Mersin’de artan ani hava değişimleri üst solunum yolu hastalıklarını tetiklerken, uzmanlar bağışıklığı güçlü tutmanın yolunun doğru pişirme teknikleri ve doğal, mevsiminde beslenmeden geçtiğine dikkat çekiyor.
ABDULLAH ÖZTÜRKMEN
Mersin’de son haftalarda etkisini artıran ani hava değişimleri, kent genelinde sağlık sorunlarını da beraberinde getirdi. Sabah saatlerinde güneşli ve ılık bir havayla güne başlayan kentte, öğleden sonra sert rüzgarlar ve hissedilir sıcaklık düşüşleri yaşanıyor. Nem oranındaki dalgalanmalarla birlikte vücudun adaptasyon süreci zorlanırken, özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış gözleniyor. Gıda Mühendisi Murat Şanlı, Mersin’in mikro-klima özelliği gösteren yapısının bu tür ani değişimlere zemin hazırladığını belirterek, vatandaşları bağışıklık sistemlerini güçlendirecek doğru beslenme alışkanlıklarına yönelmeleri konusunda uyarıyor.
MİKRO KLİMA ETKİSİ HASTALIKLARI TETİKLİYOR
Akdeniz ikliminin en belirgin örneklerinden biri olan Mersin’de, gün içinde yaşanan keskin hava geçişleri özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik rahatsızlığı bulunan bireyler için risk oluşturuyor. Gıda Mühendisi Murat Şanlı, vücut ısısının kısa sürede değişmesinin bağışıklık sistemini zayıflattığını ve enfeksiyonlara açık hale getirdiğini ifade etti. Şanlı, kentte yaşanan bu sürecin yalnızca meteorolojik bir durum olmadığını, aynı zamanda beslenme alışkanlıklarıyla doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekti. Şanlı, mutfakta yapılan hataların çoğu zaman fark edilmeden bağışıklık sistemini zayıflattığını belirterek şunları söyledi: “Son günlerde Mersin’de ciddi sıcaklık dalgalanmaları yaşanıyor. Sabah güneşli başlayan hava, birkaç saat içinde serin ve rüzgârlı bir hale gelebiliyor. Bu durum vücudu zorluyor. Ancak burada en kritik nokta beslenme. İnsanlar genellikle ‘ne yediğine’ odaklanıyor ama ‘nasıl hazırladığı’ kısmını göz ardı ediyor. Oysa yanlış pişirme teknikleri, en sağlıklı besini bile faydasız hale getirebilir.”
YANLIŞ PİŞİRME YÖNTEMLERİ VİTAMİNLERİ YOK EDİYOR
Mersin’in bereketli tarım ürünlerinin doğru tekniklerle tüketilmediğinde besin değerini kaybettiğine dikkat çeken Şanlı, özellikle sebze pişirme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Şanlı, “Toplumda yaygın bir alışkanlık var; sebzeler uzun süre kaynatılıyor ve ardından suyu dökülüyor. Bu aslında vitaminleri çöpe atmak demektir. Özellikle C vitamini ve antioksidanlar ısıya ve suya karşı hassastır. Kuşkonmaz, bezelye, bakla gibi ürünler yanlış pişirildiğinde bağışıklık açısından neredeyse hiçbir katkı sağlamaz.” dedi. Şanlı, doğru pişirme yöntemini ise şöyle anlattı: “En sağlıklı yöntem buharda pişirmedir. Eğer haşlama yapılacaksa sebzeler kaynayan suya atılmalı ve pişirme suyu kesinlikle değerlendirilmelidir. Bu su çorbalarda veya soslarda kullanılabilir.”
MERSİN PAZARLARI DOĞAL İLAÇ GİBİ
Şanlı, bağışıklık sistemini güçlendirmenin en etkili yolunun yerel ve mevsiminde üretilen gıdalardan geçtiğine dikkat çekerken, Mersin pazarlarında bu dönemde bolca bulunan yeni dünya (Malta eriği) ve çilek gibi güçlü antioksidan özellikleriyle öne çıktığını söyledi. Murat Şanlı, bu meyvelerin doğru tüketimi konusunda şu uyarılarda bulundu: “Yeni dünya ve çilek yüksek polifenol içerikleri sayesinde vücuttaki iltihaplanmayı azaltır. Ancak çilek kesildikten sonra bekletilirse oksitlenir ve besin değeri düşer. Bu nedenle mümkün olduğunca bütün halde tüketilmelidir. Yeni dünyanın ise kabuğuyla birlikte yenmesi bağırsak sağlığı açısından çok faydalıdır.”
BAĞIŞIKLIĞIN MERKEZİ: BAĞIRSAKLAR
Bağışıklık sisteminin büyük ölçüde bağırsak sağlığıyla bağlantılı olduğuna dikkat çeken Şanlı, probiyotik gıdaların önemine değindi: “Bağışıklığın yaklaşık yüzde 70’i bağırsaklarda şekillenir. Bu nedenle yoğurt, kefir gibi probiyotik gıdaların düzenli tüketilmesi gerekir. Ancak burada da dikkat edilmesi gereken nokta ürünün doğal ve katkısız olmasıdır. Ev yapımı veya güvenilir kaynaklardan alınan ürünler tercih edilmelidir.”
DOĞAL ANTİBİYOTİK SARIMSAKTA KRİTİK DETAY
Sarımsağın bağışıklık üzerindeki etkisinin doğru kullanımına bağlı olduğunu belirten Şanlı, “Sarımsak doğrandıktan hemen sonra tüketildiğinde etkisi sınırlı kalır. Ezildikten veya doğrandıktan sonra yaklaşık 10 dakika bekletildiğinde içindeki allisin maddesi aktif hale gelir. Bu sayede bağışıklık üzerindeki koruyucu etkisi maksimum seviyeye ulaşır.” dedi. Şanlı, tek tip beslenmenin bağışıklık sistemini zayıflattığını belirterek, farklı besin gruplarının dengeli şekilde tüketilmesi gerektiğinin altını çizdi. Murat Şanlı, günlük beslenme düzenine ilişkin şu önerilerde bulundu: Taze yoğurt ile bağırsak florasını destekleyin. Semizotunu çiğ tüketerek omega-3 alımını artırın. Zencefil ve zerdeçalı karabiberle birlikte kullanarak etkisini güçlendirin. Gün boyunca limonlu su tüketerek vücudun asit-baz dengesini koruyun.”
PAKETLİ GIDALARDAN UZAK DURUN
Şanlı, özellikle mevsim geçişlerinde paketli ve işlenmiş gıdaların tüketiminin sınırlandırılması gerektiğine dikkat çekerken, yüksek katkı maddesi içeren bu ürünlerin bağışıklık sistemini zayıflatabileceği belirtti. Gıda Mühendisi Murat Şanlı, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Güçlü bir bağışıklık sistemi dış etkenlerden çok, kişinin yaşam tarzına bağlıdır. Mevsiminde, doğru tekniklerle hazırlanmış doğal gıdalar tüketildiğinde vücut bu değişken hava şartlarına karşı çok daha dirençli hale gelir. Kısacası bağışıklık, hava durumuna değil mutfakta alınan doğru kararlara bağlıdır.”
|