Kazanlı’daki patlama için kritik uyarı




Tarih: 25 Mayıs 2026 Pazartesi 11:15


Elektrik Mühendisi Seyfettin Atar, Kazanlı’daki yakıt tankı patlamasının yalnızca bir iş kazası değil, kamu güvenliği, şehir planlaması ve endüstriyel risk yönetimi açısından ciddi bir uyarı olduğunu belirterek; tesis denetimleri, yangın müdahalesi, köpük sistemleri ve sanayi-yerleşim ilişkilerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Kazanlı Bölgesindeki endüstriyel tesislerde meydana gelen kazalar hakkında değerlendirmelerde bulunan Elektrik Mühendisi Seyfettin Atar, “Mersin’in Akdeniz ilçesi Kazanlı bölgesinde bulunan AVES Enerji Dolum Tesisi’nde geçtiğimiz günlerde meydana gelen yakıt tankı patlaması, yalnızca bir iş kazası olarak değerlendirilemeyecek kadar çok boyutlu bir endüstriyel olaydır. Olay; iş sağlığı ve güvenliği, teknik işletme prosedürleri, acil müdahale süreçleri, şehir planlaması ve kamu güvenliği açısından bütüncül biçimde ele alınmalıdır. Öncelikle hayatını kaybeden emekçiye Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve çalışma arkadaşlarına başsağlığı diliyoruz. Her iş kazası, yalnızca bir istatistik değil, telafisi olmayan bir insan kaybıdır.” dedi.

“PERSONELİN YÜKSEKTE ÇALIŞMA VE PATLAYICI ORTAM EĞİTİMLERİ YETERLİ Mİ?”

Olayın teknik ve güvenlik boyutu hakkında bilgiler veren Atar, “Akaryakıt ve yanıcı madde depolama tesisleri, yüksek riskli endüstriyel tesisler kapsamında değerlendirilmektedir. Bu nedenle söz konusu tesislerde; tank kontrolleri, patlayıcı ortam analizleri, gaz ölçümleri, yangın söndürme altyapıları, köpük sistemleri, buhar baskılama mekanizmaları, acil durum planları ve çalışan güvenliği uygulamalarının ilgili mevzuat ve uluslararası standartlara uygun şekilde sürekli denetlenmesi zorunludur. Özellikle uçucu ve parlayıcı ürünlerin bulunduğu tanklarda; statik elektrik, buhar sıkışması, gaz birikimi, kıvılcım oluşumu ve sıcak çalışma riski en kritik tehlike başlıkları arasında yer almaktadır. Bu kapsamda kamuoyunun yanıt beklediği temel sorular şunlardır: Tesisin periyodik teknik denetimleri düzenli yapılmış mıdır? Sistemlerin çalışırlık ve kullanım uygunluk testleri eksiksiz uygulanmış mıdır? Patlayıcı ortam prosedürleri olay günü aktif şekilde uygulanmış mıdır? Tankın buhar baskılama ve basınç tahliye sistemleri çalışır durumda mıydı? Köpük hatları, yangın pompaları ve müdahale altyapısı tam kapasite hazır durumda mıydı? Numune alma veya kontrol işlemleri sırasında gerekli iş güvenliği önlemleri alınmış mıdır? Personelin yüksekte çalışma ve patlayıcı ortam eğitimleri yeterli midir? Olay önceden öngörülebilecek teknik bir riskin sonucu mudur?” diye sordu.

“KULLANILAN KÖPÜK MADDESİ İLGİLİ YAKIT SINIFINA UYGUN MUDUR?”

Yangın güvenliği, köpük sistemleri ve müdahale sürecine de dikkat çeken Atar, “Akaryakıt tank yangınları sıradan yangınlar değildir. Bu tür olaylarda yanlış müdahale; Patlama riskini artırabilir, yangının yayılmasına neden olabilir, köpük örtüsünü bozabilir, zincirleme tank etkisi oluşturabilir. Uluslararası standartlara göre; Köpüklü söndürme sistemleri, sabit köpük ring hatları, köpük monitörleri, tank soğutma sistemleri, mobil köpük müdahale altyapıları, dizel yedekli yangın pompaları, otomatik algılama sistemleri, buhar baskılama mekanizmaları eş zamanlı ve koordineli şekilde çalışmak zorundadır. Bu kapsamda kamuoyunun açıklama beklediği diğer başlıklar şunlardır: Tesisin sabit köpük hatları olay anında aktif olarak çalışmış mıdır? Köpük sistemlerinin basınç ve debi yeterliliği uygun mudur? Kullanılan köpük maddesi ilgili yakıt sınıfına uygun mudur? İlk müdahale süresi ne kadardır? Köpük rezerv kapasitesi yeterli midir? Buhar baskılama sistemleri olay anında devreye girmiş midir? Olay mahallinde güvenlik çemberi oluşturulmuş mudur? Yetkisiz kişilerin olay alanına girişleri engellenmiş midir? Müdahale yalnızca eğitimli ekipler tarafından mı yürütülmüştür? Olay komuta sistemi tek merkezden mi yönetilmiştir? Ayrıca sahadan gelen bazı iddialar kapsamında, olay sırasında bazı kişilerin tesis içerisine girerek müdahale sürecine dahil olduğu ve itfaiye ekiplerine teknik olmayan yönlendirmelerde bulunulduğu yönünde duyumlar bulunmaktadır. Özellikle “su sıkılması” yönünde verilen olası müdahale talimatlarının doğruluğu ve olay yönetimine etkileri açıklığa kavuşturulmalıdır. Çünkü yüksek riskli endüstriyel yangınlarda müdahale disiplini ve olay yeri güvenliği, en az söndürme operasyonu kadar kritik öneme sahiptir.” ifadelerini kullandı.

“YAŞANAN KAZA CİDDİ BİR UYARIDIR”

 Bölgesel risk, şehir planlaması ve alan kullanımı konusuna da değinen Atar, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Kazanlı ve Karaduvar hattı, yıllardır ağır sanayi, enerji, akaryakıt depolama ve lojistik tesislerinin yoğunlaştığı bir bölge haline gelmiştir. Bölgede farklı şirketlere ait çok sayıda büyük hacimli yakıt depolama tankı bulunduğu bilinmektedir. Buna karşılık aynı bölge; Balıkçılık kültürü, kıyı yerleşimleri, tarım alanları, yaşam bölgeleri, turizm potansiyeli ile iç içe geçmiş durumdadır. Karaduvar uzun yıllar balıkçılık kimliğiyle anılmış bir yerleşim bölgesidir. Ancak zaman içerisinde ağır sanayi ve enerji depolama faaliyetlerinin yoğunlaşması, bölgenin sosyo-ekonomik yapısını önemli ölçüde değiştirmiştir. Ayrıca Mersin kıyı hattı geçmişten bu yana turizm açısından öncelikli gelişim alanları arasında değerlendirilmesine rağmen, aynı sahil bandında yüksek riskli depolama tesislerinin yoğunlaşması ciddi bir planlama çelişkisini ortaya çıkarmaktadır. Bugün artık şu soru açık biçimde sorulmalıdır: Bir bölge aynı anda; ağır sanayi merkezi, akaryakıt depolama üssü, yoğun yerleşim alanı, balıkçı kıyısı ve turizm bölgesi olarak sürdürülebilir şekilde var olabilir mi? Dünyanın gelişmiş ülkelerinde bu tür yüksek riskli enerji depolama alanları; yerleşimlerden uzak planlanmakta, tampon güvenlik bölgeleri oluşturulmakta, risk haritaları kamuoyu ile paylaşılmakta, acil tahliye senaryoları hazırlanmakta, çevresel etki analizleri düzenli olarak güncellenmektedir. Ancak Mersin’de sanayi büyürken şehir de sanayiye doğru büyümektedir. Mersin artık yalnızca bir liman kenti değildir. Enerji depolama, lojistik, petrokimya, ağır sanayi, turizm ve yaşam alanlarının iç içe geçtiği çok katmanlı bir kent yapısına dönüşmektedir. Bu nedenle; bölgesel risk haritalarının hazırlanması, sanayi-yerleşim mesafe kriterlerinin yeniden değerlendirilmesi, bağımsız teknik denetimlerin artırılması, acil tahliye planlarının oluşturulması, çevresel güvenlik senaryolarının güncellenmesi, kıyı kullanım planlamalarının yeniden ele alınması zorunluluk haline gelmiştir. Yaşanan bu ciddi olay, yalnızca bir tesis kazası değil; denetim, planlama, risk yönetimi ve kamu güvenliği açısından çok yönlü değerlendirilmesi gereken ciddi bir uyarıdır. Hayatını kaybeden işçinin geri dönüşü mümkün değildir. Ancak benzer olayların tekrar yaşanmaması için; denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, bağımsız teknik kontrollerin artırılması, risk analizlerinin güncellenmesi, şehir planlama kararlarının yeniden ele alınması, acil müdahale sistemlerini düzenli test edilmesi, sanayi-yerleşim sınırlarının netleştirilmesi gerekmektedir. Sanayi büyümektedir; ancak asıl mesele bu büyümenin insan hayatı, çevre güvenliği ve kent kimliği ile birlikte sürdürülebilir olup olmadığıdır.”  (Haber Merkezi)



Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinhakimiyet.com © Copyright 2019-2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. mersinhakimiyet.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA