Fizyoterapist Aslı Kuzu, pelvik taban sağlığının sadece tuvalet kontrolünden ibaret olmadığını, diş sıkmadan kronik kabızlığa, solunum bozukluklarından ağrı yönetimine kadar vücudun pek çok sistemini doğrudan etkilediğini belirterek hayati uyarılarda bulundu.
RAZİYE ERDEN YILDIRIM
Fizyoterapist Aslı Kuzu, pelvik taban ile ilgili gazetemize açıklamalarda bulundu. Fizyoterapist Kuzu, pelvik taban sağlığının yalnızca tuvalet kontrolü ile sınırlı olmadığını, aksine birçok hayati fonksiyonla doğrudan ilişkili olduğunu belirterek, önemli uyarılarda bulundu. Güncel bilimsel verilerin, pelvik tabanın solunumdan postüre, sindirim sisteminden ağrı yönetimine kadar geniş bir etki alanına sahip olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Kuzu; bu bölgedeki sorunların çoğu zaman fark edilmeden farklı şikayetlerle kendini gösterdiğini söyledi.
PELVİK TABAN SAĞLIĞI HAYAT KALİTESİNİ BELİRLİYOR
Fizyoterapist Aslı Kuzu, pelvik taban sağlığının yalnızca tuvalet kontrolü ile sınırlı olmadığını, aksine birçok hayati fonksiyonla doğrudan ilişkili olduğunu belirtti. Pelvik tabanın neden önemli olduğuna da değinen Kuzu, “Pelvik taban, yalnızca ‘tuvalet kontrolü’ ile ilişkilendirilen bir yapı değildir. Güncel bilimsel veriler; bu kas grubunun solunumdan postüre, ağrıdan sindirim sistemine kadar pek çok hayati fonksiyonla bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle pelvik taban disfonksiyonları, çoğu zaman fark edilmeyen ancak farklı şikâyetlerle karşımıza çıkan çok yönlü bir sağlık problemidir.
Pelvik taban; leğen kemiğinin tabanında yer alan kas, bağ ve fasya yapılarından oluşur. Mesane, bağırsaklar ve üreme organlarını desteklerken aynı zamanda diyafram, karın kasları ve omurga ile koordineli çalışır. Bilimsel olarak pelvik taban; diyafram ile senkronize çalışarak solunumu destekler, karın içi basıncı düzenler, omurga stabilizasyonuna katkı sağlar, sinir sistemi ile yakın ilişki içinde çalışır (özellikle otonom sinir sistemi), bu nedenle pelvik tabandaki bir problem, yalnızca lokal değil, tüm vücut sistemlerini etkileyebilir.” ifadelerini kullandı.
KADIN VE ERKEKLERDE FARKLI ŞİKAYETLERLE ORTAYA ÇIKIYOR
Kadın ve erkeklerde hangi hastalıkların tedavi edildiği konusunda açıklamalar yapan Fizyoterapist Aslı Kuzu, “Pelvik fizyoterapi yalnızca kadınlara özgü değildir; erkek ve çocuk hastalarda da etkin ve bilimsel bir tedavi yaklaşımıdır. Kadınlarda en sık görülen problemler; idrar kaçırma (stres, urge, miks tip), pelvik organ sarkmaları, ağrılı regl (dismenore), vajinismus ve ağrılı cinsel birliktelik, diş sıkma, kronik, kabızlık, ağrılı regl problemleri, menopoz dönemi problemleri, doğum sonrası kas zayıflığı veya travmaları, kronik pelvik ağrı, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları ve solunum problemleridir. Ağrılı regl yaşayan birçok kadında pelvik taban kaslarının aşırı kasılı (hipertonik) olduğu ve bu durumun ağrıyı artırdığı bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Erkeklerde pelvik taban problemleri; prostat cerrahisi sonrası idrar kaçırma, kronik pelvik ağrı sendromu, sık idrara çıkma ve mesane kontrol problemleri, cinsel fonksiyon bozuklukları, kabızlık ve dışkılama zorlukları erkeklerde pelvik taban çoğu zaman göz ardı edilse de, özellikle kronik ağrı ve idrar problemlerinde anahtar rol oynar.” dedi.
DİŞ SIKMA VE SOLUNUM PROBLEMLERİYLE DE BAĞLANTILI
Pelvik taban disfonksiyonunun çoğu zaman farklı sorunların altında yatan neden olabileceğine dikkat çeken Kuzu, diş sıkma (bruksizm) ile pelvik taban arasında nöromüsküler bir bağlantı bulunduğunu söyledi. Fizyoterapist Kuzu, “Pelvik taban disfonksiyonu, çoğu kişinin hiç ilişkilendirmediği bazı durumların altında yatan neden olabilir; diş sıkma (bruksizm), çene kasları ile pelvik taban arasında nöromüsküler bir bağlantı vardır. Yapılan çalışmalar, çene kaslarındaki aşırıaktivitenin pelvik taban kaslarında da artmış tonusa yol açabileceğini göstermektedir. Bu nedenle diş sıkma problemi olan bireylerde pelvik taban değerlendirmesi önemlidir. Solunum problemleri pelvik taban, diyafram ile birlikte çalışan bir sistemin parçasıdır. Yanlış solunum (özellikle üst göğüs solunumu); pelvik tabanı sürekli baskı altında bırakır, kas koordinasyonunu bozar, idrar kaçırma ve ağrı riskini artırır. Doğru diyaframatik solunum, pelvik taban tedavisinin temel taşlarından biridir.” ifadelerini kullandı.
KABIZLIK VE TEKRARLAYAN ENFEKSİYONLARDA GİZLİ NEDEN OLABİLİR
Kronik kabızlık yaşayan bireylerde pelvik taban kaslarının gevşeyememesinin önemli bir sorun olduğunu belirten Kuzu, bu durumun uzun vadede hemoroid ve ağrıya yol açabileceğini kaydetti. Kuzu, sözlerine “Kronik kabızlıkta en sık sorunlardan biri, pelvik taban kaslarının gevşeyememesidir (anismus). Bu durumda; kişi ıkınır ama boşaltım gerçekleşmez, pelvik taban ters çalışır. Uzun vadede hemoroid ve ağrı gelişebilir. Pelvik fizyoterapi ile bu kaslara doğru gevşeme ve koordinasyon öğretilir. Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, sadece bakteriyel nedenlerle açıklanamayan bazı enfeksiyonlarda; pelvik taban kas spazmı, mesanenin tam boşaltılamaması, artmış kas tonusu önemli rol oynar. Doğru kas fonksiyonu sağlanmadan mesane tam boşaltım sağlayamaz ve enfeksiyonlar tekrarlayabilir. Pelvik taban sağlığı, birçok branşın birlikte çalışmasını gerektirir; kadın hastalıkları ve doğum, üroloji, genel cerrahi, fizik tedavi ve rehabilitasyon, nöroloji, psikiyatrı, psikolog, gastroentroloji, çocuk sağlığı ve hastalıkları, çocuk nefroloji ve üroloji, dahiliye, göğüs hastalıkları, kardiyoloji, beyin ve sinir cerrahi uzmanı, diyetisyen, diş hekimi gibi... Özellikle kronik ağrı ve fonksiyonel bozukluklarda ekip yaklaşımı tedavi başarısını belirgin şekilde artırır.” diyerek devam etti.
MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIM ŞART
Pelvik taban sağlığının; kadın hastalıkları, üroloji, fizik tedavi, nöroloji ve psikoloji gibi birçok branşın birlikte çalışmasını gerektirdiğini vurgulayan Kuzu, özellikle kronik ağrı ve fonksiyonel bozukluklarda ekip çalışmasının tedavi başarısını artırdığını ifade ederek, “Pelvik fizyoterapist, sadece egzersiz veren kişi değildir. Detaylı bir değerlendirme ile kasın gücünü, kasın gevşeme kapasitesini, sinir hassasiyetini, solunum ve core ilişkisini, postürüanaliz eder ve kişiye özel tedavi planı oluşturur. Uygulanan tedaviler; manuel terapi (iç ve dış kas gevşetme teknikleri), tetik nokta tedavisi, pelvik taban egzersizleri (güçlendirme veya gevşetme), bio feedback ile kas farkındalığı eğitimi, elektrik stimülasyonu, diyaframatik solunum eğitimi, mesane ve bağırsak eğitimi, postür ve hareket düzenleme, nöromodülasyon teknikleri.” dedi.
“BELİRTİLERİ GÖZ ARDI ETMEYİN”
Pelvik tabanın vücudun merkezinde yer alan kritik bir yapı olduğunu hatırlatan Kuzu, “Pelvik taban, vücudun merkezinde yer alan ve birçok sistemi etkileyen kritik bir yapıdır. İdrar kaçırmadan kabızlığa, ağrılı regl dönemlerinden diş sıkmaya kadar uzanan geniş bir yelpazede etkili olabilir. Bu nedenle belirtiler göz ardı edilmemeli, erken dönemde doğru değerlendirme ile tedaviye başlanmalıdır. Çünkü bazen sorun sandığınız yerde değil, vücudun en derin ve en az fark edilen kas grubunda olabilir; yani pelvik tabanda.” diyerek sözlerini tamamladı.
|