İlaçta yokluk dönemi sürüyor




Tarih: 15 Nisan 2026 Çarşamba 09:28

MERVE KANKAN

Mersin Eczacı Odası Başkanı Aliye Akgül Aydın, son dönemde yapılan fiyat artışlarına rağmen ilaç yokluğunun devam ettiğini belirterek, mevcut fiyatlandırma sisteminin güncel ekonomik koşullara uymadığını ve sorunun kronik hale geldiğini söyledi.

 

Son dönemde kamuoyunda giderek artan ilaç yokluğu tartışmalarını ve sektörde yaşanan sorunları değerlendirmek üzere Mersin Eczacı Odası Başkanı Aliye Akgül Aydın ile konuştuk. Aydın, ilaç tedarikinden fiyatlandırma politikalarına kadar birçok kritik başlıkta çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Son dönemde kamuoyunda ilaç stoklarının azaldığı yönünde ciddi bir algı var. Siz sahada bunu ne ölçüde hissediyorsunuz?

Şöyle söyleyebilirim: Geçtiğimiz yılın aralık ayından bu yana üç tane ilaç zammı gerçekleşti. Yani ilaç fiyatlarında üç defa kur güncellemesi yapıldı. Aslında baktığımız zaman tabii ki de ilaç stoklarının azalması ya da ilaçta ciddi bir yokluğun yaşandığını direkt ifade etmemiz imkânsız. Çok uzun zamandır ilaçlarda stok sıkıntısı yaşıyoruz zaten. O yüzden bunun derecesini ölçmek tabii ki zor oluyor. İlaç fiyatlarında yapılan üç kur güncellemesinin toplamı yaklaşık yüzde 34’e denk geliyor. Normal şartlarda ilaçlara yüzde 34’lük bir zam geldiğinde; biz çok büyük bir oranda ilaç yokluklarını düzenlemiş, ilaç yokluklarını çözmüş olurduk. Ama buna rağmen ilaç yoklukları devam ediyor. Daha çok arttı diyemem ama bu kadar zam gelmiş olmasına rağmen ilaç yokluklarının devam ediyor olması, aslında işin vehametini gösteriyor.

10 YILDIR İLAÇTA YOKLUĞU KRONİK OLARAK YAŞIYORUZ

Türkiye genelinde bir ilaç tedarik krizi var mı, yoksa bölgesel bir sorun mu?

Aslında bu sorunun cevabı bir önceki soruyla çok bağlantılı. Neden? Türkiye genelinde şöyle bir sorunumuz var: Şimdi ilaç fiyatlarını belirlemede kullanılan bir politikamız var, ilaç fiyat kararnamesi... İlaç fiyat kararnamesi ilk çıktığında ülkede enflasyon çok düşük oranlardaydı. Mesela 2004 yılında güncel euro kuru 1.63 iken, ilaçta uygulanan euro kuru da 1.63 idi. Yani yüzde 100’üne denk geliyordu, bire bir oranına denk geliyordu. Daha sonrasında bu oran gittikçe düşmeye başladı. Yani baktığınız zaman 2017’lerde yüzde 65’e, yüzde 70’e kadar düştü. Güncel euro kurunun ilaçtaki euro kuruna oranına baktığımızda, bugün geldiğimiz noktada tüm bu zamlara rağmen yüzde 50 civarında. Neden? Çünkü o dönemde, bu ilaç fiyat kararnamesi kurgulandığında, şöyle söylenmişti: İlaçların fiyatlarının belirlenmesi her yeni yılın ilk 45 günü içerisinde, bir önceki yılın ortalama euro kurunun yüzde 80’i alınarak ilaçtaki euro kuru belirlenir denilirdi. Bu daha sonrasında önce yüzde 70’e, sonra yüzde 60’a düşürüldü. Yüzde 60’a düşürülmesi yaklaşık 2016’ya denk geliyor. Zaten ilaçtaki yoklukların da çoğunlukla belirgin bir hale gelmesi 2016 civarında. Yani biz zaten 10 yıldır ilaçta yokluğu kronik olarak yaşıyoruz. Şimdi mesela şunu söyleyebilirim: 2004’te yüzde 100 iken bu oranın yüzde 44’lere kadar düştüğü dönemler oldu. 2022 yılında yüzde 44’lere kadar düşmüş. Şimdi bugün geldiğimiz noktada da 1 Nisan 2026 itibarıyla son zamla yüzde 50’ye düşmüş, az önce bahsettiğim oran. İşin sonuna geldiğimizde; 2004’te başlayan bu ilaç fiyat kararnamesinin uygulaması o dönemdeki ekonomik durumlara göre uygunken, artık 2021 yılında pandemi ile beraber başlayan enflasyonist ortamda, euro kurundaki artış oranıyla enflasyondaki artış oranı dahi birbirini karşılamazken, bir de yüzde 60’ının alınıyor olması, euro ortalamasının sürdürülebilir bir yanı yok. Güncelliği de kalmadı. İşte bu sebeplerden dolayı zaten ilaç fiyatları bir türlü gerçek güncelliğini yakalayamıyor. Ne kadar zam alırsa alsın, yüzde 34’lük zamla bile yakalayamıyor. Doğal olarak bu neyi getiriyor? Yurt dışından gelen ithal ilaçların ülkeye girişinde sorun yaşanıyor. Onun dışında, ilaçta Türkiye’de ilaca ayrılan pay 1.7’lerde.         Geldiğimiz noktada yüzde 0,65’lere düştü. Yani Türkiye’de gayrisafi yurt içi hasıladan ilaca ayrılan pay bu kadar büyük oranda düşmüşken, bunun bir sonucunun olmamasını beklemek zaten gerçeğe aykırı olur. Ülkemizde baktığımızda bu sonuçlardan en somut olarak gördüğümüz şeylerden biri, yenilikçi ilaçlara erişimde yaşanan ciddi gerilemedir. 2020 yılında, ülkemizde, Avrupa’da üretilen yenilikçi ilaçlar dediğimiz yeni tedavilere erişilebilirlik oranı Türkiye’de yüzde 17 seviyelerindeyken, bugün geldiğimiz noktada bu oran %3’lere kadar düştü. Yani dünyada kullanılmaya başlanmış yeni tedaviler artık ülkemize çok çok düşük oranlarda geliyor. Bu dramatik bir tablodur. Yurt dışında geliştirilen ve hayati öneme sahip ilaçları Türk halkı kullanamıyor.

Bunun dışında, bırakın yeni ilaçların ülkemize gelmesini; son yıllarda Türkiye pazarında bulunan bazı ilaçlar da Türkiye pazarından geri çekilmeye başlıyor. Son dönemde meme kanseri ve mesane kanserinde kullanılan, tedavide çok önemli bulduğumuz bir ilaç Türkiye’den tamamen çekildi. Ülkemizde epilepside kullanılan yine bir ilacın çok yakın zamanda Türkiye piyasasından çekildiğini görüyoruz. 2024 yılından bu yana birçok yurt dışı çok uluslu ilaç firmaları, Türkiye’de bulunan bazı ilaçlarını Türkiye pazarından çekmeye başladı. Daha endişe verici olan ise bu çekilen ilaçların bazılarında bire bir muadilinin bulunmaması. Yerine kullanılabilir ilaçlar da maalesef yan etki skalası anlamında her hastada aynı etkiyi göstermeyebiliyor. Bazı hastalar için de yan etki-yarar dengesi bakımından ciddi riskler doğurabiliyor. Tüm bu gelişmelere baktığımızda, ilaç fiyatlandırma politikaları yalnızca ekonomik bir düzenleme alanı değildir. Bu politikalar doğrudan hastaların tedaviye erişimini, yaşam kalitesini ve yaşam hakkını etkilemektedir. Bu nedenle bu fiyatlandırma sisteminin artık güncel ekonomik gerçekleri de göz ardı etmeden güncellenerek, bu uygulamada kullanılan kararnamenin çalışma şeklinin ve düzenlemesinin güncele uygun bir şekilde yapılması gerektiğini düşünüyorum.

EPİLEPSİ İLAÇLARINDAN BİR TANESİ TÜRKİYE’DEN ÇEKİLDİ

Kronik hastaların kullandığı ilaçlarda eksiklik yaşanıyor mu? Diyabet ilaçları, özellikle insülin, tansiyon, kalp damar ilaçları ya da son aylarda bulunamıyor denilen ilaçlara birkaç örnek verebilir misiniz?

