Arslanköy’de çevre mücadelesi sürüyor




Tarih: 19 Nisan 2026 Pazar 16:55


Mersin’in Toroslar ilçesine bağlı Arslanköy’de boksit madeni sahasının 21 kat büyütülmesi planına karşı köylüler ve çevreciler yeniden bir araya gelerek tepki gösterdi. CHP Mersin Milletvekili Talat Dinçer ile çevre örgütleri, projenin tarım alanları, su kaynakları ve yaşam alanları üzerinde ciddi tahribat yaratacağını savunarak projenin iptal çağrısında bulundu.

NECDET TAŞ

Mersin’in Toroslar ilçesine bağlı Arslanköy Mahallesi’nde boksit madeni işleten Berus Maden İşletmeleri AŞ’nin mevcut 23,77 hektarlık sahayı 21 kat genişletme planına karşı yöre halkının tepkisi sürüyor. Aralık ayında çeşitli engellemelere rağmen yapılan ÇED halk bilgilendirme toplantısının ardından şirket çalışmalarını hızlandırırken, köylüler ve çevreciler yeniden bir araya gelerek projeye karşı ses yükseltti. Toroslar ilçesine bağlı Akbelen Mahallesi’nde bulunan Arslanköylüler Kahvehanesi önünde bir araya gelen yöre halkı ve çevreciler ek ruhsat alanı talep eden firmaya tepki göstererek, projenin iptal edilmesini talep etti.

CHP’Lİ DİNÇER: MERALAR ELİMİZDEN ALINIYOR

Türkiye’de 2023 seçimlerinden sonra inanılmaz bir şekilde maden talanı başladığını iddia eden CHP Mersin Milletvekili Talat Dinçer, “Türkiye'nin hemen hemen her yeri delik deşik oldu. Karadeniz'de adım atacak yer kalmadı. Haberlerde dinliyorsunuz. İlin yüz ölçümünün yüzde 65'i, 70'i bazı illerimizde hep maden sahası olarak ilan edildi. Ve böyle bir durumla karşı karşıyayız. Şimdi yörenin bir evladı olarak Aslanköy'deki bu Berus Madenciliğin başlattığı bu maden çıkarma olayını başından beri takip ediyoruz. Evet, buradan çıkan madenden alüminyum çıkıyor. Alüminyum biliyorsunuz dünyada çok kıymetli bir maden. Ve bu yurt dışına gidiyor. Yani bizim Ne eti maden çıkarıyor, ne kendi şirketlerimiz çıkarıyor. Şimdi oradaki olayı şöyle bir düşünün. Bir taraftan diyoruz ki köylü bitti, tarım bitti, herkes bağını bahçesini terk eder duruma geldi. Hayvancılık bitti diyoruz ama bir taraftan da özellikle bakanlık yaptığı uygulamalarla bu bitmeyi hızlandırıyor. Şimdi bizim Maden sahasının olduğu yer, ‘Kır’ dediğimiz yer. Yazın baharla bizim hayvancılarımızın, hayvan böyle yetiştiren bizim kendi müteşebbislerimiz, kendi evlatlarımız oraya hayvanlarını götürüyor. Sonbahara kadar orasında hayvanlarını besliyor ve hayvancılığa katkı sunuyor. Ve hayvancılık bitme noktasına gelmişken bu kadar özveriyle çalışan bu insanların önü bu kararlarla kesin Oralar bizim tek meramız. Başka da mera yok. Mersin'de başka mera yok. Mersin'in tek merası şu an Dümbelek Boğazı'nı geçtiğinizde karşınıza çıkan o ‘Kır’ dediğimiz alan. Bunun dışında başka bir yerimiz yok. Ve yapılan bu uygulamayla da bu elimizden alınıyor.” dedi.

BU ŞİRKET KİMİN?

“Şimdi bunun etkilerini şöyle bir düşünün. Bugün beni ilgilendirmiyor diye vatandaşlarımız da olabilir. Ama bugün her köyden çığlık çıkıyor değerli dostlar. Çukurkeşlik’tan, Kayrakkeşlik’ten her taraftan çığlık çıkıyor; taş ocağı istemiyor, maden ocağı istemiyor. Bugün Mut’ta zeytinlikler kesiliyor. Düne kadar daha Erdemli'nin köylerinde yetişmiş narince ağaçları kesildi. Bunlarla mücadele ediyoruz. Ama bugün bana dokunmayan yılan diye bakılırsa olaya Yarınlarda sizin yaşadığınız alanlar da aynı şekilde olur.” İfadelerini kullanan Dinçer, “Şu an bu madencilikle beraber madenciliğin faaliyetinin devam etmesiyle emin olun ki şu Çavuşlu'dan yukarıdaki bütün köyler bu işten etkileniyor. Trafik olarak etkileniyor. Kirlilik olarak etkileniyor. Toz toprak olarak etkileniyor. Yarın bir trafik kazası Allah korusun o arabalar o büyük tırlar o yollarda taksiden hızla gidiyor. Yarınlarda bir kaza olsa binlerce ocak söner. Onu da bırakalım. Bizim bütün bu yörenin su kaynaklarının merkezidir orası. Biliyor musunuz? Yani hem Aslanköy'ün, Kavaklıpınar'ın, Yavcan'ın, Kurudere'nin, Tırtar'ın, Ayvalı'nın, Sadiye'ye kadar ve daha aşağısındaki köylerimize kadar su kaynağı o kırdan beslenen ocaklardır. kaynaklardır. Ve öbür tarafa düşünün. Tarsus tarafına giden Cocak Deresi'ne giden tarafta da aynı şekilde su kaynaklarını etkileyecek. Yani hem doğamızı etkiliyor, hem suyumuzu etkiliyor, hem yaşam kalitemizi etkiliyor, hem de iklimsel olarak büyük zarar görüyoruz bu olaylardan. O yüzden bu madencilik faaliyetleriyle alakalı bütün Türkiye genelinde herkes toprağına sahip çıkma çabası içerisinde. Bakın 13 Ocak'ta bakanlıkların hepsine başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na arkasından Maliye Bakanlığı'na arkasından Ticaret Bakanlığı'na soru önergeleri verdik. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne araştırma önergesi verdik. Çevre Şehircilik Bakanlığı'na soru önergesi verdim. Şu an tek bir tane cevap Maliye Bakanlığı'ndan geldi. Onda da şeyi sormuştum. Bunun kazancı kim? Bu şirket kimin? Ne kadar vergi ödedi bu ülkeye? Ne kadar katkısı oldu diye sordum. Gelen cevap Kişisel Verileri Koruma Kanunu'na göre gizlilik var. Yani şirketin kimin olduğu bile bilinmiyor. Arkasında hangi güçler var? Hangi güçler geldi de bizim buradaki toprağımıza, havamıza, suyumuza müdahale ediyorlar?” diye sordu.

TOPRAĞIMIZA SAHİP ÇIKALIM

Köylülere mücadele çağrısında bulunan Dinçer,  “Bu mücadeleyi yapmak zorundayız. Havamızı, suyumuzu, meralarımızı, kaynaklarımızı sermayeye yem etmememiz lazım. 23 hektar alanı 510 hektara çıkarmak ne demek biliyor musunuz? O kırdaki bütün alanı talan etmek demek. Orada tonlarca dinamit patlatmak demek. Tonlarca yerin yeryüzünün oynaması anlamına gelir bu. Bakın gidin. Bakın daha geçen hafta Fındıkpınar'ındaydı. Bir yağışta o yayla 90 dönüm arazi kaydı kaydı. Her gün gidiyorsun 1 metre açık var. Yarın o dinamitler orada patladığında hava kirliliğini bir tarafa bırakın, heyelan riski olsun, toprak kayması olsun, su kaynaklarının yön değiştirmesi olsun, her şeyle karşı karşıya kalınacak. Dolayısıyla değerli hemşerilerim, bugün burada az sayıdayız ama burada gönülden dostlar var. Yarınları gören insanlar var. Çoluğumuza, çocuğumuza bir gelecek bırakacaksak nasıl atalarımızdan devraldığımız toprakları kendi çocuklarımız Nasıl devredeceksek o mücadeleyi ortak vermemiz lazım. Yarınlarda yoksa bugün Aslanköy olur. Yarın başka bir köyümüz olur. Değnek olur, Sadiye olur. Zaten biliyorsunuz Suntras'ın o bölge zaten oynak, zemin oynak. Orada yapılacak faaliyetler inanılmaz bir şekilde hepimize zarar verecek. Bu vesileyle burada toplanma amacımız Bu madencilik faaliyetinin durdurulması, bu genişletme faaliyetinin durdurulması için mücadeleye destek amaçlı buradayız. Ben de onun için buradayım. Ve bunu engellemek için de var gücümüzle her yönüyle çalışacağız. Ben hepinize çok teşekkür ediyorum. Yarınlara hep beraber toprağımıza, suyumuza, havamıza, çevremize hep beraber sahip çıkalım.”

ERKAN: SU GÖZELERİ KAYBOLACAK

Çevreciler adına ortak basın metnini okuyan Serdar Erkan ise, “Berus Madencilik Şirketi tarafından, 4 Aralık 2025 Perşembe günü Toroslar Arslankoy’de yapılan ÇED bilgilendirme toplantısıyla başlatılan, halen Karaman İl sınırları içerisindeki 21 dekar alandan, Arslanköy sınırları içerisindeki 5 bin 210 dönüm alan üzerinde boksit madencilik işletmesi için ek ruhsat almak üzere yaptığı başvuruya, başta Arslanköylüler, Kavaklıpınar, Yavca ve tüm aşağıdaki köy ve mahallelerde yaşayan yurttaşlar olarak itiraz ediyoruz. Çünkü boksit madeni içerisinde, bilimsel ve akademik olarak yapılan araştırmalarda başta arsenik ve radyo aktif maddeler olmak üzere, insan sağlığını doğrudan etkileyebilecek, doğasını, havasını, suyunu zehirleyecek, kimyasal elementler bulunduğu ortaya çıkmıştır. Ruhsat alınmak istenen saha, ÇED alanı Karaman il Merkezinin 72,0 km doğusunda, Mersin il merkezinin 66,0 km kuzeybatısında, Arslanköy Mahallesinin ise 25,0 km kuzeybatısında yer almaktadır. ÇED alanlarına en yakın yerleşim yeri (kuş uçuşu yaklaşık 2,5 km) güneydeki hassas yapı ve doğal koruma alanları olarak belirtilmektedir. ÇED dosyasından anlaşılacağı gibi bu faaliyetten en çok etkilenecek olanlar, öncelikle bahar aylarından, sonbahar aylarına kadar yöreye göç eden orada damızlık hayvan keçi koyun yetiştiren konar- göçer yurttaşlarımız, hayvanları olmak üzere yazın nüfusu, pandemiden sonra 20 bine ulaşan, başta Arslanköy ve aşağı köy ve mahallelerde yaz-kış yaşayan yurttaşlarımız olacaktır. Halen, bu saha yakınındaki boksit maden sahasında yıllardan beri Demireller Şirketi zaten üretim ve sevkiyat yapmaktadır. Halen bu firmanın mevcut şartlarda, tek şeritli, Tırtar - Gözne yol ayrımına kadar, dar ve 35 km sollama yasağı olan karayolunda halen fazlasıyla kamyon trafik yükü vardır ve sık sık hız ihlali ve kazalar yaşanmaktadır. İlaveten gelecek trafik yükünü Karayolları Bölge Müdürlüğü’nün sorumluluğundaki bu mevcut yol zaten kaldırmayacaktır. Bu yolun iyileştirmesi, yatırım programında da yoktur.” şeklinde konuştu. Öte yandan, ek ruhsat sahası başvurusunu yapan Berus Madencilik Şirketinin ortaklık yapısının gizli tutulduğuna dikkat çeken Erkan, “Bu yatırıma Demireller firmasının da ortak olduğu iddia edilmektedir. Bu konuda Mersin milletvekillerimizin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bu firmaların ortaklık yapısının açıklığa kavuşması için verdiği önergeler mevcuttur. Bu nedenle firma yetkililerini ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığını, bu firmaların ortaklık yapısını açıklamaya davet ediyoruz. Çünkü başvuru yapılan ek ruhsat sahasından, yaklaşık 1 milyon ton ihraç edilmesi planlanan boksit cevherinden, alüminyum üretilmektedir. Alüminyum ise günümüzde, artan bölgesel ve küresel gerginlikler nedeniyle en çok drone ve savaş uçağı yapımında kullanılmaktadır. Sonuçta; haftada üç gün tonlarca patlatıcı kullanılarak üretim sahalarındaki patlatmalarla; aşağı köy ve mahallelerimizin hem su gözeleri kaybolacak, hem de sularına arsenik ve radyo aktif maddeler karışabilecektir. Böylelikle Arslanköy’den Akdeniz’e ulaşan Müftü Deresi ile tüm içme sularımız ve denizimiz kimyasal olarak zehirlenecek, deniz ve karamızda tüm canlılar çok olumsuz etkilenecektir. Ayrıca, kullanılacak tonlarca patlayıcının yaratacağı toz bulutlarının etkisiyle gıdamız ve havamız zehirlenecektir. Başta Mersin Valiliğimiz ile Karayolları Bölge Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri olmak üzere, Büyükşehir ve Toroslar Belediyelerimizi ve meclis üyelerimizi ve Tırtar yol güzergahı üzerindeki tüm muhtarlarımızı ve sulama kooperatiflerinin ve yöre derneklerinin başkan ve yönetimlerini, mersinlilerin sağlığını ve yaşamını tehdit eden ve edecek vahşi madenciliğe karşı yurttaşların yanında olmaya, destek vermeye davet ediyoruz. Son tahlilde, bugünkü ve gelecek kuşaklarımız ile bölgemizde yaşayacak tüm canlıları olumsuz etkileyecek, bölgemizdeki ve dünyadaki emperyalist ve siyonist savaş baronlarının değirmenine su taşıyacağına inandığımız bu vahşi madencilik çalışmalarından Berus ve Demireller Firmalarının Yetkililerini vazgeçmeye Çağırıyoruz. Ya şimdi, ya hiç bir zaman” diye konuştu.

ÖZDENİZ: ARSLANKÖY YALNIZ DEĞİLDİR

İYİ Parti Mersin İl Başkanı Ali Rıza Özdeniz de, “Bu topraklar sadece bir arazi parçası değildir; Bu topraklar bizim geleceğimiz, çocuklarımızın emaneti, doğamızın nefesidir. Aslanköy’de yapılmak istenen bu girişimin; doğal yaşamı, su kaynaklarını ve arım alanlarını olumsuz etkileyeceğine dair ciddi endişeler bulunmaktadır. Vatandaşlarımızın haklı tepkisini yerinde dinledik, süreci yakından takip ediyoruz. İYİ Parti olarak bizler; bir avuç toprağımız zarar görecekse, bir damla suyumuz kirletilecekse, bir parça yeşilimiz yok edilecekse orada oluruz, olmaya da devam edeceğiz. Milletimizin hakkını, doğamızı ve geleceğimizi korumak bizim en temel sorumluluğumuzdur. Bu mücadele sadece bugün için değil, yarınlarımız içindir. Toprağımıza, suyumuza ve yaşam alanlarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bizler de İYİ Parti olarak bu mücadelenin sonuna kadar takipçisi olacağız. Arslanköy yalnız değildir.” şeklinde konuştu.


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA