Kırıldıkça güçlenen bir kadının hikâyesi




Tarih: 16 Nisan 2026 Perşembe 17:43


Yazar ve girişimci Tuğba Doğan, gayrimenkul sektöründeki kariyerinin yanı sıra kaleme aldığı “Bir Kadın Ayağa Kalkınca” adlı eserinde; kendi yaşamından izler taşıyan güçlü bir hikâye üzerinden kadınların mücadele, kırılma, yüzleşme ve yeniden ayağa kalkma süreçlerini anlatıyor. Doğan, kitabın yalnızca bireysel bir anlatı değil, aynı zamanda birçok kadının ortak sesi olduğunu vurgulayarak okuyuculara umut, farkındalık ve ilham vermeyi amaçlıyor.

 

ABDULLAH ÖZTÜRKMEN

 

Gayrimenkul sektöründe elde ettiği başarıların yanı sıra kaleme aldığı “Bir Kadın Ayağa Kalkınca” adlı eseriyle dikkat çeken Yazar ve Girişimci Tuğba Doğan, hayatın zorluklarından süzülerek gelen güçlü hikâyesini okuyucularla buluşturdu. Doğan ile hem kitabını hem de ilham veren yaşam yolculuğunu tüm yönleriyle konuştuk.

 

Sizi tanıyarak başlayalım. Tuğba Doğan kimdir?

Ben hayatın içinden gelen bir kadınım. Çok erken yaşlardan itibaren sorumluluk almayı, mücadele etmeyi öğrendim. Bugün gayrimenkul sektöründe aktif olarak çalışıyorum ama aslında beni ben yapan şey, yaşadığım deneyimler. Hayat bana hiçbir şeyi kolay vermedi. Ama ben de kolay vazgeçen biri olmadım. Bugün geldiğim noktada hem ayakta kalabilmiş bir kadın hem de başka kadınlara ışık tutmaya çalışan biri olarak kendimi tanımlıyorum.

 

“BU KİTAP BENİM İÇİN BİR ANLATIM DEĞİL, BİR YÜZLEŞME”

 

“Bir Kadın Ayağa Kalkınca” nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?

Bu kitap bir anda yazılmış bir eser değil. Yılların birikimi… İçimde biriken, söyleyemediğim, sustuğum, görmezden geldiğim duygular vardı. Zamanla fark ettim ki; ben sustukça aslında birçok kadının sesi de susturuluyor. Bir noktada şunu hissettim: Eğer ben bu hikâyeyi anlatmazsam, belki bir kadın daha kendini yalnız hissedecek. İşte o an kalemi elime aldım.

Bu kitap benim için bir anlatım değil, bir yüzleşme ve aynı zamanda bir sorumluluk.

 

Kitabın isminde çok güçlü bir vurgu var: Ayağa kalkmak… Bu sizin için ne ifade ediyor?

Ayağa kalkmak benim için sadece fiziksel bir eylem değil. Ruhsal bir uyanış, bir farkındalık, bir yeniden doğuş… Bazen insan düşer, kırılır, hatta parçalanır. Ama önemli olan orada kalmamak. Ayağa kalkmak cesaret ister. Ben bu cesareti bulduğum an; hayatım değişti.

 

Okuyucular kitabınızda nasıl bir hikâyeyle karşılaşıyor?

Bu bir “mükemmel hayat” hikâyesi değil. Tam tersine, gerçek ve yer yer acıtan bir hikâye.

Çocuklukta başlayan kırılmalar, gençlikte verilen mücadeleler, hayatın yükü, sorumluluklar, hayal kırıklıkları… Ama bütün bunların içinden çıkan bir güç var. Kitapta; bir kadının kendiyle hesaplaşmasını, kendini yeniden inşa etmesini ve en önemlisi kendi değerini fark etmesini okuyacaklar.

 

Kendi hayatınızdan izler taşıyor mu?

Kesinlikle... Bu kitapta yazılanların büyük bir kısmı benim yaşadıklarımdan besleniyor. Ama şunu özellikle söylemek isterim: Bu sadece benim hikâyem değil. Bu, birçok kadının ortak hikâyesi. Okuyan herkes bir yerinde kendini bulacak. Çünkü duygular, acı, mücadele ortak.

 

Yaşamınızda sizi en çok zorlayan döneminiz hangisiydi?

En zor dönemim, kendimle yüzleştiğim dönemdi. İnsan bazen başkalarıyla değil, en çok kendisiyle savaşır. Ben de o savaşı verdim. Kendi korkularımla, geçmişimle, eksiklerimle yüzleşmek kolay olmadı. Ama şunu gördüm: Kaçtıkça büyüyen şeyler, yüzleşince küçülüyor.

 

“KENDİNİZDEN VAZGEÇMEYİN”

 

“Kırıldığım yerden güçlendim.” diyorsunuz. Bu nasıl mümkün oldu?

Çünkü başka çarem yoktu. Ya o kırılmanın altında kalacaktım ya da oradan yeni bir ben çıkaracaktım. Ben ikinciyi seçtim. Kırıldığınız yer aslında sizin en güçlü tarafınız olabilir. Yeter ki; oraya bakmayı, kabul etmeyi ve dönüştürmeyi bilin.

 

Kadınlara vermek istediğiniz en güçlü mesaj nedir?

Hiç kimse sizin değerinizi sizden daha iyi bilemez. Toplum, çevre, insanlar… Herkes bir şey söyleyebilir. Ama siz kendinize inanmadığınız sürece hiçbir şey değişmez. Kadınlara şunu söylemek istiyorum: Kendinizi ertelemeyin. Kendinizden vazgeçmeyin. Ve ne olursa olsun ayağa kalkmaktan korkmayın.

 

Kitapta hangi duygular daha baskın?

Korku, yalnızlık, çaresizlik… Ama en sonunda umut. Çünkü ben umudun kaybedildiği yerde her şeyin bittiğine inanıyorum. Bu yüzden kitapta en güçlü duygu umut.

 

Okuyucularınızdan nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

Daha şimdiden çok duygusal mesajlar alıyorum. “Bu benim hikâyem” diyen kadınlar var.

“Okurken ağladım ama sonunda güç buldum” diyenler var. Bu benim için her şeyden daha değerli. Çünkü amacım zaten buydu: Bir kadının bile hayatına dokunabilmek.

 

Yazmak sizi nasıl değiştirdi?

Yazmak beni iyileştirdi. İçimde biriken her şeyi kelimelere döktükçe hafifledim. Bir anlamda kendimi yeniden tanıdım. Bu süreç benim için sadece bir kitap yazmak değil, bir dönüşüm süreciydi.

 

İş hayatı ve yazarlık… İkisini bir arada yürütmek nasıl?

Zor ama mümkün. Disiplin ve kararlılık gerekiyor.Ben işimi de yazmayı da seviyorum. Bu yüzden ikisini dengelemeye çalışıyorum. İnsan sevdiği şeyler için zaman yaratıyor.

 

Yeni kitap ya da projeler var mı?

Evet, yazmaya devam edeceğim. Kadınların iç dünyasına dokunan, onların sesi olan hikâyeler üretmek istiyorum. Bu yolculuk benim için yeni başladı diyebilirim.

 

Sizi en çok motive eden şey ne?

Bir kadının “Senin sayende güç buldum.” demesi. Bundan daha büyük bir motivasyon olamaz.

 

Son olarak okuyuculara ne söylemek istersiniz?

Şunu asla unutmasınlar: Hayat sizi ne kadar kırarsa kırsın, yeniden ayağa kalkma gücü hep içinizde. Ben bu kitabı güçlü olduğum için değil; kırıldığım yerden nasıl güçlendiğimi anlatmak için yazdım. Ve inanıyorum ki; “Bir kadın ayağa kalktığında, sadece kendi hayatını değil, dünyasını değiştirir.”


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA