“Limon Çiçekleri – Acı Tatlı Hayatlar” filmiyle izleyicinin hafızasında iz bırakan Yönetmen Erdal Açık, yeni filmi “Göç” ile bu kez insanların sadece fiziksel değil, duygusal yolculuklarını beyaz perdeye taşıyor. Çekimlerin Mersin’de başlayacağı film, göçün yarattığı kopuşu ve hafızayı merkezine alıyor.
ABDULLAH ÖZTÜRKMEN
Mersin’in sinema ile buluşmasına öncülük eden isimlerden biri olan yönetmen Erdal Açık, yeni filmi “Göç” için gün sayıyor. Daha önce çektiği “Limon Çiçekleri – Acı Tatlı Hayatlar” ile hem hikâyesi hem de atmosferiyle dikkat çeken Açık, bu kez daha geniş bir toplumsal meseleye odaklandıklarını ifade etti. Sanat yolculuğunu, yeni filmin perde arkasını ve Mersin’in sinema potansiyelini konuştuğumuz Açık, samimi açıklamalarda bulundu.
“GÖÇ SADECE YOLCULUK DEĞİL, BİR KOPUŞTUR”
“Göç” filminin hikâyesi nasıl doğdu?
Uzun zamandır aklımda olan bir konuydu. Çünkü bu coğrafyada yaşayan herkesin hayatında göçün bir karşılığı var. Kimi doğduğu yeri bırakmak zorunda kalmış, kimi daha iyi bir yaşam umuduyla yollara düşmüş. Ama ortak bir duygu var: Geride bırakılanlar... Göç dediğimiz şey sadece bir yer değiştirme değil; bir kopuş, bir dönüşüm ve çoğu zaman da bir mücadeledir. Bu filmde tam olarak bunu anlatıyoruz. İnsanların sadece fiziksel değil, duygusal yolculuklarını da beyaz perdeye taşımak istiyoruz. Uzun süre saha çalışması yaptık. İnsanların hikâyelerini dinledik. O kadar güçlü yaşanmışlıklar var ki… Bunları görmezden gelmek mümkün değil.
“MERSİN BİR FİLM PLATOSU GİBİ”
Çekimler neden özellikle Mersin’de?
Mersin başlı başına bir film platosu aslında. Tarsus’un tarihi dokusu, Mezitli’nin sahil hattı, Torosların eteklerindeki köyler… Hepsi birbirinden farklı atmosferler sunuyor. Bu çeşitlilik bir yönetmen için çok büyük bir avantaj. Ama mesele sadece mekân değil. Bu şehrin bir ruhu var. Çok kültürlü yapısı, farklı yaşamların iç içe geçmesi, geçmişten bugüne taşıdığı hikâyeler… Bunların hepsi sinema için çok kıymetli. Mersin’in sinema sektöründe daha görünür olması gerekiyor. İstanbul merkezli bir sektör var ama Anadolu’nun hikâyeleri çok daha güçlü. Mersin de bu anlamda keşfedilmeyi bekleyen bir hazine.
“HAZIRLIKLAR AYLAR SÜRDÜ, ARTIK ‘MOTOR’ DEME ZAMANI”
Set öncesi hazırlık süreci nasıldı?
Oldukça yoğun geçti. Senaryonun son haline gelmesi bile uzun zaman aldı. Ardından oyuncu seçimi, mekân belirleme, sanat yönetimi, kostüm, teknik ekip… Her biri ayrı bir süreç. Biz detaylara çok önem veriyoruz. Bir sahnede kullanılan objeden oyuncunun bakışına kadar her şeyin bir anlamı olmalı. Bu yüzden titiz bir çalışma yürüttük. Şu an geldiğimiz noktada her şey hazır. Artık “motor” diyeceğiz. Sete girdiğimde zaman kavramı değişiyor. Orası artık başka bir dünya oluyor.
“HER FİLM BİR VİCDAN MESELESİDİR”
Filmlerinizde duygusal yoğunluk dikkat çekiyor. Bu bilinçli bir tercih mi?
Evet, çünkü ben sinemanın kalbe dokunması gerektiğine inanıyorum. Teknik olarak kusursuz bir film yapabilirsiniz ama eğer izleyicinin yüreğine değmiyorsa eksik kalır. Benim için her film biraz vicdan meselesi. Anlattığınız hikâyeye gerçekten inanmanız gerekiyor. Eğer siz o duyguyu yaşamazsanız, izleyiciye geçmez. “Limon Çiçekleri” filminde de benzer bir yaklaşım benimsedik. O filmde insanlar kendi geçmişleriyle yüzleşti. “Göç”te de benzer bir etki yaratmayı umuyoruz.
“MERSİN’İ SİNEMA İLE BULUŞTURMAK BENİ MUTLU EDİYOR”
Mersin’de film çekmek sizin için ne ifade ediyor?
Benim için çok özel bir duygu. Çünkü bu şehir benim için sadece bir mekân değil, bir hafıza. Burada film çekmek, bu toprakların hikâyelerini anlatmak benim için bir sorumluluk. Mersin’i sanat ve sinemayla buluşturmak beni gerçekten çok mutlu ediyor. Eğer bu şehirde sinema adına bir hareket başlatabiliyorsak, bu en büyük kazançtır.
“GENÇLER SİNEMAYA YÖNELMELİ”
Gençlere ne söylemek istersiniz?
Sinema sabır işidir. Hemen sonuç alınacak bir alan değil. Ama gerçekten isteyen, çalışan ve kendini geliştiren herkes bu yolda ilerleyebilir. Gençler bol bol izlesin, okusun, gözlem yapsın. Çünkü en iyi hikâyeler hayatın içindedir. Bazen bir köy kahvesinde, bazen bir sokak arasında, bazen de bir insanın bakışında…
“LİMON ÇİÇEKLERİ BENİM HAYATIM”
“Limon Çiçekleri”nin sizin için nasıl bir anlamı var?
“Limon Çiçekleri” tamamen Mersin’de yaşanmış bir hikâye. O yüzden burada çektik. Aslında bu benim kendi hayatım. 5 Haziran tarihinde galasını yapacağız. Yeni sezonda da vizyona girecek. Bu bizim için çok önemli bir adım. İkinci hedefimiz “Limon Çiçekleri”nin devamını çekmek. Hatta bununla ilgili bazı kanallarla görüşmeler yaptık. Dizisi olması için süreçler yürütüldü ve bu görüşmeler tamamlandı.
“MERSİN ARTIK BİR FİLM PLATOSU”
Son zamanlarda Mersin’de bir sinema hareketliliği başladı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Evet, şu anda takip ediyoruz; “Limon Çiçekleri”nden sonra Mersin’de 5 tane film çekilmeye başlandı. Hatta Tarsus’ta bir dizi çekimi başladığı bilgisini aldık. Bu bizim için çok değerli. Çünkü bir kıvılcım yaktık ve bu büyüyor. Mersin, sinema sektörü açısından giderek daha fazla dikkat çekiyor. Bu şehri bir plato haline getirmek, İstanbul merkezli sektöre fark ettirmek bizim için ayrı bir gurur. Ama burada durmayacağız, devam edeceğiz.
“BU SADECE BİR FİLM DEĞİL, BİR ŞEHİR MESELESİ”
“Göç” filmi ne zaman çekilecek?
Yeni filmimiz “Göç” hikâyesi yine bu coğrafyanın gerçeklerinden besleniyor. Göç, bu toprakların gerçeği. Sadece bir yolculuk değil; bir kopuş, bir mücadele. Biz de bu filmde insanların hem fiziksel hem duygusal yolculuğunu anlatıyoruz. Bu filmimizle ilgili hazırlık sürecimizi tamamladık ve çekimler için artık hazırız. Sinema çalışmalarımız yalnızca bir “Erdal Açık işi” değil. Bu Mersin işi. Bu, bu şehrin işi. Bu, kokusuyla, dokusuyla yaşayan bir şehir hikâyesi.”Bu projelerde bize destek veren başta Sayın Valimiz olmak üzere, İl Kültür Müdürlüğümüze ve Mersin’deki tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyoruz. Bu destekler olmasa bu projeleri hayata geçirmek çok zor olurdu.
“GÖÇ, SADECE BİR FİLM DEĞİL, BİR HAFIZA”
Röportajın sonunda Açık, “Göç” filminin sadece bir sinema projesi olmadığını özellikle vurgulayarak, “Bu film bir hafıza çalışması aslında. Geçmişi unutmamak, yaşananları hatırlamak ve anlamak için bir çaba. Biz izleyiciye sadece bir hikâye sunmayacağız; aynı zamanda bir duygu, bir yüzleşme alanı açacağız. Umarım herkes kendinden bir parça bulur.” dedi.
Foto altı:
Hazırlıkları tamamlanan ve çekimleri için geri sayım başlayan “Göç”, Mersin’de sinema rüzgârını yeniden estirmeye hazırlanıyor. Yönetmen Erdal Açık ve ekibi, bu filmle sadece bir hikâye anlatmayı değil; iz bırakan bir eser ortaya koymayı hedefliyor.
|