UCİM tarafından Mersin’de düzenlenen “Kelebek Etkisi Konuşmaları”; hukuktan sanata, bilimden iş dünyasına kadar toplumun lider isimlerini çocuk hakları için aynı sahnede buluşturdu. "Gerçek mücadele, sessizliğe rağmen konuşabilmektir" mesajının damga vurduğu etkinlikte, çocuk istismarına karşı topyekûn dayanışma ve vazgeçmeme çağrısı yapıldı.
ABDULLAH ÖZTÜRKMEN
Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM) tarafından Mersin’de düzenlenen “Kelebek Etkisi Konuşmaları”, toplumun farklı kesimlerinden isimleri aynı sahnede buluşturdu. Çocuk hakları, toplumsal mücadele, kadınların güçlenmesi, sanatın iyileştirici gücü, bireysel farkındalık ve dayanışma temalarının öne çıktığı etkinlik; yoğun katılımla gerçekleştirildi. Program boyunca yapılan konuşmalarda ortak vurgu; çocukların güvenliği, toplumun sessiz kalmaması, bireylerin birbirine destek olması ve mücadeleden vazgeçmemesi üzerine oldu. Katılımcılar, kendi yaşam deneyimlerinden örnekler vererek toplumsal dönüşümün ancak birlikte hareket edilmesiyle mümkün olabileceğini ifade etti. Mersin’de UCIM’in düzenlediği “Kelebek Etkisi Konuşmaları” yoğun ilgi gördü. Kelebek Etkisi Konuşmalarına katılan UCİM – Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği Başkanı Saadet Özkan, Başkan Yardımcısı Yücel Ceylan, tiyatro sanatçısı Ragıp Savaş, tasarımcı Semiha Artuç, iş insani Zehra Işık, yazar ve farkındalık rehberi Ayşe Sarızeybek, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Aslı Can, Prof. Dr. Halis Dokgöz, gazeteci Başak Şengül ve davetliler katıldı.
“GERÇEK MÜCADELE, SESSİZLİĞE RAĞMEN KONUŞABİLMEKTİR”
Programın en dikkat çeken konuşmalarından birini yapan UCİM Başkanı Saadet Özkan, yıllardır çocuk istismarına karşı sürdürdükleri mücadelenin yalnızca hukuki değil aynı zamanda vicdani bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti. Toplumun çoğu zaman görmezden geldiği olaylarda bile ses çıkarmaya devam ettiklerini belirten Özkan, çocukların güvenli bir yaşam hakkının tartışılmaz olduğunu söyledi. Özkan, “Gerçek mücadele, bir çocuğun hakkını koruyabilmek için dünyanın sessizliğine rağmen konuşmaya devam edebilmektir. Mücadele, çocukların hakkını savunurken koşullar ne olursa olsun doğru olandan vazgeçmemektir.” dedi. Konuşmasında çocukların psikolojik olarak güçlendirilmesinin önemine de değinen Özkan; sevgi, özgüven ve değer duygusunun çocukları koruyan en güçlü kalkan olduğunu ifade etti. “Biz çoğu zaman çocuklarımıza ‘Kendini koru’ diyoruz ama asıl mesele onların kendilerini değerli hissetmeleridir” diyen Özkan, şöyle devam etti: “İnsan önce kendini sevmeli. Kendini seven, kendine değer veren bireyler yetiştirebilirsek çocuklarımızı kimse manipüle edemez, hayatlarını karartamaz. Önümüze çıkan zorluklardan, bizi korkutmaya çalışan insanlardan asla korkmamalıyız. Çünkü mücadele etmek bazen sadece ayakta kalabilmek demektir. Bugün burada bulunan herkes aslında bir çocuğun hayatına dokunabilecek güce sahip. Sessiz kalmamak, fark etmek ve sahip çıkmak çok önemli.”
CEYLAN: YAŞADIĞIMIZ SÜRECE MÜCADELE EDECEĞİZ
UCİM Genel Başkan Yardımcısı Yücel Ceylan ise dernek olarak 12 yıldır büyük bir kararlılıkla mücadele verdiklerini belirterek, toplumun desteğinin önemine dikkat çekti. Ceylan, çocuk istismarının yalnızca belirli kurumların değil; tüm toplumun çözmesi gereken bir sorun olduğunu ifade ederek katılımcılara çağrıda bulundu. “Sizleri bu mücadelede elimizi tutmaya davet ediyoruz” diyen Ceylan, şu ifadeleri kullandı: “12 yıldır mücadele ediyoruz. Gerekirse 22 yıl daha mücadele ederiz. Yaşadığımız sürece çocuklarımız için mücadele etmeye devam edeceğiz. Ben inanıyorum ki; birçok Avrupa ülkesinden önce bizim ülkemizde çocuk istismarı minimum seviyeye inecek. Çünkü bu ülkede UCİM var.” Ceylan, çocukların güvenliğinin toplumun ortak sorumluluğu olduğunun altını çizerek, “Bir çocuğun hayatını değiştirmek bazen bir kişinin duyarlılığıyla başlıyor. Bu yüzden herkesin bu mücadelede sorumluluğu var.” dedi.
RAGIP SAVAŞ: BU MÜCADELENİN İÇİNDE OLMAK İSTEDİM
Tiyatro sanatçısı Ragıp Savaş da etkinlikte yaptığı konuşmada sanatın toplumsal dönüşümdeki gücüne dikkat çekti. Çocuk istismarına karşı verilen mücadelenin kendisini derinden etkilediğini belirten Savaş, bu nedenle UCİM çalışmalarının bir parçası olmak istediğini söyledi. “UCİM bana çok cazip geldi çünkü ortada çocuklarımız için verilen çok önemli bir mücadele var” diyen Savaş, “Ben de bu mücadelenin içinde olmak istedim. Bu mesele yıllarca devam edecek bir mücadele. Hepimizin taşın altına elini koyması gerekiyor” ifadelerini kullandı. Sanatın insanları düşündüren ve dönüştüren bir gücü olduğunu söyleyen usta oyuncu, özellikle gençlerin sanatla buluşmasının toplumsal bilinç açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Savaş, “Tiyatro insanı insana anlatır. İnsanların birbirini anlamaya, dinlemeye ve empati kurmaya her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Çocuklarımızı yalnız bırakmamalıyız.” dedi.
ARTUÇ: ACILARIN ÇİÇEK AÇTIĞI YERLER DE VAR
Üretim ve tasarım alanındaki çalışmalarıyla tanınan Semiha Artuç ise konuşmasında umudun ve emeğin önemine değindi. UCİM bünyesinde desteklenen çocukların başarı hikâyelerinin kendilerine güç verdiğini anlatan Artuç, özellikle eğitim alanındaki başarıların mücadeleye olan inançlarını artırdığını söyledi. “Bizim kahraman çocuklarımız arasında üniversite kazananlar, çok kıymetli bölümlerde okumaya başlayanlar var” diyen Artuç, “İşte o zaman diyorsunuz ki; bütün bu mücadeleye değiyor. Her şey sadece acıdan ibaret değil. Acıların çiçek açtığı yerler de var” şeklinde konuştu. Artuç ayrıca üretmenin iyileştirici bir tarafı olduğunu belirterek; “Bir çocuğun yeniden hayal kurabilmesi, yeniden gülümseyebilmesi dünyanın en büyük mutluluklarından biri” ifadelerini kullandı.
IŞIK: HAYALLERİM HEP DAHA YÜKSEKTEYDİ
İş insanı Zehra Işık da kendi yaşam hikâyesi üzerinden kadınların güçlenmesi, hedeflere ulaşma süreci ve azim üzerine değerlendirmelerde bulundu. Başarının yalnızca maddi kazanımlarla ölçülmemesi gerektiğini söyleyen Işık, insanların hayatına dokunabilmenin çok daha büyük bir değer taşıdığını ifade etti. “Belki herkesin hayali vardır ama benim hayallerim biraz daha yüksekteydi” diyen Işık, şöyle konuştu: “Eğer bir kadını kendini daha güçlü hissettirebildiysem, bir genç vazgeçmediyse ya da bir çocuğun hayatına dokunabildiysem, bu bana yeter diye düşünüyorum.” Kadınların ekonomik ve sosyal anlamda güçlenmesinin toplumun geleceği açısından önemli olduğunu vurgulayan Işık, “Kadın güçlenirse aile güçlenir, çocuk güçlenir, toplum güçlenir” diye konuştu.
SARIZEYBEK: HEPİMİZ DEV BİR KELEBEĞİN PARÇASIYIZ
Yazar ve farkındalık rehberi Ayşe Sarızeybek ise konuşmasında “kelebek etkisi” kavramı üzerinden birlik ve dayanışma mesajı verdi. Bir insanın inancı, enerjisi ve kararlılığının büyük değişimlere yol açabileceğini belirten Sarızeybek, salondaki herkesi “dev bir kelebeğin kanatlarındaki hücreler” olarak gördüğünü söyledi. Sarızeybek, “Bir tek inanmış insan bile dünyayı değiştirebilir. Tıpkı bir kelebeğin kanat çırpışının başka bir yerde kasırga oluşturması gibi, inanmış bir insanın enerjisi de büyük dönüşümler yaratabilir.” dedi. Toplumsal sorunların çözümü için birlikte hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Sarızeybek, şu ifadeleri kullandı: “Birlik ve beraberlik ruhuyla hareket ettiğimizde ağlayacağımız çocuk hikâyeleri de kadın hikâyeleri de azalacak. Yasaların değişmesi, yeni düzenlemelerin yapılması için elimizi taşın altına koymamız gerekiyor. Uzaktan seyrederek değişim olmaz.” Sarızeybek ayrıca insanların önce kendi içlerindeki korkuları aşması gerektiğini belirterek, “Dönüşüm insanın kendi içinde başlıyor. Kendini değiştiren insan çevresini de değiştirebilir” şeklinde konuştu.
CAM: UCİM GÜNÜMÜZÜN SÜPER KAHRAMANLARI
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Aslı Can da etkinlikte yaptığı konuşmada UCİM gönüllülerinin büyük bir özveriyle mücadele verdiğini ifade etti. Can, çocukların yaşamına dokunabilmek için çalışan insanların günümüzün gerçek kahramanları olduğunu belirterek, “Ben bir süre onların yanında bulunma fırsatı yakaladım. Her şeye rağmen yılmadan mücadele eden insanlar gördüm. Benim için onlar çocuklarımızın süper kahramanları.” dedi. Mücadelenin bazen tek bir destek eliyle başladığını ifade eden Can, “Bu bazen bir öğretmen olur, bazen bir doktor, bazen bir dost… Ama insanı yeniden ayağa kaldıran şey, o destek ve dayanışmadır” diye konuştu. Can, ayrıca toplumun özellikle çocuklar konusunda daha duyarlı olması gerektiğini belirterek; “Bir çocuğun hayatına dokunmak bazen onun bütün geleceğini değiştirebilir” ifadelerini kullandı.
ADALET VE BİLİMİN ORTAK NOKTASI
Adli tıp alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Halis Dokgöz ise konuşmasında bilimin toplumsal adalet açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Dokgöz, özellikle çocuklar ve dezavantajlı bireyler söz konusu olduğunda bilimsel yaklaşımın hayati bir rol oynadığını belirterek; adli tıbbın yalnızca teknik bir alan olmadığını, aynı zamanda vicdani bir sorumluluk taşıdığına dikkat çekti. Görünmeyen detayların çoğu zaman gerçeğe ulaşmanın anahtarı olduğunu ifade eden Dokgöz, “Adalet bazen küçük bir ayrıntının doğru değerlendirilmesiyle sağlanır. Bilim insanlarının sorumluluğu da burada başlıyor” diye konuştu. Toplumun bilinçlenmesinin önemine de değinen Dokgöz, çocukların korunması konusunda herkesin dikkatli olması gerektiğini söyledi. Gazeteci Başak Şengül ise etkinlikte yaptığı konuşmada hayatın zorlukları karşısında vazgeçmemenin önemine vurgu yaptı. Şengül, insanların bazen en zor anlarında yeniden ayağa kalkma gücünü bulabildiğini belirterek; “Belki bugün içinizde yeni bir kıvılcım uyanacak. Belki tam vazgeçmek üzereyken yeniden mücadele etmeye karar vereceksiniz” diye ifade etti. Mücadelenin cesaret ve sabır gerektirdiğini ifade eden Şengül, “Bazen cesaret zırhını giymek gerekir, bazen de sabırla yürümeye devam etmek. Bugün burada kalpten kalbe bir bağ kuracağız.” dedi. Şengül ayrıca iletişim dünyasında yaşanan dönüşümlere ve yapay zekânın hayat üzerindeki etkilerine değinerek; teknolojinin doğru kullanıldığında toplumsal farkındalık için önemli bir araç olabileceğini ifade etti.
|