MERVE KANKAN
MESKİ’nin 2026 yılı Mayıs Ayı Genel Kurulu’na Sayıştay raporu ve mali tablo tartışmaları damga vurdu. MHP ve AK Partili üyeler idarenin borç yapısı, muhasebe uygulamaları ve gelir-gider dengesine ilişkin eleştirilerde bulunurken; Başkan Vahap Seçer MESKİ’nin borcunun azaldığını, mali disiplin sağlandığını ve su fiyatlarına yönelik eleştirilerin yanlış algı olduğunu savundu.
Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi (MESKİ) Genel Müdürlüğü’nün 2026 yılı Mayıs Ayı Olağan Genel Kurul Toplantısı, Kongre ve Sergi Sarayı’nda Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporu konuşuldu. Konuyla ilgili ilk olarak söz alan MHP’li Meclis Üyesi Muharrem Şimşek, “Sayıştay raporundaki bulgulardan bir tanesi de 2024 yılı raporunda MESKİ’nin gelir gider tablosunun bozuk olduğu, mali tablolarının bozuk olduğu yönünde tespitlerden oluştu. 2024 yılında MESKİ’nin hesapları görüşülürken, bu konuya işaret etmiştim. O gün MESKİ’nin 1 yıllık gelirine denk gelecek şekilde kısa vadede borcunun olduğunu ifade etmiştim. Şirketin, idarenin sürdürülebilirliğini kaybetmekle karşı karşıya olduğunu, hizmet veremeyecek duruma gireceğini ve tedbir alması gerektiğini söylemiştim. Bugün de ek gündem maddesiyle MESKİ'nin sermayesinin eksiğe düştüğü ve dolayısıyla tamamlanması gerektiği toplantıya gelmiştir.” dedi.
“MUHALEFETİN NE DEDİĞİNE KULAK VERİN”
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Tunçaz da “Alışkanlık haline gelmiş zannediyorum ki; Sayıştay raporu Meclise sunulmuyor. Bunlar bizlere gönderiliyor ancak kamuoyunun da bilgilenmesi gereken konular olduğu için herkese sunulması gerekiyor. Denetim görüşünün dayanağı olarak birinci bulgu idarenin mülkiyetindeki taşınmazlar ile tahsisli kullandığı ve tahsis ettiği taşınmazların varlık hesaplarındaki değerlerinin gerçeği yansıtmamasıdır. İkinci bulgu da yatırım taşıyan bazı mal alımlarına ilişkin harcamaların hatalı muhasebeleştirilmesi. Buradan da anlaşılıyor ki; muhasebe tekniğine ilişkin bir eleştiri var. Bir diğer bulgu da idare tahsil edilen çevre temizlik vergisine ilişkin payların Büyükşehir Belediyesi’ne ve ilçe belediyelerine aktarılmaması. Yağmur sularının uzaklaştırılması için yapılan harcamaların ilgili belediyeden tahsil edilmemesi de bir eleştiri olarak raporda yer almış. Bizim denetim kurulumuzda getirdiğimiz muhalefet şehrinin haklılığını ortaya koyuyor. Biz orada demiştik ki; madem MESKİ’nin temizlik vergisinden vereceği var, yağmur sularından da alacağı varsa bu mahsuplaşmanın zamanında yapılması gerekir. Başka bir bulgu da yevmiye defterine boş yevmiyelerin bulunması ve gereğe dönük kayıtlar yapılması. Bir kamu idaresinde Sayıştay raporuna asla geçmemesi gereken bir bulgu olduğunu düşünüyorum. Zira herhangi bir özel şirketimiz de dahil bu tür usuller söz konusu olabiliyor ancak biz bir kamu kurumuyuz ve günü güne evrakların işlendiğine ilişkin bizlere gerek denetim kurulu çalışmalarımızda gerek diğer plan, bütçe çalışmalarında gerekse böyle genel kurullarında söyleniyordu. Dolayısıyla bu hususa daha önemle dikkat edilmesi gerektiği, buna meydan verilmemesi gerektiğini söylüyorum. Diğer bulgu taşınırların kayıt, kontrol ve yönetiminin mevzuata uygun yürütülmemişidir. Bir diğer bulgu elektrik faturalarının zamanında ödenmemesi. Başka bir bulgu, kurumun gelir ve gider dengesinin bozulması. Muharrem beyin yaklaşımları ileriye dönük söylemlerdir. Muhalefetin ne dediğine kulak verilmesi, iyi niyetli eleştirilerin dinlenmesi gerektiğini düşünüyorum.” dedi.
“SU FİYATLARIYLA İLGİLİ YANLIŞ PROPAGANDA YAPILIYOR”
MESKİ ile tüm tarihlerin en büyük yatırımını yaptıklarının altını çizen Başkan Seçer ise “Bakın mevki mevki, yer yer hepsini zaten sayıyoruz. Rakamlara da döktüm. Bugün MESKİ’nin 91 milyon dolarlık bir borcu var. 134 milyon dolardan 91 milyon dolara düşen bir borç yükü var. Bu da yaklaşık olarak 43 milyon dolar bir borç azalması demektir. Bugünkü rakamlarla TL olarak baktığınız zaman bunun parasal karşılığı da yaklaşık 200-250 milyon TL civarında bir borç azalması demektir, o günkü borç yüküne baktığınız zaman. Şimdi burada bir mali disiplin çok net görülüyor bu belediyede. Hem Büyükşehir kısmında hem Mersin Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi kısmında. Gelelim şu meşhur Türkiye’de 1. sırada bulunan su fiyatlarına. İnşallah Pamukluk Projesi biter değerli Meclis üyeleri. Bir an önce biter. Bunun için de 25 yıldır hep seninle arkadaşlarımıza gayet iyi bir iletişim içerisindeyiz. İstiyoruz ki Pamukluk Projesi bir an önce gerçekleşsin. Ödenek artırımı için hem onlar sürekli ilgili kurumlarla iletişim halinde hem şahsen de gidip ricada bulunuyoruz ki; yatırımlar gerçekleşsin. Burada ayrıldığımız bir konu da yok. Tabii onlar da aşabildikleri ölçüde zorlukları aşmada bize katkı sunuyorlar. Biz yeşil hattayız. Buyurun inceleyin. Yeşil hattı olanlar 52 küsur ile 53 küsur arası su fiyatı olan belediyeler. Bunu yayınlamakta bir beis yok. Zaten bütün belediyelerde var bu. Aylık onlar da çıkartıyorlar. Kim ne yapmış ki? Tablo bundan ibarettir. Bu yeni değil. 2019 yılında geldiğimizde yine 8’deydi diye hatırlıyorum. Bazen 6’ya düşüyordu, bazen 10’a çıkıyordu. Aynı tablo devam ediyor, gidiyor. Her bölgenin kendine münhasır özellikleri var. Maliyetler, elektrik maliyeti başta olmak üzere etkiliyor. Topografya etkiliyor. İnişli çıkışlı, elektrik tüketiminin yoğun olduğu sistemler olabiliyor. Ya da komşu ilimizde olduğu gibi cazibe ile suyu alma imkânı oluyor. O zaman maliyetler aşağı çekilmiş oluyor. Şimdi ben buradan da söyleyeyim. Değerli belediye başkanlarımız, geçtiğimiz günlerde bunu tartışmaya açtık. Vatandaş bu fatura bedellerinin, şikâyetinin gerçek nedenlerini bilsin istedik. Bazı belediye uygulamalarında vatandaşın evinde sıfır su tüketimi olsa dahi fatura bedellerine evsel atık yansımak zorunda olduğu için ‘Su bedeli ödüyorum’ düşüncesiyle ‘Ben yayladaki evimi bugün bu ay gidip kapısını dahi açmadım, su bedeli geliyor’ diyordu. Ve bunun evsel atıktan kaynaklandığını burada defalarca anlattık. Bir kez daha bugün konuşma ihtiyacı duyduk. Ve o günden bugüne bazı belediyelerimiz ‘Tamam’ dediler. Bir hanede, bir işyerinde sıfır su tüketimi varsa evsel atık bedelini, hane atık bedelini almayacağız. Ancak Mezitli, Akdeniz, Erdemli, Çamlıyayla ve Aydıncık Belediyesi bunun dışında. Buradan bir kez daha tekrar etmek istiyorum. Sıfır su tüketimi olan aylarda vatandaşlarımız şikâyet etmeden önce faturalarını incelemelerini, acaba o faturanın altında yatan bedelin ne olduğunu, gerçek sebebini bilmeleri açısından önemli görüyorum. Elbette o da kanunen vatandaştan alınan bir bedel. Kanun da bunun tahsilatını her Büyükşehir Belediyesinde Su ve Kanalizasyon İdaresine yüklemiş. Bunu faturaya yansıt diye. Kanun koyucu da bu işin kolayına kaçmış. ‘Mecburen su faturasını öder, su faturasını ödemezse suyu kesilir. Doğal olarak da evsel atığı öder’ diye düşünmüş. En rahat yolun bu olduğunu görmüş ama bu yükün de Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin, belediye başkanlarının sırtında bir kambur olabileceğini düşünememiş. Şimdi bile bile, niyetli olarak sanki bu bedel su fiyatıymış gibi ‘Mersin’de su fiyatları şöyle yüksek, su faturaları böyle yüksek’ diye bir yanlış propaganda, dezenformasyon ya da kara propaganda yapılıyor. Buradan vatandaşlarımın da dikkatini çekmek istedim” ifadelerini kullandı.
“MERSİN, SU SIKINTISINI EN AZ YAŞAYAN KENTLERDEN BİRİ”
Mersin’in su sıkıntısını en az yaşayan kentlerin başında geldiğinin altını çizen Seçer, “Şimdi Erdemli yaylalarında su sıkıntısı bizden kaynaklı değil. Kuraklık… Türkiye’nin bu anlamda coğrafya olarak baktığınız zaman, demografik özelliklerine baktığınız zaman en az su sıkıntısı yaşayan bölgelerinden bir tanesinin burası olduğunu bilmenizi isterim. Ama bu koşullarda sahil kenti, yazlık kent olacak; yaz nüfusunuz olacak, yaylacı nüfusunuz olacak ya da yazın sahillerde ikincil konutlar olacak. Bakın Ege kıyılarına, Akdeniz kıyılarına… Bu sorunu en az yaşayan kentlerin en başında Mersin gelir. Neden? Çünkü biz Toroslar gibi sıra dağlara sahibiz. Su deposu. Bunun yanında çok önemli iki barajımız var. Bu iki baraj Tarsus ve Mersin merkez olmak üzere toplamda bu nüfusun yüzde 85’ini besliyor. Geri kalan bölgelerde her bölgenin kendine münhasır su kaynakları var. Küçük barajlar var. Ancak bir de yeraltı sularından faydalanıyoruz. Sondajlar yapıyoruz. Sondajlardan aldığımız suyu özellikle yaylalık bölgelerde ihtiyaç sahiplerine, abonelerine veriyoruz. Ama siz de takdir edersiniz ki birkaç yıldır, bu yıl hariç, olağanüstü bir kuraklık yaşadık. Su kaynakları kurudu. Yeni çalışmalar boşuna masraf oldu, boşuna emek verdik, bulamadık. Su bulamadık. 20 metreden çıkan su, 60 metreye düşmüş. 50 metrede yerde su bulamıyorsunuz. Böyle sorunlar yaşadık. Çok da sondaj çalışmamız oldu ama tam anlamıyla muvaffakiyet sağlayamadık. Bölgesel bazı zamanlarda su sıkıntısı oldu. Arzu etmesek de oldu. Bu yıl öyle bir sorun yaşanmayacak. Hem bizim aldığımız tedbirler tabii ki etkili. Birçok yerde yeni sondaj çalışmaları yaptık. 50 milyondan fazla sırf sondajlara harcadık, hep o bölgelerde. Bir de olağanüstü yağışlar oldu. Son birkaç 10 yılın en yoğun yağışını yaşadık. Artık su hazineleri doldu. Bir problem yok. Zorunlu nedenlerden, arıza kaynaklı kesintilerin dışında bu yıl böyle bir şeyin yaşanabileceğini düşünmüyoruz. Bu taşınmazlardan gelir elde edilmesi konusuyla ilgili bir soru yöneltti Sayın Tunçaz. 302 adet taşınmazımızın işgali sonucunda vatandaşlardan gelen 13 adet talep üzerine işgal yerleri kiralanmış. Kiralama işlemleri talep üzerine yapılıyor. Vatandaşlardan kiralama talebi yetersiz kalıyor. Bu sebeple istenilen düzeye ulaşılamamış. Tabii biz de bunun tedbirini alacağız. Yani biz konudan haberdarız. Bir de ikinci işletmeler kuraklık nedeniyle kaynak yetersizliği nedeniyle hat döşemesi yapılamadı. Yine kuraklık kaynaklı çalışma aksamaları olduğunu söyleyebilirim. Dediğim gibi; 5 yılın sonunu beklemek lazım. Verilen sözlerde yaptığımız çalışmalar bir sonraki yıla artık çıkarılabiliyor. Onun da nedenleri farklı.”
“OY DEĞİL, İHTİYAÇ ÖNCELİĞİMİZ”
“İlçeler arasında hizmet ayrımı yapılıyor” iddialarına da tepki gösteren Başkan Seçer, “İlçeler arası asla şu saikle bu saikle bir pozitif ayrımcılık yapmayız. Ancak tek saikle pozitif ayrımcılık yaparız. Gerçekten bugüne kadar gerekli hizmeti almamış, mağdur edilmiş bazı bölgeler vardır. Biz 50 yıl su bekleyen köylere su götürdük. Götürdük yani. 50 yıldır su yok yani. İlk kez çeşmeden su akan köyler var. Erdemli’de var, Silifke’de var. Başkanlarım biliyor. Bugüne kadar ‘O kadar masraf yapılır mı?’ denmiş ama biz götürmüşüz. Asla, çok samimiyetimle söylüyorum. Bunu tüm kalbimle söylüyorum. İnanmanızı istiyorum. Biz stratejik plan yaparken de yatırım programlarını yıllık belirlerken de asla bir bölgenin bize verdiği oyla ilgili en ufak böyle bir nokta kadar aklımızda bir şey olmaz. Öyle bir şey düşünüyorsanız onu aklınızdan silin. Ama öncelik bizim için şudur: İhtiyaç… Bu bir gün sonraya bekler ama bu bugün mutlaka olmalı. Bu önemlidir. Bazı bölgeler vardır ki; bir gün dahi beklerseniz mağduriyeti artırıyorsunuz. Onlara öncelik tanırsınız. MESKİ 24 saat kesintisiz hizmet yapan bir kurum ve bir kamu kurumu. Elbette bir bedel karşılığında hizmet ulaştırıyor ama bu bir kamu hizmeti. Doğal olarak da kamucu bir anlayışla biz bu hizmetleri götürüyoruz. Bizim gelirimiz faturalardan elde ettiğimiz gelirlerdir. Bir de İller Bankası’ndan gelen aylık belli cüzi bir paradır. Bunun dışında da bulduğumuz hibeler vardır. Şu anda 42 milyon euroluk Mezitli bölgesinde yaptığımız, Akdeniz ilçemizdeki kanalizasyon ve içme suyu yatırımlarının toplamı 42 milyon euro hibedir. Bu bize bir gelirdir. Çünkü geri ödemeyeceksiniz bunu. Bizim Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin ya da diğer belediyelerin genel bütçe vergi gelirlerinden gelen paylar Su ve Kanalizasyon İdaresi’ne gelmez. Böyle garanti bir gelirimiz yok. Biz kurumun, Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin iyi yönetimini yapmak zorundayız. Bizim belli bir gelirimiz var. İşte az önce söyledim; yaptığımız yatırımların gelir bütçesine oranını 45’lere hedeflemişiz. Bir cari harcaması var bu kurumun. Yani çarkın dönmesi için insanlar çalışıyor, maaşları var, elektriği var, telefonu var, akaryakıtı var gibi gibi cari harcamaları var ve yatırımları var. Biz bu dengeyi kurmak zorundayız. Bunu yaparken de bir tüccar gibi asla düşünemeyiz. Bir özel sektör zihniyetiyle biz bu kurumu yönetemeyiz. O zaman su 53 lira değil 103 lira olur. İşte 70 küsur… Zaten şu anda 73 lira bizim 1 ton suyun maliyeti demişiz ama 53 liraya satıyoruz. O zaman kârımızı da koyarız, 83 liraya satarız, 85 liraya satarız. Hatta 100 liraya satarız. Ama böyle değil. Hiçbir belediye başkanı vatandaşına pahalı su içirmez. İyi bir siyasetçi, iyi bir belediye başkanı bunu yapmaz. Ama iyi bir belediye başkanı kurumun selameti açısından mali dengeyi de kurmak zorundadır. Popülizm yapmaz. Popülizm yapan ülke yöneticileri ülkesini batırır. Popülizm yapan belediye başkanları belediyesini de batırır. Ama bu demek değildir ki; ticari bir kafayla bunu yapıyoruz. Biz kamucu bakış açısıyla hareket ediyoruz. Ama bazı uygulamalarımızda tabii ki özel sektör ferasetini ortaya koyarız. Bir yatırım yaparken, bir ihale yaparken, bir mal satın alırken buna dikkat ederiz. O kıvraklığımızı kullanırız. Ama vatandaşa hizmet götürürken bizim için esas olan kamucu bakış açısıdır.” dedi.
Konuşmaların ardından Denetim Raporu oy birliğiyle kabul edildi.
|