“Diyabet ilaçları, özellikle insülin, tansiyon, kalp damar ilaçları ya da son aylarda bulunamıyor denilen ilaçlara birkaç örnek verebilir misiniz?” diye sordunuz. Sanırım bu sorunun cevabını az önce burada verdim. Özellikle de piyasada bulunamamasından ziyade, epilepsi ilaçlarından bir tanesi Türkiye’den çekildi. Ama şöyle bir şey var: Evet, bu ilacın bir muadili var, ancak yıllardır bu ilacı kullanıp o ilacına psikolojik olarak da güven besleyen hastalarımız var ve artık o hasta ilaçlarını bulamıyor.  İşte aynı şekilde muadil ilaç meselesinde söylüyorsunuz. Vatandaşlar sıklıkla ‘Kendi ilacım yok, muadil veriyor.’ diyor.  Aslında bu olayda da öyle. Çünkü zaten kendi ilacı artık Türkiye’den çekildi. Yalnızca Türkiye’deki muadil ilaç var. Elbette ki biz eczacılar olarak, hatta tüm sağlık çalışanları olarak her zaman şunu söylüyoruz: Muadil ilaç, doğru ilaçtır. Bizler için Türkiye’de kalan, Türkiye’de üretilen o ilaç ile yurt dışına giden, artık Türkiye pazarından çekilmiş o ithal ilaç arasında bilimsel açıdan hiçbir fark yoktur. O nedenle bu konuda içimiz rahat. Ama maalesef hastalarımız, ne kadar biz güvenle bunu anlatsak da, hekimlerimiz güvenle bunu anlatıyor olsa da, bazen o ilacın kutusunun rengine dahi bir güven beslediği için, ilaçtan alınan etkinin aynı oranda olmayacağından tereddüt ediyor. Çünkü psikolojik olarak da olsa hasta o ilaca bir güven besleyip ona bir bağlılık gösterebiliyor. Bazen biz aynı olduğunu düşünsek de, o ilacı alması etki açısından, güven açısından fark yaratabiliyor. Yoksa bilimsel açıdan baktığımızda, muadil ilaçlar her zaman aynı etkiyi sağlar mı, hastalar açısından risk oluşturur mu diye baktığımda çok net olarak şunu söyleyebilirim: Zaten yapay biyolojik ortamlarda bu ilaçların biyoyararlanımı ölçülüyor. Yani her iki ilaç arasındaki biyoyararlanım farkı analiz ediliyor. Burada biyoyararlanmadan bahsettiğimiz şey şu: Bir ilacın vücuda girdikten sonra oral, IV ya da intramüsküler fark etmeksizin, vücutta nasıl etki ettiği, kana hangi oranda karıştığı ve kana karıştıktan sonra etken maddenin ne kadar süreyle hangi seviyede kaldığı ve hangi yollarla ne kadar hızla atıldığını gösterir. Yani burada da baktığımız zaman bu iki ilaç arasındaki etkinin aynı olup olmadığı, tamamen yapay ortamlarda ciddi analizlerden geçiyor. O nedenle muadil ilaçlar her zaman aynı etkiyi sağlar ve hastalar açısından hiçbir zaman risk oluşturmaz.

SORUN KISA VADEDE ÇÖZÜLMEYECEK MAALESEF

Hastaların muadil ilaçlara karşı güvensizliği sizce haklı mı?

Değil... Bunu güvenle kullanabilirler ama özellikle yaşlı hastalarımız maalesef bazen kutunun rengine, hapın şekline dahi bir alışkanlık gösterdiği için, bizler de mümkün olduğunca hastanın bağlı olduğu, güven duyduğu o ilacı teslim almasını istiyoruz. Ama geldiğimiz şartlarda bazen 5-6 tane muadili olan ilacın sadece bir tanesini piyasada bulabiliyoruz. O nedenle de bu kur politikalarından, ilaç fiyatlandırma politikalarından bahsettim. Eczacıların, ilaç firmalarının, hekimlerin, bütün sağlık camiasının bu kadar zorlandığı bir ortamda biz, reçetedeki ilaçları bir şekilde temin edip hastaya teslim etmeye çalışırken, elbette ki hastalardan da şu güveni bekliyoruz: Zaten o ilacı bulabilseydik muhakkak ki teslim ederdik, istedikleri o olduğunda.  Ama maalesef biz de ulaşmakta zorlandığımız için muadil ilaç veriyoruz. Güven açısından eczacıların, muadil ilaç, jenerik ilaç, orijinal ilaç arasında hiçbir fark olmadığını bilimsel olarak bildiğini söyleyebilirim. İçimiz bu konuda bilimsel açıdan rahat. Hastalarımıza da bu güveni aşılamaya çalışıyoruz her zaman. Zaten stok sıkıntısının temel nedenlerini söyledim. İlaç fiyatlandırma politikalarını söyledim. Elbette ki etki bundan kaynaklı.

Bu sorunun kısa vadede çözülmesi mümkün mü? Kalıcı çözüm için hangi adımların atılması gerekir?

Aslında bunun da cevabını vermiş oldum. İlaç fiyatlandırma politikalarının 2004 yılında hazırlanmış olan çalışma sistemi ile bugün 2026’da yürütülmeye çalışılması, günlük yaşamın gerçeklerine aykırı. Gördüğünüz üzere size de anlattım. O dönemdeki enflasyon oranları, euro artış oranlarına baktığımızda, bugün geldiğimiz noktada çok farklı bir yerdeyiz. Enflasyon çok uzun zamandır iki rakamlı sayıların üzerinde. O nedenle güncel ekonomik duruma uygun yeni bir fiyatlandırma politikası ve kararnamesi belirlenmesi gerekiyor. Aksi takdirde bu sorun kısa vadede çözülmeyecek maalesef.

 

 


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA