MERVE KANKAN
Mersin’de çevre aktivistleri, Akbelen Ormanı direnişçisi Esra Işık’ın tutuklanmasına tepki göstermek için bir araya geldi. Basın açıklamasında, “Doğayı, suyu, toprağı savunanlar susturulamaz” mesajı verilirken, Işık’ın mektubu okundu ve doğa mücadelesinden vazgeçilmeyeceği vurgulandı. Sloganlarla desteklenen açıklamada, hukuksuz uygulamalara karşı dayanışma çağrısı yapıldı.
Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı’nda süren direnişe destek vermek amacıyla toplanan Mersin çevre platformu, Tevfik Sırrı Gür Lisesi karşısında bir araya gelerek Akbelen direnişçisi Esra Işık’ın tutuklanmasına tepki gösterdi. “Doğa, toprak, orman halkındır, halkın kalacak”, “Esra serbest bırakılsın” sloganlarının öne çıktığı açıklamayı Emek Partisi İl Başkanı Sedat Başkavak, çevre platformu adına okudu.
“DOĞAYI SAVUNANLAR SUSTURULAMAZ”
Doğayı, suyu, toprağı savunanlar susturulamaz diyen Sedat Başkavak, şöyle konuştu: “Muğla’nın Milas ilçesinde, Akbelen ormanlarını ve tarım alanlarını sermayenin talanına karşı korumak için mücadele eden İkizköy’lü Esra Işık tutuklandı. Limak ve IC İçtaş Enerji ortaklığındaki YK Enerji, Akbelen Ormanı ve etrafındaki tarım ve ormanlık alanları yok etme pahasına kömür ocaklarını genişletmek istiyor. Başta İkizköy köylüleri olmak üzere çevre köylüler bu yıkıma karşı 7 yıldır mücadele ediyorlar. Milas’ta köylüler, 6 köyde 679 parseldeki tarım arazilerinin Cumhurbaşkanının, acele kamulaştırma kararını yargıya taşıdılar ve yürütmeyi durdurma ve acele kamulaştırmanın iptalini istediler. Köylüler, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’da devam eden yargı sürecinin hiçe sayılarak bilirkişi heyetlerinin jandarma eşliğinde gelip, acele kamulaştırma için değer tespiti yapmalarına karşı çıkıyorlar. Çünkü; itirazlar karara bağlanmadı ve hukuki süreç sonuçlanmadı. İşte Esra Işık’ta bu hukuksuzluğa itiraz ettiği için, susturulmak ve diğer köylülere gözdağı vermek üzere tutuklandı. Bu tutuklama da dikkat çeken önemli bir noktada tutuklamaya gerekçedir. Mahkeme tutuklama gerekçesinde ‘Heyetin bölgede başkaca keşiflerinin olması sebebiyle, şüphelinin heyete baskı yapabileceği kanaatine varılmakla, adli kontrolün bu aşamada yetersiz kalacağı, tutuklama talebinin ölçülü olacağı’ denilerek tutuklama kararı verilmiştir.”
“ZEYTİNİNE, ORMANINA SAHİP ÇIKMAK SUÇ DEĞİLDİR”
Mersin’den soruyoruz diyen Başkavak, sözlerine şöyle devam etti: “İkizköy’lü Esra Işık, tülbendini sallayarak, ‘kaç zeytin var, yaz, kaç ev var, yaz. Biz sayıdan ibaret değiliz, bizim burada hayatlarımız var. Dedelerimizin, nenelerimizin emeği var’ dediğinde heyet neden baskı hissetti. Kendi yaşadığı evini, ailece diktikleri zeytinlerini, köyün yanındaki ormanı, suyu, toprağı savunan köylüye verilen tutuklamanın neresinde bir ölçü vardır. Suyuna, toprağına, zeytinine, ormanına sahip çıkmak suç değildir. Asıl suç ülkenin yeraltı yerüstü varlıklarını enerji ve maden şirketlerinin talanına ve tahribatına açmaktır. Bu tutuklama ile suyuna, toprağına, zeytinine, ormanına sahip çıkanlara gözdağı verilmek istenmektedir. Bu gözdağı daha iki hafta önce Tarsus’ta, köylerin arasına kurulmak istenen çimento fabrikasına karşı toprağını, havasını, yaşam alanlarını korumak isteyen köylülere gözdağıdır. Bu gözdağı Yeşilovacık’ta atık depolama tesisine karşı çıkan yöre halkına gözdağıdır. Bu gözdağı Arslanköy’ün maden sahasına çevrilmesine karşı çıkan köylülere gözdağıdır.” ifadelerini kullandı.
ESRA’NIN MEKTUBU MEYDANDA YANKILANDI
Milas’taki doğa mücadelesi nedeniyle tutuklu bulunan Esra Işık’ın cezaevinden kaleme aldığı mektup, basın açıklaması sırasında alanda okundu. Katılımcılar, Işık’ın yalnız olmadığını ve doğa mücadelesinden asla geri adım atmayacaklarını vurgularken; okunan satırlar sloganlarla desteklendi. Esra Işık, mektubunda şu kararlı ifadelere yer verdi:
“Ben toprağımı savundum. Ben onurumuzu savundum.
Zehra ninemizin, Hatice teyzemizin ve nicelerinin yolundan yürüyorum.
Alnım açık, başım dik. Mücadelemizin bayrağını köylülerime bıraktım. Buradan çıktığımda o bayrağı tekrar devralıp en önde yürüyeceğim.
Ben bu toprakların kızıyım.
Ben bir köylü kızıyım.
Mücadeleden gurur duyuyorum.
Buradan yeniden sözüm olsun:
Mücadelemizi de, onurumuzu da, haysiyetimizi de satmayacağız.
Milas bir şirketten büyüktür.
Vazgeçmeyeceğiz.
Esra”
|