MERVE KANKAN
14 Mayıs Eczacılık Günü kapsamında Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen törende konuşan Mersin Eczacı Odası Başkanı Aliye Akgül Aydın, “İlaca erişim sorunu artık yalnızca ekonomik değil, doğrudan halk sağlığını ilgilendiren yapısal bir sorun haline geldi. Sağlığa ayrılan kamu kaynaklarının artırılması, yenilikçi ilaçlara erişimi kolaylaştıracak sürdürülebilir ilaç politikalarının geliştirilmesi, yerli biyoeşdeğer ilaç üretiminin desteklenmesi ve vatandaşlarımızın cepten yaptığı sağlık harcamalarını azaltacak koruyucu sağlık uygulamalarının güçlendirilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur.” dedi.
Mersin Eczacı Odası tarafından “14 Mayıs Eczacılık Günü” kapsamında Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen “14 Mayıs Eczacılık Günü” töreninde; saygı duruşu, İstiklal Marşı ve çelenk sunumu gerçekleştirildi. Basın açıklamasını okuyan Oda Başkanı Aliye Akgül Aydın, bilimsel eczacılığın 187 yıllık geçmişine dikkat çekerek eczacıların sağlık sistemindeki kritik rolünü vurguladı. Kronik hastalık yükünün arttığını belirten Aydın, eczanelerin yalnızca ilaç temin edilen yerler değil, toplumun en kolay ulaştığı birinci basamak sağlık danışmanlığı merkezleri olduğunu ifade etti. Mersin Eczacı Odası’nın diyabet risk taramaları ve halk sağlığı çalışmalarıyla hazırladığı bilimsel araştırmanın Uluslararası Eczacılık Federasyonu Kongresi’nde sunulmak üzere kabul edildiğini açıklayan Aydın; kamu eczacılarının yaşadığı özlük hakları sorunlarına, ilaçta erişim krizine, yenilikçi ilaçların Türkiye’ye girişindeki sıkıntılara ve vatandaşın artan cepten sağlık harcamalarına da dikkat çekti. “Tek Sağlık” yaklaşımına vurgu yapılarak belediyelerle birlikte yürütülen “Evsel Atık İlaç Toplama” projesiyle çevre ve halk sağlığını korumayı hedeflediklerini belirterek, bilimsel eczacılığı güçlendiren ve toplum sağlığına katkı sunan projeleri sürdürmeye devam edeceklerini söyledi.
“KRONİK HASTALIK YÜKÜ GİDEREK ARTIYOR”
Son TÜİK verileri, ülke nüfusunun hızla yaşlandığını ve buna bağlı olarak kronik hastalık yükünün giderek arttığını belirten Aydın, “Sağlık Bakanlığı verilerine göre son bir yıl içerisinde yaklaşık 30 milyon vatandaşımıza kronik hastalık taraması yapılmış, milyonlarca yeni obezite, diyabet, hipertansiyon ve kardiyovasküler risk tanısı konulmuştur. Ayrıca her 5 kişiden 3’ünün kronik hastalık riski altında olduğu görülmektedir. Bu tablo; daha güçlü bir birinci basamak sağlık sistemine, koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasına ve sahadaki sağlık profesyonellerinin daha etkin kullanılmasına ihtiyaç olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. İşte tam da bu nedenle eczacının sağlık sistemi içerisindeki rolünün güçlendirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Kolay erişilebilir yapısı, yaygın hizmet ağı ve bilimsel danışmanlık kapasitesiyle eczaneler; koruyucu sağlık hizmetlerinin en güçlü paydaşlarından biri olmalıdır.” dedi. Bugün sağlık sistemlerinin karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri de ilaca erişimin olduğunu vurgulayan Aydın, “OECD verilerine göre Türkiye’de sağlık harcamalarının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla içindeki payı yaklaşık yüzde 5,3 seviyesindeyken, OECD ortalaması yüzde 9,3 düzeyindedir. Kişi başı ilaç harcamasına baktığımızda ise OECD ülkelerinde ortalama yaklaşık 570 dolar seviyesinde olan bu rakamın, ülkemizde son yılların en düşük düzeylerinden biri olan yaklaşık 131 dolar seviyesinde kaldığını görüyoruz. OECD ortalamasının oldukça altında kalan bu veriler, ülkemizin sağlık ve ilaç harcamalarında son sıralarda yer aldığını göstermektedir. Sağlığa ayrılan kaynağın yetersiz kalması, doğrudan ilaç politikalarına ve vatandaşlarımızın ilaca erişimine de yansımaktadır. Özellikle yenilikçi ve yüksek maliyetli yeni nesil ilaçların ülkemize girişinde ciddi sorunlar yaşanmakta; düşük geri ödeme seviyeleri ve ekonomik baskılar nedeniyle birçok küresel ilaç firması Türkiye pazarına sınırlı sayıda ürün sunmakta ya da pazardan çekilmektedir. Avrupa’da yenilikçi ilaçlara erişim oranı yaklaşık yüzde 46 seviyelerindeyken, ülkemizde bu oran maalesef yüzde 3’lere kadar gerilemiştir. Öte yandan TÜİK verilerine göre 2024 yılında vatandaşlarımızın cebinden yaptığı sağlık harcamaları da ciddi şekilde artmış; toplam sağlık harcamaları içerisindeki cepten ödeme oranı yaklaşık yüzde 19 seviyesine ulaşmıştır. Bu tablo bizlere ilaca erişim sorununun artık yalnızca ekonomik değil, doğrudan halk sağlığını ilgilendiren yapısal bir sorun haline geldiğini açıkça göstermektedir. Bizler; sağlık hizmetlerine ve ilaca erişimin ekonomik koşullardan bağımsız, sürdürülebilir ve eşit bir hak olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Sağlığa ayrılan kamu kaynaklarının artırılması, yenilikçi ilaçlara erişimi kolaylaştıracak sürdürülebilir ilaç politikalarının geliştirilmesi, yerli biyoeşdeğer ilaç üretiminin desteklenmesi ve vatandaşlarımızın cepten yaptığı sağlık harcamalarını azaltacak koruyucu sağlık uygulamalarının güçlendirilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur.” ifadelerini kullandı.
|