RÖPORTAJ: RAZİYE ERDEN YILDIRIM
Mersin’de kendini sokak hayvanlarına adayan yerel hayvan koruma gönüllüsü Ayfer Dağdeviren, mahalledeki kedilerin beslenme ve tedavi masraflarını tek başına sırtladı. Ayda ortalama 45 kilogram mama tüketen "çocukları" için zorlandığını söyleyen Dağdeviren, belediye ve hayırseverlerden destek bekliyor.
Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Çamlıbel Mahallesi’nde yaşayan Ayfer Dağdeviren, mahallede “kedilerin annesi” olarak tanınıyor. Kızı İstanbul’da çalışmaya başladıktan sonra hayatında yeni bir sayfa açan Dağdeviren, kendini sokak hayvanlarına adadı.Mahalledeki kedilerin yalnızca karnını doyurmakla kalmayan Dağdeviren, onların sağlık kontrolleriyle ilgileniyor, tedavilerini takip ediyor ve yaşadıkları alanın temizliğine kadar her ayrıntıya dikkat ediyor.
Röportaj için ziyaret ettiğimiz Dağdeviren’le önce kedilerin besleme alanına gittik. Ayfer Hanım’ı gören kedilerin koşarak yanına gelmesi ise aralarındaki bağı anlatmaya yetti. Emekli maaşıyla kirada yaşayan ve yaklaşık 50 kedinin bakımını üstlenen Dağdeviren, mama ihtiyacının her geçen gün arttığını belirterek, yetkililerden mama konusunda destek istedi.
Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
1979 doğumluyum ve bir kız çocuğu annesiyim. Uzun yıllar Yeminli Mali Müşavirlik bürolarında denetim ve raporlama alanında çalıştım. EYT kapsamında emekli olduktan sonra hayatımın büyük bölümünü sokak hayvanlarına ayırmaya başladım. Yaklaşık üç yıldır da yerel hayvan koruma gönüllüsü olarak çalışıyorum.Yaşadığım bölgede sokak kedilerinin beslenme, sağlık ve barınma ihtiyaçlarını gönüllü olarak karşılamaya çalışıyorum. Bu artık benim için bir sorumluluk haline geldi.
Sokak hayvanlarıyla ilgilenme süreciniz nasıl başladı?
Kızım İstanbul’da çalışmaya başladıktan sonra hayatımda büyük bir boşluk oluştu. Zaten hayvanları çok seviyordum ama zamanla sokakta yaşayan kedilerin gerçekten yardıma muhtaç olduğunu daha yakından gördüm.Önce birkaç kediye mama vermekle başladım. Sonra sayıları arttı. Bir baktım ki onların düzenli beslenmesi, hastalandıklarında tedavi edilmesi, barınacak bir yer bulmaları gerekiyor. O günden sonra da elimden geldiğince hepsine sahip çıkmaya başladım.
Kaç kediyle ilgileniyorsunuz…
Şu anda yaklaşık 50 kedinin beslenmesi ile ilgileniyorum. Belediyeden en son Kasım ayında 15 kilogram mama desteği verildi. Ancak kedilerim çok fazla olduğu için mama yetmedi, çabuk tükendi. Yaklaşık 20 gün içinde 30 kilogram mama tüketiliyorlar. Yani aylık ortalama 45 kilogram mama ihtiyacımız oluyor. Bu nedenle mevcut destek, gerçek ihtiyacı karşılamıyor.
“TEDAVİ MASRAFLARINI ÇOĞU ZAMAN KREDİ KARTIMA TAKSİTLENDİRİYORUM”
Mama desteği yetmediğinde ne yapıyorsunuz?
Emekliyim ve yaklaşık 20 bin lira maaş alıyorum. Kirada oturuyorum. Kira, aidat ve faturaları ödedikten sonra hem kendi ihtiyaçlarımı hem de kedilerime destek olmak zorundayım. Buna rağmen sokaktaki canları aç bırakmamak için farklı çözümler buluyorum. Mama olmadığı zamanlarda ciğerli ekmek hazırlıyorum. Çorbalık tavuk alıp, tavuk suyuyla ekmek karıştırarak yiyecek bir şeyler hazırlıyorum. Bazen petshoplardan borç mama aldığım da oluyor.
Hastalanan hayvanların tedavi sürecini nasıl yürütüyorsunuz?
Veteriner klinikleriyle iletişim kurarak müdahale etmeye çalışıyorum. Veterinerya Kliniği, Panorinerlik ve Mahmut Karakaya Veteriner Kliniği ile sık sık iletişim halindeyim.Tedavi masraflarını çoğu zaman kredi kartıma taksitlendiriyorum. Hayvansever arkadaşlarımla paylaşıp destek istediğim de oluyor.Eczanede çalışan hayvansever bir arkadaşım da hayvanlar için aldığımı bildiği bazı ilaçları ücret almadan veriyor. Bazen bedelini kendisi karşılıyor. Tedavi sürecinde ilaçları sularına veya mamalarına karıştırarak takip ediyorum.
Barınma sorunlarından da bahsetmiştiniz, özellikle kış aylarında…
En büyük sorunlardan biri korunaklı kedi evlerinin olmaması. Bir komşumla birlikte karton, ahşap parçaları ve brandalarla geçici alanlar oluşturuyoruz.Komşumun evinin alt kısmında ve balkonunda onları yağmurdan ve soğuktan korumaya çalışıyoruz. Ancak bunlar geçici çözümler. Özellikle kış aylarında daha güvenli ve sabit kedi evlerine ihtiyaç var.
Mahalledeki insanların yaklaşımı nasıl?
Birçok insan destek oluyor ve anlayış gösteriyor. Ama zaman zaman olumsuz tepkilerle de karşılaşıyoruz. Böyle durumlarda yerel hayvan koruma görevlisi olduğumu söylüyorum ve hayvanların da bu alanın ‘dilsiz sakinleri’ olduğunu anlatmaya çalışıyorum.Yaşam alanlarının sadece insanlara ait olmadığını, birlikte yaşamayı öğrenmemiz gerektiğini söylüyorum. Aynı zamanda komşuların rahatsız olmaması için de çok dikkat ediyorum. Ayrıca çok büyük sorunlar ile karşılaşmıyorum anlatınca hak veriyorlar. Hem kedilerin temiz hayvanlar, yerlerde dışkılarını dahi göremezsiniz. En fazla yemek kalıntıları olur onları da biz mahalledeki gönüllü arkadaşlar ile temizliğini yapıyoruz.
Bu konuda belediye ile iletişiminiz oluyor mu?
Evet, belediye üzerinden ilaçlama ve haşere bildirimleri oluşturuyorum. Sinek ilaçlama taleplerini takip ediyorum. Alanın temizlenmesi için dozer talebinde bulunduğum da oluyor.Ancak çoğu zaman yeterli destek olmadığı için besleme yaptığım alanın temizliğini kendi imkanlarımla yapıyorum.
“BİR KAP MAMA, BİR TEDAVİ, BİR KEDİ EVİ… BAZEN BİR CANIN HAYATTA KALMASI DEMEKTİR”
Yetkililerden ve vatandaşlardan beklentiniz nedir?
Bu bir şikâyet değil, sürdürülebilir bir sistem talebidir. Sokaktaki hayvanlar ihale süreçlerini bekleyemez. Açlık, hastalık ve soğuk ertelenebilir değildir.Gerçek ihtiyaca uygun düzenli mama desteği sağlanmasını istiyorum. Korunaklı kedi evlerinin yapılması ve veteriner destek mekanizmasının güçlendirilmesi çok önemli.Ayrıca yerel hayvan koruma görevlileri ile belediyeler arasında daha güçlü bir iletişim kurulmalı.
Son olarak ne söylemek istersiniz?
Amacımız ayrıcalık değil, yaşam hakkının korunmasıdır. Sokaktaki hayvanlar da bu şehrin sakinleri. Bir kap mama, bir tedavi, bir kedi evi… Bazen bir canın hayatta kalması demektir. Birlikte yaşama kültürünü korumak hepimizin sorumluluğu.
VİDEO LİNKİ:
https://youtube.com/shorts/d9-QyAmGnLg
|