MERVE KANKAN
Mersin’de, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Maarifin Kalbinde Ramazan” temalı okullarda etkinlikler düzenlenmesi yazısı üzerinden başlayan tartışma, yerel platformlar arasında sert açıklamalara dönüştü.
Milli Eğitim Bakanlığı, 12 Şubat'ta 81 ile Ramazan ayı boyunca okullarda "Maarifin Kalbinde Ramazan" temalı etkinlikler düzenlenmesi için yazı göndermişti. Söz konusu yazı, laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle bazı eğitim sendikaları tarafından tepki çekmişti. Konuyla ilgili Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nde bir açıklama yapan Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri, yaptığı laiklik ilkesini savunan kesimlerin hedef gösterildiğini iddia etti.Platform adına açıklama yapan Dmnem Sözcüsü İsmail Oğuz tarafından okunan metinde, laikliğin inanç karşıtlığı değil, tüm yurttaşlar için eşitlik ve toplumsal barışın güvencesi olduğu vurgulandı. Açıklamada, ekonomik kriz ve yoksulluk ortamında kimlikler üzerinden yürütülen ayrıştırıcı söylemlerin emekçilerin ortak mücadelesini zayıflattığı belirtilirken, iş cinayetleri ve hak ihlallerinin dini söylemlerle meşrulaştırılamayacağı ifade edilerek “Laikliği savunmak meşru ve anayasal bir sorumluluktur” denildi.
“YOKSULLUĞUN, İŞSİZLİĞİN VE ADALETSİZLİĞİN ÜZERİ; AYRIŞTIRICI SÖYLEMLERLE ÖRTÜLMEK İSTENMEKTEDİR”
Platform adına yapılan açıklama yapan Oğuz, son süreçte laiklik ilkesini savunan kesimlerin hedef gösterildiği ve bu talebin bilinçli biçimde çarpıtılarak suç unsuru gibi sunulmasının kabul edilemez bir noktaya ulaştığı ifade edildi. Laiklik karşıtı söylemlerin yalnızca anayasal düzene değil, aynı zamanda emekçilerin yıllara yayılan mücadeleleriyle kazanılmış temel haklarına da yöneldiği belirtilerek şöyle konuştu: “Laiklik; herhangi bir inanca karşı duruş değil, tüm inançların ve inançsızlığın eşit yurttaşlık temelinde güvence altına alınmasıdır. Devletin tüm yurttaşlara eşit mesafede durmasının, kamusal alanın ayrımcılıktan arındırılmasının ve toplumsal barışın korunmasının ön koşuludur. Bu ilkenin zayıflatılması; halkın inanç, kimlik ve yaşam tarzı üzerinden ayrıştırılmasına zemin hazırlar. Bugün derinleşen ekonomik kriz, artan yoksulluk ve güvencesizlik karşısında toplumun gerçek gündemi geçim derdidir. Ancak emekçilerin ortak sorunlarına çözüm üretmek yerine, toplumu kimlikler üzerinden kutuplaştıran politikalar öne çıkarılmaktadır. Yoksulluğun, işsizliğin ve adaletsizliğin üzeri; ayrıştırıcı söylemlerle örtülmek istenmektedir. Bu yaklaşım, emekçilerin birlikte hak arama iradesini zayıflatmayı amaçlamaktadır.”
“İŞ CİNAYETLERİ TAKDİR-İ İLAHİ DEĞİLDİR”
Oysa laiklik; emeğin hak mücadelesinin önünü açan bir ilke olduğunu dile getiren Oğuz: “Laik bir düzende sendikal faaliyetler, grev hakkı ve örgütlenme özgürlüğü tartışmaya açılamaz. İş cinayetleri “takdir-i ilahi” diyerek geçiştirilemez; çalışma yaşamındaki ihlaller dini söylemlerle meşrulaştırılamaz. Hiçbir değer, emek sömürüsünün kılıfı haline getirilemez. Laikliği savunmayı inanç karşıtlığı gibi göstermeye çalışmak hem gerçeği çarpıtmaktır hem de toplumsal huzuru zedeleyen tehlikeli bir manipülasyondur. Laiklik; inançların siyasal ve ekonomik çıkar ilişkilerine alet edilmesine karşı durmaktır. Bu, demokratik toplumun asgari gereğidir.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Cumhuriyet’in temel niteliklerini “demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” olarak tanımlar. Bu ilkelerin aşındırılması; hukukun zayıflaması, sosyal devlet anlayışının gerilemesi ve demokratik mekanizmaların işlevsizleşmesiyle birlikte ilerlemektedir. Laikliğe dönük saldırılar bu bütünün bir parçasıdır.” Emek ve Demokrasi Platformu açıklamasının sonunda şu ifadelere yer verdi:“Laikliği savunmak meşru, anayasal ve tarihsel bir sorumluluktur. Emeğin birliğini, toplumsal barışı ve eşit yurttaşlığı savunmaya; özgürlükçü, sosyal ve demokratik bir düzen için ortak mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.”
YILDIZ: UYANIN ARTIK; 28 ŞUBAT BİTTİ
Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’nun laiklikle ilgili açıklamasına sert sözlerle karşılık veren Eğitime Destek Platformu Mersin İl Başkanı Ertuğrul Yıldız ise, “İslam düşmanlığınızı laiklikle örtemezsiniz. Aziz milletimiz biliyor ki; ortada ne laiklik diye bir sorun ne de laikliği savunmayı gerektiren bir durum vardır. Bilakis sorun, kaybettiği imtiyazları hazmedemeyen jakoben zihniyettir. Sorun laiklik değil, takıntılı laikçilerdir.O nedenle buradan bildiri yarışına giren demagoglara diyoruz ki; algıları bırakın olguları konuşalım. Biz sizin demagojiye malzeme yaptığınız laiklik, eşitlik, özgürlük ve demokrasiden ne anladığınızı çok iyi biliyoruz. Sizler; Medine Bircan’ın, laikliği insanlığının önüne geçmiş bir doktor tarafından, başörtülü diye hastaneden kovulup ölmesine sessiz kalacak kadar laiksiniz. Kız çocukları okumuyor diye hassasiyet kasarken, on binlerce başörtülü kız öğrencinin okullardan yaka paça atılmasını alkışlayacak kadar laiksiniz. 28 Şubat sürecinde orduyu göreve çağıracak kadar laik ve demokratsınız. Emek ve emekçi hamiliğini kimseye bırakmazken 28 Şubat’ta binlerce kamu emekçisi ekmeksiz bırakıldığında zevkten dört köşe olacak kadar laiksiniz. Laikliğiniz o kadar sorgulanamaz ki; sırf dindar diye Suriye’nin meşru Cumhurbaşkanına terörist derken, eli kanlı terör örgütü PKK’ya özgürlük savaşçısı diyecek kadar laiksiniz. “Millet aydınlansın” diye memleketi yakmakta bir an bile tereddüt etmeyeceğiniz ilericiliğinizi, çağdaşlık soslu müstemleke ruhunuzu, içinde yaşadığınız toplumun değerlerinden duyduğunuz utancı çok iyi biliyoruz.Antiemperyalist devrimci demokratlığınızı, emperyalizmin tezgâhladığı 27 Mayıs’ı bayram olarak kutlamanızdan, 28 Şubat’ın parçası olmanızdan, 15 Temmuz’da umutlanmanızdan biliyoruz.Mersin Eğitime Destek Platformu olarak; sözde laiklik savunusu adına “kader”, “fıtrat”, “inanç” gibi İslam’a ve kavramlarımıza kin kusan bildirideki kavramsal terör ve aşağılamayı şiddetle reddediyor ve lanetliyor; kendini hakikatin temsilcisi sanan zavallılara diyoruz ki; artık düşün bu milletin yakasından! Milletin inancına düşmanlık etmeyi bırakın. Laiklik adı altında suni gündemlerle emek ve ekmek mücadelesi veren milyonların gündemini saptırmayın, emek mücadelesini zayıflatmayın. Emekçiden aldığınız gücü, emekçilerin inanç değerlerine saldırmak için kullanmayı bırakın. Bu “amaçlı” laiklik oyunları Eski Türkiye’de kaldı. Uyanın artık; 28 Şubat bitti” ifadelerini kullandı
|