Mersin’in kültürel zenginliğinin doğru planlama ve süreklilikle büyük bir avantaja dönüşebileceğini belirten Mersin’in sosyal ve kültürel yaşamına uzun yıllar yön veren 5. Şinasi Develi Mersin Kent Ödülü sahibi Fazıl Tütüner, kentin geleceği için sanatın merkezde olduğu ortak bir vizyon çağrısı yaptı.
ABDULLAH ÖZTÜRKMEN
1953 Mersin doğumlu Fazıl Tütüner; Avusturya Fahri Konsolosu, reklam ajansı ortağı, kültür-sanat insanı ve sivil toplum lideri kimliğiyle Mersin’in sosyal ve kültürel yaşamına uzun yıllardır yön veren isimler arasında yer alıyor. Avusturya Devlet Liyakat Nişanı sahibi olan Tütüner, İçel Sanat Kulübü Başkanlığı ve Akdeniz Opera ve Bale Derneği Başkanlığı görevleriyle de kentin sanat hayatında aktif rol üstleniyor. Kültür ve sanatın şehir kimliğindeki yerine dikkat çeken Tütüner, Mersin’in sahip olduğu çok kültürlü yapının doğru değerlendirildiğinde kenti Akdeniz’in önemli kültür merkezlerinden biri haline getirebileceğini ifade ediyor.
“MERSİN ÇOK GÜÇLÜ BİR KÜLTÜREL MİRASA SAHİP”
Mersin’i kültür ve sanat açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mersin, tarih boyunca farklı medeniyetlerin buluştuğu, çok kültürlü yapısını bugüne kadar koruyabilmiş nadir şehirlerden biri. Bu durum aslında kültür ve sanat açısından çok güçlü bir avantajdır. Çünkü kültür dediğimiz şey, sadece geçmişin izleri değil; aynı zamanda bugünün üretimi ve geleceğin inşasıdır. Bugün Mersin’e baktığımızda, özellikle son yıllarda kültür ve sanat alanında bir hareketlenme olduğunu görüyoruz. Festivallerin artması, sergilerin çoğalması, konserlerin ve tiyatro etkinliklerinin daha görünür hale gelmesi önemli bir gelişmedir. Ancak burada önemli olan sadece artış değil, bu yapının sürdürülebilir hale gelmesidir.
“KÜLTÜR VE SANAT BİR KENTİN KİMLİĞİNİ OLUŞTURUR”
Sıklıkla vurguladığınız “kültür ve sanat bir kentin kimliğidir” ifadesini nasıl açıklarsınız?
Bir şehri şehir yapan yalnızca yolları, binaları ya da ekonomik gücü değildir. Asıl belirleyici olan, o şehirde yaşayan insanların kültürel birikimi, sanata bakışı ve üretim gücüdür.
Kültür ve sanat bir kentin hafızasıdır. Geçmişten gelen değerleri korur, bugünü anlamlandırır ve geleceğe aktarır. Eğer bir şehirde sanat varsa; orada düşünce vardır, eleştiri vardır, üretim vardır ve en önemlisi birlikte yaşama kültürü vardır. Bu nedenle kültür ve sanat bir lüks değil, toplumların gelişmesi için temel bir ihtiyaçtır.
“MERSİN’İN EN BÜYÜK GÜCÜ ÇEŞİTLİLİĞİDİR”
Mersin’in kültür-sanat potansiyelini nasıl görüyorsunuz?
Mersin’in en büyük gücü, sahip olduğu kültürel çeşitlilik ve tarihsel birikimdir. Bu şehir, farklı yaşam biçimlerinin, farklı kültürlerin ve farklı düşüncelerin bir arada yaşadığı bir yapıya sahiptir. Eğer bu çeşitlilik doğru yönetilirse, Mersin sadece Türkiye’nin değil, Akdeniz’in de önemli kültür merkezlerinden biri haline gelebilir. Ancak bunun için plansız değil, uzun vadeli ve stratejik bir yaklaşım gereklidir. Kültür ve sanatın günübirlik etkinliklerle değil, kurumsal bir yapıyla desteklenmesi gerekir.
“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EN ÖNEMLİ KONUDUR”
Kültür ve sanatta sürdürülebilirlik için neler yapılmalı?
En önemli konu sürdürülebilirliktir. Bir etkinliğin yapılması değerlidir ancak asıl önemli olan her yıl devam etmesidir. Bu süreklilik sağlanmadığında kültürel birikim oluşmaz. Bu nedenle Mersin’de yıl boyunca devam eden bir kültür-sanat takvimi oluşturulmalıdır. Etkinlikler belli dönemlere sıkışmamalı, yıl geneline yayılmalıdır. Ayrıca yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör mutlaka ortak bir vizyon etrafında buluşmalıdır. Bu iş birliği sağlandığında ortaya çıkan sonuç çok daha güçlü olur.
“ÖZEL SEKTÖR DAHA AKTİF OLMALI”
Kamu ve özel sektör iş birliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kamu ve özel sektör iş birliği çok değerli ancak henüz istenilen seviyede değildir. Her kurum kendi alanında çalışmalar yapıyor ama bu çalışmalar çoğu zaman birbirinden bağımsız kalıyor.
Özel sektörün rolü sadece maddi destek vermek olmamalıdır. Aynı zamanda projelerin içinde yer almalı, sürecin bir parçası olmalıdır. Bu yaklaşım hem kurumsal kimlik açısından hem de şehir kültürü açısından büyük katkı sağlar. Kamu tarafı ise bu iş birliklerini kolaylaştırmalı, teşvik etmeli ve desteklemelidir.
Gençlerin kültür ve sanatla buluşması için neler yapılmalı?
Gençler bu sürecin en önemli parçasıdır. Eğer gençleri kültür ve sanatın içine dahil edemezsek, sürdürülebilirlikten söz etmek mümkün olmaz. Gençlere daha fazla alan açılmalıdır. Atölyeler, yaratıcı üretim merkezleri, sahne ve sergi imkanları artırılmalıdır. Gençler sadece izleyen değil, aynı zamanda üreten bireyler haline gelmelidir. Gençlerin enerjisi ve yaratıcılığı doğru yönlendirildiğinde, şehir kültürü çok daha hızlı gelişir.
“MERSİN MARKA ŞEHİR OLABİLİR”
Mersin’in kültür-sanat alanında marka şehir olması mümkün mü?
Kesinlikle mümkündür. Mersin’in coğrafi konumu, iklimi, liman şehri olması, genç nüfusu ve kültürel çeşitliliği büyük avantajdır. Ancak marka şehir olmak için sadece potansiyel yetmez. Süreklilik, kalite ve güçlü bir tanıtım stratejisi gerekir. Etkinliklerin ulusal ve uluslararası düzeyde ses getirmesi önemlidir. Mersin bunu başarabilecek kapasiteye sahiptir, önemli olan doğru planlamadır.
Son olarak Mersin halkına mesajınız nedir?
Kültür ve sanat hepimizin ortak değeridir. Bu alanda yapılan her çalışma, geleceğe bırakılan bir mirastır. Bu nedenle herkesin sürece katkı sunması gerekir. Bazen bir etkinliğe katılmak bile çok önemli bir destektir. Bu küçük katkılar birleştiğinde büyük bir kültürel hareket ortaya çıkar. Eğer birlikte hareket edersek, Mersin’i kültür ve sanatla anılan güçlü ve örnek bir şehir haline getirebiliriz. Kültür ve sanatın birleştirici, geliştirici ve dönüştürücü gücüne dikkat çeken Fazıl Tütüner, Mersin’in sahip olduğu potansiyelin doğru stratejiler, güçlü kurumlar arası iş birliği ve uzun vadeli vizyonla çok daha ileriye taşınabileceğini belirterek kentin geleceğine dair güçlü ve umutlu bir tablo çizdi.
|