Tarım ve Orman Bakanlığı’nın pestisit kullanımını denetim altına almak amacıyla hayata geçirdiği B-Reçete sistemi, pilot iller arasında yer alan Mersin’de uygulanmaya başlandı. Ziraat Mühendisi Ali Erdoğan, sistemin hem üreticiyi ekonomik zarardan koruyacağını hem de AB standartlarında güvenli gıda arzı sağlayacağını belirterek, “B-Reçete sisteminin sadece ihracat için algılanmaması lazım. Çünkü ülkemizde yaşayan her bir birey, her bir gencimiz, her bir çocuğumuz, her bir yaşlımız; bizim için değerlidir. Biz bu sistemi önce kendimiz için uygulamamız gerekir. Kendimiz için uyguladığımızda zaten yurt dışına daha kolay ürün satabilir hale geleceğiz. Biz sadece ‘ihracat böyle istiyor’ diye bunu yapmaya çalışırsak yine başarılı olamayız.” dedi.
RAZİYE ERDEN YILDIRIM
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından pestisit kullanımını kayıt altına almak ve denetlemek amacıyla hayata geçirilen B-Reçete (Bitki Reçetesi) sistemi, Ocak 2026 itibarıyla Mersin, Samsun, Ankara ve Kırklareli’nde pilot olarak uygulanmaya başladı. 1 Temmuz 2026’dan itibaren ise tüm Türkiye’de zorunlu hale gelecek sistem, hem üretim sürecini disipline etmeyi hem de ihracatta yaşanan kalıntı sorunlarını ortadan kaldırmayı hedefliyor. Pilot illerden biri olan Mersin’de uygulamanın sahadaki yansımalarını, üreticinin sisteme uyum sürecini ve B-Reçete’nin hedeflenen başarıya ulaşıp ulaşmadığını Ziraat Mühendisi Ali Erdoğan ile konuştuk.
B- Reçete ile üretilen ürünlerin hangileri AB ülkelerine ihracatta onay aldı?
Mut ilçemizde yetişen can eriği ve kayısısı için AB ülkelerine ihraç edilmek üzere anlaşmalar yapıldı.
Üretici, B- Reçete’ye alıştı mı?
Üreticilerimiz ilk başta alışılmışın dışında bir uygulama olduğu için sistemi anlamaya çalıştı. Gerekli ve zorunlu bir uygulama olduğunu; araştırıp, öğrendikten ve zirai ilaç bayilerinin bu konudaki taleplerini duyduktan sonra anladı. Böylece, üreticilerimizin çoğu, bayilerle iş birliği içinde çalışmaya başladı. Genellikle bayi ve üreticiler de birbirlerine yardımcı oldular, sonuçta sabır ve anlayış galip geldi.
B-Reçete öncesinde ne gibi sorunlar vardı?
Tarımsal üretim genel olarak üç şekilde yapılır: Organik tarım, rastgele üretim ve iyi tarım uygulamaları... Organik tarımda kimyasal kullanılmaz ve süreç tamamen kayıt altındadır. Rastgele üretimde ise herhangi bir plan ya da kayıt sistemi bulunmaz. İyi tarım uygulamalarında ise ilaç ve gübre kullanımı belirli kurallar çerçevesinde, doğru zamanda ve doğru dozda yapılır ve tüm süreç kayıt altına alınır. “B-Reçete” sistemi de bu disiplinli üretimi yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Üretim sürecinin kayıt altına alınmaması durumunda ürünlerin ihracatta kabul görmesi mümkün olmuyor. Çünkü ithalatçı ülkeler, ürünün nasıl üretildiğinin belgelenmesini ister. Avrupa Birliği ülkelerinde birim alanda Türkiye’ye göre daha fazla kimyasal kullanılıyor. Ancak bu kullanım kayıt altına alındığı ve kurallara uygun yapıldığı için sorun teşkil etmiyor. Önemli olan kimyasal kullanmamak değil, doğru zamanda ve doğru şekilde kullanıldığını belgeleyebilmektir.
Avrupa Birliği ülkelerinde birim alanda ülkemize göre beş kat daha fazla zirai ilaç ve kimyasal kullanıldığını, ancak bu kullanımın kayıtlı ve belgeli olması halinde kendi aralarında sorun teşkil etmediğini ifade ettiniz. Peki, bu durumda tüketiciler yine kimyasal kullanılmış ürünleri tüketmiş olmuyor mu? Bu durum bir risk oluşturmuyor mu? Bu konuyu biraz daha açabilir miyiz?
Zamanında, erken dönemde, uygun doz, uygun miktar ilaç yapar, hasata kadar geçmesi gereken süreyi ihlal etmezseniz; kaç sefer ilaç yaptığınız çok da önemli değildir. Ürün analizlerinde kalıntı çıkmaz.
İleriye doğru B-Reçete’nin geliştirileceğini söylemiştiniz, neler yapılacak?
Öncelikle erken de olsa yanlış tavsiye dışı ilaç kullanılmayacak. Yine erken de olsa birim alana aynı anda misli ile fazla ilaç kullanmayacaksınız ve ilacın ruhsatındaki son ilaçlama ile hasadı arasındaki süreyi ihlal etmeyeceksiniz. İlacına göre bu süre 45 gün de olabilir, 7 gün de olabilir. Bu süre her ilacın her bitkiye atıldıktan sonra ayrı ayrı olarak, doğada parçalanma, uçma, yok olma sürecine göre önceden yapılmış teknik ruhsatlandırma çalışmalarında belirlenir ve hem ruhsatına hem de ilacın ambalajındaki etiketine yazılır. “B-Reçete” programında da tüm teknik bilgiler yüklüdür zaten.
“SİSTEMİN İŞLEYİŞİNDE TEKNİK BİR SORUN YOK, OLANLAR DA MAKUL BİR ZAMAN İÇERİSİNDE AŞILIYOR”
Mersin’deki tarım ilacı bayileri satış yapamaz hale geldiğini söylüyor. Sizce de öyle mi?
Şöyle ki; eğer kara yoluyla seyahat edecekseniz, otobüs saatinden bir 5 dakika önce terminale varmanız ya da bineceğiniz otobüse erişmeniz yeterlidir. Ancak ulaşımda hava yolu tercih edecekseniz, havaalanına en azından yarım saat, 45 dakika önce varmanız gerekir. Ve havaalanına vardıktan itibaren uçağa ulaşıncaya kadar bir sürü aşamadan geçersiniz. Kimlik kontrolü, pasaport kontrolü, üzerinizin aranması, birlikte götürdüğünüz eşyaların aranması gibi… Bunların organizasyonu bir süreç alır. Dolayısıyla üreticimiz daha önceden bakkaldan çekirdek alır gibi zirai ilaç almaya alıştığı ve yoldan geçerken “Hemen bana oradan bir ilaç ver, gideceğim” gibi bir alışkanlığı olduğu için, yine aynısı devam etme eğiliminde elbette. Ama zirai ilaç bayilerinin uyarılarıyla bunun böyle olmayacağı anlatıldıktan sonra vatandaş da zaten geçen süreçte buna uyum sağlıyor. Nasıl havaalanında “Ben hiçbir kontrolden geçmek istemiyorum” demek mümkün değilse, artık zirai ilaç almanın da öyle kısa bir zaman diliminde olmayacağını insanımızın, üreticimizin anlaması gerekir. Zaten doğru olan da budur. Birçok yanlış kullanım ve ekonomik zarar da zaten buradan kaynaklanır. Yanlış kullanmak sadece ürün kalıntısı olarak algılanmaması gerekir. Doğru zamanda ve dozda doğru ilaç kullanmak, hem üreticiyi ekonomik olarak rahatlatır hem üretim başarısını artırır hem de üretilmiş ürünlerin sağlıklı şekilde üretilip hem yurt içindeki tüketicilerimizi hem de yurt dışındaki tüketicilerimizi korumasını sağlar. Dolayısıyla bu bir alışma sürecidir. Sistemin işleyişinde bir sıkıntı yok, sadece zaman gerekir. Ufak tefek, sistem yeni başladığı için; çok minimum düzeyde benim gözlemlediğim kadarıyla bazı aksaklıklar olabilir. Ama genel olarak yüzde 99 sistem başarılı bir şekilde işliyor. O kalan yüzde 1’de de zaten Tarım İl Müdürlüklerine telefonla ulaşıldığında anında cevap veriyorlar, bu sorunlar aşılıyor.
Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, “Üretici, girdi maliyetleri ve B-Reçete sebebiyle çıkmazda.” dedi. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sayın vekilimizin kendisine gelen şikâyetler üzerine duyarlılık göstermesi elbette güzel bir şey. Ama bu konuda bir araştırma yapmadan ya da bu konuya hakim bir danışmanından ya da uzman bir kişiden herhangi bir görüş, bilgi almadan bu konuyu değerlendirmiş ya da böyle bir soruya cevap vermiş. Oysaki bu konunun uzmanı bir kişiden görüş alması daha doğru olurdu. Bunu yapmadığı için popülist bir cevap vermiş. Bence tüm ilgililerin, yetkililerin; gerek iktidar gerek muhalefet olsun, gerekse de bu konuyu araştıran ya da bu konuya duyarlılık gösteren basınımız olsun; aynı sizin yaptığınız gibi bu konuyu araştırmasında, bu konu hakkında bilgilenmesinde bir ya da birçok kişiyle bu konuyu görüşüp ondan sonra bu konuda bir değerlendirme yapmasında fayda var. Aksi takdirde niyet doğru olsa bile, herhangi bir yanlış yönlendirme gayesi olmasa bile, sonuç olarak bu hem ülkemizin üretimi için hem üreticiler için zarar verebilecek, yanlış anlaşılmaya sebep olacak bir değerlendirme olur. Bundan hepimizin kaçınması gerekir. Yani futbol oynanırken hakemlerden şikâyet edilir ama hiçbir zaman da hakem olmadan futbol oynansın denmez. Düşünsenize, ortada bir hakem yokken bir futbol maçının ya da herhangi bir spor müsabakasının yapıldığını… Biz çocukluğumuzda mahallede top oynardık, hakem olmazdı. Zamanımızın yarısı “Yok goldü, yok ofsayttı, yok fauldü, gol değildi” gibi tartışmalarla geçerdi. Şimdi çim sahalar var. Artık amatör takımlar bile çim sahalarda, hakem nezaretinde futbol yapıyor ya da eğitici, öğretici öğretmenler nezaretinde. Ülkemiz gelişiyor... Artık bu gelişmeye hepimizin ayak uydurması gerekir. Her sistem başlangıçta belli zorluklar getirir ama doğru bir sistemse hepimizin buna sahip çıkması gerekir. Üreticimiz emeğinin, zamanının büyük bir kısmını tarlasında, bahçesinde günlerini geçirerek harcıyor. Yani lütfetsin de; senede 8-10 gününü ya da bu günlerin birer ikişer saatini danışmanlık aldığı, hizmet aldığı zirai ilaç bayilerinde, ziraat mühendislerinin ve “B-Reçete” sistemi tavsiyelerini doğru öğrenip, doğru uygulayıp, belli kontrollerden geçtikten sonra yapsın. Zaten ülkemizdeki yanlış, gereksiz ve fazla zirai ilaç kullanımı o kadar fazla ki; üreticimizin uzun vadede kazanacağı, gereksiz ilaç kullanmaktan kaçınarak elde edeceği maddi kâr ile iki ilacı yanlış zamanda ya da yanlış dozda kullandığı için uğrayacağı zararın telafisi ya da önlenmesi konusunda elde edeceği ekonomik getiri, psikolojik, sosyal, sosyolojik getiriler düşünüldüğünde bu sistemin ne kadar gerekli ve değerli olduğu anlaşılacaktır. “B-Reçete” sistemi sadece ihracat için algılanmaması lazım. Çünkü ülkemizde yaşayan her bir birey, her bir gencimiz, her bir çocuğumuz, her bir yaşlımız; bizim için değerlidir. Biz bu sistemi önce kendimiz için uygulamamız gerekir. Kendimiz için uyguladığımızda zaten yurt dışına daha kolay ürün satabilir hale geleceğiz. Biz sadece “ihracat böyle istiyor” diye bunu yapmaya çalışırsak yine başarılı olamayız. Şuna inanmamız gerekir: Ürettiğimiz ürünleri kendimiz tükettiğimiz için, kendi aile bireylerimize ve kendi işimize olan saygımız gereği bunu yapmamız lazım. Dolayısıyla Sayın Vekilimizin de ileriki dönemlerde bu konuda bilgilendikten sonra fikrinin değişeceğini düşünüyorum. Hep birlikte doğru olan sistemlere, medeni bir toplum olarak alışmamız gerektiğini düşünüyorum.
“BU SİSTEM ÜRETİCİYİ ZORLAYACAK, ZAMANINI ALACAK DEĞİLDİR; BAYİYİ DE RAHATLATACAK BİR UYGULAMADIR”
Üreticilere önerileriniz nelerdir?
Birinci aşamada da özellikle eğer sebze üretecekse dikimden birkaç ay evvelinden, meyve tüketecekse de yılın belli dönemlerinde zaten Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerinde hangi ürünü yetiştirecekler ya da hangi ürünü yetiştirmeye devam edeceklerini beyan edecekleri belli dönemler var. Aralık, ocak, eylül dönemi gibi belli dönemler var. Bu dönemde Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerine, bulundukları yere en yakın, kayıtlı oldukları yere en yakın Tarım İlçe Müdürlüğüne giderek, eğer yerleri tapulu ise tapularla birlikte götürerek, yetiştirdikleri ve yetiştirmeye devam ettikleri ya da yeni ekim yapacakları yerleri kayıt altına aldırmaları gerekiyor. Bu konuda en çok karşılaşılan sorun şöyle oluyor: Bazen babadan, dededen kalma yerler henüz paylaşılmamış oluyor. Hem kendi üzerine tapu olmuyor. Ama bu da yine aşılıyor. Tarım İlçe Müdürlükleri yeri bizzat görerek bir taahhütname alıyorlar üreticiden ve sisteme ürettiği ürünün girişini yapıyorlar. Yani her hâlükârda tüm zorluklar aşılabiliyor. Ama üretici hiç bunları yapmadan ürün üretmeye başlar, bitki hastalanır, ondan sonra da zirai ilaç bayisine gider, “5 dakikada ilaç alayım, atayım” gibi bir yaklaşımda bulunursa bu son derece yanlış olur. İşin doğasına da aykırı; üreticiye ve ülkemize zarar verir. Dolayısıyla ilk önce faaliyetler başlamadan önce Tarım İlçe Müdürlüğü’nün ilan ettiği zamanlarda erkenden müracaatını yapıp üretimi kayıt altına aldırması lazım. Bu ne demek? Bayiye gittiği zaman, “B-Reçete” sistemine girildiği zaman, o üreticinin o ürünü ürettiği sistemde görülüyor. İkincisi, üretici aşağı yukarı o ürünü zaten ürettiği ve belli bir bilgi ve deneyimi olduğu için hangi zamanda hangi ilacı kullanacağını aşağı yukarı bilir. Bilmiyorsa da, ilaçlama zamanları başlamadan bir zirai ilaç bayisine gidip belli bir plan, programa dahil edilmesi lazım. Hangi ilaç bayisi ile çalışacağı belli değilse bile Tarım İlçe Müdürlüğü’ne gidip, ilgili teknik mühendislerden bu programları, tavsiyeleri alabilirler. Çalışacağı ilaç bayisine gidip, ürünü ektiğini sistemden kontrol ettirmesi lazım. Sistemde bu ürün gözüktükten sonra da bayinin tavsiyelerine uyması lazım. Bayinin ona “Şu zaman gel, şu zaman şu yapılacak, bu zaman bu yapılacak. İşte belli dönemlerde ben sizin arazinize kontrole geleceğim. Ona göre kararlar vereceğiz” şeklinde tavsiyeleri olacak. Bu sistem; üreticiyi zorlayacak, zamanını alacak değildir. Bayiyi de rahatlatacak bir uygulamadır. Bayilerimizin bugüne kadar şikâyet ettiği en önemli husus; üreticinin geç kalarak vakitsiz, damdan düşer gibi gelip kendilerine başvurmalarıdır. Aslında bu uygulama uzun vadede sadece