MERVE KANKAN
Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı Nisan ayı enflasyon verileri sonrası Mersin’de esnaf temsilcileri, akademisyenler ve sendika yöneticileri artan maliyetler, düşen alım gücü ve enerjiye bağlı dış baskıların ekonomiyi zorladığını vurgulayarak; ücretlere acil iyileştirme, esnafa destek ve yapısal önlemler çağrısında bulundu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), nisan ayı enflasyon verilerini açıkladı. Mart ayında yüzde 1,94 seviyesinde gerçekleşen aylık enflasyon, nisan ayında sert bir yükselişle yüzde 4,18'e çıktı. Yıllık enflasyon ise yüzde 32,37 seviyesine yükseldi. Türkiye ekonomisinin gündemindeki en önemli başlıklardan biri olan enflasyon verilerinden nisan ayında hızlanma kaydedildi. TÜİK'in paylaştığı verilere göre, tüketici fiyatları nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 4,18 artış gösterdi. Biz de Hakimiyet gazetesi olarak piyasalarda dikkat çeken bu artışın sebebini oda başkanlarına, ilgili sendika yöneticilerine ve akademisyenlere sorduk.
SARI: SON 9 YILDA MERSİN’DE 36 BİNİN ÜZERİNDE ESNAF KEPENK KAPATTI
Enflasyonun yükünün esnaf ve sanatkârımızın omuzlarında arttığını belirterek sözlerine başlayan Mersin Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Sarı, “Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan nisan ayı enflasyon verileri, hayat pahalılığının yalnızca vatandaşlarımızın alım gücünü değil, esnaf ve sanatkârlarımızın işletme maliyetlerini de doğrudan artırdığını göstermektedir. Nisan ayında tüketici fiyatları aylık bazda yüzde 4,18, yıllık bazda ise yüzde 32,37 artmıştır. Özellikle gıda, ulaştırma, kira, enerji, su, elektrik ve yakıt giderlerindeki artışlar; küçük işletmeler üzerinde ciddi bir maliyet baskısı oluşturmaktadır.” dedi. Esnaf ve sanatkârlarımızın bugün aynı anda birçok yükle karşı karşıya olduğunu söyleyen Sarı, “Dükkân kiraları artıyor. Elektrik, su, doğalgaz ve yakıt giderleri yükseliyor. Hammadde ve ürün tedarik maliyetleri artıyor. Nakliye ve ulaşım giderleri ağırlaşıyor. Vatandaşın alım gücü düştüğü için satışlar zorlaşıyor. Bu tablo; esnafımızın kârını artırmadığı gibi, mevcut işletmesini ayakta tutmasını dahi güçleştirmektedir. Öyle ki; son 9 yılda 36 binin üzerinde esnafımız Mersin’de kepenk kapatmıştır. Esnafımız çoğu zaman artan maliyetleri fiyatlarına tam olarak yansıtamamakta; hem müşterisini kaybetmemek hem de işletmesini sürdürebilmek için fedakârlık yapmaktadır” ifadelerini kullandı.
“MALİYETLER ARTIYOR, SATIŞ GÜCÜ ARTMIYOR”
Özellikle yıllık bazda konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar grubundaki yüzde 46,60’lık artışın, işyeri giderlerinin ne kadar ağırlaştığını açıkça ortaya koyduğunu belirten Sarı,“Ulaştırmadaki yüzde 35,06’lık artış ise şoför esnafından pazarcıya, servisçiden küçük perakendeciye kadar birçok meslek grubunu doğrudan etkilemektedir. Gıda ve alkolsüz içeceklerdeki yüzde 34,55’lik artış ise lokanta, bakkal, market, fırın, pastane ve gıda üretimi yapan esnafımızın maliyetlerini artırmaktadır. Bugün enflasyonun esnaf ve sanatkâr üzerindeki en önemli etkisi şudur: Maliyetler hızla artarken, satış gücü de aynı hızla artmıyor.” dedi. Esnaf için en acil ihtiyacın; maliyetleri azaltacak, finansmana erişimi kolaylaştıracak, kira, enerji, akaryakıt, prim ve vergi yüklerini hafifletecek destek mekanizmalarının güçlendirilmesi olduğunu söyleyen Sarı, “Mersin Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği olarak, esnafımızın yaşadığı ekonomik baskıları yakından takip ediyoruz. Enflasyonla mücadele sürecinde esnaf ve sanatkârlarımızın özel olarak korunması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Çünkü esnafımız yalnızca ticaret yapan kişi değildir. Esnaf; mahallenin ekonomisidir, yerel istihdamdır, üretimdir, hizmettir, alın teridir.” şeklinde konuştu.
PROF. DR. AKTAŞ: ENERJİDE DIŞA BAĞIMLILIK İÇ PİYASAYA YANSIYOR
Açıklanan TÜİK enflasyon verileri ile ilgili akademisyen görüşünü aldığımız Mersin Üniversitesi (MEÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Erkan Aktaş, sözlerine “Nisan ayı enflasyon verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesi, yalnızca iç dinamiklerle açıklanabilecek bir durum değildir. Özellikle İran merkezli jeopolitik gerilimin sürmesi ve buna bağlı olarak Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıklar, küresel enerji piyasalarında ciddi bir belirsizlik yaratmıştır” diyerek başladı. Aktaş, “Bu süreçte Brent petrol fiyatlarının yeniden 110 dolar seviyesinin üzerine çıkması, enerji ithalatçısı ülkeler açısından maliyet baskısını artırmıştır. Türkiye ise bu gelişmelerden en fazla etkilenen ülkelerin başında gelmektedir.” ifadelerini kullandı.Türkiye ekonomisinin yüksek düzeyde enerji ithalatına bağımlı olmasının, petrol ve doğalgaz gibi temel girdilerde dışa bağımlılık yarattığını, küresel fiyat artışlarının da doğrudan iç fiyatlara yansımasına neden olduğunu söyleyen Prof. Dr. Erkan Aktaş, “Bu durum, enflasyon üzerinde güçlü bir maliyet yönlü baskı yaratmaktadır. Öte yandan Türkiye’de enerji ürünleri üzerindeki yüksek vergi yükü de bu etkinin daha sert hissedilmesine yol açmaktadır. Küresel ölçekte yaşanan fiyat artışları tüm ülkeleri etkilerken, Türkiye’de bu artışların vergi yapısı nedeniyle daha yüksek oranlarda tüketici fiyatlarına yansıdığı görülmektedir. Bu da Türkiye’yi benzer ekonomilere kıyasla daha kırılgan hale getirmektedir.” dedi.
ABD- İRAN SAVAŞININ UZAMASI MALİYETLERİ ARTIRACAK
Enflasyon verileri açısından dikkat çeken bir diğer unsurun TÜİK ve ENAG verileri arasındaki fark olduğunu söyleyen Prof. Dr. Aktaş, “Her ne kadar iki kurumun açıkladığı oranlar arasında belirgin bir ayrışma bulunsa da, TÜİK’in açıkladığı resmi veriler dahi, Türkiye’nin küresel enflasyon liginde üst sıralarda yer aldığını ortaya koymaktadır. Bu da enflasyon sorununun yapısal bir nitelik kazandığını göstermektedir. Nisan ayında açıklanan enflasyonun tahminlerin belirgin şekilde üzerinde gelmesi ayrıca önemlidir. Genellikle enflasyon tahminleri ile gerçekleşmeler arasındaki fark sınırlı olurken, bu ay görülen sapma dikkat çekicidir. Bu durum, enflasyon dinamiklerinin öngörülmesinde zorlukların arttığını ve belirsizliklerin derinleştiğini göstermektedir” ifadelerini kullandı. Bu gelişmelerin para politikası üzerindeki etkisinin kaçınılmaz olacağını belirten Aktaş, “Artan enflasyon baskısı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nı yeniden faiz artırımı seçeneğiyle karşı karşıya bırakabilir. Ancak olası bir faiz artışı, yatırım ortamını olumsuz etkileyerek ekonomik büyüme üzerinde baskı yaratabilir. Bu nedenle ekonomi yönetimi açısından oldukça zor bir denge süreci söz konusudur. Diğer yandan Türkiye’nin yüksek cari açık sorunu da bu kırılganlığı artıran temel unsurlardan biridir. Enerji fiyatlarındaki artış cari açığı büyütürken, döviz ihtiyacını artırmakta ve bu durum kur üzerinden enflasyonu besleyen ikinci bir kanal oluşturmaktadır.” dedi. Nisan ayı enflasyon verisinin yalnızca bir aylık fiyat artışını değil; aynı zamanda Türkiye ekonomisinin dış şoklara ne derece açık olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu söyleyen Prof. Dr. Erkan Aktaş; savaşın uzaması ve enerji fiyatlarındaki belirsizliğin devam etmesi halinde, enflasyonla mücadele sürecinin beklenenden daha uzun ve maliyetli olacağını söyledi. Aktaş, bu tablonun, sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi beklentiler üzerinde de belirleyici olabilecek bir sürece işaret ettiğini belirtti.
YÜCE: GERÇEKLEŞEN ENFLASYON GECİKMEKSİZİN İŞÇİ MAAŞLARINA YANSITILMALI
TÜİK tarafından açıklanan 2026 yılı Nisan ayı enflasyon verilerin yılın ilk aylarında ortaya çıkan olumsuz tablonun geçici olmadığını bir kez daha gösterdiğini belirterek sözlerine başlayan Hak-İş Konfederasyonu Mersin İl Başkanı Mehmet Yüce ise “Enflasyonun düşmediğine, maaşların eridiğine ve geçimin zorlaştığına inanıyoruz. Bu artış mutlaka refah payı ile desteklenmelidir. Maaş artışlarında gerçekleşen enflasyon gecikmeksizin işçi maaşlarına yansıtılmalıdır. Konfederasyon olarak biz 50 yıldır Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının ivedilikle değiştirilmesini, Komisyon’da demokratik bir temsilin olması gerektiğini düşünüyoruz. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde Asgari Ücret Tespit Komisyonu, işçi ve işverenler tarafından belirleniyor. Mesela Almanya’nın 45 milyon istihdamı var. Almanya’da asgari ücreti, işçi ve işveren temsilcileri belirliyor. Bir de aralarında hakem seçiyorlar. Tarafların uyuşmadığı durumlarda bu hakem devreye giriyor ve asgari ücreti belirliyor. Hükûmetimiz, Komisyon’un yapısını düzenleyebilir, ilgililere çağrı yapabilir ama asgari ücreti belirleme yetkisi, işçi ve işveren temsilcilerinde olmalı. Her yıl tekrar edilen bir tiyatro var. Bu tiyatroda rol alan bir kısım aktörler var. Yıl sonunda asgari üğcret belirleniyor. Bu Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısıyla sağlıklı bir asgari ücret çıkarmak mümkün değil. O nedenle tartıştığımız şeyi, önce yapısal olarak bir tartışmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
TEKİN: ENFLASYON KARŞISINDA ERİYEN ZAMLARA EK İYİLEŞTİRMELER GETİRİLMELİ
TÜİK’in açıkladığı enflasyon verileriyle ilgili “Kamu emekçisinin sırtından ekonomi yönetmeyi başarı sayan bu iktidar artık sahte TÜİK rakamlarının bile altında yüzdelerle bizleri açlığa, sefalete derinleşen yoksulluğa sürüklemekten kaçınmıyor” diyen Eğitim İş Mersin Şubesi Başkanı Yakup Tekin, 8. Toplu Sözleşme sürecinde, bütün ekonomik beklentileri hiçe sayarak kamu emekçilerinin taleplerini görmezden gelen anlayışın, dış yatırımın yetersizliğini ve savaş ekonomisinin oluşturduğu piyasa koşullarının sonuçlarını emekçiye ve emekliye ödetmekte olduğunu söyledi. Tekin, ”Asgari ücret, açlık sınırının(36 bin 313 TL) 8 bin 238 TL, emekli maaşı ise 20 bin TL civarında olduğu bir ülkede nüfusun büyük çoğunluğu insan gibi yaşamakta zorlanmaktadır. Memurların çalışma yaşamında karşısına çıkan sorunlu devlet kurumları, hayat kalitesinin düşüklüğü, sağlıksız ve güvenliksiz şartlarda eğitimin üzerine bir de ekonomik çıkmazlar eklendiğinde içinden çıkılmaz kısır döngülerle çırpınan büyük bir kitle ortaya çıkmaktadır. Bir an önce enflasyon karşısında eriyen zamlara ek iyileştirmeler getirilmeli ve enflasyon farkı aylık hesaplanmalıdır. Memura verilecek zam ekonominin yeniden canlanması ve halkın her kesiminin nefes almasını sağlayacaktır.” dedi.
YILDIZ: MEMUR VE EMEKLİSİNE SEYYANEN ZAM VERİLSİN
Nisan ayı enflasyon oranının yüzde 4,18 gibi yüksek bir rakam olmasının sebebinin, mart ayından itibaren başlayan akaryakıttaki artışlar ile nisan ayı başında doğal gaz ve elektriğe yapılan yüzde 25 artış olduğunu söyleyen Memur-Sen Mersin İl Temsilcisi Ertuğrul Yıldız, “Hanelerin bütçelerine, açıklanan enflasyon rakamlarından daha fazla yansıdığı tartışmasız bir gerçek. Giyim, konut ve ulaştırma fiyatlarında yaşanan artış, enflasyonun yukarı yönlü tırmanmasına neden oluyor. Açıklanan verilerde Ocak-Nisan enflasyonu yüzde 14,64 olarak belirlenmiş. Anlaşamadığımız 8. Dönem Toplu Sözleşme’de 2026’nın ilk 6 aylık dönemi için hakem kararıyla reva görülen yüzde 11’lik zam enflasyona yenilmiş ve daha bu aydan yüzde 3,28 enflasyon farkı gerçekleşmiştir. Mart ayından itibaren başlayan akaryakıttaki artışlar ile Nisan ayı başında doğalgaz ve elektriğe yapılan yüzde 25 artış; hanelerin bütçelerine açıklanan enflasyon rakamlarından daha fazla yansıdığı tartışmasız bir gerçektir.”dedi. Giyim, konut ve ulaştırma fiyatlarında yaşanan artışın enflasyonun yukarı yönlü tırmanmasına neden olduğunu belirten Yıldız, “Yılın başındaki tahminle sonundaki gerçek arasındaki farkın bedelini ‘hedefi yanlış belirleyenler mi?’ yoksa ‘asılsız ve tutarsız hedefi belirlemede hiçbir etkisi olmayan kamu görevlilerimiz mi?’ ödemeli sorusunun cevabı artık verilmelidir. 1 Mayıs’ta Çorum’dan da haykırdık. ‘Kamu kurumlarında tartışmalar artıyor, huzursuzluk büyüyor. Alım gücü düşüyor, fatura emekçiye/emekliye kesiliyor. Acilen yanlışın görülüp düzeltilmesi gerekiyor’ dedik. Formül basit: Beklenen, hedeflenen enflasyon tutmadıysa ve piyasada beklenen disiplin sağlanamadıysa; enflasyon hedefini yenilediğiniz gibi kamu görevlisi ve emeklilerimizin maaşları-ücretleri yenilensin, tutmayan enflasyonun faturası sabit ücretlilerimize ödetilmesin, seyyanen zam verilsin ve tartışmalar bitsin” ifadelerini kullandı.
SÜMBÜL: MAAŞLAR ERİYOR, VERGİLER ARTIYOR
Sorumluların enflasyonu “piyasa koşulları” diyerek bir “doğa olayı” olarak lanse ettiğini, yaşanmakta olan hayat pahalılığının doğrudan doğruya siyasal tercihlerin sonucu olduğunu belirterek sözlerine başlayan Mersin Eğitim-Sen Şube Başkanı Mahmut Sümbül ise “İktidarın yıllardır sürdürdüğü rant odaklı, sermayeyi koruyan, emeği değersizleştiren ekonomi politikaları bugün soframıza kadar uzanmış; ekmeğimizi küçültmüş, hayatımızı daraltmıştır. Gerçekler ortadadır: Maaşlar erirken, vergiler artarken, kamu kaynakları belirli çevrelere aktarılmaktadır. Eğitim emekçileri, kamu çalışanları ve tüm emekçiler her geçen gün daha fazla yoksullaşmaktadır. Bu tabloyu ‘piyasa koşulları’ diyerek açıklamak, sorumluluktan kaçmaktır.” dedi.
|