Ortadoğu gerilimi enerji piyasalarını sarsıyor




Tarih: 5 Mart 2026 Perşembe 16:42

MERVE KANKAN

EPGİS Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Aziz Akgül, Ortadoğu’daki çatışmaların arkasındaki gerçek nedenin İran’ın petrol rezervleri olduğunu belirterek, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin uzaması durumunda dünya genelinde enerji krizinin kaçınılmaz olacağını ve Türkiye’de akaryakıt fiyatlarının yeniden zam potasına gireceğini açıkladı.

 

Enerji Petrol Gaz İkmal İstasyonları İşveren Sendikası (EPGİS) Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Aziz Akgül, Kanal 33’te katıldığı programda Ortadoğu’daki savaşların tarihsel arka planını, enerji dengelerini ve Türkiye’ye olası etkilerini değerlendirdi. Ortadoğu’daki çatışmaların yeni olmadığını belirten Akgül, “Bu savaşların temelinde enerji kaynakları ve petrol rezervleri var. Savaş uzarsa dünya enerji kriziyle karşı karşıya kalabilir” dedi.

“SAVAŞIN GERÇEK NEDENİ İRAN’IN PETROL REZERVLERİ”

ABD’nin Ortadoğu’daki askeri varlığının İran-Irak Savaşı sonrasında gelişen süreçle birlikte kalıcı hale geldiğini söyleyen Akgül: “ABD bundan 36–40 yıl önce bu coğrafyada yoktu. Ama biz onu adeta davet ettik. Saddam Hüseyin döneminde Irak-İran savaşı sekiz yıl sürdü. Savaş bittikten sonra Irak büyük bir ekonomik kriz içindeydi. Saddam Hüseyin en fazla borçlandığı ülkelerden biri olan Kuveyt’i bir gece işgal etti. Kuveyt’in merkez bankası kaynaklarını aldı. Ancak dünya buna tepki gösterince geri çekildi. İşte Saddam Hüseyin’in o gün Kuveyt’e girdiği günden itibaren ABD’nin bu coğrafyadaki varlığını görmeye başladık. O gün geldi ve bir daha da hiç gitmedi. Buraya gelme sebepleri de hep birbirine benzer. Bundan 20-30 yıl önce Irak’a geldiğinde de insan hakları ve özgürlükleri söylemi vardı. Aynı şekilde bugün İran’a müdahale söz konusu olduğunda da İran halkına “Ayağa kalkın, sistemi değiştirin, yönetimi değiştirin” deniyor. Bu savaşın gerçek nedeni İran halkının özgürlüğü değil. İran’ın petrol rezervlerinin büyüklüğüdür. Dünyada Venezuela ve Suudi Arabistan’dan sonra üçüncü sırada İran geliyor. ABD’nin amacı bu rezervler üzerinde söz sahibi olmak. Rejim değişsin diyor çünkü kendi istediği bir yönetimle anlaşarak petrolden pay almak istiyor. Irak’ta da benzer bir süreç yaşandı. Irak savaş maliyetleri kadar borçlandırıldı ve bu borç hala bitmedi. Bu borç ham petrol üzerinden tahsil ediliyor. Dünya enerji ajansları ABD’nin hiç petrol üretmese bile ulusal bazda yaklaşık 50 yıllık stokunun olduğunu söylemişti. 353 milyonluk bir nüfustan bahsediyoruz. Bu petrol kimin petrolüydü, nerede depolanıyor, bunu enerji ajansları çok net biliyor. Bu yüzden Amerika’nın Ortadoğu’daki bu savaşa yerleşmesinin en önemli nedeni bu coğrafyadaki petrol rezervlerinin dünya toplamının yüzde ellisini oluşturmasıdır” dedi.

“HÜRMÜZ BOĞAZI KAPANIRSA DÜNYA ENERJİ KRİZİ YAŞAR”

Akgül, bölgedeki gerilimin en kritik noktalarından birinin Hürmüz Boğazı olduğunun altını çizerek, “Enerjinin temini açısından Hürmüz Boğazı çok kritik bir noktadır. İran aslında dikkatleri üzerine çekmek istiyor. Belki savaşta kendini ifade edebilmek için. İran, Suudi Arabistan’daki rafineleri bombalayarak zaten tüm dikkatleri üzerine çekmişti. Dubai’deki petrol rafinelerine saldırması, ABD elçiliklerine saldırması ya da Hürmüz Boğazı çevresindeki sekiz ülkeye saldırması durumunda savaş uzarsa dünya enerji krizi yaşayabilir. Bu da şu anlama gelir: İran elde etmek istediği şeyi elde etmiş olur. Krizi herkese yayar ve dünya ülkelerinin dikkatini üzerine çeker. Birleşmiş Milletler’den Dünya Ticaret Örgütü’ne kadar birçok kurumun dikkatini çekecek bir durum oluşur. Çin neden bu kadar tepki gösterdi? Çünkü Çin’in günlük yaklaşık 11 milyon varillik petrol ithalatı var. Dışarıdan temin etmek zorunda olduğu bir enerji girdisi var. Bunun önemli bir kısmını üç ülkeden alıyordu: Venezuela, Rusya ve İran. Venezuela kapısı kapanınca Basra petrolü Çin için çok önemli hale geldi ve ihtiyacının yaklaşık yüzde 33’ünü oradan temin ediyordu. Rusya ile de devam ediyor ve uygun fiyattan devam ediyor. Rusya, petrol fiyatları yükselse bile eski fiyattan petrol vermeye devam edeceğini açıkladı. ABD’nin Çin’i zor durumda bırakmak için bu savaşı uzatmak isteyebileceği yönünde bir düşüncem de var. Ama genel olarak söylüyorum: Bu savaş uzun sürerse dışa bağımlı olan bütün ülkeler bu girdaba girecek. Biz de buna dahiliz” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE TEKRAR ZAM POTASINA GİRİYOR”

Türkiye’nin petrol konusunda büyük ölçüde dışa bağımlı olduğunu hatırlatan Akgül, petrol fiyatlarındaki artışın doğrudan enflasyona yansıyacağını söyledi. Akgül, “Türkiye petrol konusunda dışa bağımlı bir ülke. İhtiyacımızın yaklaşık yüzde 90’ını ithalat yoluyla karşılıyoruz. Son iki yılda yaklaşık 50 milyon tonluk petrol alımı yaptık ve bunun maliyeti yaklaşık 50 milyar dolar oldu. Bu rakamlar çok fazla değişmedi. Çünkü Merkez Bankası petrol fiyatlarını hesaplarken daha düşük bir baz fiyat üzerinden değerlendirme yaptı. Petrolün dünya piyasasında 70 dolar seviyelerinde olduğu dönemlerde biz hesaplamalarda yaklaşık 20 dolar daha düşük bir seviyeyi baz aldık ve bu da yaklaşık 50 dolar seviyesine denk geldi. Bu durum Türkiye açısından bir süre avantaj yarattı. Bazı doğalgaz ve petrol anlaşmalarımız daha yüksek fiyat üzerinden yapıldığı için toplam maliyetlerde ciddi bir artış ya da azalış yaşanmadı. Bu da cari açığa doğrudan yansımadığı için bir anlamda avantaj sağladı ve enflasyon üzerinde sınırlı bir denge oluşturdu. Ancak petrol fiyatlarındaki yükselişin yeni zamları beraberinde getirebileceğini söyleyen Akgül, şöyle devam etti: “Bu geceden itibaren gelecek zamların yarından itibaren fiyatlara yansıması bekleniyor. Bu da önümüzdeki aylarda enflasyon üzerinde etkisini gösterecek. Dün petrol fiyatı kısa süreliğine 78 dolara kadar düşmüştü. Programa gelmeden hemen önce ise yeniden 83 dolar seviyelerine çıktığını gördüm. Bu da akaryakıt fiyatlarının tekrar zam potasına girdiği anlamına geliyor” diye konuştu. Resmi Gazete'de yayımlanan karar ile Eşel Mobil Sistemi’nin devreye alınmasını da değerlendiren Akgül, “Eğer eşel mobil sistemi devlet akaryakıttaki yüksek Özel Tüketim Vergisi üzerinden bir dengeleme yapabilir. Türkiye’de akaryakıtta ciddi bir ÖTV yükü var. Devlet bu tür hazırlıksız zam dönemlerinde verginin bir kısmından vazgeçerek fiyat artışının bir bölümünü üstleniyor. Yani verginin bir kısmını almıyor ve bu farkı adeta borçlandırmış oluyor. Hazine bu şekilde fiyat artışlarını bir süre dengeleyebiliyor. Daha sonra petrol fiyatları düştüğünde bunu yansıtmıyor bu farkı telafi ediyor” İfadelerini kullandı.


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA