mahallelerde ek olarak ona bahçe yollarının tamir edilmesi talep ediliyor. Biz de elimizden geleni yapıyoruz. 10-15 gün sonra ihaleyle merkez mahallelerimizdeki birçok asfalt yamalarını tamamlamış olacağız. Eski mahallelerin önemli bir kısmı Toroslar'a da. Dolayısıyla çok yıpranmış Bir kent. Yenilenmesi gerekiyor birçok açıdan. Yollarını, sokaklarını, parklarını, bahçelerini değil bütün olarak yenilenmesi gerekiyor.

“HİÇ KİMSENİN POLİTİK DÜNYA GÖRÜŞÜ BENİ İLGİLENDİRMİYOR”

“Toroslar halkının tek bir delikli kuruşunu kimseye yedirmem” çıkışınızla dikkat çektiniz. Olumlu olumsuz hangi tepkileri aldınız?

Tepkiler olumlu. Objektif yönetim anlayışı oluşturmaya çalışıyoruz. Geldiğim günden bu yana soruyorum, söylüyorum. Ne burada yaşayan insanların, ne belediyemizde çalışan insanların, ne memurlarımızın, ne müdürlerimizin, hiçbirinin politik dünya görüşü beni ilgilendirmiyor. Sonuçta insanların hangi partiye ya da şahsa oy verdikleri onların o anki tercihleri ile ilgili bir şey. Tek kriterim var; belediyede çalışanlar dürüst olacak. Vatandaşa karşı güler yüzlü olacak ve vatandaşın işini çözmek noktasında olumlu bir adım atacak. Fakat bunu yaparken de daha önce çokça konuşulduğu için söylüyorum, hiçbir suiistimale de izin vermeyecekler. Biz Torosları değiştirmek, dönüştürmek için de geldik. Sadece klasik hizmetleri devam ettirelim değil, aynı zamanda Toroslar'da hem yapısal hem sosyolojik dönüşüm sağlamak istiyoruz. Bunlar çok iddialı laflar gibi gelebilir size ama işte bu delikli kuruş bunlardan bir tanesi. Bu aslında cuk diye oturdu. İnsanlar şu mesajı aldılar; gerek buradan hizmet almaya gelen insanlar, gerekse de buradan hizmet veren insanlar. Bize teslim edilmiş olan para, babamızın parası olmadığı, babamızdan miras olarak alıp evimizden getirmediğimiz,  toplumun parası olduğu ve beytülmal muamelesi görmesi gerektiğine ilişkin kanaatimiz çokça söyledik. Artık toplumda, belediye çalışanlarımızda da oturdu bundan sonra işimiz daha kolay. Şunu çok net söyleyebilirim; artık daha hızlı hizmet yapılabilir. Çünkü çarçur etmezseniz aslında belediyenin bütçesi fena değil. Sonuç itibariyle elimizde neyimiz varsa 350 bin Toroslunun mülkü olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Onun emanetçisiyiz. Dolayısıyla bunu; ne kendimiz ve çevremizdeki insanların, ne de herhangi bir kimsenin çarçur etmesine izin veririz. Vatandaş bizi anladı.  Gittiğimiz kırsal mahalle ve yerelde, merkezde yaptığımız toplantıların aynı zamanda bir amacı da yılbaşında hazırlanan bütçeler. Bu bütçelerin nasıl harcanması gerektiğine ilişkin de konuşmalar yapıyoruz. Sohbetlerimizde, 'Bizim 3 milyar 200 milyon liralık bir bütçemiz var. Bu bütçeyi beraber harcayacağız. Aciliyetleri siz belirleyin' diyoruz, önce biraz garipseniyor. 'Bu nasıl bir siyaset yapma tarzı?' diyorlar. Şöyle bir siyasetçi figürü oluşmuş. Bir tane belediye başkanı vardır. Her şeyi zapturapt altına alır. Bir dediği iki edilmez. O ne derse o yapılır havası vardı. Ama biz dediğimiz gibi başta daha seçimlerden önce de söylemiştik. Biz kolektif yönetime önem veren bir insanız. Ortak akla önem veren insanız. Günlük yaşamımızda bunu uygulamaya çalışıyoruz. Ortak aklıyla kolektif yönetimi oluşturmaya çalışıyoruz. İnsanlarımız da bunun aslında iyi bir şey olduğunu gördüler. Artık garipsemiyorlar. Eskiden çok garipsenen şeyler, artık garipsenmiyor.

“KAMUSAL İHTİYAÇLARA YATIRIM YAPIYORUZ”

Sosyal belediyecilik anlayışınızı çeşitlendirecek projeleriniz var mı? (İhtiyaç sahibi ailelere yönelik giyim evi gibi…)

Ramazan ayı vesilesiyle bütün halkımızın Ramazan'ını da kutlarım. Giyim konusunda çok fazla belki çalışmamız olamaz ama mesela çok ihtiyacı olan ailelere gıda yardımında bulunuyoruz. Gıda kolileri gönderiyoruz. Bu sürekli oluyor aslında ama Ramazan'da biraz daha yoğunlaştırıyoruz. İhtiyacı olan yurttaşlarımız bize başvurduğunda arkadaşlarımız mümkün mertebe o ihtiyaçları karşılamaya çalışıyor. Bu ülkeyi yönetenler, insanları sosyal yardıma muhtaç hale getirmişlerse, aslında buranın konuşulması, sistemin sorgulanması lazımdır. Hep birlikte bunu yapmazsak çok ciddi düzeye çıkabileceğimizi düşünmüyorum. Daha çok kamusal ihtiyaçların tespit edilip oralara yatırım yapılmasını değerlendiriyoruz. Okuma salonlarımız var. Şimdi sayısı 6 ama biz bunu 40'a kadar çıkartmayı düşünüyoruz. Sürekli yeni yerler bulmaya çalışıyoruz. Okuma salonlarımızın önünde kuyruk oluşuyor. Ortaokul, lise çocukları gelip orada ders çalışmak için kuyruk oluşturuyor. Toroslar yoksulluğuyla bilinen bir kent. Gençlerimizin rağbet etmesinin temel sebebi bu. Okuma salonlarımıza öğretmen de gönderiyoruz.  Türkçe öğretmenlerimiz var. Matematik ve fen bilgisi öğretmenlerimiz var. Bu arkadaşlarımız her gün çocuklarımıza yardımcı oluyor... Taziye evleri yapıyoruz. 3 tanesinin açılışını yaptık, 4'üncüsü bitmek üzere. 5'incisi ve 6'ıncısının da projesi bitti. Temelini atacağız. Bunların çoğunu hayırsever hemşerilerimiz yapıyor. Herhâlde dönem sonuna kadar bir 30 tane falan taziye evimiz olacak... Engelsiz akademimiz var. Evde bakım hizmetleri yürüten arkadaşlarımız var. Kuaförümüz var, berberimiz var, hemşiremiz var. Bunlar ihtiyaç duyan hemşirelerimizin konutuna gidip orada hizmet veriyor.

“ATTIĞINIZ TAŞ, ÜRKÜTTÜĞÜNÜZ KURBAĞAYA DEĞMİYOR”

Toroslardaki taş ocaklarındaki son durum nedir?

Gittikçe zıvanadan çıkan benim de çok sinirlendiğim bir konu. Ama maalesef bizim elimizde olan bir şey değil. Ruhsatı Çevre ve Şehircilik İklim Değişikliği Bakanlığı veriyor. Tahmin ediyorum 30'un üzerinde yere ruhsat verilmiş durumda. Bunların bir kısmının ÇED'leri ile ilgili problem çıktı,  vatandaş müsaade etmedi. Geri döndüler ama önemli bir kısmı da faaliyete geçti, geçiyor. Bazıları var özellikle hakikaten yaşam alanlarına ve üretim alanlarına çok yakın. Tarım alanlarına, tarım bahçelerinin ya da hayvan çiftliklerinin olduğu yerlere çok yakın olanları da var. Ciddi rahatsızlık verici. Şöyle bakılmasın meseleye; maden düşmanı falan değilim. Taşocağı düşmanı değilim. Kaldı ki en çok taşocağı kullanan birisi biziz. Yaptığımız asfaltın ana maddesi ham maddesi en nihayetinde taş ocaklarından çıkartılan çakıl. Ama benim söylediğim ekolojik dengeyi, fiziki yapıyı bozmadan, insanların üretim ve yaşam alanlarına tecavüz etmeden çıkartmak lazım. Torosların, Türkiye'nin her yerinde böyle bir şey mümkün ama bizim madencilerimiz maalesef daha kısa yerlerden daha az lojistik harcayarak, daha az nakliye ödeyerek bu işleri yapmak istiyorlar. Bu durum insanların başına bela olmaya başladı. Bu anlamda bakanlığın tedbir alması gerektiğini düşünüyorum. İnsanlarla bu kadar çok itiş kalkış yaşanmaması gerekiyor. En son örnek Arslanköy'ünde yaşandı. Oradaki boksit madeni 5 bin 100 dönümlük bir yerdi. 25 bin dönüme çıkarttılar orayı. Şimdi burada sadece Arslanköylülerin ve Tırtarlıların yaşayacağı bir sorundan bahsetmiyoruz. Orada bütün Akdeniz'in suyunun depolandığı havzalardan bahsediyoruz. Kar yağıyor ve o kar suyunu yerin altına bırakıyor. Yağmur yağıyor, suyunu yerin altına bırakıyor. Suyun coğrafyada depolandığı bazı alanlar vardır. Her yerde suyu depolama şansınız yok. Toros Dağları’nın özellikle Arslanköy o mevkiinin önemli işlevlerinden bir tanesi de kentin kullandığı içme suyunun da, sulama suyunun da depolandığı alan. Bu alanları binlerce dinamitle patlatarak dağıtırsanız çok büyük bir kuraklığa davetiye çıkartmış oluyorsunuz. Attığınız taş, ürküttüğünüz kurbağaya değmiyor.

 

 


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA