MERVE KANKAN
Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Gezi Direnişinin 13’üncü yılı dolayısıyla Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya geldi. Platform adına açıklamayı yapan İsmail Oğuz, Gezi Direnişinin halkın ortak vicdanı olduğunu vurgulayarak; demokrasi, hukuk ve halk iradesi mücadelesinin süreceğini söyledi.
Mersin’de Özgür Çocuk Parkı’nda toplanan Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri, Gezi Direnişinin 13’üncü yılında yaptıkları açıklamada; “Gezi’nin eşitlik, özgürlük ve dayanışma umudu bu ülkenin geleceğinde yaşamayı sürdürecektir” mesajı verdi. Platform adına konuşan İsmail Oğuz, Türkiye’de hukukun siyasallaştırıldığını, halk iradesine yönelik müdahalelerin arttığını belirterek demokrasi mücadelesinin süreceğini ifade etti.
“GEZİ HALKIN ORTAK VİCDANININ SESİ OLDU”
Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Gezi Direnişinin 13’üncü yılı nedeniyle Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Platform adına açıklamayı okuyan İsmail Oğuz, Gezi Direnişinde yaşamını yitiren yurttaşları anarak başladığı konuşmasında; Gezi’nin yalnızca bir parkı savunma eylemi olmadığını söyledi. Oğuz, “13 yıl önce milyonlarca yurttaş; kentlerini, doğayı, yaşam alanlarını, özgürlüklerini ve geleceğini savunmak için meydanlarda bir araya geldi. Gezi Direnişi yalnızca bir parkı savunmanın değil; baskıya, rant politikalarına, otoriterliğe ve hukuksuzluğa karşı halkın ortak vicdanının sesi oldu. Gezi; gençlerin umutla kurduğu gelecekti, kadınların yaşam mücadelesiydi, emekçilerin adalet arayışıydı, bilimden, laiklikten ve demokrasiden yana olan milyonların ortak itirazıydı” diye konuştu.
“HUKUKUN YERİNİ KEYFİLİK ALDI”
Türkiye’de ifade özgürlüğünün baskı altında olduğunu savunan Oğuz, yargının siyasallaştığını ve demokratik hakların hedef alındığını ileri sürdü. Açıklamada, “Hukukun üstünlüğünün yerini keyfiliğin aldığı, yargının siyasallaşarak araçsallaştırıldığı, ifade özgürlüğünün baskı altına alındığı, seçilmişlerin görevden uzaklaştırıldığı, gençlerin, gazetecilerin ve hak arayan yurttaşların susturulmak istendiği bir dönemden geçiyoruz” ifadelerine yer verildi. Gezi Direnişinin ortaya çıkardığı dayanışma kültürünün bugün de sürdüğünü kaydeden Oğuz, üniversitelerde, işçi direnişlerinde ve kadın mücadelesinde Gezi’nin izlerinin görüldüğünü söyledi. Oğuz, “Bugün üniversitelerde özgürlük talep eden gençlerde, emeği için direnen işçilerde, yaşamları için direnen kadınlarda, doğasını ve kentlerini koruyan yurttaşlarda Gezi’nin sesi yeniden yükselmektedir.” dedi.
“GEZİ DAVASI SİYASAL HESAPLAŞMANIN ARACINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”
Gezi Davası’na ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Oğuz, davanın hukuki değil siyasi bir süreç olarak işletildiğini savundu. Oğuz, “Aradan geçen 13 yılda siyasi iktidar, Gezi’nin meşru ve demokratik taleplerini bastırmak amacıyla baskı ve sindirme politikalarını derinleştirmiş; Gezi Davası ise hukukun değil siyasal hesaplaşmanın aracı haline getirilmiştir” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca anayasa kararlarının uygulanmadığı ve evrensel hukuk ilkelerinin yok sayıldığı belirtilerek, yaşanan sürecin Türkiye’deki adalet sisteminin içinde bulunduğu tabloyu gösterdiği ifade edildi.
“HALK İRADESİNE YÖNELİK MÜDAHALELER ARTIYOR”
Son dönemde yaşanan siyasi gelişmelere de değinen Oğuz, halkın seçme ve seçilme hakkına yönelik müdahalelerin arttığını savundu. Oğuz, “Yaşananlar herhangi bir parti içi mesele değil; halk iradesine ve demokratik siyasetin kendisine yönelik açık bir müdahaledir.” dedi. Yerel seçimlerin ardından muhalefete yönelik baskıların arttığını ileri süren Oğuz, “Yerel seçimlerde ortaya çıkan halk iradesini hazmedemeyenler; önce seçilmiş belediye başkanlarını, siyasetçileri ve muhalif toplumsal kesimleri siyasallaştırılmış yargı operasyonlarıyla hedef almış, kendileri dışındaki siyasi partileri fiilen etkisiz hale getirmeye yönelmiştir” diye konuştu.
“ÖRGÜTLÜ HALKTAN DAHA BÜYÜK BİR GÜÇ YOKTUR”
Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik gelişmelere de değinen Oğuz, demokrasi ve halk iradesi mücadelesinin süreceğini belirtti. Oğuz, “Cumhuriyet Halk Partisi’ne dönük ‘mutlak butlan’ davası ve bugün parti binasına emniyet güçleri eliyle zorla girilmesi, Türkiye’de demokratik siyaset alanını bütünüyle tasfiye etmeye dönük daha büyük bir kuşatmanın parçasıdır.” dedi. Açıklamanın sonunda ise şu ifadeler kullanıldı: “Bu halkı yoksullaştıranlar, işçiden ve emekçiden alıp sermayeyi büyütenler, halktan değil emperyalist merkezlerden aldığı destekle ayakta kalmaya çalışanlar şunu bilmelidir: Örgütlü bir halktan daha büyük bir güç yoktur. Bizler emek ve demokrasi platformu olarak; bedeli ne olursa olsun demokrasi, halk iradesi ve adaletin yanında olmaya devam edeceğiz. Gezi’nin eşitlik, özgürlük ve dayanışma umudu bu ülkenin geleceğinde yaşamayı sürdürecektir. Demokrasi, adalet ve barış ancak yan yana durarak; birlikte mücadele ederek kazanılacaktır.”
|