Sözyüzü Sanat ve Edebiyat Derneği ile MEDEKA Edebiyat Kurulu iş birliğinde düzenlenen “Festivale Doğru Edebiyat” etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen ilk panelde, edebiyat ve görsel sanatlar arasındaki ilişki “ekfrasis” kavramı üzerinden ele alındı. Uzman isimlerin katıldığı oturumda, imge ile sözün dönüşümü, sanatlar arası etkileşim ve erkeklik temsilleri tartışılırken, Mersin’de edebiyatın görünürlüğünü artırmaya yönelik yeni kültürel etkinliklerin süreceği vurgulandı.
ABDULLAH ÖZTÜRKMEN
Sözyüzü Sanat ve Edebiyat Derneği ile Mersin'e Değer Katanlar Kurulu (MEDEKA) Edebiyat Kurulu iş birliğinde düzenlenen “Festivale Doğru Edebiyat” etkinliklerinin ilk oturumu, sanat ve edebiyat dünyasından önemli isimleri bir araya getirdi. “İmgeyle Metnin, Renkle Sözün Dikotomisindeki Estetik İlişkisi” başlığıyla gerçekleştirilen panel, katılımcıların yoğun ilgisiyle karşılandı. Edebiyat ile görsel sanatlar arasındaki çok katmanlı ilişkiyi odağına alan oturumda; yazar Adnan Gerger, ressam Ahmet Yeşil, gazeteci-yazar Saniye Kısakürek ve araştırmacı-yazar Veli Mert konuşmacı olarak yer aldı. Disiplinler arası bir bakış açısıyla yürütülen panelde; imgenin söze, sözün imgeye dönüşüm süreçleri farklı yönleriyle ele alındı.
EDEBİYAT VE RESİMDE “ERKEKLİK” METAFORU TARTIŞILDI
Panelin moderatörlüğünü üstlenen Ahmet Yeşil, sanatlar arasındaki etkileşimin tarihsel derinliğine dikkat çekerken, konuşmacılar da hem kuramsal hem de örnekler üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Oturumun ana eksenini oluşturan “Ekfrasis” kavramı, yani bir sanat eserinin sözle yeniden kurulması meselesi, panel boyunca farklı açılardan tartışıldı. Ekfrasisin tarihsel yolculuğu ele alındı. Yazar Adnan Gerger, konuşmasında “Ekfrasis” kavramının edebiyat tarihindeki izini sürerek, Antik Yunan’dan günümüze uzanan bir perspektif sundu. Gerger, bu kavramın yalnızca bir betimleme yöntemi olmadığını, aynı zamanda sanatlar arası bir dönüşüm ve yeniden üretim alanı olduğunu vurguladı. Gazeteci-yazar Saniye Kısakürek ise çağdaş edebiyat ve resim üzerinden dikkat çekici bir karşılaştırma yaptı. Kısakürek, Leyla Erbil’in “Tuhaf Bir Erkek” adlı romanı ile ressam Komet’in eserlerinden hareketle, görünür ve görünmeyen erkeklik temsillerini irdeledi. Bu bağlamda edebi metinler ile görsel sanatların nasıl ortak bir anlam evreni kurabildiğine dikkat çekti. Araştırmacı-yazar Veli Mert de konuşmasında, kadim metinlerin ve sanat tarihine yön veren görsel üretimlerin arka planını ele aldı. Mert, imge ve metin arasındaki ilişkinin yalnızca estetik değil, aynı zamanda düşünsel bir derinlik taşıdığını belirterek, sanatın çok katmanlı yapısına vurgu yaptı.
“GÖRMEK Mİ ÖNCE GELİR, SÖYLEMEK Mİ?”
Oturumun sonunda söz alan MEDEKA dönem sözcüsü Saniye Kısakürek, sanatlar arasındaki ilişkiyi çarpıcı bir çerçevede değerlendirdi. Kısakürek, imge ile söz arasındaki gerilimin sanat üretiminin temel dinamiklerinden biri olduğunu ifade ederek şu soruları gündeme getirdi: “Bir görüntünün karşısında durduğumuzu düşünelim. Henüz adını koymadığımız, anlamını sabitlemediğimiz bir görüntü… O anda hiçbir şey söylenmemiştir ama imgeler konuşur. Ne zaman ki söze gireriz, işte o anda imge sınır kazanır. Peki görmek mi önce gelir, söylemek mi? Ve söz, imgenin derinliğini açar mı, yoksa onu daraltır mı?” Kısakürek, ekfrasisin yalnızca bir betimleme tekniği değil, aynı zamanda bir “yaratma biçimi” olduğunu vurgulayarak, bu kavramın kökeninin Antik Yunan’a kadar uzandığını hatırlattı. Homeros’un İlyada destanındaki Akhilleus’un kalkanı betimlemesini örnek gösteren Kısakürek, bu anlatımın bir nesneyi tarif etmenin ötesinde, başlı başına bir evren kurduğunu dile getirdi.
MERSİN’DE EDEBİYAT İÇİN YENİ BİR VİZYON
Programın sonunda konuşan Kısakürek, MEDEKA Edebiyat Kurulu’nun her ay iki etkinlik düzenlemeyi planladığını açıkladı. Amaçlarının Mersin’de edebiyatın görünürlüğünü artırmak ve kente yeni bir kültürel dinamizm kazandırmak olduğunu belirten Kısakürek, “Edebiyat aracılığıyla düşünsel üretimi çoğaltmak ve farklı disiplinlerle etkileşim kurmak istiyoruz.” dedi.
|