RAZİYE ERDEN YILDIRIM
Fotoğraf Sanatçısı Monika Kuki, 30 yıldır kadrajıyla kadınların kalbine dokunuyor
Fotoğrafın yalnızca bir görüntü değil, bir duygunun ve hafızanın taşıyıcısı olduğunu savunan fotoğraf sanatçısı Monika Kuki, yaklaşık otuz yıllık sanat yolculuğunda objektifini çoğu zaman kadınların görünmeyen hikâyelerine çevirdi. Kuki, fotoğrafın kendisi için yalnızca estetik bir alan olmadığını, aynı zamanda tanıklık ve söz söyleme biçimi olduğunu anlatırken 8 Mart’ın bir kutlamadan çok, kadınların mücadelesini hatırlatan bir gün olduğunu vurguladı. Kadının toplumdaki rollerinden çok, gerçek ve katmanlı duruşunu görünür kılmayı amaçlayan Kuki ile 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında konuştuk.
Monika Kuki, kimdir?
Ben, fotoğrafı yalnızca estetik bir alan olarak değil; hafıza, tanıklık ve söz söyleme biçimi olarak gören bir fotoğrafçıyım. Yaklaşık otuz yıla yaklaşan üretim sürecimde kadın, kent, emek ve insan hikâyeleri etrafında çalışmalar yaptım. Mersin’de yaşayan, üreten ve bu kentin kültür-sanat hayatında sorumluluk almayı önemseyen biriyim. Fotoğraf benim için meslekten önce bir duruştur.
“DUYGUYU VE HAFIZAYI ÖLÜMSÜZLEŞTİRDİĞİME İNANIYORUM”
Fotoğraflar ile anları ölümsüzleştiriyorsunuz…
Ben anları değil, o anların içindeki duyguyu ve hafızayı ölümsüzleştirdiğime inanıyorum. Bir fotoğraf, zaman geçse de unutulmaması gereken bir duyguyu taşır. Işık, bakış ve sessizlik… Hepsi birlikte bir tanıklık oluşturur. Fotoğrafın gücü de tam burada başlar.
Kadın bir fotoğrafçı olmak size ne kazandırdı?
Kadın olmak, dünyaya daha sezgisel ve daha derin bakmamı sağladı. Görünmeyeni fark etmeyi, sessiz olanı duymayı öğretti. Fotoğraf üretirken empati kurmamı, karşımdakiyle gerçek bir bağ oluşturmamı sağladı. Bu da kadrajlarımı daha sahici kıldı.
“GERÇEK DURUŞU GÖRÜNÜR KILABİLMEK”
Kadınların objektif önündeki hâli ile gerçek hayattaki duruşu arasında fark görüyor musunuz?
Evet, çoğu zaman görüyorum. Objektif önünde kadınlar kendilerinden beklenen rollere giriyor; güçlü, güzel ya da suskun olmaları isteniyor. Gerçek hayatta ise çok daha katmanlı, dirençli ve çelişkili bir duruşları var. Benim için önemli olan, o gerçek duruşu görünür kılabilmek.
Size göre güçlü kadın nasıl bir kadındır?
Güçlü kadın; her şeyi başaran değil, kendisi olabilen kadındır. Kırılganlığını saklamayan, sınırlarını bilen ve kendi hayatının sorumluluğunu alan kadındır. Güç, sessizce ayakta kalabilme cesaretidir.
8 Mart, sizin için ne ifade ediyor?
8 Mart benim için bir kutlama gününden çok, bir hatırlatma günüdür. Kadınların verdiği mücadelenin, görünmeyen emeğin ve hâlâ aşılması gereken eşitsizliklerin farkına varma günüdür. Bir günle sınırlı olmayan bir bilinci temsil eder.
Dünya Kadınlar Günü’nde objektifinizi bir kadının kalbine çevirseniz, o karede dünyaya ne göstermek isterdiniz?
Yorgun ama vazgeçmeyen bir kalbi göstermek isterdim. Hayata rağmen ayakta duran, sevmekten ve üretmekten vazgeçmeyen bir kadın kalbi… Çünkü dünya, kadınların direncini ve şefkatini aynı anda taşıyan o kalbi görmeden tamamlanmış sayılmaz.
|