MERVE KANKAN
Tunceli’de 2020’de kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun dosyasına ilişkin tartışmalar yeniden gündeme gelirken, Mersin Kadın Platformu üyeleri adliye önünde yaptığı açıklamada kadın cinayetleri ve şüpheli ölümlerdeki cezasızlık iddialarına dikkat çekti. Platform, farklı dosyalarla birlikte Gülistan Doku soruşturmasının da etkin yürütülmediğini savunarak “Gülistan Doku nerede?” sorusunu bir kez daha kamuoyuna taşıdı.
Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku’nun dosyası, 6 yıl sonra yeniden kamuoyunun en çok konuşulan soruşturmalarından biri oldu. Uzun yıllar boyunca cevaplanamayan sorular, sık değişen savcılar, tartışmalı işlem süreçleri ve delillerin yeterince korunmadığına dair iddialar dosyanın seyrinde etkili olurken, 2024’te göreve başlayan son savcının oluşturduğu özel ekiple birlikte dosya yeniden detaylı biçimde incelenmeye başlandı. Bu süreçte olası ihmaller ve müdahale şüpheleri tekrar gündeme taşındı. Mersin Kadın Platformu üyeleri de Gülistan Doku’nun akıbetinin aydınlatılması talebiyle adliye önünde bir basın açıklaması yaptı. Platform adına konuşan Çiğdem Göksoy, açıklamasında kadın cinayetleri, şüpheli ölümler ve kayıp dosyalarında “cezasızlık” sorununun sürdüğünü ifade ederek Gülistan Doku’nun yanı sıra Rojin Kabaiş, Nadira Kadirova, Rabia Naz ve İpek Er dosyalarında da yeterli ve etkili soruşturma yürütülmediğini savundu. Göksoy, faillerin korunduğunu iddia ederek “Gülistan Doku nerede?” sorusunu yeniden gündeme getirdi ve kadınların yaşam hakkını savunma mücadelesini sürdüreceklerini belirtti.
“BU KARANLIK TESADÜF DEĞİL”
Kadın cinayetleri, şüpheli ölümler ve kayıp dosyalarındaki cezasızlık politikalarına dikkat çeken Göksoy, şu ifadeleri kullandı: Bu ülkede kadınlar katlediliyor, çocuklar ölü bulunuyor, dosyalar karartılıyor. Ve biz artık biliyoruz ki; bu karanlık tesadüf değil, örgütlü bir cezasızlık düzenidir. Gülistan Doku’dan Rojin Kabaiş’e, Nadira Kadirova’dan Rabia Naz’a uzanan bu karanlık tablo bir tesadüf değil; erkek şiddetinin, cezasızlık politikalarının ve devlet içindeki koruma mekanizmalarına uzanan bu zincir, erkek şiddetinin değil yalnızca, aynı zamanda devlet eliyle korunan faillerin zinciridir. Şüphelerin yöneldiği kişiler sıradan failler değil. Bu dosyaların ortak noktası açıktır. Şüphelerin yöneldiği kişiler, sıradan failler değil; iktidar, bürokrasi ve devlet içindeki güç odaklarıyla ilişkili isimlerdir. Erkek vuruyor, devlet koruyor.
DOSYALAR TEK TEK SIRALANDI
Gülistan Doku dosyasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in soruşturma sürecindeki rolü ve dosyanın etkin yürütülmemesinin yıllardır kamuoyunda tartışıldığını ifade eden Göksoy, “Bugün gelinen noktada yürütülen yeni soruşturmalar, bu karartmanın tesadüf olmadığını göstermektedir. Rojin Kabaiş dosyasında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli’nin sorumluluğuna dair ciddi iddialar bulunmaktadır. Yeldane Kaharman dosyasında, Mehmet Ağar’ın oğlu Tolga Ağar’ın adı kamuoyuna yansımış, ancak etkin bir yargılama süreci işletilmemiştir. Nadira Kadirova, dönemin AKP İstanbul Milletvekili Şirin Ünal’ın evinde şüpheli şekilde ölü bulunmuş; bu ölümün üzeri örtülmeye çalışılmıştır. Rabia Naz Vatan’ın ölümünde, AKP’li Eynesil eski Belediye Başkanı Coşkun Somuncuoğlu’nun adı iddialarda yer almış, ancak gerçekler açığa çıkarılmamıştır. Mersin’de 2017 yılında üniversite öğrencisi Feray Şahin’i öldüren özel harekat polisi sadece 1,5 yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Kaybedilen kadınlar isyanımızdır. Ve yine Musa Orhan ve İpek Er davası… İpek Er’in maruz bırakıldığı cinsel saldırıyı kamuoyuna açıkladıktan sonra yaşamına son vermesinin ardından Musa Orhan’ın korunması, aklanması ve serbest bırakılması; bu ülkede failleri cesaretlendiren cezasızlık politikasının en açık göstergelerinden biridir.” şeklinde konuştu.
“GÜLİSTAN DOKU NEREDE?”
Sürecin bilinçli şekilde sürüncemede bırakıldığını iddia eden Göksoy, “5 Ocak 2020’deTunceli’de kaybedilen üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbeti hâlâ açıklığa kavuşturulmamıştır. Son olarak eski erkek arkadaşıyla görüştükten sonra izine rastlanan Gülistan’ın dosyası yıllardır sürüncemede bırakılmış, etkin bir soruşturma yürütülmemiştir. Dönemin yetkililerinin ihmali ve örtbas girişimleri bu karanlığı derinleştirmiştir. Ancak bugün gelinen noktada, yürütülen soruşturma kapsamında çok sayıda kişi hakkında gözaltı kararı verilmesi ve bazı şüphelilerin gözaltına alınması, yıllardır dile getirdiğimiz gerçekleri bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu dosya bilinçli şekilde kapatılmak istenmiştir.” ifadelerini kullandı. Platformun mücadele vurgusu yaptığı bölümde ise “Ama biz buradayız. Failleri koruyan herkesi teşhir etmeye devam edeceğiz. Bu dosyaları kapatmak isteyenlerin karşısında olacağız. Kadınların ve çocukların hayatını değersizleştiren bu düzeni kabul etmiyoruz. Bugün buradan adliye önünde birkez daha soruyoruz: Gülistan Doku nerede? Rojin Kabaş’e ne oldu? Nadira Kadirova neden öldü? Rabia Naz neden hayatını kaybetti? Yeldane Kahraman’ın failleri neden korunuyor? İpek Er için adalet neden sağlanmadı?” ifadeleri yer aldı. Basın açıklaması, “Kadınların yaşamını değersizleştiren bu karanlığa karşı mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz. Her dosyanın, her kaybın, her şüpheli ölümün takipçisi olacağız. Çünkü biz susmayacağız, unutmayacağız, affetmeyeceğiz.” şeklindeki mücadele mesajıyla son buldu.
|