Artan hayat pahalılığı karşısında açıklanan veriler, açlık ve yoksulluk sınırının hızla yükseldiğini ortaya koyarken; asgari ücret ve emekli maaşlarının bu seviyelerin çok altında kalması, milyonlarca kişinin geçim mücadelesini her geçen gün daha da ağırlaştırıyor.
ABDULLAH ÖZTÜRKMEN
Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz ve artan hayat pahalılığı, çalışanların ve emeklilerin geçim mücadelesini her geçen gün daha da ağırlaştırıyor. Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu tarafından açıklanan nisan ayı verileri, mutfaktaki yangının boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. Buna göre dört kişilik bir ailenin sadece sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması, yani açlık sınırı 34 bin 600 TL’ye yükseldi. Aynı ailenin barınma, ulaşım, eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçlarıyla birlikte yapması gereken toplam harcama ise 112 bin 700 TL’ye ulaşarak yoksulluk sınırını oluşturdu. Aynı dönemde mutfak enflasyonunun aylık bazda yüzde 5,47 artması, özellikle dar gelirli vatandaşların alım gücündeki erimenin hızlandığını ortaya koydu. Açıklanan rakamlar, mevcut asgari ücret ve emekli maaşlarıyla kıyaslandığında ise tablo daha da çarpıcı hale geldi.
“RAKAMLARLA GERÇEK HAYAT ARASINDA UÇURUM VAR”
DİSK Genel-İş Sendikası Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, açıklanan verilerin sahadaki gerçekliği doğruladığını belirterek, Türkiye’de ücret politikalarının yaşam koşullarıyla örtüşmediğini söyledi. Göksoy, “Bugün Türkiye’de açlık sınırı 34 bin TL’yi geçmiş durumda. Yoksulluk sınırı ise 100 bin TL’nin çok üzerinde. Ancak asgari ücret 28 bin TL civarında. Bu tablo başlı başına bir çelişkidir. Bir tarafta bilimsel verilerle ortaya konan yaşam maliyeti, diğer tarafta bunun çok altında kalan ücretler var.” dedi. Dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı seviyesinde yaşayabilmesi için en az 100 bin TL’nin üzerinde bir gelire ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Göksoy, bu rakamın bile “insanca yaşam” değil, yalnızca temel ihtiyaçların karşılanabildiği bir düzeyi ifade ettiğini söyledi. Göksoy, “Yoksulluk sınırı dediğimiz rakam; tiyatroya, sinemaya gidemeyen, tatil yapamayan, sosyal hayata katılamayan bir ailenin sadece zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabildiği bir seviyedir. Buna rağmen bugün milyonlarca insan bu gelirin çok altında yaşam mücadelesi veriyor” diye konuştu.
“BİR EVİN GEÇİNEBİLMESİ İÇİN ASGARİ ÜCRET EN AZ 50 BİN TL OLMALI”
Türkiye’de birçok hanede birden fazla kişinin çalıştığını hatırlatan Göksoy, buna rağmen yoksulluk sınırına ulaşılamadığını ifade etti. Göksoy, “Bugün dört kişilik bir ailede iki kişi asgari ücretle çalışsa bile toplam gelir yaklaşık 56 bin TL civarında kalıyor. Bu rakam yoksulluk sınırının neredeyse yarısı. Yani 4 asgari ücret bile bir aileyi yoksulluktan kurtarmıyor. Bu tablo, mevcut ücret politikasının gerçeklerden ne kadar uzak olduğunu gösteriyor” şeklinde konuştu. Göksoy, bu hesaplamaya göre bir ailenin yoksulluk sınırına ulaşabilmesi için asgari ücretin en az 50-55 bin TL bandına çıkarılması gerektiğini dile getirdi.
“ÜÇ AYDA BİR ZAM ŞART”
Artan enflasyon karşısında mevcut ücretlerin hızla eridiğini belirten Göksoy, asgari ücretin yılda bir kez belirlenmesinin çalışanları korumadığını savundu. Göksoy, “Her üç ayda bir iğneden ipliğe zam geliyor. Ekmekten yağa, şekerden çaya, peynirden yumurtaya kadar her ürün sürekli artıyor. Böyle bir ortamda ücretleri bir yıl sabit tutmak, çalışanı enflasyona ezdirmek demektir. Asgari ücret mutlaka üç ayda bir güncellenmeli” ifadelerini kullandı. Emeklilerin durumuna da değinen Göksoy, 20 bin TL civarındaki maaşlarla yaşamın sürdürülemeyeceğini belirterek, “Bu rakamlarla insanca yaşamak mümkün değil. Türkiye’nin gerçeklerine uygun bir ücret politikası yok.” dedi.
“VERGİ VE GELİR ADALETSİZLİĞİ DERİNLEŞİYOR”
Göksoy, ekonomik sistemdeki en büyük sorunlardan birinin gelir ve vergi adaletsizliği olduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Emekçinin sırtındaki yük her geçen gün artıyor. Ülke, çalışanların ödediği vergilerle ayakta duruyor ama buna rağmen emekçi daha da yoksullaşıyor. Büyük şirketlerin, holdinglerin vergi yükü hafifletilirken, asgari ücretlinin maaşından vergi kesilmeye devam ediliyor. Bu adaletsizlik ortadan kaldırılmadan sorun çözülmez.” Artan enflasyonun yükünün doğrudan işçi ve emekçiye yansıtıldığını ifade eden Göksoy, mevcut ekonomik tablonun sürdürülebilir olmadığını söyledi.
“MİLYONLARCA KİŞİ AÇLIK SINIRININ ALTINDA YAŞIYOR”
TÜMTİS Sendikası Mersin Şube Başkanı Savaş da benzer bir tabloya dikkat çekti.
Savaş, “Bugün açıklanan rakamlara baktığımızda açlık sınırı 30 bin TL’nin üzerinde, yoksulluk sınırı ise 100 bin TL civarında. Ancak hem asgari ücretliler hem de emekliler bu sınırların çok altında gelir elde ediyor. Bu da milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlandığını gösteriyor” diye konuştu. Gelir dağılımındaki uçurumun her geçen gün büyüdüğünü ifade eden Savaş, “Zengin daha zengin olurken, çalışan kesim ve emekliler hızla yoksullaşıyor. Bu durum sosyal dengeleri de bozuyor” şeklinde konuştu.
|