MERVE KANKAN
Mersin’de sanat üretimi ve eğitimiyle uzun yıllardır önemli bir yer edinen ressam ve sanat eğitmeni Hadra Nezihe Budur, yıllardır hayalini kurduğu kişisel sergisini sanatseverlerle buluşturdu. 26-29 Mart tarihleri arasında Mersin Denizcilik Müzesi’nde açılan retrospektif sergi, sanatçının çocukluk yıllarından bugüne uzanan üretim serüvenini kapsamlı bir şekilde gözler önüne serdi.
Sanatçının 40 yılı aşan birikimini yansıtan sergi, yalnızca geçmişin bir özeti değil, aynı zamanda geleceğe uzanan güçlü bir başlangıç olarak dikkat çekti. Serginin ortaya çıkış sürecini anlatan Budur, bu kararın anlık değil, yıllara yayılan bir hazırlığın sonucu olduğunu ifade etti: “Bu sergi çok uzun zamandır düşündüğüm bir sergiydi. Yaklaşık 40 yıldır öğrenci yetiştiriyorum. Özel okullarda çalıştım, kendi resim atölyelerimi kurdum. Her zaman kişisel sergim için üretmeye devam ediyordum. Sergimi tek bir tema üzerinden değil, retrospektif olarak kurgulamak istedim. Hatta sergide yer alan ilk eserim, 13 yaşında yaptığım bir resim. Aslında daha küçük yaşlardan itibaren resim yapıyordum. O yıllardan bugüne kadar uzanan tüm sanat yolculuğumdan örnekleri bir araya getirmek istedim ve bunu gerçekleştirdim.”
SANAT ZAMANLA DÖNÜŞÜR
Sanatçıya göre bu sergi bir kapanış değil, yeni bir dönemin başlangıcı: “Artık bu sergiyi açmanın zamanı gelmişti. Ben bu sergiyi geçmişe dönüp bakmak için değil, geleceğe doğru attığım ilk adım olarak hazırladım. Bu yönüyle benim için çok özel ve anlamlı. Süreci de çok güzel geçti.” Budur, yıllar içindeki değişimini anlatırken sanatın bilgi, deneyim ve yaşamla birlikte evrildiğine dikkat çekti: “13 yaşında yaptığım bir resimle bugünkü üretimim arasında elbette büyük fark var. O dönem bir çocuktum, bugün ise akademik eğitim almış bir sanatçıyım. Aradaki fark sadece teknik değil; bilgi, dünya görüşü ve yaşanmışlıkla da ilgili. Zaman içinde her şey değişiyor ve bu değişim sanata da yansıyor.” Serginin izleyicide nasıl bir etki bırakmasını istediğini ise şu sözlerle anlattı: “İzleyicinin bu sergide bir sanatçının farklı dönemlerde farklı arayışlar içinde olabileceğini görmesini isterim. Hiçbir sanatçı hayatı boyunca aynı şeyi üretmez. Bu mümkün değil. Her dönem değişir. Bunu şöyle düşünün; insan her gün aynı yemeği yemez. Sanat da böyledir, sürekli dönüşür.”
GENÇ SANATÇILARA: ÜRETMEKTEN VAZGEÇMEYİN
Yıllarını sanat eğitimine adamış bir isim olarak Budur’un gençlere verdiği mesaj ise oldukça net: “Genç sanatçılara en önemli önerim çok çalışmaları ve sürekli üretmeleri. Ancak günümüzde sanat pahalı bir uğraş ve ciddi zaman istiyor. Eğer ekonomik olarak zorlanıyorsanız hem çalışıp hem üretmek zorlaşıyor ve bu da süreci sekteye uğratabiliyor.” Sanatın bir meslekten öte bir yaşam biçimi olduğunun altını çizen Budur, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sanatçı olmak bir yaşam biçimidir. Bu yüzden üretimden kopmamak çok önemli.
AZMİN VE TUTKUNUN HİKÂYESİ
Hadra Nezihe Budur’un sanat yolculuğu, aynı zamanda güçlü bir azim hikâyesi: “Üniversiteye gitmeden önce bile kendi atölyemde öğrenci yetiştiriyordum. Guaj ve ahşap boyama üzerine çalışıyordum. Daha fazla bilgiye ihtiyaç duyduğum için Kız Meslek Lisesi Resim Bölümü’nde bir yıl boyunca misafir öğrenci olarak temel sanat eğitimi aldım.” Sanatçı, akademik eğitimini ise daha sonra tamamladı: “Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi açıldığında 35 yaşındaydım. Sınavlara girdim ve kazandım. Okulun ikinci mezunlarından biri oldum. Yani akademik eğitimimi sonradan aldım. Fakülteyi bitirdikten sonra öğretmenlik yapmaya başladım. Müzik öğretmeni olarak görev yaptım ama resimle bağımı hiç koparmadım. Her zaman kendi atölyemde hem çocuklara hem de yetişkinlere ders verdim. Emekli olduktan sonra da bu eğitimleri sürdürdüm. Şu anda da aktif olarak atölyemde ders vermeye devam ediyorum.”
|