Eğitimciler iş bıraktı: “Artık yeter!”




Tarih: 15 Nisan 2026 Çarşamba 18:32


Okullarda peş peşe yaşanan saldırıların ardından eğitim sendikaları iş bırakarak sokaklara çıktı. Mersin’de yapılan eylemlerde eğitimciler, okullarda artan şiddete dikkat çekerek kalıcı ve etkili güvenlik önlemlerinin acilen hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

MERVE KANKAN-ABDULLAH ÖZTÜRKMEN

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 16 kişinin yaralandığı silahlı saldırının yarattığı sarsıntı devam ederken, bir acı haber de Kahramanmaraş’tan geldi. Onikişubat ilçesinde bir ortaokulda düzenlenen silahlı saldırıda 1’i öğretmen olmak üzere 4 kişi yaşamını yitirirken, 20 kişi de yaralandı. Arka arkaya yaşanan bu olaylar eğitim camiasında büyük infiale yol açtı. Öğretmen ve öğrencilere yönelik şiddeti kınamak, okul güvenliğine dikkat çekmek ve gerekli önlemlerin alınmasını talep etmek amacıyla eğitim sendikaları ülke genelinde 1 günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Hürriyetçi Eğitim Sen Mersin Şubesi ise eylemini 2 gün olarak uygulama kararı aldı. Mersin’de sendikalar farklı alanlarda toplanarak tepkilerini ortaya koydu. Türk Eğitim-Sen Mersin 1 No’lu Şube Yönetimi, Eğitim-Sen, Eğitim-İş, Hürriyetçi Eğitim Sen ve Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası üyeleri İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya gelirken, Eğitim-Bir-Sen üyeleri ise Özgür Çocuk Parkı’nda eylem yaptı. Eğitimciler, yaşanan saldırıları sert sözlerle kınayarak, okullarda güvenliğin artırılması ve eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi için daha kapsamlı ve etkili adımlar atılması çağrısında bulundu.

SÜMBÜL: EĞİTİM, BİR GÜVENLİK MESELESİNE İNDİRGENEMEZ

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, “Tek başına bir ‘şiddet vakası’ olarak değerlendirilemeyecek olan bu elim hadise, içinde bulunduğumuz sistemin derin çelişkilerini ve çözülme halini açık biçimde ortaya koymaktadır. Daha geçtiğimiz ay İstanbul Çekmeköy’de görev yaptığı okulda uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden meslektaşımız Fatma Nur Çelik’in acısı hâlâ içimizde iken, böylesine bir trajedinin yeniden yaşanması, şiddetin eğitim kurumlarında ne denli yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir. Okullar; çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlardır. Ancak bugün bu alanların giderek güvensizleştiği ve koruyucu niteliğini yitirdiği açıktır. Şiddetin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği de bilinmelidir. Çünkü şiddet öylece ortaya çıkmaz. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitimle bağının zayıfladığı ve dışlanmanın olağanlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır. Eğitim politikalarının bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırılması, okulların ve eğitim bileşenlerinin toplumsal itibar kaybı bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Yaşanan bu olay, eğitim alanının bilimsel ve pedagojik temellerden uzaklaştırılması durumunda nasıl derin yaralar açılabileceğini bir kez daha göstermiştir. Eğitim kurumlarını ve toplumu şiddetten arındırmak için eşitlikçi, kapsayıcı ve kamusal bir eğitim anlayışının yeniden inşası zorunludur. Gençleri yalnızlaştıran ve okulları eğitim alanı olmaktan uzaklaştıran politikalar sürdükçe, benzer acıların yaşanma riski ortadan kalkmayacaktır. Eğitim Sen olarak bir kez daha altını çiziyoruz: Eğitim, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak; kamusal sorumluluğun en temel gereğidir. Eğitim Sen olarak, bugün bu en temel sorumluluğunu yerine getiremeyen, eğitim emekçilerini ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan kurumları ve yöneticileri kamuoyu önünde hesap vermeye çağırıyoruz.” şeklinde konuştu.

 

ÖZDEMİR: MÜNFERİT OLAY DEĞİL, İHMALLER ZİNCİRİ

Saldırı nedeniyle 2 günlük iş bırakma kararı alan Hürriyetçi Eğitim Sen Mersin Şubesi de İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Burada konuşan Şube Başkanı Talip Özdemir, “Bu artık sadece bir güvenlik meselesi değil; milli eğitimin var oluş meselesidir. Buradan Milli Eğitim Bakanlığı’na açıkça sesleniyoruz: Giriş-çıkış kontrol sistemleri standart hale getirilmeli ve tavizsiz şekilde uygulanmalıdır. Riskli okullara özel güvenlik, kamera ve giriş kontrolü zorunlu hale getirilmelidir. Disiplin yönetmelikleri yeniden düzenlenmelidir. Öğretmen ve yöneticilerin yaptırım yetkileri geri verilmelidir. Riskli öğrenciler için psikolojik ve adli takip sistemi kurulmalıdır. Şiddet eğilimi gösteren öğrenciler için özel izleme ve yönlendirme mekanizmaları oluşturulmalıdır. Öğretmeni hedef haline getiren CİMER ve benzeri şikâyet sistemleri yeniden düzenlenmelidir. Öğretmenler idari linç mekanizmalarına karşı korunmalıdır. Eğitimciler ‘kamu görevlisine saldırı’ kapsamında özel koruma altına alınmalıdır. Liseler zorunlu eğitimden çıkarılmalı, akademik başarısı iyi  olmayan öğrenciler için başka çözüm yolları üretilmelidir. Öğretmenlerin, öğrencilerimizin can güvenliğini sağlayamayan bir eğitim sistemi meşruiyetini zamanla kaybedecektir. Biz eğitimciler, bilgi üretirken hayatta kalma mücadelesi vermek zorunda değiliz. Okullarımız suç mahalli değil; ilim ve irfan yuvası olmak zorundadır. Bu saldırıların üzerleri örtülürse, sıradaki kurşun hepimizin üzerinedir. Eğitim çalışanları susmayacak. Bu çöküşe teslim olmayacağız. Bu düzen değişene kadar Hürriyetçi Eğitim Sen olarak mücadele edeceğiz.” şeklinde konuştu.

KESKİN: OKULLARDA GÜVENLİK ERTELENEMEZ

Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası Mersin Şube Başkanı Ali Keskin de İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Eğitim yuvalarımızın; şiddetin, korkunun ve güvensizliğin adresi haline gelmesine asla razı olmayacağız. Okullar; bilginin, huzurun ve geleceğin inşa edildiği yerlerdir ve böyle kalmak zorundadır. Ne yazık ki bu olay, münferit olarak değerlendirilemeyecek kadar tanıdık ve kabul edilemez bir tabloyu gözler önüne sermektedir. Daha önce de farklı illerimizde öğretmenlerimize yönelik saldırılar, okul çevrelerinde yaşanan güvenlik zaafları ve eğitim çalışanlarını hedef alan şiddet vakaları defalarca yaşanmıştır. Her olaydan sonra yapılan açıklamalar ve geçici tedbirler, kalıcı ve caydırıcı çözümlerin yerini alamamış; sorun adeta kronikleşmiştir.Bugün gelinen noktada açıkça görülmektedir ki; okullarımızın güvenliği yalnızca temenniyle geçici önlemlerle ya da kâğıt üzerindeki düzenlemelerle sağlanamaz. Okul giriş-çıkışlarının etkin denetimi, yeterli ve nitelikli güvenlik personeli istihdamı, gerçekçi risk analizleri ve güçlü psikososyal destek mekanizmaları artık bir tercih değil, açık bir zorunluluktur. Eğitim çalışanlarının ve öğrencilerimizin can güvenliği, hiçbir idari gecikmeye, hiçbir ihmale ve hiçbir gerekçeye kurban edilemez. Bu nedenle yetkilileri, benzer acıların tekrar yaşanmaması adına sorumluluk almaya; daha kararlı, daha hızlı ve daha somut adımlar atmaya davet ediyor, açıkça göreve çağırıyoruz. Unutulmamalıdır ki; öğretmenin kendini güvende hissetmediği, öğrencinin korkuyla eğitim gördüğü bir ortamda nitelikli eğitimden söz etmek mümkün değildir. Güvenliğin sağlanamadığı bir eğitim ortamı, sürdürülebilir değildir.”

 

TEKİN: OKULLARDA GÜVENLİK TESADÜFE BIRAKILAMAZ

 

Eğitim İş Mersin Şube Başkanı Yakup Tekin, “Okullar kan gölüne dönüyor, ama sorumlular hâlâ izlemekle yetiniyor. Buradan soruyoruz; en güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü? Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü? Bu bir çöküştür. Bu, eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır. Bu, öğretmeni yalnız bırakan, okulu kaderine terk eden anlayışın eseridir. Saldırı artık ‘münferit’ denilerek geçiştirilemez. Okullar eğitim yuvası olmaktan çıkmış, şiddetin kol gezdiği alanlara dönmüştür. Biz Eğitim-İş olarak yıllardır uyarıyoruz. Daha kısa süre önce öğretmenimiz Fatma Nur Çelik katledildiğinde söyledik. Okullarda şiddet artıyor, önlem alınmazsa daha ağır sonuçlar yaşanacak. Peki ne yaptınız? Hiçbir şey… Ne ciddi bir güvenlik politikası oluşturuldu, ne rehberlik ve psikolojik destek güçlendirildi, ne de eğitim emekçileri korunabildi. Bugün öğretmenler ders anlatırken can güvenliğini düşünüyor. Bugün öğrenciler okula giderken sağ salim eve dönebilecek mi diye hesap yapıyor. Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yönetim bu sorumluluktan kaçamaz. Eğer bir öğretmenin, bir öğrencinin daha saçının teline zarar gelirse; bunun siyasi ve idari sorumluları bellidir! İşte bu yüzden buradayız. İşte bu yüzden artık yeter diyoruz. Eğitim emekçileri olarak yalnızca eleştirmiyoruz; çözüm üretiyoruz, yol gösteriyoruz, sorumluluk alıyoruz. Aylar değil, yıllardır söylüyoruz: Okullarda güvenlik tesadüfe bırakılamaz. CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir. Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır. Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır. Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hale getirilmelidir. Bu talepler lütuf değil, en temel haktır. Bu talepler ertelenemez, görmezden gelinemez. Bir kez daha söylüyoruz. Okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz. Gelin; artık yeter, diyelim. Gelin, çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza duralım! Gelin; çocuklarımıza güvensiz okullar değil, umut vadeden bir gelecek bırakalım! Gelin; eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım.” dedi.

 

ERCAN: GÜVENLİK ZİRVESİ DÜZENLENMELİDİR

Türk Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Metin Ercan da, “Eğitim kurumlarımızda görev yapan her bir öğretmenimizin, eğitim çalışanımızın ve eğitim gören her öğrencimizin hayatı ve güvenliği en kıymetli öncelik olmalıdır. Bu nedenle okulların güvenliğinin sağlanması, şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin daha da güçlendirilmesi bir zorunluluktur. Ülkemizde eğitim kurumlarında şiddete karşı kapsamlı bir ‘Güvenlik Zirvesi’ düzenlenmesi gerekir. Konuyla ilgili tüm kurum, kuruluş ve paydaşların bir araya gelmesi sağlanmalı; zirvede sorun tüm yönleriyle etraflıca ele alınmalı, adeta bir seferberlik anlayışıyla kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır. Öğretmenlik Meslek Kanunu ile artırılan cezaların etkin ve tavizsiz bir şekilde uygulanması sağlanmalı; bunun yanı sıra caydırıcı ve etkili tedbirler ivedilikle hayata geçirilmelidir. Devletimizin ve toplumumuzun bu konuda etkin rol üstlenmesi, şiddeti önleyici kapsamlı tedbirlerin hayata geçirilmesi bir zorunluluktur. Öğretmenin itibarı korunmalıdır. Şiddeti sıradanlaştıran yapımlar engellenmelidir. Toplumumuzda çocuklarımıza kötü örnek teşkil ederek her türlü dizi, film ve yayın içerikleri durdurulmalıdır. Yayınlar düzenli olarak titizlikle denetlenmelidir. Çocuklarımızın oynadığı oyunlar, youtube, tiktok gibi platformlardaki içerikler ile sanal medya da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Çeteleşmeyi özendiren, mafyavari oluşumları teşvik eden ve şiddeti sıradanlaştıran yapımların önüne geçilmelidir. Şayet eğitimcilerimizi ve öğrencilerimizi şiddet sarmalından uzak tutamazsak, okullarımız güvenli alanlar olmaktan çıkar ve adeta Teksas’a döner; böylece geleceğimiz de ciddi şekilde tehdit altına girer. Öğretmenler ve öğrenciler, okullarında kendilerini güvende hissetmeli; eğitim kurumlarında huzur içinde eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürebilmelidir. Biz susmuyoruz, şiddete karşı tek sesiz. Okullar güvenli alanlar olana dek mücadelemiz sürecek.” ifadelerini kullandı.

YILDIZ: OKULLAR GÜVENLİ ALANLAR OLMALI

Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya gelen Eğitim-Bir-Sen Mersin 1 No’lu üyeleri de okullardaki şiddet olaylarına tepki gösterdi.  Burada bir açıklama yapan Şube Başkanı Ertuğrul Yıldız, eğitim kurumlarında yaşanan şiddetin artık tekil olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek şunları söyledi: “Bugün burada Siverek’te yaşanan menfur saldırıyı protesto etmek için toplandık. Ancak ne yazık ki; bu tür olaylar artık münferit değil, yaygın bir toplumsal soruna dönüşmüş durumda. Eğitim sistemimizin asli meselelerini konuşmamız gerekirken, okullarımızdaki şiddeti konuşmak zorunda kalıyoruz.” Şiddetin geldiği noktaya dikkat çeken Yıldız, eğitimcilerin ve öğrencilerin güvenliğinin ciddi tehdit altında olduğunu vurgulayarak, “Öğretmenlerimizin, okul yöneticilerimizin ve öğrencilerimizin can güvenliği her geçen gün daha fazla tehdit altına giriyor. Öyle bir noktaya geldik ki; artık eğitim-öğretimin önüne can güvenliği meselesi geçmiş durumda. Bu kabul edilemez. Eğitimcilere yönelik saldırılar bireysel suçlar olarak görülmemeli. Eğitimciye yönelen şiddet artık bireysel bir suç olmaktan çıkmış, açık bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür. Eğitim çalışanları kendilerini güvende hissetmeden sağlıklı bir eğitim ortamından söz edemeyiz. Bu durum yalnızca eğitimcileri değil, doğrudan toplumun geleceğini tehdit etmektedir. Devletin en temel görevi vatandaşının can güvenliğini sağlamaktır. Okullar da bu güvenliğin en üst düzeyde olması gereken yerlerdir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın birinci önceliği okul güvenliği olmalıdır. Eğitimcilerimizi korumak bir tercih değil; zorunluluktur. Eğitim süreçlerinde öğrencilerin yalnızca akademik değil; sosyal, duygusal ve psikolojik gelişimlerini de destekleyen bütüncül bir yaklaşıma daha fazla ağırlık verilmeli. Okula aidiyet duygusunu geliştirecek, insana saygıyı artıracak tedbirler alınmalı. Emniyet iş birliği ile okul giriş ve çıkışlarında ve okul çevresinde daha etkin denetimler yapılmalı. MEB’in merkez ve taşra teşkilatında okul güvenliği ile alâkalı ayrı bir birim kurulmalı. Tüm okullarda, disiplin mevzuatı okul güvenliği ekseninde yeniden ele alınmalı. Cezai ehliyet yaşı düşürülmeli.” ifadelerini kullandı.

 


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA