Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını ve İran’daki baskıcı yönetimi protesto etmek için Yenişehir’de basın açıklaması yaptı. Platform Sözcüsü İsmail Oğuz, emperyal müdahalelerin halkları yoksulluk ve göçe sürüklediğini, İran’daki otoriter rejimin kadınların ve gençlerin haklarını sistematik biçimde ihlal ettiğini ifade ederek, “Ne dış müdahaleyi ne de içerideki baskıyı meşru görüyoruz. Tam bağımsız, demokratik ve laik bir Ortadoğu mümkündür” dedi.
MERVE KANKAN
Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını protesto etmek için Yenişehir Pozcu Koton mağazası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Platform adına açıklama yapan Dönem Sözcüsü İsmail Oğuz, Ortadoğu’da artan gerilim ve İran’a dönük askeri tehditlerin bölgeyi daha büyük bir yıkımın eşiğine sürüklediğine dikkat çekerek, “ABD ve İsrail’in yürüttüğü saldırgan politikalar; uluslararası hukuku hiçe sayan, halkların yaşam hakkını tehlikeye atan ve bölgeyi emperyal çıkarlar doğrultusunda yeniden şekillendirmeyi amaçlayan bir müdahale hattının devamıdır. Emperyalist güçlerin “güvenlik” söylemiyle meşrulaştırmaya çalıştığı her askeri hamle; halklara daha fazla yoksulluk, göç ve istikrarsızlık getirmektedir” ifadelerini kullandı.
“İRAN BASKI REJMİNE ELEŞTİRİ, KADIN ÖZGÜRLÜĞÜ OLMADAN DEMOKRASİ OLMAZ”
Platform olarak yalnızca dış müdahalelere değil, İran’daki baskıcı yönetim anlayışına da karşı olduklarının altını çizen Oğuz, şunları kaydetti: “İran’da yıllardır süren baskıcı yönetim anlayışı da halkın temel hak ve özgürlüklerini sistematik biçimde ihlal etmektedir. Kadınların yaşam tarzına müdahale eden, düşünce ve ifade özgürlüğünü bastıran, sendikal ve demokratik hakları engelleyen molla rejimi; kendi halkına karşı ağır bir otoriterlik uygulamaktadır. İran halkının özellikle son yıllarda yükselen özgürlük talepleri, büyük bir bedel ödeyerek dile getirilmiştir. Protestolar sırasında rejim güçlerince binlerce insanın yaşamını yitirdiği, resmi olmayan verilere göre 3117 kişinin öldürüldüğü; binlercesinin tutuklandığı ve işkenceye maruz kaldığı bilinmektedir. Mahsa Amini’nin gözaltında katledilmesi ise yalnızca bir kadın cinayeti değil; kadınların bedeni ve yaşamı üzerinde kurulan tahakkümün sembolü haline gelmiştir. Kadın özgürlüğü olmadan demokrasi olmaz. Halkın iradesi olmadan meşruiyet olmaz.”
“NE DIŞ MÜDAHALE NE İÇ BASKI”
Emperyalist askeri müdahalelere de, halkları baskı altına alan otoriter rejimlere de karşı olduklarını vurgulayan Oğuz, “Ne dış müdahaleyi ne de içerideki baskıyı meşru görüyoruz. Halkların kendi kaderini tayin hakkını, demokratik ve laik bir yaşam talebini savunuyoruz. Ortadoğu’nun enerji kaynakları ve stratejik konumu üzerinden yürütülen emperyal rekabet, bölge halklarının özgürlük ve refah taleplerini bastırmak için kullanılamaz. Aynı şekilde “dış tehdit” söylemi, içerideki baskıyı meşrulaştırmanın aracı olamaz. Türkiye’nin topraklarının ve askeri altyapısının bölgesel gerilimlerin parçası haline getirilmesini kabul etmiyoruz. Ülkemiz savaşın değil barışın, gerilimin değil diplomasinin tarafı olmalıdır. Bugün ihtiyaç duyulan: Silahların susması, emperyal müdahalelerin son bulması, İran’da demokratik dönüşümlerin önünün açılmasıdır. İran halkının, kadınların, gençlerin ve emekçilerin özgürlük mücadelesinin yanındayız. Savaşa da baskıya da hayır diyoruz. Kahrolsun emperyalizm. Tam bağımsız, demokratik ve laik bir Ortadoğu mümkündür” şeklinde konuştu.
|