tüketicileri değil, üreticileri ve özellikle zirai ilaç bayilerini de rahatlatacak bir sistemdir. Ama maalesef ülkemizde bugüne kadar tarımsal üretimde en fazla ezilen, zorlanan, haksızlığa uğrayan kesim zannedildiği gibi üreticiler değil, zirai ilaç bayileridir. Çünkü zirai ilaç bayileri üreticilere hem doktorluk hizmeti verir hem eczacılık hizmeti verir. Mesela eczaneden veresiye bir şey alamazsınız; ya devlet öder parasını, ya da hasta peşin öder. Ama zirai ilaç bayileri 3 ay, 5 ay, 6 ay vadeli ürün satar. Burada bir finansörlük de söz konusu. Üretici ürettiği ürünün karşılığını ekonomik olarak alamazsa bayi de bu konuda zor durumda kalıyor. Üretici başarılı olursa borcunu da daha disiplin içerisinde öder. Sistemin aşama aşama ilerlediğinde bayiyi de, üreticiyi de rahatlatacak ve dolayısıyla sonuç olarak tüketiciyi de rahatlatacak, her kesime hizmet edecek aşamalara geleceğini düşünüyorum. Bakanlığımız herhalde ‘eziyet olsun’ diye bunu yapmıyor. Doğru zamanda doğru ilaç kullanımına zaten bir engel yok. Sadece ortadaki kaos ve yanlışlıklar ortadan kalksın, belli bir disiplin olsun. Artık ülkemizde yetişmiş bir sürü ziraat mühendisimiz, yetişmiş teknik elemanımız var. Hani bir meşhur söz vardır; “Her malzeme var ama onu yapacak usta lazım.” diye. Evet, işte artık ustamız da var. Dolayısıyla bütün bu imkânlardan yararlanıp medeni topluma yakışır bir şekilde disipline girmemiz, belli organizasyonlara tabi olmamız ve buna da uyum sağlamamız gerekiyor. Bunun için hiçbir engel yok, sadece bilinçsizlik var. Bilinç düzeyimizi artırmamız gerekiyor. Dolayısıyla bugün burada da bizim sizinle yaptığımız, yapmaya çalıştığımız şey; insanları doğru bilgilendirmek, bilinçsizliği ortadan kaldırmak.
“ÜRETİCİLERİMİZ, DAHA FAZLA BİLGİLENDİRİLMELİ”
Son olarak eklemek istediğiniz var mı?
Sonuç olarak B-Reçete sistemini desteklediğimi söyleyebilirim. Ancak bu sistemin zirai ilaç bayilerinin iş yükünü de oldukça arttırdığını mutlaka belirtmekte fayda var. Bu konuyu özellikle vurgulamam gerekiyor. Öyle ki; bayilerin sadece bu sistemin işleyişinin aksatmadan sürdürebilmek için en az bir ya da daha fazla sayıda ilave teknik elemana ihtiyaçları var. Bu sistemi kullanacak vasıfta ve sayıda eleman bulmak ayrı bir sorun, istihdam edilmesi halinde ise bu elemanların ekonomik yükünü üstlenmenin getireceği finansmanı sağlamak ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.
Diğer taraftan sadece bayilerin bu konudaki duyarlılığı ve özverili çalışmaları sistemin sağlıklı şekilde işlemesi için yeterli değildir. Esasen üreticilerimiz bu konuda çok daha fazla bilgilendirilmeli, onların sistemin işleyişine yeterince uyum sağlaması için gerekli eğitim ve yayım çalışmaları Bakanlığımızca mutlaka yapılmalıdır. Gerekli hallerde ilgili STK'lar da bu çalışmalara dahil edilmelidir.
|